Edebiyatist - Sayı 18 (2018 Temmuz - Ağustos)

·
Okunma
·
Beğeni
·
53
Gösterim
Adı:
Edebiyatist - Sayı 18
Alt başlık:
2018 Temmuz - Ağustos
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030091
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edebiyatist
Başrollerinde Şener Şen ile Meltem Cumbul’un olduğu 2005 yapımı bir Yavuz Turgul filmi vardı “Gönül Yarası” diye. Filmde yeni emekli olan ancak taksi şoförlüğü yapan Nâzım öğretmen (Şener Şen) zor durumda kalan genç bir kadın olduğu için sahip çıktığı Dünya’yı (Meltem Cumbul) dertleşip türkü dinlemek için bir mekâna götürüyordu. Sahnede Aynur Doğan Kürtçe bir türkü olan Dar Hejiroke’yi (İncir Ağacı’nı) söylerken Dünya ağlamaya başlıyordu. Sonrasında gelişen diyalog aynen şöyleydi:
Şener Şen: Kürtçe biliyor musun?

Meltem Cumbul: Hayır.

Şener Şen: O zaman niye ağlıyorsun?

Meltem Cumbul: Ağabey bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?

Kazım Koyuncu’yla özdeşleşen Didou Nana var bir de meselâ. Gürcüce olan bu şarkının sözlerinin tek bir kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyiz ama hissettirdiği hüznü, sonsuzluğu çok iyi biliriz.

Bunun gibi daha bir sürü örnek sayabiliriz. İçimizi kıpır kıpır eden Balkan ezgilerini, mavilikleri burnumuza getiren Yunan melodileri, aşkı bir başka yaşatan Fransız şarkıları, usulca ruhu ele geçiren ney ya da çocukluğa götüren mızıka sesi…

İşte müziğin en evrensel tanımı budur, dili yoktur. O müzik ki henüz anne karnındaki bebeğe, saksıdaki çiçeğe bile iyi geldiği rivayet edilir. Tartışmasız en ulaşılabilir, en kolay ve en çok tüketilen sanat dalıdır. Bu yüzden farklıdır, yeri ayrıdır. Bir insan hiç kitap okumamış; tiyatroya, baleye, operaya gitmemiş; resim ve heykel görmemiş hatta hayatında tek bir film izlememiş olabilir. Ama duyma engelli değilse mutlaka kulağına bir şekilde bir melodi değmiştir. Sürekli lafını ettiğimiz o ilkel kabilelerin elektriği, doğru düzgün yiyecekleri, giyecek kıyafetleri olmasa bile kendilerine has çalgıları, duygulandıkları ya da dans ettikleri bir şarkıları vardır. Tam da bu yüzden, evrenselliği ve bu birleştirici, bütünleştirici özelliğinden ötürü bu sayı müzik dedik. Ve insanların en cömert davrandığı, en çok paylaştığı şeyin müzik olduğunu fark ettik. Paylaşalım istedik.

Bu sayımızda,

Cem Karaca’yı eşi İlkim hanımdan diledik. Teoman ve İlhan Şeşen Söyleşilerimizin yanında Sevgili Yaşar’ın da bir şiiri var. Bu sayımızda katkısı olan diğer yazarlarımız;

Ahmet Karadağ
Akın Dursun
Ali Kırkar
Ali Kocatepe
Alis Çalışkan
Anıl Nart Kalmuk
Aysu Altaş
Ayşe Nur Demir
Aziz Yılmazel
Birican Güneri
Dilek Erkılınç
Dilek Türel
Duygu Çayırcıoğlu
Ece Dorsay
Ertuğrul Kaya
Fikret Çelik
Galip Çağ
Gökhan Coşkun
Gözde Urfalı
Hamdi Oğulhan Tünay
Hasan Bozaslan
İlayda Özcan
İlkim Karaca
İsmail Buğdaycı
Julia Ortay
Kaan Kayahan
Mehmet A. Başkurt
Mehmet Zeki Erkozan
Meryem Koç
Nermin Sarıbaş
Nurdane Özdemir Sağkan
Nurettin Burhan
Oğuz Aslan
Rabia Burhan
Saide Naz
Sarper Semiz
Sirel
Şükrü Erbaş
Tolga Yazıcı
Toprak Uçar
Tuğba Kocaağaoğlu
Yaşar
64 syf.
·Beğendi·9/10
Dergi gittikçe değişiyor. Bu sayıda müzik üzerine dolu dolu bir içerik karşımıza çıkıyor. Özel söyleşiler geçmişi aydınlatırken yaşayan sanatçılar da unutulmamış. Çizimler gayet başarılı, hediye defter de sürpriz oldu.
Keşkelerle, hayallerle yaşadım hep. O kadar çok hayal kurdum ki en sonunda gerçekliğimi kaybettim.
Kolektif
Sayfa 26 - Tuğba Kocaağaoğlu
“Gurur güzel şeydir ama unutma: Ağlarken başını gururunun omzuna yaslayamazsın. Bırak sevdiklerin silsin gözyaşını.”
Özlemek nedir?
Kalbinize yerleşen insanların, orayı terk ederken almadıkları eşyalardır.
Orayı toplamak size kalır.
Kolektif
Sayfa 11 - Sirel/Ruh-i Zaman
Sıfırın değersizlik ifade ettiğine dair kanım; bol sıfırlı banka cüzdanlarının ve yanına sıfır eklendikçe değer kazanan kâğıt parçalarına sahip olanların nasıl da itibar gördüğünü fark ettiğim anda değişti. Yalnız başına değersiz olan sıfırın kıymeti, herhangi bir rakama eklendikçe artıyordu. Bazı insanlar da öyle değil miydi? Başkalarının yanında ve peşi sıra ya da başkalarının ışığıyla var olan ve parlayan kuyrukluyıldızlardı onlar. Kayanlarının vay hâline!
Kolektif
Sayfa 22 - Dilek Türel/Sıfır Noktası
Bazen tek bir soru başka soruları doğurur ta ki cevap sizi tatmin edene kadar.
Kolektif
Sayfa 44 - Julia Ortay

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edebiyatist - Sayı 18
Alt başlık:
2018 Temmuz - Ağustos
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030091
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edebiyatist
Başrollerinde Şener Şen ile Meltem Cumbul’un olduğu 2005 yapımı bir Yavuz Turgul filmi vardı “Gönül Yarası” diye. Filmde yeni emekli olan ancak taksi şoförlüğü yapan Nâzım öğretmen (Şener Şen) zor durumda kalan genç bir kadın olduğu için sahip çıktığı Dünya’yı (Meltem Cumbul) dertleşip türkü dinlemek için bir mekâna götürüyordu. Sahnede Aynur Doğan Kürtçe bir türkü olan Dar Hejiroke’yi (İncir Ağacı’nı) söylerken Dünya ağlamaya başlıyordu. Sonrasında gelişen diyalog aynen şöyleydi:
Şener Şen: Kürtçe biliyor musun?

Meltem Cumbul: Hayır.

Şener Şen: O zaman niye ağlıyorsun?

Meltem Cumbul: Ağabey bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?

Kazım Koyuncu’yla özdeşleşen Didou Nana var bir de meselâ. Gürcüce olan bu şarkının sözlerinin tek bir kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyiz ama hissettirdiği hüznü, sonsuzluğu çok iyi biliriz.

Bunun gibi daha bir sürü örnek sayabiliriz. İçimizi kıpır kıpır eden Balkan ezgilerini, mavilikleri burnumuza getiren Yunan melodileri, aşkı bir başka yaşatan Fransız şarkıları, usulca ruhu ele geçiren ney ya da çocukluğa götüren mızıka sesi…

İşte müziğin en evrensel tanımı budur, dili yoktur. O müzik ki henüz anne karnındaki bebeğe, saksıdaki çiçeğe bile iyi geldiği rivayet edilir. Tartışmasız en ulaşılabilir, en kolay ve en çok tüketilen sanat dalıdır. Bu yüzden farklıdır, yeri ayrıdır. Bir insan hiç kitap okumamış; tiyatroya, baleye, operaya gitmemiş; resim ve heykel görmemiş hatta hayatında tek bir film izlememiş olabilir. Ama duyma engelli değilse mutlaka kulağına bir şekilde bir melodi değmiştir. Sürekli lafını ettiğimiz o ilkel kabilelerin elektriği, doğru düzgün yiyecekleri, giyecek kıyafetleri olmasa bile kendilerine has çalgıları, duygulandıkları ya da dans ettikleri bir şarkıları vardır. Tam da bu yüzden, evrenselliği ve bu birleştirici, bütünleştirici özelliğinden ötürü bu sayı müzik dedik. Ve insanların en cömert davrandığı, en çok paylaştığı şeyin müzik olduğunu fark ettik. Paylaşalım istedik.

Bu sayımızda,

Cem Karaca’yı eşi İlkim hanımdan diledik. Teoman ve İlhan Şeşen Söyleşilerimizin yanında Sevgili Yaşar’ın da bir şiiri var. Bu sayımızda katkısı olan diğer yazarlarımız;

Ahmet Karadağ
Akın Dursun
Ali Kırkar
Ali Kocatepe
Alis Çalışkan
Anıl Nart Kalmuk
Aysu Altaş
Ayşe Nur Demir
Aziz Yılmazel
Birican Güneri
Dilek Erkılınç
Dilek Türel
Duygu Çayırcıoğlu
Ece Dorsay
Ertuğrul Kaya
Fikret Çelik
Galip Çağ
Gökhan Coşkun
Gözde Urfalı
Hamdi Oğulhan Tünay
Hasan Bozaslan
İlayda Özcan
İlkim Karaca
İsmail Buğdaycı
Julia Ortay
Kaan Kayahan
Mehmet A. Başkurt
Mehmet Zeki Erkozan
Meryem Koç
Nermin Sarıbaş
Nurdane Özdemir Sağkan
Nurettin Burhan
Oğuz Aslan
Rabia Burhan
Saide Naz
Sarper Semiz
Sirel
Şükrü Erbaş
Tolga Yazıcı
Toprak Uçar
Tuğba Kocaağaoğlu
Yaşar

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Gözde Akbaba
  • Aysun Geldi
  • Ezgi Tepe
  • Işıl
  • Gökhan COŞKUN
  • Büşra
  • Gamze Ö.
  • Zeynep Köksoy
  • SihirliFlut
  • Kemal Albayrak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%83.3 (5)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0