·
Okunma
·
Beğeni
·
5,6bin
Gösterim
Adı:
Düzlemler Ülkesi
Baskı tarihi:
Kasım 2005
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754586594
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Flatland: A Romance of Many Dimensions
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bu kitabı bir kare yazmış, Evet, yanlış görmediniz, bir kare. Yani, dört kenarı birbiriyle eşit, kapalı düzlem. Peki, Kare bu kitapta ne anlatmış? Ne anlatacak, bütün yazıların anlattığını; kendi hayatını, ülkesini, ülkesindeki kadınları, yöneticileri. Yazarın Kare olduğu bir dünyanın sakinleri, yöneticileri, rahip, işçiler, suçluları ve kadınları nasıl olabilir? Elbette ki üçgenler, daireler, beşgenler, dikdörtgenler, doğrular vs
Evet, pek çok yönüyle üç boyutlu dünyamızın bir ironisi olan Düzlemler Ülkesi'ne hoş geldiniz!
Düzlemler Ülkesi gençlere matematik ve geometriyle eğlenceli bir tanışma fırsatı sunuyor. Ama bu sadece kitabın bir boyutu. Diğer boyutunda ise toplumun sosyal, ahlaki ve dini değerlerine karşı zekice yazılmış eğlenceli bir hiciv var karşımızda..
Geometrik bir roman(s) olarak, türünün tek örneği...
160 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Iki boyutlu bir dunya ortaminda yasayan bir kare'nin yasamini anlatan yazar iki boyutlu dunyada yasamayi anlatmaya calismis ve bence eglenceli ayni zaman da anlamasi güç olan bir kitaptı. Matematiksel olarak kadının ,erkegin, yoneticilerin vs. Konumlandirmis . Kadını düz bir çizgiye benzetmesi oldukça garip , zengin yöneticileri de beşgen , altıgen gibi çokgenlere benzetmesi eglenceliydi. Sadece bununla kalmadi benim icin dünyayı derin bir düşunceyle anlamaya itti. 1984 yılında yazılmıs bir kitap ama şuan ki durumu anlatır gibiydi....
115 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Hikayemiz Çizgiülke'de yaşayan bir kare'nin hikayesi. Yer isimleri, kişi isimleri ezberlemek zorunda değilsiniz. Tüm karakterler ilkokuldan tanıdığımız geometrik şekiller :)

Klasik polisiye kitaplarından sıkıldıysanız yada farklı, çok farklı bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle size tavsiye ederim. Çok farklı boyutlarda gezeceksiniz:

1 Boyut: Noktaülke. Sadece tek bir nokta var, başka hiçbir kimse, hiçbir şey yok, hareket yok. Ülkede tüm varlık tek bir noktadan ibaret. Nokta çok mutlu.

2 Boyut: Çizgiülke. Burada düz çizgiler, ikizkenar üçgenler, eşkenar üçgenler, kare, beşgen ve çokgenler var. Sağa sola, ileri geri hareket var ama aşağı ve yukarı hareket yani yükseklik ve derinlik yok. Tüm görüntü çizgilerden ibaret ama herkes birbirini tanıyabiliyor. Bu kısım kitapta çok güzel anlatılmış. Bu ülkede de herkes çok mutlu.

3 Boyut: Uzayülke. Küp ve küre gibi cisimler var. Her yöne hareket serbest.

4 Boyut: Düşünceülke olabilir... (Einstein'a göre dördüncü boyut zaman)

Bu boyutlarda gezerken anlamaya çalışacak, düşünecek ve fikir cimnastiği yaparken çok keyif alacaksınız.

Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda Çizgiülke'yi ve orada yaşayanları, sınıfları tanıyoruz. Tam Çizgiülke'den sıkılmaya başlıyorsunuz ki kitabın ikinci kısmı başlıyor; diğer ülkeler ve ülkelerin birbirlerini anlayamaması. Bu sizi çok farklı felsefik düşüncelere sürükleyecek. 1884 yılında bir kişinin tüm bunları nasıl düşünüp yazdığına hayret edeceksiniz. Bu kitap belkide size geometri ve matematiği sevdirecek, yaşadığımız hayatın boyutlarını daha iyi anlamanızı sağlayacak. Bu kitabı keşfedin derim.
96 syf.
Kitabın konusu kısaca Uzamdünya'dan Düzdünya'ya (3 boyuttan 2 boyuta) geçebilmiş Kare'nin hem Düzdünya'yı keşfetme ve Düzdünyalılara Uzamdünya'yı anlatma çabasıdır. Temelde insanoğlunun sahip olduğu sınırları ortaya koyar.

Aynı zamanda düzdünya bizim dünyamızında bir analojisidir. Düzdünya'da Renk devrimi olmuştur. Sosyal sınıflar da tekrar çarpıcı bir biçimde ortaya çıkar.

Kitapta kadın düşmanlığı yapıldığına dair yorumlar gördüm. Buradaki olay kadın düşmanlığı değil bizim dünyamızın bir yansımasıdır. 3 boyuttaki kadın düşmanlığını yazar 2 boyutta işlemiştir. Mevcut durumu yazmıştır.

Analoji yazarın Politik düzen, Rahipler ve Tanrı hakkındaki görüşlerini açıklamasında da yardımcı olmuştur. Yazıldığı dönemi düşünürsek işe yaramış olmalıdır.

Yazar son sayfada “Nitekim tek bir inananı olmayan biri olarak anladım ki bu milenyumda bana Vahiy inmesi hiçbir amaca hizmet etmedi.” der
115 syf.
·3 günde·Beğendi
Önsözünü çok sevdiğim Isaac Asimov’un yazdığı, hayal gücünüzü geliştirecek, eğlenceli, enteresan bir düşünce kitabı.
Algılarımızın sınırlarını görmek ve bu sınırları aşmak adına, fiziksel, zihinsel ve toplumsal olarak farklı algı becerisine sahip toplumları okuyoruz. Noktaülke, çizgiülke, düzülke ve uzayülkede geometrik cisimler üzerinden evreni algılama biçimleri aktarılmış. Düzülke’de sadece iki boyut algısı olan bir Kare’nin, üçüncü ve daha üst boyutları keşfetmesi, tek boyutlu bir dünyada olsaydık nasıl olurdu, 5. ve 6. boyutlara ulaşsak neler yapabiliriz gibi birçok soruyu düşündüren, merak ettiren bir eser. Düşünsenize doğuştan kör olan birisine rengi nasıl anlatırsınız? Ya da doğuştan sağır olan birine müziği? Acaba dünyada bizim algılayamadığımız kimbilir neler var?
İnsan zihninin sınırlarını ve bu sınırları aşmaya meraklıysanız okumanızı tavsiye ederim.
96 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Nokta, çizgi,kare, daire,küre, küp ve saire. Okurken bunları boş verin derim. Evlerin girişiymiş çıkışıymış, askerlermiş, zaman kaybı veya yumşaltarak beyin antrenmanına hazırlık aşaması diyelim.
Eser bir utopya. Oluşturulmuş düzene karşı başkaldırı. Kadın hakları, sistem, eğitim, gelecek nesiller hakkında satıraltı ateş edilirken, son darbeyi din ve yaratılış düşüncelerine indiriyor yazar.
Noktanın kendi dünyasına kapalı yalnızlığından boşluk dünyasına kadar çıkan bi düzdünya sakini daha üst dünyaların mevcutluğunu rakamlar üzerinden sorgulamaya koyuluyor.
Kahraman kare- nokta, ondan üstün çizgi, daha üstün çokgen, ve daha üstün küre ola biliyor sa daha üstün bi varlık olamaz mı diyerek eserin yazılma amacına nokta koyarken, okurun aklında büyük bi soru işareti bıraka biliyor bence.
115 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
SPOİLER !

Düzülke kitabının kahramanları : nokta,çizgiler,şekiller ve cisimlerdir.

NOKTAÜLKESİNDE nokta yaşar,hareket yeteneği yoktur,yaşadığı kısıtlı bölgeyi tüm uzay zanneder,onun yaşadığı uzay dışında başka yer yoktur ona göre ,dış etkenleri,dış sesleri kısaca dışarıdan gelen her şeyi kendinden geliyor zannedecek kadar megolamandır,ama bu saflığı ve bilgisizliği ona mutluluk getirir.

ÇİZGİÜLKEDE ise tek bir çizgi üzerinde tek bir eksende tek yönde hareket eden çizgiler vardır.Yaşadıkları bölge tek boyutludur.İki boyutlu karenin onların dünyasını ziyarete gelmesi üzerine,onun açıklamalarını anlayamazlar,ikinci boyutun varlığına inanmak istemezler çünkü ikinci boyutu idrak edemezler.Karenin aydınlatıcı konuşmaları havada kalır.

Yazar bu noktada adeta şu soruyu sorar :Hayvandan daha gelişmiş bir düzeyde olan insan,herhangi bir hayvana ondan daha gelişmiş olduğunu o hayvana anlatabilir mi ? O hayvan daha gelişmiş bir varlığı idrak edebiilecek düzeye sahip midir ki insanın zekasının üstünlüğünü anlasın ? Bu soruya paralel anlamda bilim dünyasında sıklıkla sorulan bir soruyu da dile getireyim:Bazı bilim adamları der ki insan beyni çok karmaşık,keşke basit olsaydı da onu anlayabilseydik,buna karşı meslektaşı diğer bilimadamları da şu cevabı verir:İnsan beyni basit olsaydı bizlerde beyni araştırmayı düşünecek kadar basit zekaya sahip canlılar olurduk,bu yüzden beynin sırlarını araştırmayı aklımıza getirmezdik derler.

DÜZÜLKE ise iki boyutlu şekillerin yaşadığı bir düzlemden ibaret olan bir dünyadır,bu ülkenin kahramanları üçgenler,dörtgenler,çokgenler,daire... gibi bildiğimiz geometrik şekillerdir.Düzlemde yaşarlar,iki boyutlu harekete sahiptir,ya X ekseni üzerinde ileri-geri ya da Y ekseni üzerinde aşağı- yukarı hareket edebilirler.İşte romanımızın asıl kahramanı bu ülkede yaşayan bir KARE'dir,Kare öncelikle kendi yaşadığı toplumu ve toplumun sosyal düzenini anlatır bize.

DÜZÜLKE'de sınıflar vardır,üçgenler alt tabakayı temsil ederken kenar sayısı arttıkça yani üçgenden sonra kenar sayısı bir artınca kare ve bir kenar daha eklenince beşgen sonra altıgene...giderken çokgenler üst sınıf olarak kabul edilir,en yüce sınıfı ise dairedir.Çünkü kenar sayısı arttıkça çokgenlerin kenar uzunlukları küçülür ve daireye benzemeye başlar (İç teğet çember ).

Yazar bu kısımlarda sınıfsal çatışmaya gönderme yapmış,yaşadığı toplumun sınıfsal mücadelesine gönderme yapmıştır( Bu kitabın 1800'lü yılların sonunda yazılmış olması,yazarın sanayileşmeyi görmüş olması,sanayileşmenin alt tabakalarını ezdiğini fark etmiş olması,ve onun sanayileşmenin başladığı ülkede doğması yani bir İngiliz olması...)

UZAYÜLKE 'de ise üç boyutlu cisimler vardır(küre,silindir,küp,prizma...),bunların eni ve boyu olduğu gibi düzülke vatandaşlarından farkı olan hacimleri de vardır.Üç boyutta hareket ederler,X ekseni üzerinde ileri-geri hareketi yapabildikleri gibi Y ekseni üzerinde aşağı-yukarı haraket de edebilirler.Düzülke vatandaşlarına göre oldukça büyük bir artısı olan Z ekseni üzerinde de hacimlemesine bir hareket de yapabilirler.İşte Uzayülkeden bir Küre Düzülkeyi ziyaret eder,ve kare'ye üçüncü boyutu anlatır.Başlangıçta kare onu anlamaz, kendi bildikleri üzerine direnir ama sonunda üçüncü boyutun ikinci boyutta yaşayanlara göre bariz üstünlüğü(bizde iki boyutlu bir düzlemde yaşasa idik kağıt üzerine çizdiğimiz iki boyutlu kare,üçgen gibi şekillerin olduğu yerde,bizlerde kısıtlı bir düzlemin içine hapsedilmiş basit varlıklar olurduk ! ) fark edince o dünyadan büyülenir,zihni açılır.

Ama KARE'nin zihni sorgulamaya başlayınca DÖRDÜNCÜ BOYUTU sorar,KÜREYE.Küre ise bu sorulardan sıkılır ve kareye düşman olur onu yaşadığı düzleme geri gönderir,Kare ise kendi insanlarına ÜÇÜNCÜ BOYUTU anlatmaya çalışınca onu kimse anlamaz vetoplumu yönetenler onu toplum düzenini bozmaya çalışan bir mahluk gözüyle gördükleri içino, toplum tarafından dışlanır,ona ceza verilir.

KÜRE'de sorgulama konusunda korkaktır,yaşadığı boyutu tıpkı NOKTANIN düşündüğü gibi tüm uzay zannetmektedir.

KARE ise cesurdur,eğer üçüncü boyut varsa dördüncü boyut hatta daha da ötesi olabileceğini düşünür.

Aslında kitabın en önemli vurgusu sınırlamalar,yani zihin ancak yaşadığı boyutu,yaşadığı çevreyi tek yaşam kabul edip ötesini sorgulamayacak şekilde körelir yaşadığı toplum düzeni onu bu körelmeye iter.Yazar hepimizin KARE gibi olmasını ister,nereden geldik,nereye gidiyoruz ? Yaşamın kaynağı ne ? Varlığımızın sebebi ne ? Ölüm ne ? Rüya ne ? (Sık sık düşünürüm belki bizde çok çok uzun bir rüya içinde yaşıyor olabilir miyiz diye ! ) gibi hem metafiziksel hem de felsefi sorgulama yapmamızı istiyor.Yaklaşık 150 yıl önce yazılan bu kitabın yazarına hayran olmamak mümkün değil ! Bu yıllarda bu zeka ve bu kurgu !


Yazar DÖRDÜNCÜ BOYUTU düşülke olarak adlandırmış,fazla açıklama yapmamış bu boyuta dair,yorumu okuyucuya bırakmış.

Yazara ek yapayım ve sizinle birlikte beyin cimnastiği yapalım,dördüncü boyutu bilim adamları ZAMAN olarak kabul eder.ZAMANIN olması çok muhtemel,çünkü zaman bizi sınırlar,,zamanla yaşlanırız ve ölürüz.Ölmemizin sebebi de zamandır çünkü tüm hücrelerimiz zamanla yaşlanır,her an yenilenen hücrelerimiz yaşımız arttıkça hücrelerimizin yenilenme hızı düşer ve sonunda hücreler yenilenmeyi durdurur ve ölürüz.Eğer ZAMAN sınırını aşabilseydik yaşlanma olmazdı,peki bunun sonucu ne olurdu ? Bunu bir düşünün !

Bizim için geçmiş-şimdi ve gelecek ömrümüzü tükettiğimiz anları temsil eder.Olaylar olmuştur,bitmiştir,geri dönemez,tıpkı bir cam bardağı kırdığımız zaman onu tekrar geri cam bardağı haline getirebilir miyiz ? (Termodinamiğin 2.kanunu,entropi faktörü,tersinmezlikler )

Ama DÖRDÜNCÜ boyuttan bize bakan bir gözlemciye göre biz üç boyutlu bir film içinde oynayan sinemayız.Ona göre film bizim doğumumuz ile başlar,ölümümüz ile biter.Ona göre bizim yaşadığımız geçmiş-şimdi ve gelecek yoktur.Sadece an vardır ona göre,o çünkü bizim zaman sınırlamamızı aşmıştır.Ona göre bizim yaşadığımız hayatta olmuş ve olacaklar yoktur,o bizim zamanımızı düz bir çizgide hareket gibi algılar,isterse filmi başa alır bizim doğumumuzu görür isterse son kısmı açar ölümüzü seyreder,onun kumandasına göre bu bir saniyelik geçiştir bu ,bizim için ise bir ömür...

Peki DÖRDÜNCÜ boyuttaki gözlemci kim ya da kimler ? DÖRDÜNCÜ BOYUTUN ölümü ne peki ? Belki de dördüncü boyutunda da aşamayacağı bir kıstlama var.

Peki BEŞİNCİ BOYUT ne o zaman ? BEŞİNCİ BOYUT varsa DÖRDÜNCÜ BOYUTUN aşamayacağı sınrlamayı aşacaktır,ama onun da aşamayacağı bir sınırlama var ise ?

Bu boyutlar nereye kadar devam edecek? Sonunda ne var ?(Bu soruları bana tekrar sordurduğu için kitabın yazarına teşekkür ederim )
160 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Geometrik bir bilimkurgu yolculuğuna ne dersiniz. Baş karakterimiz, iki boyutlu Düzülke' de yaşayan bir Kare. Kare aracılığıyla Düzülke' de yani iki boyutlu bir dünyada yaşamın ve burada hakim olan düzenin nasıl olduğunu öğreniriz. Sorgulamayı seven kahramanımız Kare, bununla kalmayıp tek boyutlu çizgiülke, noktaülke ve üç boyutlu dünyamız yani uzayülkeyi bize kendi gözüyle anlatmaya çalışırken, sınırları aşarak, aslında sınırların kafamızda olduğunu gösterir. 1884' te yayımlanan Düzülke' yi, kök salmış düşüncelerimize bir itiraz olarak kabul ederek ve bunları aşmadaki karşılaşılan engelleri matematik aracılığıyla anlatan eğlenceli bir kitap.
160 syf.
·9 günde
1k sayesinde keşfettiğim sıradışı kitaplardan biri.

Bir matematikçi olarak geometri matematiğin en sevdiğim alanlarından. Çünkü soruları çözerken birçok açıdan görüp değerlendirmek gerekiyor. Bu da oldukça keyif verici. Mesela düz olarak çözemediğin bir soruyu kitabı ters çevirince çözebiliyorsun. Bakış açısı bu noktada büyük önem taşıyor. Fakat hiçbir zaman bir Kareyle veyahut Çizgiyle empati yapabileceğimi düşünmezdim. Ve bu empatinin beni bambaşka bir dünyaya sürükleyeceğini. Öyle bir kitap işte Düzülke. Müthiş bir hayal gücüyle yazılmış. İnsanı daha derin ve farklı düşünmeye itiyor. Yazarın sistem eleştirisini de es geçmemek lazım tabi. Kitap işlediği benzersiz konusuyla beğenimi kazandı. Lakin bu sıkıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İlk yarısı beni baya yordu okurken. Anlaşılma konusunda değil sürükleyicilik konusunda. İkinci yarısından itibaren akıcılık başladı. Sonu ayrıca güzeldi. Ne kadar zorlarsa zorlasın Isaac Asimov'un yazdığı önsözle birlikte okunmaya değer bir kitap. Dört beş altı ve daha nice boyutlarda görüşmek dileğiyle. Keyifli okumalar.
115 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ince olduguna bakmayin, cok fazla sey ogreneceksiniz. Kitabin sonunda da kendinizi kendinize gulerken bulacaksiniz.. Sinirlarinizi cok zorlayacak bir kitap; konsantre gerektiren, bu nedenle ozel zaman ayirarak okunmasi gereken bir kitap. Asla pisman olmayacaksiniz.
115 syf.
·8/10 puan
Farklı boyutları anlatan çok eğlenceli bir kitap. Sınıf ve düzen kavramlarını da sorgulatıyor. Hiç duymamış olanlar bir baksınlar. Geometrik anlamda ve uzamsal olarak hoşa gideceğini tahmin ediyorum. İyi okumalar.
Sen bir çizgisin, bense ülkemde Kare denilen, Çizgiler Çizgisiyim. Senden daha önemli olmakla birlikte, sizi cehaletten kurtarıp aydınlatmak umuduyla çıkıp geldiğim kendi memleketim Düzülke’deki asilzadeler arasında esamem bile okunmaz.
Kadınlara ne okuma ne de kocalarının veya çocuklarının açılarını saymalarına yetecek kadar matematik öğretildi ve böylece Kadınların zihinsel yetenekleri kuşaktan kuşağa azaldı. Bu, Kadınları eğitmeme ve susturma sistemi bugün de yürürlükte.
Bu politikaya yön veren düşünce iyi niyetten yoksun olmasa da, uygulamasının sonuçta Erkek Cinsine zarar verecek bir noktaya ulaşmasından korkarım.
Çünkü bu politikanın sonucu olarak biz Erkekler, bir tür iki dilli, daha doğrusu iki zihinli varlıklar haline geldik. Kadınlarla, gerçekte var olmayan ve yalnızca Kadınca coşkuları denetlemek amacıyla uydurulmuş "aşk," "görev," "doğru," "yanlış," "acıma," "umut" ve bunlara benzer daha başka akıldışı ve duygusal kavramlarla konuşuruz; ama kendi aramızda ve kitaplarımızda bambaşka kelimeler ve deyimler kullanırız. "Aşk" o zaman "çıkar beklentisi" olur; "görev," "ihtiyaç" veya "liyakat" olur ve diğer sözcükler de buna benzer bir değişim geçirir. Dahası, Kadınlarla, onların Cinsiyetlerine çok büyük bir saygı duyduğumuzu ima eden bir dille konuşuruz ve Başdaireye kendilerine duyduğumuz kadar sofuca saygı duymadığımıza tamamen inanırlar; ama arkalarından -gençler dışında hepimiz- onları "kafasız organizmalar" olarak görür ve çekiştiririz.
Kadınların odalarındaki ilahiyatımız da başka yerlerdeki ilahiyatlarımızdan tamamen farklıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düzlemler Ülkesi
Baskı tarihi:
Kasım 2005
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754586594
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Flatland: A Romance of Many Dimensions
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bu kitabı bir kare yazmış, Evet, yanlış görmediniz, bir kare. Yani, dört kenarı birbiriyle eşit, kapalı düzlem. Peki, Kare bu kitapta ne anlatmış? Ne anlatacak, bütün yazıların anlattığını; kendi hayatını, ülkesini, ülkesindeki kadınları, yöneticileri. Yazarın Kare olduğu bir dünyanın sakinleri, yöneticileri, rahip, işçiler, suçluları ve kadınları nasıl olabilir? Elbette ki üçgenler, daireler, beşgenler, dikdörtgenler, doğrular vs
Evet, pek çok yönüyle üç boyutlu dünyamızın bir ironisi olan Düzlemler Ülkesi'ne hoş geldiniz!
Düzlemler Ülkesi gençlere matematik ve geometriyle eğlenceli bir tanışma fırsatı sunuyor. Ama bu sadece kitabın bir boyutu. Diğer boyutunda ise toplumun sosyal, ahlaki ve dini değerlerine karşı zekice yazılmış eğlenceli bir hiciv var karşımızda..
Geometrik bir roman(s) olarak, türünün tek örneği...

Kitabı okuyanlar 250 okur

  • Burak Çap
  • Le_Penseur
  • Burcu Öksüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0