Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
17,5bin
Gösterim
Adı:
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
880
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057944733
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
Kelimeler her daim kuşku taşır içinde.

19. yüzyılın gerilim, korku, polisiye ve gizem yazarlarından olan Edgar Allan Poe, Amerika ve dünya edebiyatının en büyük yazarları arasında yer alır. Korku türüne öncülük etmesinin yanı sıra kendisinden sonra pek çok ismin faydalanacağı yaratıcılıkta hikâyeler yazmış öyle ki bu hikâyelerle Arthur Conan Doyle’nun yarattığı dünyaca ünlü Sherlock Holmes’ a ilham olmuştur. Döneminde hikâyeleri gerektiği değeri görememiş olsa da zorlu yaşamının sona ermesinden sonra zekâsı ve üslubuyla günümüzde hâlâ gerilim ve polisiye türünde çokça merak edilen ve okunan bir yazar olmuştur.

Bütün hikayelerini bir araya topladığımız bu özel basımda, onun şaşırtıcı zihninin ürünü olan bazen kelime oyunları bazen felsefi yaklaşımları bazen yaratıcılıkla birleşen hikâyeleri gerilim dolu kapıları aralayarak korku seven okuru kendi dünyasına davet ediyor.

Gördüklerinizin yarsına inanın, duyduklarınızın hiçbirine.

Hakikat daha çizmelerini giyerken yalan dünyayı dolaşır.

Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir.



(Tanıtım Bülteninden)
1415 syf.
·Puan vermedi
Edgar Allan Poe Bütün Öyküleri üzerine Youtube'da Okur Sohbetleri kanalımda yayınladığım yazar ve eserleri hakkındaki düşüncelerimi, okuma deneyimlerimi, ilgimi çeken hikayeleri yayınladığım videoları ilgilenenler ve Poe hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için paylaşmak istiyorum.



I. Cilt: https://youtu.be/ULlO_wdGwJc
II. Cilt: https://youtu.be/tx0xoAy0d2A

I. Cilt videosunda Edgar Allan Poe'nun yaşamı, kariyeri ve dehşet, gizem, dedektiflik hikayeleri ile politik ve edebi taşlamaları üzerine sohbet ediyoruz.

Poe'nun panteizm inancı, dünya görüşü, Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi ve beraberinde Poe'nun eserlerinin öne çıkan manyetizma, hipnoz, katalepsi hastalığı, reenkarnasyon fikirlerini tartışıyoruz.

Edebiyat eleştirmeni Leo Spitzer'ın, Poe'nun Usher Malikânesinin Çöküşü eserine yazmış olduğunu yorumlar ve Poe/Balzac karşılaştırmasına dair görüşlerini ele aldığımız bu bölümde bizleri etkileyen Metzengerstein, Randevu, Morella, William Wilson, Maelstrom'e Düşüş, Kuyu ve Sarkaç, Kızıl Ölümün Maskesi, Boşboğaz Yürek, Diri Diri Gömülme, Amontillado Fıçısı, Aksak Kurbağa ya da Zincire Vurulmuş Sekiz Orangutan ve dedektiflik hikayelerinin öncüsü Morgue Sokağı Cinayeti, Dedektif Auguste Dupin karakteri ile Sherlock Holmes hakkında bilgiler ve okuma deneyimlerimizi paylaşıyoruz.

II. Cilt videosunda Edgar Allan Poe'nun dünyaya bakışı, etkilediği yazarlar Arthur Conan Doyle, Jules Verne'e dair ve mizah/yergi, fantezi/uçuş, keşif/serüven ve büyülü doğa öyküleri üzerine sohbet ediyoruz.

Edgar Allan Poe Bütün Öyküleri kitabının ikinci cildinde ilgimizi çeken Kandırmaca, Dolandırıcılık, Gözlük, Şehrazat'ın Bin İkinci Gece Masalı, Bir Mumya ile Küçük Bir Tartışma, Doktor Katran ile Profesör Tüy'ün Sistemi, Hans Pfaall Diye Birinin Benzersiz Serüveni, Bir Haftada Üç Pazar, Engebeli Dağların Öyküsü, Mellonta Tauta, Von Kempelen ve Buluşu, Arthur Gordon Pym'in Öyküsü hakkında okuma deneyimlerimizi ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz.
968 syf.
·Puan vermedi
Charles Baudelaire, her ne kadar Poe’yu öven bir dille yazmış olsa da oldukça öfkeli bir ön yazı ile sizi kapıda karşılıyor.

Peşinen söyleyeyim, okuduğunuz hikayelerin hiçbirinden zevk almayacaksınız hissettiğiniz duygu daha çok gerilme diye tanımlanacak.( ki rahmetli de böyle isterdi).Hele de karanlıkta kitap okumayı tercih edenlerdenseniz özellikle birkaç hikaye yüzünden 3,5 boyutuna bile ulaşabilirsiniz.

Genel olarak hikayelerden pek hoşlanmasam da [ Bu fakire göre hikayenin tanımı: Çok acil bir yere yetişilmesi gerekiyormuşçasına, anlatılması gereken şeyin soluk soluğa aktarılmasıdır… ( İlmiği sen geçir boynuma TDK ) ] yazılanlar daha önce okuduğum hikayelerden çok farklı olduğundan kitap boyunca merakımı diri tuttu.

Poe, hadi yeterince gerdim biraz da mizah yapayım dediğinde de bile yaptığı mizah huzursuz edecek kadar kara…(Balla kesiyorum. Poe hatırına seyredilecek bir film var dostlar. Bence seveceksiniz http://www.imdb.com/...192/?ref_=fn_al_tt_1 )

Başıma bir şey gelmeyecekse hoşlanmadıklarımdan bahis açmak istiyorum. Özellikle Hans Pfaall … hikayesi mavi ekran vermeme sebep olacak kadar farklı bir dünya dili ile yazılmıştı sanki. Öz metne sadık kalmak amacıyla külhan beyi gibi hikayelerin her yerinde gezmesine izin verilen yabancı kelimeler, tüm yazılarda olduğu gibi, akıcılığa karşı Nuri Alço’ca niyetlerini kitap boyunca gösteriyorlar.

Kitap genel olarak bana seslenmediğinden 2.cildi okuyacağımı pek sanmıyorum.

Bu vesile aramızdaki pek kıymetli YKST ( Yazar ve Kitap Savunma Timi) üyelerine seslenmeyi bir borç bilirim. Azıcık yukarıda belirttiğim kitap hakkındaki olumsuz düşünceler (sümme haşa huzurdan) yazar veya kitabın değil benim aciz eşit ağırlıkçı algı seviyemin bir sonucudur. “Kim kü bizim beğendiğimiz eseri beğenmeye, yılan dilini yazarımıza uzatağğğ; buna cesaret eden o cahil gafilin kancık kellesinin ödlek bedeninden ayrılması caizdir” hükmünün tarafıma uygulanmamasını arz ve talep ederim.

Saygılarımla
701 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10 puan
Poe ile tanışmam Detachment filminden bir sahne ile olmuştu ve okuma listeme eklemiştim.
(https://youtu.be/PKXJDBuGDi0)

Yaşamından çok şey aktarmış yazılarına, bu sebeple okumayı düşünenlere daha iyi analiz edebilmeleri açısından öncesinde yaşam hikayesini okumalarını tavsiye ederim. Gerçi bu tüm yazar ve şairler için geçerli. Aslında yazılanlar yaşamlarından sızanlar bir nevi... Bu yüzden önemsiyorum.

Poe, ikisi de oyuncu olan anne babanın ikinci çocuğu olarak 1809 da doğmuş. Doğumundan kısa bir süre sonra babası aileyi terk etmiş, annesi de bir yıl sonra tüberkülozdan ölmüş. Böylece yetim ve öksüz kalan Poe'yu John ve Frances Allan çifti sahiplenmiş ama resmî olarak evlat edinmemişler. (Allan soyadını bu tüccar aileden almış.) Daha sonra Poe nun gençlik yıllarındaki alkol, kumar borçları ve eğitim masrafları nedeniyle John Allan'la arası bozulmuş. Üniversitesiyi parasızlıktan bırakmak zorunda kalmış. Takma ad kullanarak 1827 yılında orduya katılmış. Bu dönemde yayımcılık kariyerine de başlamış. Kendisini büyüten Frances Allan'ı da 1829 yılında kaybetmiş. Şair ve yazar olmak isteyen Poe, West Point Okulundan başarısız olarak ayrılmış. Yaşamını yazarak sürdürmeye çalışmış. 1836 yılında 13 yaşındaki teyzesinin kızı, Virginia Clemm ile evlenmiş. Ancak eşi henüz 24 yaşındayken, 1847'de tüberkülozdan kaybetmiş. Poe'nun özel hayatında sıkıntılarla devam ederken iş yaşamında da durum farklı değil. Edebiyat dergilerinde eleştirmen olarak yazıyor, ancak hayatını kıt kanaat geçindirebilen maaşını ya zorla alıyor ya hiç alamıyor. Yaşadığı dönemde de sık sık eleştirilen bir yazarmış, tabi kendisi de döneminde yaşayanları hicvetmekle ünlü. Poe nedeni hala açıklanamayan bir nedenden 40 yaşında hayata veda ediyor. Poe'nun değeri ne yazık ki öldükten sonra anlaşılmış.

2019 da New Yorkta düzenlenen bir müzayede de Francis Wahlgren'in "Amerkan edebiyatının kara lalesi olarak bilinir." dediği Allan Poe ya ait Tamerlane 800 bin dolara satılmış.
(https://www.ntv.com.tr/...Bx0cUSTU6IijZ3TKT8vQ)

Poe, yaşadığı dönemde asıl olarak satir tarzında dergiye yazdıkları ile ünlü. Ve yine haftalık yayınlanan, 19. yy da revaçta olan gotik türündeki kısa öyküleri ile.

Kitaba genel olarak bakacak olursak; 1. cilt 3, 2. cilt 4 başlık altında toplanan öykülerden oluşuyor.

1. Cilt, ilk bölüm: Dehşet Öyküleri; 18 öyküden oluşuyor.
Hikâyeler, gotik yapıya uygun olarak okuru kasvetli bir ortam ile karşılıyor. Soğuk, huzursuz, ürpertici bir sessizliğin olduğu; bazen de boğuk seslerin, tiz çığlıkların olduğu yankılar, gaipten sesler; puslu, ölümün renkleriyle çevrelenmiş; terk edilmiş, mistik ögelerin imgeleri ile tedirgin edici, dehşet veren bir mekan kurguluyor yazar. Tüm duyularınıza hitap ederek sizi o atmosfere hazırlıyor adeta.

Karakterlerinde ise yine aşkınlık içgüdüleri hissediyorsunuz; ölümle yaşam arasında olan, tuhaf ızdıraplar çeken, isterik, bölük pörçük anıları olan, tuhaf figürler... Bu karakterlerin sezileri kuvvetli, olacakları tahmin ediyorlar ama bir tür yazgılarına teslim olmuşluk var, ne yapsalar da değişmeyeceğini düşünüyorlar.

Benim favorilerimin çoğu bu bölümden oldu, tabi bu bölümde öykü sayısı da fazla.

(***spoiler içerir.***)

Randevu
İki aşığın fiziksel olarak kavuşmalarının mümkün olmaması nedeniyle (kadın başkası ile evli) karşılaşılan saatte zehir içip ölümle daimi olan ikinci hayatlarında buluşmaları...

Ligeia
Yazarın sevdiği kadını anlatırken kullandığı büyülü ifadeler beni çok etkiledi. Muhteşem güzelliği, ileri derede bilgilere sahip olması, hatta metafizik konularında kendisine öğretmenlik yaptığını büyük bir özlemle anlatır. Ölen eşine bu kadar bağlı olmasına rağmen, aynı zamanda onu unutmak ister ve Ligeia nın zıttı görünüme sahip biriyle 2. evliliğini yapar. Ancak o hastalanıp öldüğünde, Ligeia'nın hayatta kalma arzusu, iradesi ve mistik bilgileriyle birleşerek, ölen kadının bedeninde yeniden hayata dönmesini sağlıyor.

Usher Malikanesinin Çöküşü
Burda iki kardeşin yaşadığı malikanenin kasveti aslında onların ruhunu yansıtıyor. Kitabın son sözünü yazan eleştirmen, erkek ve kız kardeşin ensest ilişkide olduklarından erkeğin vicdan azabından dolayı yaşarken öldüğü, kızın ölürken yaşam mücadelesi verdiğine değinmiş. Bu öyküyü ile başlayan ve Poe nun birçok öyküsünü sinemaya aktaran yönetmenin konuşması duyduğu heyecanın hala canlı olması benim ilgimi çekmişti. (https://youtu.be/18nHtX8k4eE)

William Wilson
Ana karakterimiz, çocukluk döneminden kalma, bastırmaya çalıştığı duygular nedeniyle kendisiyle savaşan, kendi kendini huzursuz eden, buhranlara sürükleyen, bölünmüş bir ruha sahip. Kendisini mahvedenin yine kendisi olduğu gerçeğini fark ettiğinde bir nevi ikiz ruhunun şu sözleri beni çok etkiledi. "Sen kazandın! Ölüyorum. Ama bundan böyle sen de ölüsün; Dünyada, Ahret ve Umut için ölüsün!...gör kendi kendini nasıl katlettin!"

Kuyu ve Sarkaç
Ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkûmun tüm zorluklara rağmen, akıllıca uygulamalarıyla ve sonunda tam ölmek üzereyken, belki de mücadelesini hiç yitirmediğinden şans eseri kurtuluşu. Eleştirmen, kendi yüreğinin derinliklerindeki karanlığa doğru yolculuk etmekte, diye yorumlamış.

Boşboğaz Yürek
Akıl sağlığı yerinde olmayan bir kişinin yanında bulunduğu yaşlı ve zengin adamı öldürmesi ama vicdanının sesini bastıramaması nedeniyle suçunu kendi itiraf etmesi. Vicdanı bu kadar net ele almasından etkilendim bu öyküde.

Oval Portre
Burda ressamın işine aşk derecesinde bağlı olup, karısının bu durumu kaldıramaması ve adamın işine sevdasından bunu görememesi... ancak bu kadar naif anlaşılabilirdi gibi geliyor bana. #65648809

Terslik Şeytanı
Burda hepimizin zaman zaman yaptığı, başımıza gelen olumsuzlukların sorumluluğunu almak yerine bir günah keçisi bulup onu suçlamamızı anlatıyor. Eleştirmen notunda, Frenolojide yıkıcılık organı diye adlandırılan yapıdan, Poe terslik şeytanı diye bahsettiğine yer vermiş ve eğer bir terslik varsa, ahlaki sorumluluğun reddedilmesinde aranmalıdır bu diyor.

2. Bölüm: Gizemli Öyküler ve Dedektif Öyküleri; 8 öyküden oluşuyor.
Poe, dedektif öykülerinin prototipini vermiştir.
T.S. Eliot, Poe hakkında şunları söylemiş: "İnsan, bir dedektif öyküsünde keskin bir zekanın işleyişini takip etmekten zevk alır. Zekâ keskinliğinde ve bunu sergileme tarzındaysa hiç kimse Poe nun Mösyö Dupin'inin eline su dökemez."

Bu bölümdeki favorilerim:
Morgue Sokağı Cinayeti
Marie Rogêt'nin Esrarı
Çalınan Mektup
Altın Böcek

3. Bölüm: Politik ve Edebi Taşlamalar; 14 öyküden oluşuyor.
Bu bölümdeki karakterler: (çoğu döneminde yaşayan) aristokratlar, yazarlar, şairler... Alegorik ifadelerle onlara karşı ironik bir dille yaptığı göndermelerle dolu.

Poe nun dili alegorilerle dolu, sırlı bir dil. Okuyucusu tarafından çözülmeyi bekliyor. Bu sebeple okuduğum kitapta önsöz ve sonsözün olması çok iyiydi. Ben diğer basımlarını incelemedim ama biraz araştırdığımda bu yayınevini tavsiye eden birçok yorum okudum. Ayrıca kitapta, Poe nun doğumundan ölümüne kadar; hem şahsi hayatındaki gelişimleri hem de dönemdeki siyasi, edebi gelişimleri sunan 15 sayfalık bir kronolojik çizelge var; bu dönemi kafamda oturtmama yardımcı oldu diyebilirim. Ek olarak, öyküleri okurken Tim Burton'un animasyonlarını izliyormuş hissine kapılmamı sağlayan, Harry Clarke gibi isimlerin yaptığı çizimler de çok güzel. Çeviri Hasan Fehmi Nemli'ye ait. Özellikle Dehşet ve Dedektif öykülerini tavsiye ederim.

Jules Verne, Charles Baudelaire, Arthur Conan Doyle başta olmak üzere birçok yazarı etkileyen Poe'nun okunması gerektiğini düşünüyorum.

Eğlenceli bir animasyonla Edgar Allan Poe yu kısaca tanıtan videoya göz atabilirsiniz:
https://youtu.be/8lgg-pVjOok

Bu arada gizemli öyküleri ile tanınan Poe nun ölümü arkasındaki sorular da hala devam etmekte ilgisini çeken olursa diye ekliyorum:
https://youtu.be/JNG6AaCNYJ4

Keyifli okumalar...
968 syf.
·Puan vermedi
Meğer ne kadar da azmış Edgar Allan Poe hakkında  bildiklerim eminim ki bildikleriniz de. Ne kadar haksızlık etmişim bu zamana kadar okumamı ertelediğim için belki de daha isabetli olmuştur anlamam için kim bilir..

Bir yazar, bir şair düşünün ki radyonun bile icat edilmediği bir dönemde yazmış olsun ve hislerini, karamsarlığını, zekasını hatta deliliğini 21 yy insanına bu denli güzel geçirebilsin.

Şüphe yok ki Poe'yu en çok şairliğiyle Kuzgun (The Raven) şiiriyle tanırız. Kafasının üstünde sağında solunda kuzgunlarla resmedilir çoğu zaman.(Şiire ilham veren  kuzgun da Charles Dickens'ın kuzgunuymuş). Gotik türle kurucusu olmasa da belki de  en çok özdeşleşen yazardır.

Yukarıda saydıklarım bildiklerimdi ama Poe bundan çok daha fazlasıymış. Poe'nun korku, polisiye /dedektif ve bilim-kurgu edebiyatının da babası oluşu türün ilk örneklerini vermesi ve yalnız Amerikan Edebiyatını değil Dünya Edebiyatını da derinden etkiledigi ve birçok yazara ilham ve model olması ve benim de bunları hikayelerinde apaçık görmem yazara karşı hayranlığımı daha da artırdı.

Okuduğum kitap -bütün hikayeleri diyor umarım öyledir- beni ilk şasırtan hikayerin konularının çeşitliliğiydi sadece gotik, korku öyküleri okuyacağınızı sanarsanız yanılırsınız.  Mesela "Hans Pfaall Diye Birinin Benzeri Görülmemiş Öyküsü" Jules Verne'yi etkilemiş Ay'a Yolculuk kitabını yazmasına ilham olmuş. Hikayede balonla aya yolculuk yapan bir adamın hikayesi anlatılıyor. "Gammaz Yürek" adlı öyküsüyle Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sının ana teması büyük benzerlik gösteriyor ki Dostoyevsky de Poe'dan etkilenen yazarlardanmış  ayrıca Yer Altından Notlar da başka öyküyle benzerlik gösteriyor.William Faulkner ve Meville de Poe'dan etkilenen yazarlar arasındaymış (okumadığımı için yorum yapamıyorum)

Benim dikkatimi en çok çeken Sherlock Holmes hayranı olarak "Morgue Sokağı Cinayetleri" (dedektif türünün ilk örneklerinden kabul ediliyor ) hikayesindeki "Dupin" karakteriyle "Sherlock Holmes" karakteri arasındaki şaşırtıcı benzerlikti. Nitekim  Poe bu eseri yazdığında Conan Doyle doğmamış bile. Açık şekilde Dupin'den esinlenerek Sherlock Holmes karakterinin yaratıldığını görüyorsunuz. Onu da Poe'ya borçluymuşuz meğer.

Dili gerçekten çok şairane ve uzun betimlemeler göze çarpıyor ama o kadar özgün ve güzel ve zekice yazılmışlar ki ancak bir şair yazabilir dedirtiyor ve okuyucuyu sıkmıyor beni sıkmadı en azından.

Okumaktan en keyif aldığım başlı başına bir kitap olabilecek uzunluktaki -en uzun öyküsü- bir deniz serüveninin anlatıldığı "Nantucketli Arthur Gordon Pym'in Öyküsü", korku-gerilim türünden de "Kuyu ve Sarkaç" ve biraz da mizah içeren "Gözlük" oldu.

Son olarak bütün bu başarılarını 40 yıllık kısa ömrüne sığdırıyor. Tüm o öykülerine yakışacak şekilde bir gün sokakta sırılsıklam divane şeklinde bulunuyor ve kısa bir süre sonra ölüyor. Kesin ölüm nedeni de hâlâ sırrını koruyor...
1415 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10 puan
Farkındayım, başlık bir miktar sırıtıyor ve kafa karıştırıyor: “insani deha” da nedir ki? Aslında kastettiğim, Poe’yu edebi olarak muhteşem bulmuyor olmama rağmen Poe’ya dair en sevdiğim şeyin zekası olduğuydu. İlginçtir, belki de ilk defa bir yazarı edebi yönünden çok zekası, kültürlü ve çok yönlü bilgiye sahip oluşu sebebiyle sevdim. Poe’yu çoğumuz “gotik, dedektiflik öyküleri yazan Amerikalı bir yazar-şair” olarak biliyoruz; ancak Poe, inanın bana bundan çok daha fazlası. 40 yıllık ömründe o kadar çok okumuş, o kadar çeşitli konularda eser vermiş ki, daha çok yaşasaydı şüphesiz onu çok daha farklı alanlarda tanıyor olacaktık. Ben de Poe okumalarına başlamadan önce “gotik” ve “dedektiflik” kelimeleri dışında kendisine atfedebileceğim unsurlara sahip değildim; şimdi geriye dönüp bakınca, bu konuda cidden pişmanım ve kendisine bir özür borçluyum gibi hissediyorum.

Neden Poe Okumalı?
Elbette bu soru son derece sübjektif, elimden geldiğinde yorumlamaya çalışacağım. Yukarıda dediğim gibi, Poe’nun çok çeşitli hikayeleri var. Gotik tabiri Poe için kesinlikle çok yetersiz, hatta gotik ve dedektiflik öyküleri, Poe’nun öykü külliyatının üçte birini anca kaplar. Poe’nun mizahi öyküleri var, taşlamalı/hicivli eleştirileri var, paralel evrenler içeren, Ay’a seyahat içeren (ki Jules Verne kendisinden çok etkilenmiştir) hikayeleri var, ruhbilim ve sinirbilim içeren, hastalıklara dair hikayeleri var… Anlayacağınız, Poe’nun öykü konuları çok geniş. İletişim Yayınları’nın okurlara yaptığı iyilik de burada: Hikayeleri konularına göre ayırmışlar. Size daha az hitap edeceğinizi düşündüğünüz bir tür varsa, bunları es geçebilirsiniz. Genelde kitaplarda “es geçerek okuma”yı sevmeyen biriyim, ancak dediğim gibi, Poe’da bazı hikayeler gerçekten konuları itibarıyla hiç benlik değildi ve es geçtim. Buna rağmen Poe’ya olan hayranlığımda bir eksilme olmadı. “Sorun onda değil, bendeydi. :)”

Halen alt başlıktaki soruyu yanıtlamadığımı fark ettim: Neden Poe okumalı? Dostoyevski bunun cevabını bir nebze veriyor aslında: “Poe’nun sadece kendine has olan ve onu bütün diğer yazarlardan ayıran özelliği, hayal gücünün olağanüstü genişliğidir.” Hayal gücü, bu sorunun cevaplarından yalnızca biri. Poe’nun hayal gücü, belki de çoğu insanınkinden çok daha genişmiş, bunu okudukça görüyorsunuz. Hikayelerindeki psikolojik ve nesnelere dönük betimlemeler çok canlı, en hayal gücü düşük insanlara bile okurken bunları gözlerinde canlandıracak nitelikte yüksek bir hayal gücü ve betimleme başarısı var. Bu betimlemeler genel olarak insanın karanlık tarafına dönük, gotiğe dayalı betimlemeler olunca elbette hikayelerin çarpıcılığı da artıyor.

Poe sadece dönemine göre değil, şu ana göre bile inanılmaz kitap okuyan ve kültürlü bir adam. Hikayelerini dipnotsuz okursanız çoğunun yaptığı göndermeleri anlamanız çok zor, inanın bana. Antik Roma ve Mısır Tarihi’ni biliyor, mitolojiye son derece hakim, sadece döneminin edebiyatını değil, Arap-Fars edebiyatını da çok okumuş, atfettiği, ismini geçirdiği bazı kitaplar dünyada sadece birkaç kişi tarafından bulunup okunabilmiş. Benim Poe’dan bu denli etkilenme sebebim bu işte. 1800’lü yıllarda bu derece bilgi birikimi nasıl olur? Fransızca’ya, Latince’ye hatta Antik Yunanca’ya belirli derecede hakim olduğu biliniyor. Bunları düşününce, bugünün ortalama bir insanı bile halen, bunca teknolojik gelişmeye rağmen, bu denli bilgi birikimine sahip değil. İnsanlığı kınıyor ve onlar adına üzülüyorum. Teknolojik gelişme demişken, Poe’nun döneminin teknolojik gelişmelerine son derece hakim olduğunu söylemeliyim. Dünyada ilk icat edilen fotoğraf makinelerinden biriyle çekilmiş bugün günümüzdeki ender fotoğraflarından biri, hatta yanılmıyorsam öldüğü yıl olan 1849 yılı civarlarında çekilmiş. Sayıları henüz 10’larda olan fotoğraf makinelerinden birinin Poe’yu çektiğini bilmek, çok ama çok hayret ettirdi beni.

Poe’nun ölümü de Poe ve hikayeleri kadar gizemli: Sebebi halen bilinmiyor. 40 yaşında ölü bulunuyor, yapılan otopside herhangi bir sebep saptanamıyor, gömülüyor ve öylece kalıyor. Çok zorlu bir hayatı var. Bilindiği kadarıyla, geçimini “sadece yazarlıktan” sağlayan ilk insanlardan. Memuriyet hayatı yahut başka mesleği bilinmiyor. Kendisine miras kalmasını beklediği bir gelirden vaftiz babası onu mahrum bırakıyor. Yıllarca kıt kanaat geçiniyor, yazdıkları döneminde Amerika’da çokça eleştiriye maruz kalıyor. Poe yılmıyor, eleştirilere gülüp geçiyor ve hikayelerinde “nasıl makale yazılır” gibi konuları ele alıp, makalede olmaması gereken bütün unsurları hikayeye konu ederek o da kendisini eleştirenleri alaya alıyor.

Ben sadece tek bir hikayesinden, beni en çok etkileyen hikayesinden sonunu söylemeden bahsetmek istiyorum: “Şehrazat’ın Bin İkinci Masalı”. Nükteli hikayelerinin en en başarılısı bana göre. Poe Binbir Gece Masalları’ndan da haberdar ve bu masalları sevdiği biliniyor. Bu öyküde ele alınan konu çok hoş aslında, Şehrazat binbir gece masal anlattı ve en sonunda kurtuldu, peki ya bin ikinci gecesinde neler oldu? Poe bunu mizahi bir şekilde ele alıyor. Padişah Şehrazat’ın canını bağışlamasına rağmen kendisinden masal dinlemeye devam etmek istiyor. Şehrazat, onca gün masallar, hayal ürünü, doğaüstü şeyler anlattıktan sonra, gelecekte yaşanabilecek teknolojik gelişmeleri içeren, hatta o güne dair ilginç doğa olaylarını içeren unsurları masallaştırarak anlatmaya karar veriyor. Sonuç? Padişah bunları “zırva, palavra” bularak beğenmiyor. Onca masal, onca hayal ürünü şeyler padişaha mantıklı gelmişken, bin ikinci gecede Şehrazat gerçekçiliğe dönmeye karar veriyor ve bu saçma bulunuyor. Bu fikir, okuduğumda o kadar hoş gelmişti ki! Poe’nun bin ikinci masalda Şehrazat’ın ağzından anlattığı “hayal ürünü” ülkede, insanlar bir mesajı dünyanın farklı bir ucuna “anında” ulaştırabiliyor, anında fotoğraf çekebiliyor (Tanıdık geldi mi?). Gün geliyor, yanardağ patlamasından haftalarca göz gözü görmeyecek hale geliyor, olağanüstü yapılar, mağaralar inşa ediliyor. Gerisini de siz okursunuz artık, anlatmayayım :).

Poe’nun felsefene ilişkin bazı özet cümleler vermek istiyorum. Bunlar kah Poe’nun alıntılarından, kah benim anladığımı derlemelerimden olacak. Çoğu alıntı değildir, sadece bilgilendirmek istedim.
1.Gerçek, kurmacadan daha tuhaftır: Evet, ne kadar kurarsak kuralım, gerçekte, her gün duyduğumuz şeyler o kadar garip ki, hayal ürünümüzün üretemeyeceği şeyler yaşanıyor dünyada. Şehrazat’ın Bin İkinci Masalı’nın başında geçen bu söze sonuna kadar katılıyorum.
2.Gerçeği kuyu diplerinde değil, yüzeyde aramak gerekir: Bu da dedektiflik öykülerinin ana temasıdır aslında. Gerçeğe fazla gizem katıyor, onu asla çözülemez bir şey olarak görüyoruz. Şüphesiz insan var oldukça çözemeyeceği şeyler olacaktır, lakin zaten gerçek gün yüzünde, gözümüzün dibindedir. Anlamasak da, bilmesek de, göremesek de çoğu zaman burnumuzun dibindedir; bakmasını bilene.
3.İstediğimiz kadar inkar edelim, insan çoğu zaman mantığıyla değil, duygularıyla hareket eder: Bunu açıklamaya gerek yok sanıyorum:).
4.Edebiyatın inandırıcılığa değil, duygulara hitap etmeye ihtiyacı vardır: Poe’dan çıkardığım en net sonuçlardan birisi bu. Poe her ne kadar öykülerine inandırıcılık katmaya çalışan bir yazar olsa da, aslında sonucu okura bırakıyor. Misal içinde hayalet geçen bir hikayede, okur hikayeyi ana kahramanın gözünden görür. Kahramanın psikolojisi bozuk olduğu için de böyle şeyler uyduruyor olabilir, fakat hikayede gerçekten bir hayalet de var olabilir, Poe bunu okura bırakıyor.
Epey bir yazdım sanıyorum. Karman çorman bir inceleme olduysa affıma sığının. Bu incelemeyi yapmak için can atıyordum, yapmasam rahat hissedemezdim. Poe’ya yeni başlıyorsanız, Can Yayınları’ndan çıkan “Kuyu ve Sarkaç” kitabını öneririm, zira benim de en sevdiğim öyküleri seçip koymuşlar güzel bir Dost Körpe çevirisiyle. İletişim Yayınları’ndan çıkan Bütün Öyküleri, oldukça hacimli ve 2 cilt olarak basılmış (çevirmeni Hasan Fehmi Nemli). Bütün hikayelerini aynı ölçüde sevmeyebilirsiniz, zira ben de Poe’nun macera edebiyatına dair bazı hikayelerini sevemeyip uzun buldum, genel olarak dedektiflik ve mizahi öykülerini tercih ettim. Konu Edgar Allan Poe ise, iş edebiyatı aşıyor, ister istemez dehasına geliyor benim gözümde.

Okuduğunuz için teşekkürler, iyi günler dilerim.
880 syf.
·55 günde·Beğendi·8/10 puan
Bazı kitaplar sadece okunur, tıpkı lezzetli bir yemek gibi tadına vararak, alacağınız ise sadece hazdır.
.
Arkaniza yaslanin ve Sayın Bay Poe'nun hayal gücüne bırakın kendinizi.. Keyifli okumalar
Not: Arthur Conan Doyle un, Sherlock Holmes kitaplarinin esin kaynağıdır. Morgue Sokağı Cinayeti
hikayesindeki Dupin karakterinden etkilenmiştir.
880 syf.
·27 günde·Beğendi·8/10 puan
Merhaba sevgili okur,
İlk defa Kuzgun şiirini duyduğum Edgar Allan Poe’nun tüm öykülerini içinde bulunduran bu eseri çoğunlukla beğeniyle okudum. 73 tane hikayeyi her gün iki veya üç öykü okuyarak yaklaşık bir ayda bitirdim.

Hikayelerinde şiirsel bir anlatım söz konusu. Kelimelerin özenli seçilişi yazar ile mi yoksa çevirmen ile mi ilgili bilmiyorum ama çoğunlukla anlatıma güç kattığı kesin.

Farklı türde hikayelerin de olmasına rağmen çoğunlukla gotik, gerilimli ve karanlık hikayeleri barındıran bu eseri genellikle gündüzleri okumayı tercih ettim. Çünkü öyküler fazlasıyla tedirgin ediciydi. Gerilim ve korku severler bayılacaklardır. Bu arada Sherlock Holmes’un yazarı Edgar Allan Poe’dan esinlenmiş. Olurken anlıyorsunuz zaten.

Hikayelerin büyük çoğunluğunu çok beğendim ama bir kısmını da beğenmedim. Aslında ortası yok hikayeleri ya çok sevdim ya da hiç sevmedim. Çok farklı türlerde hikayeler vardı, bazen şaşırdım, bazen korktum, bazen üzüldüm, bazen anlamadım, bazen de tebessüm ederken buldum kendimi.İlgisi olanlara tavsiye ederim efenim.
968 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Vay be! Edgar Allen Poe tarzı ile 200 yıl öncesinde gotik ve fantastik kurguya silinmeyecek şekilde imzasını atmış müthiş bir öykücü diyorum. Hikayelerinde matematik zekasının da ne derece iyi olduğunu farkettim. Kendi yaşamından eklentilerle de Poe'nun hikayeleri, gerçekçi bir üslupla gerilimi hissetmenizi sağlıyor.

"Kara Kedi" hikayesini üzülerek okusam da kurgu muhteşemdi. "Morgue Sokağı Cinayetleri" ni zaten pek çoğunuz biliyorsunuzdur. Pek çok hikaye de "1001 Gece Masalları" tadında ki zaten yer yer onlara atıflar mevcut.

İthaki yayınları bütün hikayeleri -yetmiş bir tane- tek kitapta topladığın için sana da teşekkürler. Ancak dipnot kısmı arkada olmasaydı da sayfa içlerinde olsaydı daha akıcı bir okuma olurdu diye eleştirimi yapmadan da geçemeyeceğim. Gerçi bir iki dipnot çok uzun olunca onun da sebebini anlamış olduk. Nitekim alın, okuyun, Poe farkını sizler de tadın.
701 syf.
·20 günde·Puan vermedi
İlginç bir deneyim oldu benim için. Okurken oldukça zorlandım. Tam olarak böyle hayal etmemiştim. Öyküler beni içine çekmedi. Özellikle “Dehşet Öyküleri”nde, bir türlü ilerlemeyen bir hal vardı. Öyküler ciddi bir yavaşlık içinde ilerliyor ve birden bire son buluyor. Ancak bu durum Gizemli Öyküler ve Dedektif Öyküleri bölümünde biraz değişti. Okumaktan keyif aldım. Özellikle Altın Böcek ve O Adam Sensin çok keyifliydi. Morgue Sokağı Cinayeti, Marie Roget’nin Esrarı ve Çalınan Mektup kesinlik polisiyenin ilk örneklerinden ve Sherlock Holmes’ün temeli. Kendimi Sherlock Holmes okur gibi hissettim. Sonrasında Edebi ve Politik taşlamalarla devam eden kitabın benim açımdan en sıkıcı bölümü burası oldu. Özellikle politik taşlamalar yazarın dönemine ve yaşadığı coğrafyaya ait olduğu ve bu döneme ilişkin pek de bir birikimim olmadığı için, keyif de alamadım, hatta anlayamadım da diyebilirim. Sonuç olarak ikinci cilde geçmeden önce başka okumalar yapacağım, biraz ara vermek iyi olacak sanıyorum.

Buların dışında elbette Jules Vern’in de dediği gibi, “Sıradışı Ekolünün Lideri” olması nedeni ile okunmalı bence.
Apaçık ve hazır olanı reddedip uzaktaki ve belirsiz olanı yeğlemek insan doğasının sapkınlığının bir özelliğidir.
Edgar Allan Poe
Sayfa 131 - İthaki-11.baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
880
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057944733
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ren Kitap
Kelimeler her daim kuşku taşır içinde.

19. yüzyılın gerilim, korku, polisiye ve gizem yazarlarından olan Edgar Allan Poe, Amerika ve dünya edebiyatının en büyük yazarları arasında yer alır. Korku türüne öncülük etmesinin yanı sıra kendisinden sonra pek çok ismin faydalanacağı yaratıcılıkta hikâyeler yazmış öyle ki bu hikâyelerle Arthur Conan Doyle’nun yarattığı dünyaca ünlü Sherlock Holmes’ a ilham olmuştur. Döneminde hikâyeleri gerektiği değeri görememiş olsa da zorlu yaşamının sona ermesinden sonra zekâsı ve üslubuyla günümüzde hâlâ gerilim ve polisiye türünde çokça merak edilen ve okunan bir yazar olmuştur.

Bütün hikayelerini bir araya topladığımız bu özel basımda, onun şaşırtıcı zihninin ürünü olan bazen kelime oyunları bazen felsefi yaklaşımları bazen yaratıcılıkla birleşen hikâyeleri gerilim dolu kapıları aralayarak korku seven okuru kendi dünyasına davet ediyor.

Gördüklerinizin yarsına inanın, duyduklarınızın hiçbirine.

Hakikat daha çizmelerini giyerken yalan dünyayı dolaşır.

Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.120 okur

  • babaokur
  • MERT BIYIK
  • Ayfer Ejder
  • Yelda Ateş
  • Songül Karakan
  • Emir zukak
  • ugur araz
  • Tolga Seyaz
  • Oktay Akpınar
  • Ugur Erkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.2 (21)
9
%4.2 (17)
8
%4.7 (19)
7
%1.7 (7)
6
%1.2 (5)
5
%1.7 (7)
4
%0
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları