Eczacının Karısı - Bütün Öyküleri 3 (1886)

·
Okunma
·
Beğeni
·
647
Gösterim
Adı:
Eczacının Karısı - Bütün Öyküleri 3
Alt başlık:
1886
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752899124
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanan Çehov kitaplığının üçüncü cildi Eczacının Karısı, 1886'da yazılmış 40 öyküyü kapsıyor.

Genelde ölümden söz edilirken akla gelen o itici korku yatak odasında hissedilmiyordu. Odadaki her şeyin öylece donup kalışında, annenin duruşunda, doktorun umursamaz yüzünde insanın içine dokunan, etkileyici bir şey vardı. Biz insanların anlayıp başkalarına anlatmayı daha uzun süre öğrenemeyeceğimiz; sanırım, yansıtmaya yalnız müziğin gücünün yeteceği, insan kederinin güzelliğiydi bu; hissedilmesi oldukça güç, incenin incesi bir güzellik!
336 syf.
·2 günde·10/10
Hayatımda bir şeyler iyiye gidiyor: Hayır, kütüphane tasfiyem bitmedi, aslında salondaki kitap karmaşası rahatsız edici boyutta. Parça parça, kısım kısım kitap götürüyorum, öncelikle okula: birazı Mustafa'ya, bir kaç tane Evren'e, birkaç tane daha öğretmenler odası kitaplığımıza. Saim hocamız din kitapları istiyor, onları tez elden çıkarmaya bakıyorum, bu yüzden başımın üstüne. Salonun ön kısmında durup da kütüphanemize bakınca bütün bu darmadağın, altlı üstlü kitapların arasında, sağa sola iliştirilmiş, artık son yolculuklarına çıkacakları güne dek bekleyecekleri poşetlere torbalara doldurulmuş bir zamanların ev ahalisini görebiliyorum, ama raflarda tanıdık nice ismin arasında yeşilli turunculu kapaklarıyla gözümü çelen ve beni kendine çeken Çehov külliyatını da görüyorum: onları ikinci sıraya yerleştirdim, sola yatık olarak duruyorlar ve hemen sağ taraflarında Stephen Kingler yer alıyor...az ötede birkaç eski kitap, meselâ eskilerden Miskinler Tekkesi ve hatta şu an yanılmıyorsam, Hesse'nin Siddharta'sı, belki.

Çehov külliyatımın, ya da birinci kitapta verdiğim adıyla Çehov mevsiminin bu üçüncü cildinde, daha kitabı, önceden okumuş olduğum hikâyeleri atlaya atlaya okurken, bitirmeden anladığım birşey oldu. Bu, kesinlikle doğru ve kesinlikle abartı değil: ben, hikâyesi yazılmamış, ya da yazıldıysa bile benim henüz okumadığım, külliyatın diğer kitaplarındaki hikâyelerin arasına saklanmış uzun süredir sessizce duran, demlenen, onu okumamı bekleyen bir Çehov karakteriyim. Bu, kesinlikle doğru. Ben bir Çehov karakteriyim: Sürekli yanlış anlayan, doğru anlamamaktan çekinen, komik, hatta giderayak gülünç, bildiği konuda çemkirmekten çekinmeyen, iyiliği sünepeliğine de karışmış bir Çehov karakteriyim. Sevdiğim insanın karşısında yaralanabilen, çıtası düşüp yalvarabilen, ama bir yandan da dik, tepesi hemen atabilen, kendince gözüpek ama bir yandan da ödleğin teki, bir müzmin korkağım. Bütün, ama bütün hikâyeleri içerisinde en çok Gusev'e benziyorum, en çok ondan söz etmemin esas sebebi de bu. Bütün yalınlığı, bütün sadeliği içerisinde zihnime takılıp aylardır dönüp duran, artık bahçedeki yavru kedilere ismini verebilecek kadar aklımda izi kalmış Gusev gibiyim, ve bir yandan sonumun da aynı olduğunu, olacağını düşünerek geleceğime bakar dururum: sanki artık zayıflamış, yorulmuş, bitap düşmüş; zihni, beyni misafir edildiği dünyayı gerçek anlamda kavramaktan uzak ama hisleri yaprak gibi sürüklenerek giden, bir garip Gusev'im ben de, bir Çehov karakteriyim. Yüz seneden hayli zaman sonra, bir kasım günü, yaşı kırkbeş, eski hayatı artık hayâl olmuş; hikâyesini, yazarını arayan, bir Çehov karakteriyim. Bu yüzden sürekli Çehov'a dönüyorum demek ki. Burada büyük bir sır gizliymiş meğer: hangi kitaptan bilmiyoruz, ya da hangi hikâyeden; ama çıkmış, kaçmış ya da birisi atmış dışarı onu ...akşam vakitleri, tek başına sahildeki otobüs durağında beklerken görebilirsiniz, elinde kitap yoksa, çantasına sıkıştırmış olabilir, Çehov değilse elindeki kitap o zaman sıkılarak yarıda bırakacağı kesindir, zamanı az kalmış gibi, belki de öyle olduğundan hakikaten, sürekli ait olduğu yere ulaşmaya çalışan bir Çehov karakteri...Bozkır'daki Yegoruşka gibi... ya da cesedi okyanusun derinlerine kayıp giden mazlum, masum Gusev gibi..

Böyle işte.

Ha, kitabı soruyorsanız... şaka yapıyorsunuz herhalde? Nasıl olmasını bekliyorsunuz ki bir Çehov kitabının?

İşte bu üçüncü kitap, tam da öyle!
—Evet, seviniz, evleniniz, saçmalıklar yapınız, diye sıraladı dayım. Bana sorarsanız, saçmalıklar, yaşamın anlamını kavrama çabalarımızdan daha sağlıklı, daha yaşam doludur...
İnsanın içtenliksiz olması çok doğaldır, onun yaratılışında vardır bu. Eğer el birliği edip bütün insanlar içten konuşmaya başlasalardı her şey tepetaklak olup güme giderdi.
Biliyor musunuz, uzağı görmeyen, onurlarına fazlaca düşkün insanların öyle anları olur ki, mutsuzluklarını düşünmek onlara bir çeşit haz verir, hatta çektikleri acılarla kendi kendilerine caka satarlar?
... mutsuzlar bencil, kinci, acımasız olurlar,
kolaylıkla haksızlık yaparlar, birbirlerini anlamayacak kadar ahmaklaşırlar. Mutsuzluk insanları birleştirmez, birbirinden koparır; üzüntülerin benzer olduğu, karşılıklı yakınlaşmanın beklendiği durumlarda bile hallerinden oldukça memnun insanlarda görülenden çok haksızlık, kötülük yapılır.
Aslında ağzına içki koymaz, becerikli, hamarat bir adamdı, ama hayal gücü, sanat anlayışı kıtlığından ötürü diktikleri pek işe yaramazdı.
Tabut mezara indirilirken karısı, “Beni de onun yanına gömün!” diye bağırdı, ancak alacağı dul aylığını anımsamış olacak ki, kocasının peşinden mezara inmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eczacının Karısı - Bütün Öyküleri 3
Alt başlık:
1886
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752899124
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanan Çehov kitaplığının üçüncü cildi Eczacının Karısı, 1886'da yazılmış 40 öyküyü kapsıyor.

Genelde ölümden söz edilirken akla gelen o itici korku yatak odasında hissedilmiyordu. Odadaki her şeyin öylece donup kalışında, annenin duruşunda, doktorun umursamaz yüzünde insanın içine dokunan, etkileyici bir şey vardı. Biz insanların anlayıp başkalarına anlatmayı daha uzun süre öğrenemeyeceğimiz; sanırım, yansıtmaya yalnız müziğin gücünün yeteceği, insan kederinin güzelliğiydi bu; hissedilmesi oldukça güç, incenin incesi bir güzellik!

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • rumeysa çakır
  • Jala
  • Özlem KAYA
  • Serhat Topal
  • Mehmed Begeç
  • Berna Yılmaz
  • B.Ümit Güzelbey
  • kitapları seven
  • Ycl
  • Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%0
8
%28.6 (2)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%14.3 (1)
3
%14.3 (1)
2
%0
1
%0