Adı:
Edebi Portreler
Baskı tarihi:
Şubat 1999
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753622837
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yyınları
Baskılar:
Edebi Portreler
Edebi Portreler
Ebedi portreler
Hakkı Süha Gezgin'in adını bugün ne yazık ki bilen çok az. Halbuki o bir zamanlar köşe yazıları zevkle okunan ünlü bir gazeteci, evin bir musiki mahfili haline getirmiş bir neyzen, Dostoyevski, Andre Maurois, Prosper Merimee gibi önemli romancıların eserlerini Türkçe'ye kazandırmış bir mütercim, Tarık Buğra ve Alaeddin yavaşça gibi değerleri keşfetmiş başarılı bir edebiyat öğretmeni ve çok güçlü bir portre yazarıdır. Yeni Mecmua ve Çınarlatı dergilerindeki portreleri yayımlandığı yıllarda çok büyük bir ilgiyle karşılanmış ve heyecanla takip edilmiştir. İlk defa bir arada sunulan bu portreler, tecrübeli bir edebiyat hocasının ve dikkatli bir gazetecinin yıllar içinde kesinleşmiş hükümlerini taşıyan, önemli bir kısmı hatıra tadında, kısa ve çarpıcı metinlerdir. Okumaya başlayınca her şeyden önce cins bir zeka ve üslupçu bir yazarla karşı karşıya bulunduğunuzu anlayacak ve elinizden bırakamayacaksınız.
392 syf.
·10 günde·6/10 puan
Günümüzde unutulmuşluk hastalığına yakalanan onlarca kalem erbabını hatırlamak isteyenlere tavsiye olunur. Dev puntolarla sürekli reklamı yapılan belki hiçbir edebi özelliği olmayan yüzlerce yerli ve yabancı yazarı takip etmekten kendi değerlerimize sırt çevirdik hep. Şöyle dönüp kimlere sırt çevirdiğimize bakalım derim.
460 syf.
·Puan vermedi
Enfes tasvir kabiliyeti olan bir yazar, şair ve musikişinas düşünün.. Hanesinden kültür edebiyat ve musiki çevresinden zatların hiç eksik olmadığı ince, naif bir adam.. Etrafındakileri bir kamera gibi kaydeden görüntü hafızasını harikulade bir anlatımla buluşturmuş ve ortaya böyle bir eser çıkmış. Yıllar önce okuduğum; fakat dün okumuşçasına hafızama işleyen bir kitap. Edebi şahsiyetlere dair anekdotlar ve "Portre nasıl yazılır?" sorusunun cevabını arayanlar için biçilmiş kaftan.
460 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Hakkı Süha Gezgin, "Edebi Portreler"de Namık Kemal'i şöyle tasvir ediyor;
"Kumral bir yeleyi andıran kabarık, öfkeli saçlar altında büyük ve ağır düşüncelerle katlanmış bir alın. Kalın fakat ahenkli bir boyun, geniş omuzlar, dalga gibi kabarık bir göğüs. O kumral yele ile biten alnın altında sarı şimşekli ela gözler, kıvırcık tunç bir sakal ve bu yalçınlık içinde biraz yadırganan pembemsi çok beyaz bir ten."
Siz son zamanlarda bu kadar mükemmel, okuyunca anlatılan kişiyi gözlerinizin önünde canlandırdığınız mükemmel bir insan tasviri okudunuz mu?
Bu fiziki tasvirden sonra, psikolojik tasvire girişiyor;
"Evet hamasi şiirleri söyle dursun, en içli gazellerinde bile erkek bir sesle gürleyen bu vatan babasının ruhu da gövdesi kadar kuvvetli idi. Hatta ruhunun kuvveti gövde gücünden kat kat yüksekti.
Küçük yasta dolu dizgin sürdüğü atların saçlarını uçuşturan sert rüzgarlar,, onun bir yandan vücudunu, bir yandan ruhunu bilemişti. Üzengileri altında çakıllar kıvılcımlanarak geriye uçarken, Namık Kemal, damarlananda Iran fatihi dedelerinin coşkun vuruşlarını duyuyordu. Kaya başlarında derin, esrarlı fısıltılarla dolu orman loşluklarında silah kullandı. Av kovaladı. Bu yalçın dekor onun ilk yoğrulduğu terkip teknesidir. Bu pek gözlü, cesur çocuktan, beş on sene sonra bir kahraman doğacaktı. Taht ve taca, yeryüzü. Tanrılarının Roma Kayserleri'nden daha yüksek sahiplerine boyun eğmeyen bir kahraman ...
Nitekim çok geçmeden bu ruh ve bu gövde üstünde zamanın bütün silahlan donandı. İlkin onu altından kementlerle avlamaya çalıştılar. Yoluna nisan ve rütbe tuzakları kurdular. Parayı da, rütbe ve nisanları da yüzlerine fırlattı.
Ömründe böyle yaman bir sille yememiş olan saray, zindanı, sürgünü, cellatlarıyla ona saldirdı. Mehterhane'de, Magosa kalesinin kazamatları altında, duvarlarından su sızan mezarlara diri diri gömüldü.."
Eski edebiyatçılar gerçekten edebiyatçıydı..
Titrer elimde fırça saatlerce bî-karar
Bir tayf-ı rûh u nûr ile bir mâî renk arar
Baktıkça öyle hüzn ile baygın nigâhına
Girdim meleklerin sanırım haclegâhına
Tekke-i aşk içre rıza postunu
Sermesem bir türlü sersem bir türlü;
Tâlip olanlara gönül dostunu
Vermesem bir türlü versem bir türlü.
Kıskançtı ve sanıyorum ki dünyada hiç kimse ona bu kıskançlık kadar işkence etmememiştir. Haşim, bu duyguyu etleri içinde kilitlenmiş bir çift kaplan çenesi gibi taşıdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edebi Portreler
Baskı tarihi:
Şubat 1999
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753622837
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yyınları
Baskılar:
Edebi Portreler
Edebi Portreler
Ebedi portreler
Hakkı Süha Gezgin'in adını bugün ne yazık ki bilen çok az. Halbuki o bir zamanlar köşe yazıları zevkle okunan ünlü bir gazeteci, evin bir musiki mahfili haline getirmiş bir neyzen, Dostoyevski, Andre Maurois, Prosper Merimee gibi önemli romancıların eserlerini Türkçe'ye kazandırmış bir mütercim, Tarık Buğra ve Alaeddin yavaşça gibi değerleri keşfetmiş başarılı bir edebiyat öğretmeni ve çok güçlü bir portre yazarıdır. Yeni Mecmua ve Çınarlatı dergilerindeki portreleri yayımlandığı yıllarda çok büyük bir ilgiyle karşılanmış ve heyecanla takip edilmiştir. İlk defa bir arada sunulan bu portreler, tecrübeli bir edebiyat hocasının ve dikkatli bir gazetecinin yıllar içinde kesinleşmiş hükümlerini taşıyan, önemli bir kısmı hatıra tadında, kısa ve çarpıcı metinlerdir. Okumaya başlayınca her şeyden önce cins bir zeka ve üslupçu bir yazarla karşı karşıya bulunduğunuzu anlayacak ve elinizden bırakamayacaksınız.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Gökhan Uzunoğlu
  • Hümeyra Esma Yalçınkaya
  • Mehmet Toyran
  • Mutlu insanlar fotografhanesi.
  • Nafiye TÜLÜCÜ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0