Efendi ile Uşağı

·
Okunma
·
Beğeni
·
16,6bin
Gösterim
Adı:
Efendi ile Uşağı
Baskı tarihi:
6 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753626811
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Efendi ile Uşak, tümü coşkuyla kaleme alınmış, insani değerlerle dini değerleri aynı platformda ele alan hikmet dolu öykülerden oluşuyor. Öğüt veren, yol gösteren, iyilik ve doğruluğa yönelten, sevgi ve şefkati insanlık için bir kurtuluş yolu olarak sunan öyküler bunlar.Efendi ile Uşak, Tolstoyun insana bakışındaki inceliği, varlığı algılayışındaki bilgeliği ve açık bir şekilde ortaya koyduğu inancındaki derinliği fark edecek. Çağın, varlık dengeleriyle çlişen felsefelerine karşı onun duru ve net bakış açısına hayran kalacaksınız.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Hikayenin başında bir Efendimiz Vasili Andreyiç var.
Bir de Uşağı Nikita.

Hava şartları çok kötü, ama yola çıkılmaya mecbur. Çünkü; işin ucunda çok karlı çıkılacak, hayali kurulan bir koru var. Rakiplerinden önce gidilip satın alınması gerekiyor o korunun.


Başka zenginler ile kendi malını mülkünü kıyaslayarak, servetine servet katmak isteyip, daha da fazlasına sahip olmak adına bir türlü doymayan insan gözünün örneği Vasili Andreyiç...

Bütün bu düşündüklerini yapabilmek için ve bu hırs onu bu yolculuğa çıkarmaya yetiyor.
Hava şartları onu durdurur mu?
Ve çıkılıyor yola.
Kar, kış, tipi...
Uşak, efendi, at zar zor gidiyorlar. Durduruyor bir yerde.
Bir-iki yer var at da, efendi de, uşak da aslında hep o yerde dönüp duruyorlar. Gurup halinde ve tek tek. Kürkçü dükkanı gibi. Böyle olduğu halde hiç sıkılmadan okudum, güldüm de.
Önlerine çıkan evde kalmak istememeleri de sonlarını hazırlıyor. Geceyi geçirebilecekleri yer pek iç açıcı değil, açıkta bir yer.
Uyumak için her şeyi yapan, kazandıklarını, kazanacaklarını ve diğer zenginlerin servetini düşünse de bir türlü uyku tutturamayan efendi, ölmek istemediğinden, hırsından uşağını da karlar içinde bırakıp, atı da alır gider...
At da onu bırakıp gider. Atın izlerini takip ederek uşağını bırakıp, ölüme terk ettiği yere tekrar gelir. Uşağının durumunu görünce... (Serenad' daki kısım geldi aklıma burada)
Vicdanının olduğunu hatırlatan, her şeyi fark ettiği an... Güzeldi, rüyalar ile haber verilmesi, güzeldi.

Efendimizin yaptığı keşke kitaplarda kalmasa da, bütün efendiler ölmeden önce bir uyansanlar keşke. İnsanı insan yapan özelliklerini bir an önce ortaya çıkarabilseler.

Kitabın ilk başından itibaren parayı çaldıracak diye düşünmüştüm kilisenin parası olduğundan... Tabi orası Türkiye değil.

Açgözlülüğün, olanla yetinmemenin, hırsın insan hayatına nasıl da mal olduğu.


Efendi ile uşağımız, herkesin öyküsü. Sonumuz da benzesin.

Hikayenin sonunda kimse yok.
Alınması gereken dersler var.
Yaşamın son anına huzur içinde erebilmek dileğiyle.

-Umarım
"Tanrı zahmetinin karşılığını verir elbet."

-Bizden iyi kimse bilmez
"Cahillik zor şey."

-Hepimizin başına.
"Adamın derdi yok, mışıl mışıl uyuyor."-

-Geç olmadan anlamamız umuduyla
"Ne yapsın, yaşamın özünü anlamamış adamcağız. Evet, zavallı ben şimdiki gibi anlamıyordum o zaman şimdi eksiksiz anlamıyordum o zaman."

-Ve asla kaybeymememiz gereken şey
"Ben vicdanlı bir adamım. Kimsenin hakkı geçsin istemem. Varsın, olacak zarar bana olsun."

-Şükredin, yetinin
"Koruluk yerin dibine batsın! Tanrı vereceği kadar vermiş bana."
136 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Kesinlikle okunması gereken klasiklerden biri. Tolstoy kitaplarında para hırsını, zengin olduğu için insanların kaderini kendi elinde görenleri, yükselmeye çalışırken dibe vuran insanların sonunun ne ile bitebileceğini tuğla tuğla örerek çok güzel işliyor. Sonunda ters köşe oldum böyle bir son beklemiyordum .Keyifli okumalar
144 syf.
·9/10 puan
Yakın zamanda YouTube kanalımda Tolstoy'un kitapları için bir okuma rehberi hazırlayacağım, o videoyu kaçırmamak için kanalıma abone olabilirsiniz: https://www.youtube.com/c/alintilarlayasiyorum

Son zamanlarda okuduğum en etkileyici, anlamlı ve "ezber bozucu" öykülerden birini tanıtmak istiyorum size bugün. Onun adı: Efendi ile Uşağı.

Tolstoy okumalarıma devam ederken kendimi birden onun öykülerinde buldum ve her yazarın bir öyküsünün olabileceği gibi her insanın da bir öyküsünün olduğunun tekrar farkına vardım. Bir insanın efendi veya uşak, laik veya muhafazakar, zengin veya fakir, dindar veya ateist olması bir şey değiştirmiyor, bir bunu anlayabilsek! Bir insan içindeki evrensel insan özünün farkına varabildiği sürece bu hayatın amaçlarına da o kadar yakınlaşabiliyor. Bu hayatın olası anlamı konusunda kafasını epey yormuş olan Albert Camus, duvarına neden bir Tolstoy resmi asmıştır dersiniz? Gelin size anlatayım...

Albert Camus de bu hayatın anlaşılmaz olduğunu, hatta anlaşılmazlığı geçtim bu hayatın ve dünyanın bize zerre kadar aldırış etmediğini, dünyadaki varoluşumuzu aramamızın manasız olduğunu, bize biçilen amaç neyse onu devam ettirmemiz gerektiğini savunur. O yüzden Camus'ye göre intihar edilmemelidir, o yüzden Camus'ye göre yaşama gelişimiz doğal olduğu gibi bu yaşamdan ayrılışımız da doğal olmalıdır. Camus spotu bittiğine göre buradan Camus'nün duvarına doğru yol alalım.

Camus'nün duvarında bir Tolstoy resmi vardır, evet. Çünkü belki de Tolstoy ona göre hayatında hem maddiyatı hem de maneviyatı en uçlarda yaşamış insanlardan biriydi. Belki de Tolstoy'un Efendi ile Uşağı öyküsündeki karlı atmosferde ilerledikçe ölümün sesinin artması gibi Camus'nün de aklının içerisinde susturamadığı ölüm sesleri vardı. O yüzden ölüler dünyasında sonsuza kadar bir kayayı tepeye taşımakla yükümlü bir Sisifos'a bağlanmamış mıydı? O yüzden Sartre'dan bu konuda bir eleştiri yememiş miydi? Belki Camus, Efendi ile Uşağı'nı okuyup hayat ve ölümün muhteşem zıtlığının farkına varıp kendi felsefesindeki dünyaya maruz kalma düşünce biçimini oluşturmuştu.

İnsanın hayat yolunun nereye gideceği bellidir, Oğuz Atay'ın dediği gibi, hayatımın başı ve sonu belliydi, o halde ortasını kaçırmamalıydım. Bence Tolstoy'un Efendi ile Uşağı öyküsünün ne başını ne sonunu ne de ortasını kaçırmalısınız, çünkü bu öyküde yaş ya da görüş fark etmeksizin hepimizin sorgulayabileceği şeyler var. Bir insanın efendi olması uşağının halinden anlamasını engellememeli. Bize zıtlıklarımız üzerinden dayatılan kutuplaştırma anlayışı yerine bu zıtlıkların yaşantılarımıza ne kadar değer kattığının farkına varmalıyız. Tolstoy'un aklı ve kalbi ile arasında savaş ve barışlarla geçen hayatı da zıtlıklarla doluydu fakat o, kitaplarıyla, bu zıtlıklardan + ve - kutupların birbirine yapıştığı bir edebiyat manyetizması icat etmişti!

O halde bize de bu kutupları tanımak ve Tolstoy'un Nuri Bilge Ceylan filmlerini aratmayan atmosferiyle, gözlemlediği hayatlardan kurguladığı insanlarda görebileceğimiz doğa parçalarıyla kendi bütünlerimizi oluşturmak kalıyor. Efendi ile Uşağı öyküsünü Tolstoy yapbozunda en önemli parçalardan biri olarak görüyorum ve bu incelemeyi okuyan herkese tavsiye ediyorum.
130 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Ne oldum değil ne olacağım demeli" Atasözünün en güzel örneklerinden biri olan bu kitapta bir efendinin uşağını aşağılayarak sürdüğü bir hayatta elinde sonunda kaçamayarak ölüme teslim olmasıyla ilgili anlatılıyor. Mal varlığını daha da büyütmek için zaman yer mekan dinlemeyen ve en sonunda soğuk havayla yüzleşen efendi son dakikalarında kendi öleceğini anlayarak uşağının hayatını kurtarır ve insanoğlunun kendini sonsuz bir yaşamın beklediğini düşünen insanların yaptığı hatayı, Tolstoy bu kitapta çok güzel bir anlatımla kaleme alıyor.
136 syf.
·3 günde·7/10 puan
Kitabımız 3 kısa hikayeden oluşuyor
Kitaba adını veren ve diğer 2 hikayeye oranla biraz da uzun olun Efendi ve Uşağı’nda rakiplerinden önce bir koroyu satın almak isteyen Vasiliy Andreyiç, uşağı Nikita ile kar kış çamur demeden yollara düşer fakat kaybolurlar. Önlerine çıkan bir fırsatı da Vasiliy Andreyiç para ve mal hırsı yüzünden elinin tersiyle iter ve zavallı Nikita da ona uyar böylece ikili yeniden yaşayacaklarından habersiz yollara düşer.
Diğer hikaye Üç Ölüm’de biri zengin biri fakir ölüm döşeğindeki 2 farklı insandan bahsediliyor. Biri ailesi tarafından seviliyor, diğeri ise daha yaşarken mezar taşı karşılığında kendi botlarını satıyor. Üçüncü ve bence en çarpıcı ölüm ise ölmenin sadece insana özel bir durum olmadığını bize anlatıyor.
130 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Tolstoy'un kitabındaki bu metaforik bölümde, haya-
tı sembolize eden bir fırtınada yolunu kaybeden bir kişinin
("ben") aniden iki farklı kişiye dönüştüğünü görürüz: bu
kişiliklerden biri kendi arzulannı, diğeri ise yolu bulacak-
lanna olan kesin inançlannı temsil ediyordur; ilki sahip ol-
duklan kişilikken ikincisi ilahi kişiliktir; biri ölümdür, diğe-
ri ölümden kurtuluş. Hikaye boyunca bu iki kişilik, iki fark-
lı karakter olarak (Brehunov ve Nikita) ete kemiğe bürüne-
cektir. Bu karakterler, on dokuzuncu yüzyıl ortası Rus haya-
tının sosyal ve ekonomik koşullanna yerleştirilecek ve dün-
yaya karşı takınılmış birbirine zıt iki ahlaki ve dini yaklaşı-
ma sahip olacaklardır. Tolstoy'un karakterlerini gerçek ha-
yatta yaşamaya, insanlarla ilişki kurmaya ve Dünya Sakin-
leri olmaya çağıran draması daha sonra bir keşif yolculuğu
şeklini alacak ve Brehunov en sonunda Nikita'yla, o sembo-
lik ve ilahi kişilikle yüzyüze gelene kadar aralannda ölümün
sesini duymasının da yer aldığı bir seri gittikçe artan uyanış
yaşayacak, en sonunda da aniden yolu keşfedecektir. Efen-
di ile Uşağı, Tolstoy'un içinde duyduğu, asla dinmeyen sev-
giyi bulma mücadelesinden ve hayattaki amacını keşfetme
sürecinden çıkardığı bir meseldir. Bu amaç öğretmenliğini
de, ailesini de, sanatını da, efendiliğini de aşan bir çağrıydı:
komşusunu kendisi gibi sevmesini söylüyordu bu içten ge-
len, ilahi çağrı.
Benliğin, bir kısmının diğerine benzemeye davet edildi-
ği iki farklı, birbirine zıt kişiliğin birleşimi olarak sunulması
yeni bir şey değildir. Efendi ile Uşağı'nda gördüğümüz, Tols-
toy'un büyük kitaplarının temelini teşkil eden yöntemin gü-
zel bir şekilde ifadesini bulmasıdır. Daha önce görmüş oldu-
ğumuz gibi, Tolstoy bu kitaplarda kendi inanç mücadelesini
iki grup karakteri karşı karşıya getirerek temsil etmektedir:
bir yanda Nikolenka, Olenin, Prens Andrey, Pierre, Levin ve
Nehlüdof vardır, öte yanda Maman, Mayanka, Nataşa, Kitty
ve Katyuşa. Kadın karakterlerin hepsi ilahi aşka giden yolu
temsil ve ifşa eden sembolik kişiliklerdir. Daha soma yazdı-
ğı kısa romanlarında ise, Tolstoy'un bu kadın karakterlerinin
yerini, zengin ve eğitimli sınıfları anlatan kitaplardaki sem-
bolik karakterlerle aynı işlevi gören erkek köylüler alacak-
ur. Natalya Savişne hem kadın hem de köylü olan ilk karak-
teridir. Tolstoy'un kitaplarındaki önemli kahramanlar, insa-
nın kişiliğini yitirmesini temsil ederler hep, ama bu karakter-
ler aynı zamanda sembolik kişiliklerini keşfedip bulmak için
bir yolculuğa da çıkmışlardır. Yolculuğun sonunda, bir süre-
liğine kendi ilahi, sembolik kişilikleriyle karşılaşır, aşka gi-
den yolu görürler. Efendi ile Uşağı yazarının kendi psikolo-
jisini incelediği bu teolojik düzyazının benim sembolik ger-
çekçi olarak adlandırdığım türünün en kusursuz örneğidir.
lngilizce'den çeviren KAYA GENÇ
144 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Efendi ile Uşağı/Tolstoy
Yazara hayranlığım bilen bilir ve onun kitapları, iyiliğe, doğruluğa, huzura ve sevgiye açılan kapıdır. Her kitabında insan olma yolunda bir tuğla daha koyarsın. Ve eğer gerçekten onun sevgi adına söyledikleri kulağına küpe yaparsan, hayatta mutlu olmanın sırrını da çözersin. Yeterki duy onun bu güzel tavsiyelerini ve huzur bulsun ruhun...
Genç bir adamın, bir efendinin köylülerin karşı iyi bir efendi olmak istemesini ve bunun için mücadelesini konu alan bir kitap. Hayatın yemek içmek ve bir takım zevklerden ibaret olmadığının anlatıldığı, iyi insan olmanın önemine her daim vurgu yapan değerli bir kitap. Yazar Tolstoy, konu iyilik ve insan olmak, bir kitabı okumak için daha ne olsun ki?
Klasik kitaplar denildiğinde çekimser kalan okuyuculara seslenmek istiyorum;korkmadan okuyabileceğiniz eser her biri. Klasikleri okumaya ince olanlarla başlayabilirsiniz. Sonrasında sizlerde göreceksiniz her birinin ne kadar değerli olduğunu ve bir an önce okuma isteği duyacaksınız. Ne diyoruz Klasiklerden korkmayın...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
130 syf.
·Puan vermedi
Zengin bir efendi de olsan, çok fazla para kazanma hırsına sahipsen, tüm dünyan bir anda tepe taklak olabilir...Soğuk ve fırtınalı sert iklime sahip Rus topraklarında, efendi ile uşağı bir ticaret için at arabalarıyla giderken karların altında kalır...Efendi ile uşak artık eşit durumdadır hatta uşağın kaybedeceği hiçbir şey yoktur ölüme koşarak gitmek istemektedir adeta... efendisinin ise kaybedeceği çok şey vardır bu dünyadaki tüm kazandığı serveti tabii ki... Fakat kitapta en etkileyici kısım, efendisinin uşağının üstüne yığılıp, kollarıyla uşağını sarıp sarmalamış, onun üstüne kapaklanmış ve onu ölümden , donmaktan kurtarmış olması, bırakıp terketmemesi ve bu uğurda kendisinin ölmesi.
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kendisinden hiçbir şey beklemeyeceğimiz , gururlu , kibirli insanların bile yeri geldiğinde içindeki o merhameti hissettim okurken.
İnsanlığın bittiğine emin olduğum bu çağa karşı bile ufak bir umut belirdi içimde . Okuyun , okutun ! Pişman olmayacaksınız . Tadı damağınızda kalan , bitirdiğinizde yüzünüzde hafif bir tebessüm oluşturan iki hikaye
Keyifli okumalar ..
144 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Klasik bir Tolstoy eseri...
Hayatın içindeki kişileri ele alarak yazılan Tolstoy'un öykülerinde görmeye alışkın olduğumuz karakterler. İyi ile kötünün ve zengin ile yoksulun net olarak ayrıldığı sınıflaşmayı net ortaya koyan hikaye.
Artık gerçekten düşünmeye başladığım klişe olarak ortaya attığımız gerekçelerden sıyrılarak zengin olanın kötü olması temasının bu kadar yaygın olması.
Gerçekten her zengin insan bir şekilde kötü mü?
Kötülüğü burada her şey olarak düşünebiliriz? Huy karakter yaptığı işler muhakkak bunlardan birinin kötü olması mı gerekiyor.
Zengin olmak kötü olmayı mı gerektiriyor?
Kötü olursak bir şekilde zengin olabilir miyiz?
Zengin olursak diğer insanlar yaptırım ve güç uygulayabilir miyiz?
Fakir olursak muhakkak birilerinin bizi ezmesi mi gerekli varlığımızı sürdürebilmek için?
Zenginliğin bize verdiği "özgüven" ve "üstünlük" hissiyatı "doğru", "iyi" insan olduğumuz zaman karşı tarafa geçmiyor mu?
Paranın yaptırım gücü bize kalbimize hangi yetkileri veriyor?
Aşağılama gücü, küçümseyebilme, görmezden gelme.
Parayı kazanmak için hangi duyguları yaşıyoruz pekala?
Aşağılandığımız olmuyor mu? küçümsendiğimiz? Bütün yemeklere çağırılıyor muyuz? Her ortamda kabul görüyor muyuz?
Bu aşamaları sırayla yaşayarak yükseliyoruz tabi bütün bu gereksiz sıfır davranışları alıp hesap bakiyesindeki birkaç rakamın sonuna ekliyoruz ve bu şekilde büyüyoruz.
Zenginin iyi ve Fakirin kötü anıldığı gerçekliği merak ediyorum. Zenginlerin küçümsendiği fakirlerin daha popüler olduğu ütopik gerçeklik var mıdır acaba?
bütün bu düşüncelerimden çıkardığım bir diğer sonuçta şu
İyilik ve iyi niyetle yapılan işler ve yapılan iyilikler "para" etmiyor diyebilir miyiz?
İncelememi okuyan herkesin düşünceleri yazmalarını eğer yanlış olduğunu düşündüğüm bir nokta varsa bu belirtmelerini rica ederim
144 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Tanrı'nın Bildiğini Hiç Kimse Bilmez!"

İnsanlık sorunlarını estetik bir incelikle irdeleyen Nikolayeviç abimiz, edebi kurgularıyla eserlerinde bizleri de bununla buluşturuyor. Yazarın özelliklerini birçok kişi tarafından tanınan biri olması hasebiyle es geçiyorum. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere konu edinilen şey; sınıfsal yapılar...Her ne kadar beklentilerimi karşılayamasada bu kitabının da güzellikler barındırdığı kanaatindeyim.

Kitap üç hikayeden oluşuyor: "Efendi ile Uşağı", "Çilekler", " İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" kıyaslayacak olursak; kurgulanmış en iyi ilişkiler ve duyguları, kitabın ismini de almış olan 'Efendi ile Uşağı'nda bulabildim.Diğer iki hikaye ilki kadar başarılı olamasada kitabın umumen vermek istediği mesaj, günlük yaşamda sıklıkla yakınlarımız tarafından bizlere yakınılan sorunlar ve bizim dışımızda da acı çeken insanların varlığını anlayabilmemiz açısından oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Kitapta en sık karşılaşılan duygu 'Pişmanlık' olmakla birlikte, hırs, açgözlülük, muhtaç olma durumu, dürüstlük, şefkat ve sevgiyi de beraberinde bulunduruyor. Kitaptan birkaç alıntının bile aslında kitabı özetleyebilecek mahiyete sahip olduğunu düşünüyorum.

Alıntılar;

"Nikita gibi, tüccar Vasili Andreyiç‘in verdiği parayla geçinen insanlar, saygılı
davranışlarıyla, onun kendilerini aldattığını düşünmek şöyle dursun, nerdeyse onun yardımıyla ayakta durdukları inancını pekiştiriyorlardı adamda."

"Vasili Andreyiç‘in yalnızca uykusu değil, huzuru da kaçmıştı. Ondan sonra gene hasaplarını, işlerini, onurunu, ününü, zenginliğini düşünmek için ne denli uğraştıysa uğraşsın, hepsi boştu.Bir kere ölüm korkusu düşmüştü içine "

“Nikita’ya gelince, nasıl olsa ölecek. Zaten nedir onun yaşantısı? Acınacak nesi var? Ama ben onun gibi değilim, bir değeri var benim yaşamımın."
"Bak işte şimdi ekmeğin yok, peki bütün bunların nedeni ne? Nedeni toprağını kötü sürmen, ikinci kez sürmemen, zamanında ekmemen,hepsi tembelliğinden."
"Bir yanağına vurana öbürünüde uzat ve senin abanı alandan gömleğini de esirgeme. Senden her isteyene ver ve senin eşyanı alandan geri isteme. İnsanların size nasıl davranmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
"Gençler bizden gitgide kopuyor."
"Kopmak da laf mı?" dedi komşusu. "Evlerde dirlik düzen kalmadı. Her şeye akıllarının erdiğini sanıyorlar."
Ölüyor muydu, yoksa uykuya mı dalıyordu farkında değildi. Bildiği tek şey uyumaya da, ölmeye de hazır olduğuydu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efendi ile Uşağı
Baskı tarihi:
6 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753626811
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Efendi ile Uşak, tümü coşkuyla kaleme alınmış, insani değerlerle dini değerleri aynı platformda ele alan hikmet dolu öykülerden oluşuyor. Öğüt veren, yol gösteren, iyilik ve doğruluğa yönelten, sevgi ve şefkati insanlık için bir kurtuluş yolu olarak sunan öyküler bunlar.Efendi ile Uşak, Tolstoyun insana bakışındaki inceliği, varlığı algılayışındaki bilgeliği ve açık bir şekilde ortaya koyduğu inancındaki derinliği fark edecek. Çağın, varlık dengeleriyle çlişen felsefelerine karşı onun duru ve net bakış açısına hayran kalacaksınız.

Kitabı okuyanlar 3.106 okur

  • Yasin Evci
  • Eren Temel
  • Muhammed İslam GÜLÜMSER
  • Baki
  • mel
  • Hasan Sezai Turan
  • Me Like
  • Emine Sertdemir
  • Ersen
  • mai_okur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (4)
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları