Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.012
Gösterim
Adı:
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
434
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052320389
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karina Yayınevi
-Bazen dünyayla savaşır insan, kendisiyle barışmak için.
-Beyni paraya kilitli, düğmeleri ağaya ilikli aydın olmaz.
-İnsan olana, som altındır bir çocuğun çakıl taşları.
-Hiçbir yokluk, anne yokluğuyla boy ölçüşemez.
-Karanlık, ancak ışıkla yıkanır.
-Nasıl da serinler güneş ışığı suya değince.
-Önce yüreğinden üşür insan.
-Sevgiyle yoğrulmayan, sevgiyle doyurulmayan bir dünyada barış ağacı yeşermez.
-Yaprak dala, insan insana tutunur.
434 syf.
·Beğendi
"Aşk, bir bedende iki kişi."
“Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi
Şapkandan bir kumru havalansın
Bana öyle büyük ki bu kalp,
Gelsin yüreğime yuvalansın”
.
Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi.
Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan, duyarsızlığından, mutsuzluğundan, umutsuzluğundan, yalnızlığından da şikayet ediyor. Robotlaşmış, mekanikleşmiş, doğallıktan uzaklaşmış, başkaları ne der şiarıyla yaşamı kendine rehber edinmiş empati yoksunu bir insanlar topluluğundan rahatsızlığını da dile getiriyor.

Bu bağlamda kitaptaki şiirlerin okuyucuyu sıkmayan, mesajı açık, anlaşılır, sade şiirler olduğunu düşünüyorum. Şair şunu demek istemiş, bunu demek istemiş şeklinde tercüme ve tercüman gerektirmediğini, yoruma ihtiyaç hissetmediğini, pazardaki karpuz gibi, elma gibi, erik gibi, kiraz gibi somut, capcanlı dipdiri şiirler olarak değerlendiriyorum. Yani şiir ete kemiğe bürünmüş, eğip bükmeden, lafı dolandırmadan söylenmiş, çiçekle ilgiliyse çiçek, güneşle ilgiliyse güneş, insanla ilgiliyse insanı odağına oturtmuş.
Bu kitabın tüm geliri "ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ”ne bağışlanmış.
Kitabı herkese önerir ve şimdiden Kitaba göz nuru dökerek gönlünü bırakacaklara keyifli okumalar dilerim.
434 syf.
·1 günde·Beğendi
Alıntı...
-Bazen dünyayla savaşır insan, kendisiyle barışmak için.

-Beyni paraya kilitli, düğmeleri ağaya ilikli aydın olmaz.

-İnsan olana, som altındır bir çocuğun çakıl taşları.

-Hiçbir yokluk, anne yokluğuyla boy ölçüşemez.

-Karanlık, ancak ışıkla yıkanır.

-Nasıl da serinler güneş ışığı suya değince.

-Önce yüreğinden üşür insan.

-Sevgiyle yoğrulmayan, sevgiyle doyurulmayan bir dünyada barış ağacı yeşermez.

-Yaprak dala, insan insana tutunur.

Öncelikle kitabı benim fikrimce şiir seven sevmeyen herkes mutlaka okumalı. Kitabı okumaya başlarken önce aklımla başladım sonra kalbim devreye girdi. Tüm kelimeler cümleler muazzam şekilde dokunuyor insanın kalbine.

Yahu ne güzel bir kitapmış. Kitabı görünce bu kadar kalın şiir kitabı olmaz, boş şiirlerle doldurulmuştur dedim ama kitabı 2 kez okudum. Buda benim büyük ön yargılarıma güzel bir tokat oldu (: Kitabın öylesine muhteşem bir anlatımı vardı ki cümlelerde kaybolmamak mümkün değil...
Ayrıca değindiği olaylar insanı daha bir büyülüyor, Özgecan'ımızdan Aylin bebeğimize tek tek değinmiş kitap. En önemlisi de yazarın bir kitabı daha varmış ki ben en kısa zamanda okuyacağım.(Bez bebekler üşür)
Bu iki kitabında geliri ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ'ne bağışlanmış. Adama, yazdıklarına hayran olmamak elde değil. "Umarım okuduğunuz her şiirde bir yaşama dokunursunuz."bu kitaba söylenecek en güzel cümle bu sanırım iyi okumalar....
434 syf.
·Beğendi·10/10
"susturma yüreğini...

kalkar her boran her sis... her şey unutulur
en umutsuz bir anda yağan yağmur,
toprakta capcanlı bir umut olur

bir bahar dalının coşkusunu domur domur
sana da verir elbet bir gün"
.
Öncelikle umut ve sevgi dolu bu kitabı çok sevdim, edebî değeri yüksek diyebilirim. Teşbih sanatının, metaforların, aforizmaların, alegorilerin, imgelerin zengin örnekleri var. Zamanın insana unutturduğu pek çok toplumsal içerikli olayı hatırlamada, kitap adeta bir hafıza işlevi görüyor. Örneğin bir Aylan Bebek olayı, bir Özgecan olayı şiirleştirilmiş. Kadına şiddetten çocuk istismarına, küresel ısınmadan çevre katliamına, yoksulluktan adaletsizliğe kadar çok geniş bir yelpazede şiirler var. Öte yandan anne baba sevgisi, çocuk sevgisi, doğa sevgisi, aşk, ayrılık, yalnızlık ve benzeri konuda da pek çok şiire yer verilmiş. Duygu yüklü hüzünlü şiirler yanında, okuyanı mutlu eden, sevindiren, düşündüren şiirler de var. İnsan okurken keyif alıyor. Sonuç olarak şiir seven sevmeyen herkese önerebileceğim çok doyurucu bir kitap.
434 syf.
·83 günde·Beğendi·10/10
Tüm şiirlerin toplandığı antolojik özellikli kitaplar dışında genelde ben şiir kitaplarını ince bilirdim ama bu kitap 438 sayfa oldukça kalın bir kitap.
Tüm gelirinin Çocuk İhmalini ve İstismarını Önleme Derneğine bağışlandığı,
insanı düşündüren, duygulandıran, ağlatan, güldüren ve zaman zaman kızdıran zaman zaman da rahatlatan 200 aşkın şiirin yer aldığı çok çok güzel bir kitap. Açıkcası ben çok sevdim. Gönül rahatlığıyla şiirseverlere önerebilirim.
Aşağıya Çocuklar Ölmesin isimli şiirini aldım.

ÇOCUKLAR ÖLMESİN

dört bir yanında Dünya’nın
açlıktan derisi kemiğine yapışmış
iskelet çocukları düşünürüm... her dakika ölüme giden
kahrolurum düşündükçe, utanırım insanlığımdan
ya bir üzüm salkımı
ya bir bal peteği
ya da bir mısır koçanı olmak geçer içimden

/... bir öğüne... bir ömür.../
//...artık... çocuklar ölmesin, demekle olmuyor
dememekle de olmuyor... çocuklar hâlâ ölüyor
demek ki birileri... dilimizde biten tüyleri sürekli yoluyor...//
434 syf.
·Beğendi·10/10
Harikulade bir kitap, son derece zengin ve içerikli aforizmaları var, oldukça kalın bir başucu kitabı. İnsanın canı sıkıldıkça okuyacağı şiirler var her konuda.
Aşağıya, beni çok etkileyen "Üşürüm...! ey sevgili ne olur beni aklından çıkarma." aforizmasının yeraldığı şairin nefes kesici güzel bir şiirini alıyorum, okuyup kararı siz verin. Benden tam puan.

BİR DELİNİN SENFONİK DOKUNDURMALARI

İnsanlar Dünyası
1.
Kadın !...
Bir zamanlar susmak,
Kadınların konuşma diliydi
Söyleyecekleri ya gözlerinde ya da yüreklerinde gizliydi
.
Tek savunma silahları,
Yumruk yapmaya kıyamadıkları elleriydi
Sığınabilecekleri biricik mekân,
Ya mezar ya da ana baba evleriydi
.
Parantez içi (Kadınların korkuları şarkı, hıçkırıkları çağrıdır kıyamete.)
.
Papatya yürekli adama (!)...
(seviyor/sevmiyor)
Karnını yurt bileceksin, memesinden süt emeceksin
Kucağında ağlamayı keseceksin, aşık olup kalbine gireceksin
İşine gelince seveceksin,
Gelmeyince ya dövecek ya kovacak ya da vuracaksın
.
Biz buna " Kadına Şiddet" diyoruz
Parantez içi (Sen ne zaman Adam olacaksın?
Yapma !...)
.
Ne kara kalemle gökkuşağı çizilebilir
Ne de senin gibi,
Avı için ağlayan ucuz ruhlu timsahın gözyaşları içilebilir

2.
Ah bu Dünya !...
Camlar kırılır sesten durulmaz
Canlar kırılır hiç ses duyulmaz
.
Parantez içi (Ki insan yaprak yaprak dökülen umut ağacıdır.)
.
Nereye baksam her yer keder rengi, içimiz kül yığını
(Yanmadan kim kül olmuş ki.)
Unutmayı unutan herkesin bir yangını var,
Kustukça sönen sustukça yanan
Ya içine attıklarından, ya da içinden atamadıklarından
.
Biz buna "Dert Adamı Çürütür" diyoruz
Parantez içi (Sık sık konuşmak gerek vakti gelince,
Zira susmaya bol bol zaman olacak ölünce.)

3.
Saklandığı yerde unutulmuş bir Sokak Çocuğuyum ben
Hangi bankta sabahlasam
Üşüyen sokak lambaları misali
Direnirim gecenin ayazına, soğuk benim yurdum
Ne bir eve sığabilirim ne de koca bir kente
Yaşamın ayak dibinde küçük bir damla olurum,
Bir anne yüreği düşler içinde uyurum
.
Yine de seviyorum Dünyayı,
Yaşamak her gün canıma okusa da besbeter
Diken mi kaldı batmadık, ah bu yalın ayak yürümeler
Olsun !...
Biliyorum bir yerlerde bir gül var,
Hayalimdeki kokusu da yeter
.
Biz buna “Şükür” ve “Umudun Bir Çocuğa Yüz Çevirmemiş Hali.” diyoruz
Parantez içi (Bazıları hayatı eksile eksile öğrenir
Yaşamak kudretiyle doldurur tüm boşluklarını.)

4.
Ben !... Annem...! Babam !... ve Çocuk !...
.
Salıncaklardan mutlu çocuk kahkahaları,
Ağaçlardan kuş sesleri toplarım
Rüzgârla uçup gitmesinler diye
Çocuk yüreklerinde uyuyan masallar biriktiririm,
Unutulup yitmesinler diye
.
Masal var mıdır içinde çocuk olmayan?
Varsa biz buna "Büyüklere Masallar" diyoruz
.
Yoktur çocuk olupta gökkuşağına kanmayan
Gülünce yedi renk açardı yüzünde bahar,
Lunaparka benzerdi benim babam
.
Babam tomurcuklandığım dalımdı,
Dağlara baş eğmeyen yanımdı
Gurbet kokardı, annemse memleket
.
Kuşlara edebiyat öğretmenliği yapan bir kadındı annem
Balkondaki ipe çamaşır sermek yerine
Mahallemizin serçeleri okuyup kültürlensin diye şiirler asardı
.
Tüm anneler gibi annemin de
Binlerce karatlık yüreği vardı
Ne zaman kardeşim balkondan sarksa
Ellerinden önce gözleriyle tutardı
Kardeşim ne zaman salıncaktan düşecek olsa önce başörtüsü uçardı
.
Parantez içi (Bütün sevgileri topladım,
Tek bir anne sevgisi kadar bile olduramadım.
Hayatımdaki bütün boşlukları doldurdum
Tek bir baba boşluğunu dolduramadım.)

Nesneler Dünyası
5.
Parantez içi
(Gül de sevinir kokarken.)
Su da yorulur akarken !...
Hele bir de doğduğundan beri uyumamışsa,
Başını taştan taşa vurmuşsa
Parantez içi (Nehir: Dünyanın en uzun sürüngeni.)
.
Buzullar...
Taş gibi dururken kalptekiler,
Damla damla eriyor kutuptakiler
.
Biz buna "Küresel Isınma" diyoruz
Demek ki
Su da ağlar !... ateşi düşsün diye
Yağmur niye yağar !... insanoğlunun acısına dayanamaz bulutlar
.
Parantez içi (Ateşe tapmayan heykeller yaptım sudan,
Hepsi de deniz ruhlular.
Bu devran böyle sürüp gitmez,
Sonsuz değildir uçurumun da dibi var. - Su ve Dinazorlar Tarihi.)
Gün gelir şafak sökemez kör düğümünü

Asi bir konar göçerdir dalında her yaprak
Bir gün saat intiharı çeyrek geçer,
Sarı sıcak bir Eylül'de kucak açar toprak
Sarılıp bir güz yeline yeni yurduna göçer yaprak
.
Kuru bir dala gözyaşı olun, ama
Yeşile düşman bahçıvan olmayın,
.
Parantez içi (Mesela İstanbul’u önce Boğaz’ından yaraladılar.)
.
Göğe inancını yitirmesin kuşlar, mülkünü kirletmeyin, ağaçları kanatmayın !...
Bir umuttur serçe sesi, simsiyah bulutların çöreklendiği gökyüzünde
Göz yeşili ormanların yerine, beton ormanlar yaratarak
Gökyüzü çocuklarına konacak dal aratmayın !...
Mavisini yok edip martıları ağlatmayın !...
.
Parantez içi (Çocuklar ve Kuşlar; biri göğün yaramazı, biri yerin.
Hep merak etmişimdir,
yapraklar neden serçeler gibi tez canlı telaşlıdır, onlara benzer?)

Duygular Dünyası
6.
Misafir gelipte yatsın diye naftalinleyip bekletilen yorgan gibiyim, henüz kimse örtmedi beni üstüne
Parantez içi( Ne olur Tanrım bu durumu hiç kimseye söyleme.)
.
Daha sonraları medeni durum...
Parantez içi (Üşürüm...! ey sevgili ne olur aklından çıkarma beni.
Ve bütün ıhlamurlar sen kokar.)
Şekline evrildi.
.
Ve şimdi sevmek zamanı deyip aşk çağrıldı:
“Ey aşk...!
Bir mucize gerçekleştir şimdi
Şapkandan bir kumru havalansın
Bana öyle büyük ki bu kalp,
Gelsin yüreğime yuvalansın”
.
Ne ilk ne de son kabustu gördüğümüz,
Yine de dağlara hiç baş eğmedik
Kana kana içip yaşarken öldüğümüz,
Kızılcık şerbeti dolu bir kâseydik
Ne mezar taşı vardı, ne toprak ne de kemik,
Kazma küreksiz nicelerini gömdüğümüz
İki yüreğimiz vardı, sırçadan incecik
.
Parantez içi (Yani biz birbirine sığınmış iki yürektik
Tek taşla duvar örülmez dedik, taşa sevgi ektik.)
Ve
“Güzeldir yardan gelen,
Ondan gayrı ne varsa haram olsun
Nazlı bir kaş çatışından evladır ölüm,
Ondan gelirse belâm olsun” dedik
.
Buna da "Bir bedende iki kişi, Aşk" diyoruz
Parantez içi (Aşk; su arayan ateştir.)
İçi ateş dışı buz,
Girer yanarsın, çıkar donarsın
Düşte gör, ateş mi yakar seni sen mi ateşi yakarsın.
.
Yine de bütün sevgiler, siyaha inat beyaz olmalı, kirletilmemeli.)

7.
Aslında biz,
Darağacında simsiyah gölgeydik
İndirdik masmavi göğü yere
Toplayıp pırıl pırıl güneşi, ayı ve yıldızları
Ama’ya gökkuşağı önerdik,
Kara kara insanlara rengarenk güller verdik
Oysa güneşin saçları sarı sarı,
Çocukların maviydi arkadaşlıkları
-Çıkarsız, ikirciksiz, tertemiz-
.
Büyüdük, çocukluğumuzu yedi kat yerin dibine gömdük
Parantez içi (İlk cinayetimiz.)
Açtık pencereyi, içeri karanlık doluştu ve düş bitti
Yer açtıkça günahlarımıza,
İçimizdeki o merhametli güzel çocuklar gitti
Şimdi alacakaranlık kuşağı,
Büyümenin şeytanlığı çocuk masumiyetini mağlup etti
.
Yarattığımız cehennemde yanıyor,
Savaşlarda anası ağlayanların çocukları
Yarattığımız cennette oynuyor,
Savaşlara silah sağlayanların çocukları
.
Parantez içi (Ah şimdi beyaz kanatlı bir güvercin olacaktım ki.)
Göğü bilmeyen serçe, deniz değmeyen balık mı olur?
.
Gerçi çocuk olursun bir emzik boyu yaşamadan kıyarlar
Balık olursun pul pul, çiçek olursun yaprak yaprak yolarlar
Serçe olursun kanatlarını kırarlar
Ah bu insanlar, ah bu insanlar...!
Cehenneme çevirdikleri bu cennet Dünyada her şeyi kendilerine yorarlar
.
Biz buna "Adaletin bu mu Dünya" diyoruz
.
Mesela bazıları yaralı kuşağın çocukları olarak Dünya'ya geldiler
Üzerlerine yağmurdan çok mermi yağdı
Yaralarından çok etrafları sarıldı
Yaralarından çok kimlikleri soruldu
Ateşi sadece cehennem ateşi olarak bildiler
Yaralarından soyunamadan öldüler

Bilmezsiniz...!
Parantez içi (Belki de bilirsiniz.)
.
Bizim harabeye dönmüş kentlerimizde,
Balıkçı ağlarında yaşanan can pazarı misali
Her gün can pazarları yaşanır,
Ölüm koroları hiç susmaz
Kese kağıdı değildir patlayan,
Metal kuşlardan bombalar yağar
Göğümüzde serçeler uçmaz.
Demir leblebiler gezinir içimizde,
Kan göllerimizde nilüferler açmaz
Biz her şeyimizden vaz geçeriz de
ölüm bizden hiç geçmez
.
Her şey eksilir de,
Bir tek ölüm eksilmez evimizden
Tüm sevdiklerimizi, birer birer alır elimizden
.
Parantez içi (Oysa enkazda bile güller açardı yeniden,
Tutulsaydı mis kokulu bir bebeğin ellerinden.)

Özgürlük şarkısı söyleyen Filistin Halkına
Kurşun yağdıran askere çağrımdır:
Hangi çocuk sapanıyla bir asker vurabilir ki
Kurşun bir çocuğun cesaretini ne kadar kırabilir ki
.
Parantez içi (Bırak aksın silme gözyaşını çocuk
Belki böyle deniz oluruz, deryada köpük.)

8.
Duasız şiir mi olur !...
Dua ki gönüllere umut eken,
Huzur veren yürekteki derinlik
Samimi bir sığınış, iç döküş, boyun büküş
Dertlere en büyük teselli,
Acz içindeki ruhlara en büyük serinlik
.
Parantez içi (Dünyanın kirini yıkamak için,
Ne çokça yağmura, ne doluya ne de kara
Sadece inançlı, vicdanlı insanlara
İhtiyaç var !...
.
Duaya durmuş ağaçlar misali açtım ellerimi göğe, kurdum saati umuda.)

Ve Yaşamın Son Evresi
9.
Yaşlanmak kötü şey evlat...!
Yaş ilerledikçe ot bürümüş,
Bakımsız meçhul mezarlar gibidir yüreğin
Daha yaşarken bayramdan bayrama hatırlanan ölülere dönersin
Artık üvey evlatsın bu Dünyada
Herkesin gözüne batarsın teli çıkmış şemsiye misali
Yedi sülalen yük sayar seni
Yatalak olup altına kaçırırsın,
Takma dişlerini unutursun bardakta
Torunlarından bi güzel dayak yersin
.
Her an dört gözle ölümü beklersin
Derin bir yutkunma, derin bir iç çekiş, ah edişle şöyle bir maziye bakar,
Tanrım ne olur nefes alma yükünden kurtar beni...!
Nerde kaldı bu ecel dersin...!
.
Böylece parantez kapanır.
.
Ama bu şiirin parantezi kapanmaz
Aç parantez (Şayet bir toplum yaşlıları ile bağını keserse, ki biz buna ‘Kendi bindiği dalı kesme.’ diyoruz.
Ve onlara yeterince sevgi, saygı, ilgi ve alaka bekliyoruz.)

2010
434 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Ben kitabı muhteşem buldum, kitap aforizmalar, metaforlar ve alegorilerle dolu , son derece doyurucu bir kitap. Daha önceki "Bez Bebekler de Üşür" isimli şiir kitabında olduğu gibi, tüm gelirinin 'ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ'ne bağışlandığı 200'ü aşkın şiirden oluşan 438 sayfalık bir kitap. Şair kitabının tanıtımında :
"Ben Dostu...:Dert dinleyen sımsıcak yürek,
Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay,
Sevgi ve vefa ile beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift el olarak görürüm. Bilirim ki yük saymaz dostun külfetini dost olan.
Siz şiir dostlarına sunacağımız bu şiir ziyafetinin menüsünde sevgi var, sitem, aşk, barış, umut, çocuk, kadın, insan, doğa ve Dünya var kısacası 60 yıllık bir yaşanmışlık var. Benim şiir anlayışımda temel, yani şiirin olazssa olmazı, şiirin “anlamlı” olmasıdır. Şiirin temel yapı taşları olan kelimeler şiirin notalarıdır, ancak anlamlı olarak dizilirlerse şiir olurlar, nasıl notaları gelişigüzel yan yana koymakla müzik yapılmazsa, bir ahengi olmadan, bir estetiği olmadan, bir bütünlük içermeden anlamlı ve huzur veren, mutluluk veren ya da hüzün veren acı veren bir müzik parçası olmaz. Kelimeleri de gelişigüzel yan yana koyarak şiir yazılmaz. Şiir ete kemiğe bürünmeli, cap-canlı, dip-diri olmalı. Çiçekle ilgiliyse çiçek, güneşle ilgiliyse güneş, insanla ilgiliyse insan olmalı.
Dilerim ki okuyacağınız her şiirde gönlünüzde rengârenk umut açar,
yüreğinizde en güzel yaşamlar dem tutar.
Şimdiden Kitaba göz nuru dökerek gönlünü bırakacaklara yürekten teşekkürler. Belki bu sayede, umut ormanın fidanları biricik yavrularımızın istismar ve ihmalinin önlemsesinde karınca kararınca katkımız olur." Diyor.
Hey gidi günler nekadarsa güzeldi o eski anılar
Kendi yaşanmışlığım okadar dramatikti ki ne ler yapmadık ki be hayatta nelerden biktirmadilarki sevgiden insanlıktan saygıdan merhametten bile bezen insanın kendisini dünyaya bekiş acısını anlatır
434 syf.
·Beğendi·10/10
Okumaya başladığim ilk dakikalardan itibaren yüreğimi kitabın kaplı hazinesinin içinde buldum. Yaşamın koşuşturmaları, sıcacık bir matemi,muhabbetle bezeyanı , kalbe dokunuşuyla hoş bir imtiyazın içinde hemhal oldum......Gecenin yalnızlık zindanında sığınılacak bir gönül makberi (kalp ışığı), onun yüreğinde ruhunu dinlendirebileceğim bir eserin serzenişinin içinde kendimi yaşadım . Bu kitabı okurken huzur dolu akıcı bir zaman geçirdim yaşam serüvenimin değiştiğini eksiklerimi kalbi sekinemde gördüm ...
Hakikate şayet şiirlerini okurken içine sığamadığımı ,naif bir yaklaşımla ,sözlerini açık, anlaşılır, sade bir üslupla şiirler olduğunu, okurken her bir kelimesindeki nidayı, içinde kurguladığı o hisleri yaşadığımı tekrar tekrar okuyup hücrelerime işlemeden kendimi alıkoyamadım...
Kitabı herkesin okuması için tavsiye ediyorum.
Kitaba önce aklınızı ,sonra kalbinizi ,sonra ruhunuzu bırakın öyle okuyun...Huzurlu okumalar diliyorum.

ALINTI
-Bazen dünyayla savaşır insan, kendisiyle barışmak için.
-Beyni paraya kilitli, düğmeleri ağaya ilikli aydın olmaz.
-İnsan olana, som altındır bir çocuğun çakıl taşları.
-Hiçbir yokluk, anne yokluğuyla boy ölçüşemez.
-Karanlık, ancak ışıkla yıkanır.
-Nasıl da serinler güneş ışığı suya değince.
-Önce yüreğinden üşür insan.
-Sevgiyle yoğrulmayan, sevgiyle doyurulmayan bir dünyada barış ağacı yeşermez.
-Yaprak dala, insan insana tutunur.!
434 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Düşünmek yaşamın pasını siler mi? Evet kesinlikle öyle. Hatta düşünmek de bir nevi buluşmak değil midir canlılar için?

Tahsin Özmen "bu kitap düşünmeye davettir" demiştir. Farklı konularda serbest ölçüde veya uyak kurallarıyla yazılmış çok içten, en insani duyguları akıcı ve anlaşılır sadelikle aktardağı şiirlerden oluşan kitaptır.

Kitabın bir özelliği ise satışından elde edilecek tüm gelirinin "çocuk istismarını ve ihmalini önleme derneği" ne bağışlanmış olmasıdır. Bu özelliği ile de Tahsin Özmen'e bir şapka çıkarılmaz mı?
Sevmek benim işim‍️‍‍️‍
Sevmek için Dünyaya gelmişim
.
Sevmek, ne güzel şey be kardeşim...!
..
-Vay haline sevmeyenin, sevgideki sırra ermeyenin...!‍️‍‍️‍
“ÇOCUKLAR: Bizim kanatlarımız, bizim umutlarımız.
Onlarla güneşi daha bir parlak, denizi daha bir mavi, yeşili daha bir yeşil görürüz.
Yaşama sebebimiz, hayatın anlamı onlar,
saçlarının teli titrese kıyamet kopar ölürüz.
Ne çocuk işçiler ne çocuk anneler ne çocuk gelinler. Ne çocuk mülteciler ne çocuk ölümler olsun.
Kirli elleriniz de kirli emelleriniz de çocuk bedenlerinden uzak dursun.
NE İHMAL, NE DE İSTİSMAR EDİN...!”
Dünya’yı omzunda taşıyan bir bilge adam;
Gülünce yedi renk açardı yüzünde bahar,
Lunaparka benzerdi benim babam.
.
Tomurcuklandığım dalımdı,
Dağlara baş eğmeyen yanımdı,
Bir tek onun ceplerinde, umut hangi çocuğun kapısını çalacak şıngırtısı arardım.
Gerçi o inanmazdı benim çocukluk mucizelerime ama,
Mahalleli çocuklara en güzel lolipopu, onun ayçiçeği gülüşlerinden yapardım.
.
-Babasız, insan kendini yoksul hissediyor.-
Bir kere dahi, baba masalıyla uyutulmamış küçük bir kız çocuğuydum ben
Yine de, kendi kendimi koynuma alır,
kocaman kocaman hayaller kurardım
Dışları gibi içleri de güzel olsun diye
bebeklerime makyaj malzemesi yedirir, entarimdeki gülleri sulardım
Avuçlarımdan kumrular uçtuysa,
Yüzümde rengârenk çiçekler açtıysa,
Aşk havliyle sırılsıklam sevdimse,
Güneş vurmuş sular gibi güldümse,
“K a d ı n l a r d a n ö ğ r e n d i m; bu hayatta ne öğrendimse...!”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
434
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052320389
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karina Yayınevi
-Bazen dünyayla savaşır insan, kendisiyle barışmak için.
-Beyni paraya kilitli, düğmeleri ağaya ilikli aydın olmaz.
-İnsan olana, som altındır bir çocuğun çakıl taşları.
-Hiçbir yokluk, anne yokluğuyla boy ölçüşemez.
-Karanlık, ancak ışıkla yıkanır.
-Nasıl da serinler güneş ışığı suya değince.
-Önce yüreğinden üşür insan.
-Sevgiyle yoğrulmayan, sevgiyle doyurulmayan bir dünyada barış ağacı yeşermez.
-Yaprak dala, insan insana tutunur.

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • Fatma karabıyık
  • Duygu Kekik
  • Büşra Aydın
  • Salih Demirbaş
  • CHE CHALISA
  • Yusuf
  • Aleyna Çakır
  • RONİ KAPLAN
  • İbrahim fidan
  • Kıvanç Nizamoğulları

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%81.7 (58)
9
%4.2 (3)
8
%5.6 (4)
7
%1.4 (1)
6
%0
5
%1.4 (1)
4
%1.4 (1)
3
%1.4 (1)
2
%0
1
%2.8 (2)