Edebiyat ve Sanat Yazıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.260
Gösterim
Adı:
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750832192
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern romanın öncülerinden Marcel Proust bu kez eleştiri, deneme, inceleme, açıklama, mektup biçiminde kaleme aldığı “Edebiyat ve Sanat Yazıları”yla karşımıza çıkıyor. “Edebiyat Yazıları”nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sem­bolist şairler, şiir ya da esrarengiz yasalar, vb. yorumlanırken; “Sanat Yazıları”nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlar; Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenler; ve John Ruskin gibi bir sanat tarihçisi değerlendiriliyor.

Proust severler, onun yorumlarının ve üslubunun tadına şimdi de deneme ve eleştirileriyle varacaklar.
144 syf.
·Puan vermedi
https://www.youtube.com/...gPvNRGgAOA&t=46s
Selam kitapçokseverler. Bu bölümümüzde üslubuyla kalemine hayran bırakan yazar Marcel Proust'un, göstergebilimci ve eleştirmen Mehmet Rifat tarafından hazırlanan Edebiyat ve Sanat Yazıları'nı, Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtını ve Proust'un Sainte-Beuve'e Karşı eserini konuşuyoruz.

Edebiyat Yazıları'nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sembolist şairler ve şiir hakkında Proust'un yorumlarını ve Sanat Yazıları'nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlara, Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenlere dair Proust'un fikirlerini, onun üslubuna etkileri hakkında sohbet ediyoruz.

Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtı çerçevesinde roman türünde devrim yaratan Proust’un ve Kayıp Zamanın İzinde adlı başyapıtı ve romana dair görüşleri hakkında fikirlerimizi paylaşıyoruz.

Son olarak Proust'un Sainte-Beuve etrafında Balzac, Baudelaire, Gérard de Nerval okumalarını, onun sanata ve romana bakışını yansıtan yazıları üzerine tartışıyoruz.

Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle.
144 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Marcel Proust büyük bir entelektüel ve isminden de anlaşılacağı üzere iki bölümden oluşan bu kitabında;

-"Edebiyat Yazıları" bölümünde Kayıp Zamanın İzinde serisine dair birtakım açıklamalar yapmakla birlikte Dostoyevski, Tolstoy ve Goethe gibi bazı yazarlar hakkında da değerlendirmeler yapıyor.

-"Sanat Yazıları" bölümünde bazı sanatçıların eserleri hakkında değerlendirmelerde bulunuyor. Bu bölümde sanki Proust'la sanat galerilerini birlikte geziyormuşsunuz ve o eserlerin hissettirdiklerini dönüp yanındaki biz okurlara edebî bir dille açıklıyormuş izlenimine kapılıyorsunuz. Yani okurların nispeten daha az anladığı "sanat eseri dili"ni daha aşina oldukları "edebiyat dili"ne çevirerek tercümanlık yapmış oluyor.

Eğer Proust'un ağır diline aşinaysanız bu kitabı tavsiye ederim aksi takdirde biraz sıkıcı gelebilir. Keyifli okumalar...
144 syf.
·Puan vermedi
"Şair ağaca bakarken yoldan geçen biri durup şatafatlı bir at arabasına ya da kuyumcu vitrinine bakar."

Selam,
Henüz benim gibi Proust ile ilgili okumalar yapıp da onun romanlarını okumaya başlamayanlar varsa bu kitabı mutlaka başlarda okumasını tavsiye ederim.
Deneme ve eleştiri niteliğinde ele alınan yazılarından oluşan bu eserde kimi yazıların tamamlanmamış olduğu görülür ve kesin fikirlere, dayatmalara doğru kayan görüşler değil tamamen objektif bir tutumla yazılmış olduğu görülür.
İlk yazısı "Anlaşılmazlığa Karşı" yazısı, şair ve nesir konusunda yeni, genç yazarların ne yapmasini ve ne yapmamasının gerektiğinin altını ustaca çizer, romanın düşünceyle doldurulmasının doğru kabul edilmesinin herhangi bir üsluba uygun olmadığını söyler, herhangi bir üslup kuralı da olmadığını belirterek ve yazının sonunda da bu gençler için de bir af diler, onların kusurlarının görünmemesini talep eder. Ne naif değil mi?
İlk anda vuruldum zaten bu yazıyla kendisine...
Roman, şiir, ilham, yazmak üzerine oldukça kesin yargılar getirmeden belirli konularda kendi düşüncesini anlatıyor bize.
Bazen sanki duygularımı veya düşüncelerimi okuduğunu zannettiğim oldu. Kendi eserleri hakkında da güzel ipuçları vermiş, ona verilen söylemlere karşı kendini ifade etmiş mesela, 1- düzlem psikolojisi olarak görülen eserlerinin aslında zaman psikolojisi kaygısı güttüğünü,
2- insanları eserlerinde anlatırken, bir tren yolu gibi tüm yönleriyle görülen bir manzaraya benzetir,
3- romanlarına "Bilinçdışı derlerse" kendisinin "Bergson tarzı" diyeceğini söyler ve aslında bilinç değil hafıza ile ilişkilik olduğunu betimler.
Bu konuda eserlerini okumadan önce güzel bir bilgilendirme yazısı oldu benim için açıkçası. Devamında eserine yönelik birkaç açıklama daha yazmış lakin onları yazmayacağım, mutlaka okumalısınız. Lakin söyle der yazı sonunda "Heyhat! Tam durum fena olmayacakken, kağıt bitti!" inanılmaz etkileyici.
Ardından Flaubert hakkında bir yazı kaleme almış ve burada "Duygusal Eğitim" eserinin aslında tüm eserlerinin özeti, kendisi, ve tam olarak "Madame Bovary" ile aynı ölçütte yazılan bir eser olduğunu söyler. Dönemi dolayısıyla Flaubert'i çok eleştirenlere cevap verir, yazarın "Ve" baglacini kullanmadan yazmasinin kiskanıldığını düşünür.
Châteaubriand 'dan etkilenmiş olması da dikkate değer ve ayrıca eserde yer verdiği dizeleri okurken arkada bir fon müzik inanılmaz zevk verdi, bir şiir ve bir de düşünceyi aynı sayfada okumak büyük haz veriyor. Victor Hugo ve şiirlerinden, Klasisizm ve Romantizm arasında ki ince çizgiden, Dostoyevski hakkında ( Dostoyevski'nin , Balzac gibi eserler yazma isteğinden mesela) sonra Baudelaire üzerine yazısı, elbette en güzel denemesi de buydu sanırım. Goethe ile ilgili yazısında hayranlığı hissedilir yine Proust'un.
Tolstoy ile Balzac kıyaslamasina da çok kızdığını belirterek Tolstoy hakkında yazmış ve Balzac eserlerinin yapmacık olduğunu dile getirmiş. En son yazılarında ise ünlü ama dönemimizde az bilinen ressamlar hakkında yazmış Rembrand, Monet gibi ikisinin de eserlerine mutlaka bakın çok güzel resimleri var. Son kısımda ise hiç tanımadığım bir piyanistten, bir müzisyenden bahsetmiş ve onların eserlerini keşfetmiş olabilmek adına bu eser bana çok şey kattı, çok şey öğretti. Proust okumak için sanırım çok geç kalma alıyım diye düşünmeye başladım ve en yakın zamanda @ykyyayinları eski basıma dönsün diye bekleyeceğim. Ben de sözlerime Proust'un Verlaine sözleriyle eserini bitirmesi gibi bitirmek istiyorum,
"
Sözün içerdiği her şeyi
Zarafet ve aşkla insani

"
"Edebiyat ve Sanat" la kalın.
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Proust okumayı öyle özlemişim ki... Muhtemelen ömür boyu en sevdiğim yazar olarak kalacak. Okurken sürekli keşke daha çok yaşamış olsaydı da çok daha fazla yazsaydı diye düşünüp durdum. Bana kalırsa bir şaheser. Çok fazla yazar ve konu hakkında incelemeleri mevcut. Tam da bu tarz konularda fikirlerini çok merak ediyordum. Çok heyecanlanarak okuduğum muhteşem bir kitaptı.
144 syf.
·3 günde·6/10 puan
Modernist akımlar doğduğu kültürel ortama dayalı akımlardır. Modernist edebiyatta bu grubun içinde yer alıyor. Ancak Modernist edebiyat bir akım olarak daha dar bir dönemi ifade ediyor.
Şair için kelimeler salt birer işaret değildir. Kuşkusuz en başta sembolistlerin de teslim edeceği gibi, her kelime şekil ya da ahenginde, kökeninin cazibesinden ya da geçmişinin asaletinden birtakım izler taşır ve bu izler imgelemimiz ve duyarlılığımız üzerinde en az mutlak anlam kadar büyük bir çağrışım gücüne sahiptir. İşte anadilimizle duyarlılığımız arasındaki bu köklü ve esrarengiz yakınlıklar sayesinde anadilimiz yabancı diller gibi uzlaşımsal bir dil değil, şairin benzersiz bir tatlılıkla uyandırabileceği, içimizde gizli bir müziktir, adeta. Şair bir kelimeyi eski anlamıyla ele alarak onu gençleştirir, bağlantısız iki imge arasında unutulmuş harmonileri canlandırır, doğduğumuz toprakların rahiyalarını her hazla solumamızı sağlar.
Marcel Proust
Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları
Dostoyevski tutukluluk hayatının en korkunç zorlukları arasında dört yıl boyunca yalnız kalamamış olmayı da sayar. Oysa, insan etrafında her an birileri olsa bile kendini tecrit edebilir, soyutlayabilir. Bu herkes için mümkündür, herkesten çok Dostoyevski için mümkün olması gerekirmiş gibi geliyor insana; olağanüstü imgelem gücüyle çevresindeki her şeyi bertaraf etmeyi gayet iyi biliyordu, mutlaka. Ne olursa olsun, hiç değilse dışımızda kalan, zihnin çalışmasını aksatsa da engelleyemeyen insanların varlığına kıyasla kendimizden uzaklaştırması daha zor varlıklar mevcuttur. Bunlar içsel varlıklardır. İçinde bir hastalığı barındıran, aynı şekilde dört yıl (çoğu kez daha uzun süre) boyunca korkunç acılar çeken, hiç düşmeyen bir ateşin yarattığı sersemletici rahatsızlığı sürekli yaşayan, ancak büyük bir çaba göstererek yatakta doğrulabilecek hale gelen bir adamın, hastalığının sıkıntısını her an çeken bir adamın yalnız kalması, diğer tutukluların arasındaki Dostoyevski’nin yalnız kalmasından çok daha zordur; zaten Dostoyevski öteki tutuklularla, onlar da Dostoyevski’yle ilgilenmiyordu. Oysa, ateş ve hastalık insanı kendileriyle ilgilenmeye mecbur eder.
Büyük ihtimalle kürek cezası Dostoyevski için bir şans olmuş, içsel hayatının kapılarını ona açmıştı. İlginçtir, o andan itibaren yazışmaları Balzac’ınkilere benzer: Mektuplarda borç para ister, şan şöhret umuduna istinaden yüz katıyla geri ödeyeceğini vaat eder.
Budala güzel bir kitap olacak” der, –tıpkı Vadideki Zambak gibi– çünkü, içinde yeni bir adamın uyanmakta olduğunu hisseder.
Marcel Proust
Sayfa 75 - Yapı Kredi Yayınları
Roman yazarı karşısında hepimiz imparatorun karşısındaki köleler gibiyizdir: Tek bir kelimeyle bizi azat edebilir. Onun sayesinde eski toplumsal konumumuzdan sıyrılıp generalin, dokumacının, şarkıcının, taşra soylusunun konumunu, köy hayatını, kumarı, avı, nefreti, aşkı, ordugâh hayatını tanırız. Onun sayesinde Napoléon, Savonarola, bir köylü, daha da önemlisi –asla tanışmayabileceğimiz bir hayatı yaşayarak– kendimiz oluruz. O yığınları, yalnızlığı, yaşlı kilise adamını, heykeltraşı, çocuğu, atı, ruhumuzu dillendirir. Onun sayesinde sırayla bütün canlıların kılığına giren gerçek Proteus oluruz. Art arda bütün bu kılıkları değiştirirken, müthiş bir güç ve çeviklik kazanmış ruhumuz için hepsinin bir oyundan, acıklı ama hoş, ama gerçeklikten yoksun bir maskeden ibaret olduğunu hissederiz. Talihsizliğimizin ya da talihimizin baskısından bir anlığına kurtuluruz; onunla ve başkalarının talihiyle oynarız. İşte bu yüzden de, güzel bir romanın son satırını okuduğumuzda, hüzünlü bir roman da olsa, büyük bir mutlulukla dolarız.
Marcel Proust
Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları
Hayatta bir kez sevmiş olanlar, aşk adı verilen kolay bağlılıkların gerçek aşktan ne kadar daha değersiz olduğunu bilirler.
Hayatta bir kez sevmiş olanlar, aşk adı verilen kolay bağlılıkların gerçek aşktan ne kadar daha değersiz olduğunu bilirler.
Roman yazarı karşısında hepimiz imparatorun karşısındaki köleler gibiyizdir: Tek bir kelimeyle bizi azat edebilir. Onun sayesinde eski toplumsal konumumuzdan sıyrılıp generalin, dokumacının, şarkıcının, taşra soylusunun konumunu, köy hayatını, kumarı, avı, nefreti, aşkı, ordugâh hayatını tanırız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750832192
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern romanın öncülerinden Marcel Proust bu kez eleştiri, deneme, inceleme, açıklama, mektup biçiminde kaleme aldığı “Edebiyat ve Sanat Yazıları”yla karşımıza çıkıyor. “Edebiyat Yazıları”nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sem­bolist şairler, şiir ya da esrarengiz yasalar, vb. yorumlanırken; “Sanat Yazıları”nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlar; Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenler; ve John Ruskin gibi bir sanat tarihçisi değerlendiriliyor.

Proust severler, onun yorumlarının ve üslubunun tadına şimdi de deneme ve eleştirileriyle varacaklar.

Kitabı okuyanlar 64 okur

  • Sitarə Vüsal
  • Şevval Kaya
  • Webeditorx
  • ceren
  • laléna
  • Musab Çağlar
  • Kitap Pınar’ı
  • Esra Kılınç
  • Gülizar
  • Muhammed Siyah

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (8)
9
%13.6 (3)
8
%31.8 (7)
7
%9.1 (2)
6
%9.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0