Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
8519
Gösterim
Adı:
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
880
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057944733
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
Baskılar:
Bütün Hikayeleri
Bütün Öyküleri
Bütün Hikayeleri
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Kelimeler her daim kuşku taşır içinde.

19. yüzyılın gerilim, korku, polisiye ve gizem yazarlarından olan Edgar Allan Poe, Amerika ve dünya edebiyatının en büyük yazarları arasında yer alır. Korku türüne öncülük etmesinin yanı sıra kendisinden sonra pek çok ismin faydalanacağı yaratıcılıkta hikâyeler yazmış öyle ki bu hikâyelerle Arthur Conan Doyle’nun yarattığı dünyaca ünlü Sherlock Holmes’ a ilham olmuştur. Döneminde hikâyeleri gerektiği değeri görememiş olsa da zorlu yaşamının sona ermesinden sonra zekâsı ve üslubuyla günümüzde hâlâ gerilim ve polisiye türünde çokça merak edilen ve okunan bir yazar olmuştur.

Bütün hikayelerini bir araya topladığımız bu özel basımda, onun şaşırtıcı zihninin ürünü olan bazen kelime oyunları bazen felsefi yaklaşımları bazen yaratıcılıkla birleşen hikâyeleri gerilim dolu kapıları aralayarak korku seven okuru kendi dünyasına davet ediyor.

Gördüklerinizin yarsına inanın, duyduklarınızın hiçbirine.

Hakikat daha çizmelerini giyerken yalan dünyayı dolaşır.

Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir.



(Tanıtım Bülteninden)
968 syf.
·Puan vermedi
Charles Baudelaire, her ne kadar Poe’yu öven bir dille yazmış olsa da oldukça öfkeli bir ön yazı ile sizi kapıda karşılıyor.

Peşinen söyleyeyim, okuduğunuz hikayelerin hiçbirinden zevk almayacaksınız hissettiğiniz duygu daha çok gerilme diye tanımlanacak.( ki rahmetli de böyle isterdi).Hele de karanlıkta kitap okumayı tercih edenlerdenseniz özellikle birkaç hikaye yüzünden 3,5 boyutuna bile ulaşabilirsiniz.

Genel olarak hikayelerden pek hoşlanmasam da [ Bu fakire göre hikayenin tanımı: Çok acil bir yere yetişilmesi gerekiyormuşçasına, anlatılması gereken şeyin soluk soluğa aktarılmasıdır… ( İlmiği sen geçir boynuma TDK ) ] yazılanlar daha önce okuduğum hikayelerden çok farklı olduğundan kitap boyunca merakımı diri tuttu.

Poe, hadi yeterince gerdim biraz da mizah yapayım dediğinde de bile yaptığı mizah huzursuz edecek kadar kara…(Balla kesiyorum. Poe hatırına seyredilecek bir film var dostlar. Bence seveceksiniz http://www.imdb.com/...192/?ref_=fn_al_tt_1 )

Başıma bir şey gelmeyecekse hoşlanmadıklarımdan bahis açmak istiyorum. Özellikle Hans Pfaall … hikayesi mavi ekran vermeme sebep olacak kadar farklı bir dünya dili ile yazılmıştı sanki. Öz metne sadık kalmak amacıyla külhan beyi gibi hikayelerin her yerinde gezmesine izin verilen yabancı kelimeler, tüm yazılarda olduğu gibi, akıcılığa karşı Nuri Alço’ca niyetlerini kitap boyunca gösteriyorlar.

Kitap genel olarak bana seslenmediğinden 2.cildi okuyacağımı pek sanmıyorum.

Bu vesile aramızdaki pek kıymetli YKST ( Yazar ve Kitap Savunma Timi) üyelerine seslenmeyi bir borç bilirim. Azıcık yukarıda belirttiğim kitap hakkındaki olumsuz düşünceler (sümme haşa huzurdan) yazar veya kitabın değil benim aciz eşit ağırlıkçı algı seviyemin bir sonucudur. “Kim kü bizim beğendiğimiz eseri beğenmeye, yılan dilini yazarımıza uzatağğğ; buna cesaret eden o cahil gafilin kancık kellesinin ödlek bedeninden ayrılması caizdir” hükmünün tarafıma uygulanmamasını arz ve talep ederim.

Saygılarımla
968 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Meğer ne kadar da azmış Edgar Allan Poe hakkında  bildiklerim eminim ki bildikleriniz de. Ne kadar haksızlık etmişim bu zamana kadar okumamı ertelediğim için belki de daha isabetli olmuştur anlamam için kim bilir..

Bir yazar, bir şair düşünün ki radyonun bile icat edilmediği bir dönemde yazmış olsun ve hislerini, karamsarlığını, zekasını hatta deliliğini 21 yy insanına bu denli güzel geçirebilsin.

Şüphe yok ki Poe'yu en çok şairliğiyle Kuzgun (The Raven) şiiriyle tanırız. Kafasının üstünde sağında solunda kuzgunlarla resmedilir çoğu zaman.(Şiire ilham veren  kuzgun da Charles Dickens'ın kuzgunuymuş). Gotik türle kurucusu olmasa da belki de  en çok özdeşleşen yazardır.

Yukarıda saydıklarım bildiklerimdi ama Poe bundan çok daha fazlasıymış. Poe'nun korku, polisiye /dedektif ve bilim-kurgu edebiyatının da babası oluşu türün ilk örneklerini vermesi ve yalnız Amerikan Edebiyatını değil Dünya Edebiyatını da derinden etkiledigi ve birçok yazara ilham ve model olması ve benim de bunları hikayelerinde apaçık görmem yazara karşı hayranlığımı daha da artırdı.

Okuduğum kitap -bütün hikayeleri diyor umarım öyledir- beni ilk şasırtan hikayerin konularının çeşitliliğiydi sadece gotik, korku öyküleri okuyacağınızı sanarsanız yanılırsınız.  Mesela "Hans Pfaall Diye Birinin Benzeri Görülmemiş Öyküsü" Jules Verne'yi etkilemiş Ay'a Yolculuk kitabını yazmasına ilham olmuş. Hikayede balonla aya yolculuk yapan bir adamın hikayesi anlatılıyor. "Gammaz Yürek" adlı öyküsüyle Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sının ana teması büyük benzerlik gösteriyor ki Dostoyevsky de Poe'dan etkilenen yazarlardanmış  ayrıca Yer Altından Notlar da başka öyküyle benzerlik gösteriyor.William Faulkner ve Meville de Poe'dan etkilenen yazarlar arasındaymış (okumadığımı için yorum yapamıyorum)

Benim dikkatimi en çok çeken Sherlock Holmes hayranı olarak "Morgue Sokağı Cinayetleri" (dedektif türünün ilk örneklerinden kabul ediliyor ) hikayesindeki "Dupin" karakteriyle "Sherlock Holmes" karakteri arasındaki şaşırtıcı benzerlikti. Nitekim  Poe bu eseri yazdığında Conan Doyle doğmamış bile. Açık şekilde Dupin'den esinlenerek Sherlock Holmes karakterinin yaratıldığını görüyorsunuz. Onu da Poe'ya borçluymuşuz meğer.

Dili gerçekten çok şairane ve uzun betimlemeler göze çarpıyor ama o kadar özgün ve güzel ve zekice yazılmışlar ki ancak bir şair yazabilir dedirtiyor ve okuyucuyu sıkmıyor beni sıkmadı en azından.

Okumaktan en keyif aldığım başlı başına bir kitap olabilecek uzunluktaki -en uzun öyküsü- bir deniz serüveninin anlatıldığı "Nantucketli Arthur Gordon Pym'in Öyküsü", korku-gerilim türünden de "Kuyu ve Sarkaç" ve biraz da mizah içeren "Gözlük" oldu.

Son olarak bütün bu başarılarını 40 yıllık kısa ömrüne sığdırıyor. Tüm o öykülerine yakışacak şekilde bir gün sokakta sırılsıklam divane şeklinde bulunuyor ve kısa bir süre sonra ölüyor. Kesin ölüm nedeni de hâlâ sırrını koruyor...
880 syf.
·Puan vermedi
Hayal kuranlar, sadece geceleri düş görenlerin gözden kaçırdığı pek çok şeyi fark eder. O boz bulanık hayallerde sonsuzluğu görür ve gerçeğe döndükleri anda yüce bir sırrı öğrenmenin eşiğine gelmiş olmanın heyecanını hissederler. O kısacık anda bilgeliğin iyiliğinden birşeyler kapar, ona dair birşeyler öğrenirler; ama kötülüğün salt bilgisinden kaptıkları daha çoktur.
"Tarifsiz ışığın" engin okyanusuna dümensiz pusulasız açılırlar; ve, o Nubialı maceraperest coğrafyacı gibi karanlık denizi keşfe çıkarlar. Edgar Allan Poe
968 syf.
·30 günde·Beğendi·Puan vermedi
Matematikle iç içe muhteşem kurgusal hikayeler. Keşke Edgar Allan Poe' nun beyninin içine girip 1 gün yaşayabilsem.Hayranlık uyandırıcı bir kara kitap.
968 syf.
·176 günde·Beğendi·9/10
''Ve gözleri düş kuran şeytanın gözleri
Gibi,
Ve üstünden akan lamba ışığı zemine düşürüyor
Gölgesini;
Ve ruhum zeminde dalgalanan bu gölgeden
Bir daha asla-alamayacak kendisini.''

Poe ile ilk tanışıklığım çocukluk zamanıma rastladığından beri, üzerime düşen gölgesinden -tıpkı yukarıdaki dizede söylediği gibi- alamadım kendimi. Onun 'Kuzgun' unun gölgesinden kendisini bir daha alamadığı gibi.
Poe' nin karanlık bir yazar olduğu söylenir; ıssızlığın, sisli havaların, çıplak ormanların, mezarlıkların, şeytanların ve Kuzgun' ların yazarı. Bir parça da olsa haklılık payları vardır; korkutmak amacı değildir, korkulan şeyleri saklandığı yerlerden çıkarıp gözle okunur (görünür) hale getirmektir. Karanlığın, ışıktan daha cazibeli -bazılarına da ürkütücü- gelmesinin sebebi, örtük ve görünmez oluşudur. Eh insanyavrusu da göremediği şeylerden korku duyar. Poe' nin zihni, karanlığı mizahla, benzersiz betimlemelerle, çıkarımlarla, analitik bir zekayla harmanlayabilecek kadar derin. Karanlığı ilmek ilmek yazacak kadar cüretkar bir zekaya sahip. Ki, bazı hikayelerinde karanlıktan eser yoktur; kahkahalar vardır okuyucu için:
'Randevu' (Vizyoner) adlı hikayesinde, ''Sparta' da binlerce farklı tanrıya adanmış binlerce tapınak ve mabed vardı. Diğerleri yıkılmışken Kahkaha sunağının ayakta kalmış olması ne tuhaf!'' (s:107) diye yazması boşuna değildir. Kahkahanın izlerinin kalıcı olmasının 'izini' sürer.
''Rafta bir tabak polemik sakince duruyordu'' s:117 benzetmesinin güzelliğinde gülümsemeden geçemiyorsunuz.


Hikayelere gelecek olursak;
''Ligeia'' da psikolojik bir sezinleme ile bugünlerin bilimini,
''Bir Blackwood Makalesi Nasıl Yazılır?'' da kendisinden ipuçları,
''Morgue Sokağı Cinayetleri'' nde çözümleme, satranç, bilinç gibi analizle yoğrulmuş bilgileri,
''Gammaz Yürek'' te, 'Sizin delilik sandığınız şeyin aslında duyu keskinliği olduğunu söylemiştim size değil mi'? cümlesini,
''Altın Böcek'' te, orantılı/orantısız çılgın bir macerayı,
''Dolandırıcılık- Pozitif Bilimlerden Biri-'' nde, dolandırıcıların özelliklerini- bol kahkaha garanti-,
''Gözlük'' te, bir gözlüğün nelere kadir olduğunu,
''Hipnoz Altında Şifa'' da, Tanrı, Din, Hayat üzerine felsefeyi,
''TUHAFLIK Meleği'' nde, ''Tavutlağ, baykuşylağ, küçük şeytanlağ ve iblisleğ kanatlıdır. Melekleğ kanatlı değildiğ ve ben TUHAFLIK Meleği' yim.'' diyerek kendini tanıtan bir Meleğ'i (kendi dilinde),
''Çalınan Mektup'' ta, bir mektubun başına gelenlerin S.Holmes-vari serüvenini,
''Şehrazat'ın 1002. Masalı' nı, ve daha nicesini okuyabilirsiniz. Ayrıca, kitaptaki şiir, yer, aforizma gibi alıntılar bilgi yüklü.

71 Hikayeden oluşan kitabın tasarımındaki (bana göre) tek hata ise, numaralandırılmış açıklamaların sayfa altında değilde, kitabın sonunda olması. Toplamda 968 sayfalık kitabı okurken, açıklamalar için kitabın sonuna gidilmek zorunda olması, bu da kitabı iki ayraçla okumak demek.
Gerçek anlamda bir başucu kitabı, hem boyut, hem içerik olarak. Tavsiye olunur. Keyifli okumalar.
1415 syf.
·10 günde·6/10
ilk kitap bitti yazar bazi mantik hatalari yapsada gayet akici dili agir, bazi hikayeleri yersiz yinede alkisliyorum ikinci Kitaba bakicaz, umarim hikayeler Daha guzellesir.


Adger allen PO’ya ithafen yazdığım bir öykü umarım beğenirsiniz........

30 Dakika

Aslında nasıl başlanır bilemedim,uzun zamandır yaptığım görevde emekliye ayrılmak üzereyim.Yoruldum artık, İnsanlarla uğraşmak çok yıprattı belkide,sürekli ölüm,kavga,savaş görmek.Neyseki bu alacağım son iş artık.Neredeyse gelmek üzereyim,ekipten yardımcım Ali telefonla gerekli malûmatı verdi.Bazen bu çocuğun işine fazla kaptırdığını düşünüyorum,evladım bu kadar üzerine düşünme bak ben kendimi heder ettim sonuç ,küçük bir teşekkür plaketi,yaş pasta ve seni çok özleyeceğiz gibi standart laflar,gelde anlat bu çoçuğa,yağmurda fena bastırdı,sokaklarda her yer leş gibi olmuş,çöpçüler mesaiye yeni başlamış,birbirlerine bağırıp duruyorlar,neyseki benim evime yakın olay yeri,adresi bulmakta zorlanmıyorum.Binaya adımımı zorda olsa atıyorum,Ali’yi arayıp evlat karnım çok aç sabahtan beri evraklarla boğuşuyorum pizza söyleyelim birlikte yeriz desemde yok amirim benim midem çok kötü sen kendine söyle diyor bana, bazen anlamıyorum iyimi davranıyor,yapısı’mı çok saf çözemedim.Merdivenlere adımımı attığımda patlamış bir lamba,karanlık basamaklar karşılıyor,Soğuk,ruhsuz,rutubetli bir İstanbul akşamından merhaba diyorlar sanki bana,basamakları çıkarken yine o baş ağrılarım tuttu bırakmıyor,sürekli bir üşüme hissi var ,başımdaki malum yara yüzden erken emekliye ayırmak istemediler bir türlü beni,neyse şimdi bu konuya burda girmeyelim, nasıl olsa öğreneceksiniz.merdivenin ortasında beş altı yaşlarında gösteren bir koz çocuğuyla karşılaşıyorum,hayırlı akşamlar nasılsınız,iyiyim desem değilim ,6 yaşındaki bu kadar sevimli bir kızada kötüyüm denmez ki.Nasılsın ufaklık iyimisin yetişmem gereken son bir işim var deyip kaçmaya çalışıyorum,amirim yine suçluları mı kovalıyorsunuz diye sormasın mı ,nerden anladı polis olduğumu düşünürken evet deyip hızlı adımlarla basamakları çıkıp kapıyı tıklatıyorum.İçeriden sesler geldiğine göre bizim Ali kimseyi salmamış,Beni görünce herkes ayağa kalkıyor,amirim hoş geldin diyor kerata,galiba seviyorum bu çocuğu,

Evet beyler bayanlar oturun,Ben komiser Emre,yardımcım Ali ile tanıştınız zaten,bana gerekli malûmatı telefonla verdi,Beni yormayın sabahtan beri itin köpeğin peşinden koşmaktan yoruldum,ölüyorum zaten açlıktan,Ali ara olum şu pizzacının telefonunu her zamankinden ortaboy bir pizza söyle,dosyaları ver bakayım deyip bir sandalyede ben çekiyorum altıma ,neyseki fazla ıslanmadan geldim.Hafif baş ağrım tutsada buna da şükür diyelim artık.Tanıkların biri kadın ikisi erkek,Ayşegül hanım 35 yaşlarında ev hanımı,günlük evlere temizliğe giden,üç dört çocuk işsiz bir adama sahip,İstanbul’un çilesini,yükünü omuzlamış, gözlerinin altı morarmış,yorulduğu her halinden belli olan bir yapıda başına gelenleri anlamamış bir an önce bitsede gitsek havasında,Samet bey iki dirhem bir çekirdek sanki dışarda hava günlük güneşlikmiş beyimde gezmeye gidiyormuş gibi giyinmiş,kendinden emin biraz gergin,tırnaklarını yemekle meşgul,sol yanağını üstünde bir morluk kanamış burnuna mendille tampon yapmış çekip duruyor ,burada yazana göre öğretmenlikten atılmış,bekar 40 yaşlarını biraz geçmiş görünüyor .Adil beyse ellilerini devirmiş biraz benim akranlarıma benzeyen saçları yer yer dökülmüş yanakları şarkmış, pantolon ceket karşımda önünü iliklemiş bir hata yapmış çocuk gibi korkarak etrafa bakıyor.Daha önceden iki kere evlenmiş boşanmış,evliliklerinden birer çoğu olmuş,çokta hayır görememiş,kendisini yaşlılar evine bıraktıklarına göre.Neyse olayı ilk gören kim?

Amirim Ayşegül hanım odayı temizlerken görmüş;ben akşam temiliğe başlarken,sesler duydum bir adam kadına bağırıyordu.Nasıl bağırıyordu neler söylüyordu?
amirim sen benimsin seni öldürürüm diye bağırıyordu,sonra bir çığlık duydum ve kapıyı açtığımda kanlar içinde yerde yatan bir kadın gördüm,peşinden bu adam koşuyordu(Samet beyi göstererek),Samet bey bir hışımla ayağa kalkıp kadının üzerine yürürken sol elinden bizim Ali yakalayıp oturtturur yerine,ben izin vermeden yerinizden kalkmayın sakın,Yaman çocuk bu Ali

Samet bey arkamda yatan maktulü siz mi öldürdünüz, bu arada amirim olay yerine haber verdik gelmek üzereler,Samet bey biraz gergin dişlerinin arasından, ben onu seviyordum ama bana ihanet etti ben öldürmedim,bu kadın böyle söylemiyor,peşinden koşarken görmüş seni,adil bey siz neden müdahil oldunuz Samet beyle bir alakanızmı var? Adil bey biraz tedirgin,sıkılgan;hayır amirim ben kirayı almaya gelmiştim,bir bağırış çağırış oldu baktım temizlikçi kadın bağırıyor yetişin imdat derken Samet beyi gördüm üzerime doğru koşarken arkasından durdurun onu diyordu bende refleksle yüzüne bir yumruk atıp yere devirdim,sonra arbede çıktı aramızda derken polisi aradılar Ali bey geldi olay bu.

Karnımda öyle bir acıktıki midemdeki gurultuları zor bastırıyorum nerde kaldı bu pizzacı,olay anlaşıldı,Bunları toplayın,delillere dokunmadan,nezarette bir kaç akşam geçirsinler,savcıyada haber verdiniz mi?, yolda amirim gelmek üzeredir.derken kapı çaldı,Ali bakmaya yeltendi zaten iki göz oda burası ben bakarım Ali zahmet etme zaten bu gün yeterince yoruldun pizzacıysa alır evde yerim artık.Adil bey huzursuz;bu yaştan sonra beni mapus damlarında bırakmayın zaten kimim kimsem yok yapamam ben deyip yakınmaya başladı derken Ayşegül hanımda evde çocuklar bekler etmeyin beyim ,şuncacık sabiler elime bakar önlerine bir tabak yemek koymaz bizim herif demesin mi,of zaten zor bir gün geçiriyorum,sessiz olun ağlayıp sızlamayı kesin hava zaten nemden bunaltmış akşam akşam birde sizin dırdırınızı çekemem deyip açtım kapıyı.

Nihayet gelen pizzasıymış,aç karnına savcıyı olay yeri inceleme ekiplerini hiç çekemem,pizzacı kaskını zorla çıkartıp;abi 35 lira kola hediyesi bozuk varsa iyi olur dedi.Arkadan yüksek sesli bir homurtu,dönüp;sessiz olun ben sizi uyarmadım mı diye bağırıyorum,pizzacıda garip garip bana bakıyor parayı uzatırken,abi iyimisin dediğini duyuyorum kısık bir sesle başımdaki yağmurdan ıslanmış bereyi çıkartıp ,daha iyi olamazdım ne biçim bir soru böyle derken ,kafa tasımın sağ tarafındaki büyük göçüğü fark edip korkma çatışmada bir kurşun geldi beynimin sağ tarafını kaybettim zaten o taraf mantıklı düşünme ve kalıcı hafızayı barındırıyormuş bizede hayal gücü üreten sol taraf kaldı deyip gülümsedim.

Arkamı döndüğümde yarım daire şeklinde konmuş üç tane boy aynası ve karşısındaysa bir sandalye vardı yine hayal mi görmeye başladım,zaten bu yüzden erken emekli olmadım mı? Bana galiba şizofreni teşhisi konmuştu yada onun gibi bir şey,neyse pizzacıyı göndereyimde sorguyu bitirelim artık işimiz gücümüz var........
%17 (155/968)
·Beğendi·9/10
Poe incelemesini hakkıyla yapmak şart. Bunu hafta sonuna bırakıyorum. Hafta sonuna kadar şunu söyleyeyim; Poe okumak insana çok iyi geliyor:)) Altın böcek; gizemli bir macera yaşatırken, Aksak kurbağa'da gerlim-korku unsurları ön plana çıkıyor, ama dozunda... Poe benim gözümde dahi bir yazar...
968 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın ilk bölümünde Yazmanın Felsefesi’nden bahediyor Poe. En meşhur şiiri Kuzgun’u nasıl yazdığını falan anatıyor sonra adım adım. Zaten o bölümü okuyunca öyle normal bir insan evladı olmadığını anlayacaksınız
Morgue Sokağı Cinayetleri, Marie Roget’nin Sırrı ve Çalınan Mektup birbirinin devamı olarak görülebilir; çünkü hepsinin başkahramanı aynı: August Dupin! İlk dedektif hikayesi olma özelliği taşıyor Morgue Sokağı Cinayatleri. Yani şöyle de diyebiliriz ki Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes karakteri dahi Dupin’den etkilenerek yazılmış bir karakter. Varın gerisini siz düşünün.
Ölüm ve denizcilik üzerine çok fazla öyküsü var. Aslında anladığım kadarıyla ‘bilinmeyen’e karşı özel bir ilgisi var Poe’nun. Bu yüzden de okurken süper şeyler düşündürebiliyor size.
880 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10
73 öyküden oluşan eserde sadece 7 öykü beni etkiledi.Genel olarak din,felsefe,mekanik,biyoloji,zooloji vd. konularda ayrıntılı anlatımı güzel ancak polisiyenin mucidi kabul edilmesi pek makul gelmedi bana. Oluşturduğu Duplin karakteri muazzam malum ünlü dedektife haddinden fazla ilham olduğu kısa sayılardaki öykülerde kendini hissettiriyor.Keşke onun üzerinden daha fazla öykü oluştursaymış. Korku konusunda da abartıldığını düşünüyorum maalesef.Yazıldığı zamanın şartlarında kitleleri etkilemiş olabilir belki ama şahsen beni etkileyemedi.
968 syf.
·10 günde·8/10
Poe'nun zekasını görebildiğimiz bu hikayeleri zevkle okudum. Çoğu korku ve gizem teması üzerine kuruluydu. İnsanı ürkütmeyi başarıyor kendisi. Üstada saygılar!
Apaçık ve hazır olanı reddedip uzaktaki ve belirsiz olanı yeğlemek insan doğasının sapkınlığının bir özelliğidir.
Edgar Allan Poe
Sayfa 131 - İthaki-11.baskı
Ah, mutluluk bilmekte değil, öğrenmektedir! Sürekli öğrenmek ne güzeldir, ama her şeyi bilmek cehennem azabıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
880
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057944733
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
Baskılar:
Bütün Hikayeleri
Bütün Öyküleri
Bütün Hikayeleri
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Kelimeler her daim kuşku taşır içinde.

19. yüzyılın gerilim, korku, polisiye ve gizem yazarlarından olan Edgar Allan Poe, Amerika ve dünya edebiyatının en büyük yazarları arasında yer alır. Korku türüne öncülük etmesinin yanı sıra kendisinden sonra pek çok ismin faydalanacağı yaratıcılıkta hikâyeler yazmış öyle ki bu hikâyelerle Arthur Conan Doyle’nun yarattığı dünyaca ünlü Sherlock Holmes’ a ilham olmuştur. Döneminde hikâyeleri gerektiği değeri görememiş olsa da zorlu yaşamının sona ermesinden sonra zekâsı ve üslubuyla günümüzde hâlâ gerilim ve polisiye türünde çokça merak edilen ve okunan bir yazar olmuştur.

Bütün hikayelerini bir araya topladığımız bu özel basımda, onun şaşırtıcı zihninin ürünü olan bazen kelime oyunları bazen felsefi yaklaşımları bazen yaratıcılıkla birleşen hikâyeleri gerilim dolu kapıları aralayarak korku seven okuru kendi dünyasına davet ediyor.

Gördüklerinizin yarsına inanın, duyduklarınızın hiçbirine.

Hakikat daha çizmelerini giyerken yalan dünyayı dolaşır.

Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 599 okur

  • Aladdin Milli
  • Eda Yüksel
  • Serap Avcılar
  • Sebnem
  • Selenay Kapar
  • Merve Çam
  • adnan diker
  • Kâri Civil
  • Mathias Tenhauser
  • Bensu Çetinler

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.4 (3)
9
%0
8
%1 (2)
7
%0
6
%0
5
%0.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları