Adı:
Efruz Bey
Baskı tarihi:
Nisan 2006
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758980498
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kare Yayınları
Ahmet Bey, kaleme girince arkadaşlarına söyle bir baktı. Güldü. Boyun kirdi. Başını salladı:
Nasıl gördünüz mü? Dedi.
Yirmi dört saat evvel Allah’tan ziyade Abdülhamit’ten korkan katiplerin henüz benizlerine kan gelmemişti. Hepsi, yeni geçmiş bir fırtınanın kapalı yerlere savurduğu sonbahar yaprakları gibi solgundu. İçlerinde korkunç bir “şüphe“ çarpıyor, sormadıkları bir “acaba?“, sökülmez bir hıçkırık ıstırabıyla boğazlarına tıkanıyor, dalgın birbirlerine bakışıyorlardı. Ahmet Bey koltuğuna oturdu. Parlak beyaz kolluklarını yenlerinden fırlatan hususi bir hareketten sonra fesini çıkardı. Masasının üstüne koydu. Bir çelik yay gibi kuruldu. Kabardı:
Yoksa, hala haberiniz yok mu?
58 syf.
·2 günde·10/10 puan
Tevafuklara inanır mısınız? İki gün evvel bir arkadaşın yapmış olduğu yorumda keşfetme imkanı bulduğum "trt dinle" uygulamasını yükledim. İncelerken rastgeldiğim Efruz Bey romanını sesli kitap şeklinde dinlemeye başladım. Malumdur ki; eski Türkçe ile {eski Türkçe demeye bile imtina ediyorum zira aslımız ne zamandır kaçtığımız..!} yazılmış eserlerin seslendirilmiş hali anlaşılmasını zor kılıyor. Bu sebepten pdf indirerek takip etmek istedim. Uzun zamandır hem düşündüren hem de mizahi bir anlatımı bulunan böylesi bir kitap okumamıştım.. Okumayı düşünen arkadaşlarında "trt dinle" uygulamasını indirip, dinleyerek takip etmelerini tavsiye ediyorum..

İçeriğine kısaca değinecek olursam; Ömer Seyfettin'in yazmış olduğu roman/öykü 1908 yılının Temmuz ayında, II. Meşrutiyet'in ilan edildiği günlerde geçer. Kitabın merkezine Ahmet Bey isimli bir karakter yerleştirilir. Ana karakter haricindeki herkes figüran konumundadır. Romanın ana karakteri olan Ahmet Bey, II. Meşrutiyet’in ilanını çalıştığı dairede coşkuyla savunan ilk kişidir. Kendisini bu coşku içinde kaybeder ve ilerleyen sayfalarda bir hürriyet kahramanı rolü yapmaya başlar. Meşrutiyet’i ilan eden Jön Türklerin lideri olduğunu iddia eden Ahmet Bey, daha sonra bunun da sadece kod adı olduğunu söyleyip “gerçek” ismini “Efruz” olarak açıklar. Benzersiz bir karakter olan Efruz Bey bizlere ne kadar trajikomik gelse de çevremizde yalanları, insanları kandırmasıyla birkaç günlüğüne peşinde sürükleyen nice insanların olduğu yadsınamaz..

Bir başka yönüyle "yanlış Batılaşmış" Efruz Bey Tanzimat karakterlerine benzer. Yanlış Batılılaşmış Tanzimat karakterlerinin tanımlayıcı niteliklerinden bir tanesi olan “babasızlık” Efruz Bey romanında da karşımıza çıkar. Sanırım bu yönden bakıldığında baba faktörünün ne derece mühim olduğu anlaşılmakta. Zira okuduğum birçok romanda bunun etkisini görme fırsatı yakaladım..

Herkesin kısa bir sürede okuyabileceği bir roman olan Efruz Bey'i incelememe değer verip buraya kadar okuyan herkese tavsiye ediyorum.
Yaşayın Hürriyet! :)
292 syf.
Kitap; Hürriyete Layık Bir Kahraman, Asiller Kulübü, Tam Bir Görüş, Bilgi Bucağında, Açık Hava Mektebi olmak üzere toplam beş bölümden oluşuyor. Ana kahramanımız Efruz bey. Hiçbir konuda bilgi donanımı olmayan, ancak kendini pazarlamasını çok iyi bilen ve kısa ve kolay yoldan, hiç çaba sarf etmeden, insanların saygı, sevgi ve güvenini kazanıp, şöhret elde etmeye çalışan bir kahramanımız var. Her bölüm onun yeni planlarını uygulamaya koymasını ve sonuçlarını okuyoruz. Günümüze çok yabancı değil aslında. Sürekli ortalıkta olup, cahil bir kesime hitap edip, hiçbir şey bilmemesine ve hiçbir emek harcamamasına rağmen, kendisine körü körüne inanan insanlar tarafından, neredeyse ilah ilan edilen ve her düştüğünde, ekstra bir planla tekrar yükselen bir adam. Özellikle birinci bölüm yani Hürriyete Layık Bir Kahraman bölümünde bu durum çok daha net bir şekilde okura aktarılmış. Yükselmek, ünlenmek, adını duyurmak ve kendisine itaat ettirmek için her yolu deneyen, özellikle ortaya zekice yalanlar atıp, o yalanlara ilk önce kendini inandıran zavallı bir kahramanımız var. Anlatım ve kurgusuna diyecek sözüm olamaz zaten haddim değil, tek kelime ile muhteşem. Sürükleyici ve ibretlik bir kitap. Özellikle tavsiye ederim. Kitabın sonu ise sürpriz bir şekilde, benim açımdan istediğim şekilde bitiyor.
58 syf.
·1 günde·4/10 puan
Ömer Seyfettin'in 1919 yılında yazılmış bir eseridir. Ama tema İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra yaşanan toplumsal değişimlerdir. Ahmet bey uydurduğu yalandan sonra ismini de Efruz koyup yola devam etmiştir..

Ömer Seyfettin; hürriyet, adalet ve eşitlik gibi kavramların içeriğini bilmeden kullanan sahte aydın ve şarlatanlara dikkat edilmesi gerektiğini eleştirel ve mizahi bir dille anlatmaya çalışmaktadır.

Pertev Naili Boratav bu esere Ömer Seyfettin'in Don Kişot'u der. Sahte aydınların ve buna aldanan halkın zayıflığı da hâlâ günümüzde devam eden sorunlar olması bakımından bu eser okunmaya değer.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
292 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Ahmet Bey, Efruz Bey, Aforoz Bey derken en son Firuze Hanım bile yaptık ya helal olsun. Ben şimdi ne okudum diye sorguluyorum da kendimi açıkçası. Ömer Seyfettin gerçekten de kalemini konuşturmuş. Bana bir şeyi anımsattı ama tam çözemedim de nereden hatırladığımı.
Kitabımızda farklı başlıklar içerisinde farklı hikayeler mevcut. Oldukça da beğendim. Sizlere de keyifli okumalar ve şimdiden iyi iftarlar diliyorum. Kendinize iyi bakın..
207 syf.
·Puan vermedi
Edebiyatımızın eskimeyen ismi Ömer Seyfettin; Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e geçiş sürecini birebir tecrübe etmiş ve yaşayan bir varlık olarak benimsediği dili, toplumsal gelişmeler bağlamından ayrı düşünmemiştir.

Bu açıdan Ömer Seyfettin, tema ve dil yönünden çeşitlilik arz eden hikâyeleriyle hemen hemen her kuşağa seslenebilen usta bir hikâyeci olarak ön plana çıkmıştır. Ele aldığı konuları belli bir dönem içerisinde tasvir etmekle beraber, insana ait evrensel gerçeklerden ve kendi milletinin konuştuğu dilden kopmamıştır. Bu noktada hikâyelerini modern Türkçenin zengin ve duru kaynağına taşımayı başaran yazar, çağdaş Türk edebiyatının yolunu açmıştır.
Yazarın hikâyeleri; medeniyetler arasındaki geleneksel Doğu-Batı çatışması, Türk ve dünya insanının kimlik bunalımları, siyasal ve kültürel çekişmeler, Türk modernleşmesi, Batı taklitçiliği, toplum ve birey ikilemi, savaş psikolojisi, toplumsal adalet, özgürlük ve insanlığın tarihsel evrimi gibi kavramları derinlemesine irdelemektedir.
Ömer Seyfettin’in yazınsal tavrı; Batı taklitçiliğinin sahte modernizmi ile gerçek aydınlanmacı fikirlerin ayrımı neticesinde ortaya çıkmaktadır.
292 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Ömer Seyfettin’in ilk olarak 1919 yılında yayınlanan eseri olan Efruz Bey, kitabın da adını oluşturan Efruz Beyin hikayesini anlatıyor.

Ahmet Bey, kalemde çalışan, Çerkez kökenli bir annenin oğlu olan, oldukça zengin, kibar, âlim biriymiş gibi görünen bir gençtir. Oysa ne âlimliği ne de zenginliği vardır. Kimin nesi olduğunu kimse bilmediğinden herkes onun görüntüsüne kanarak saygıda kusur etmezler.
224 syf.
·7 günde
Efruz Bey, başka bir deyişle Ömer Seyfettin'in Don Kişot'u:))
Bu kitap da dönem konularımdan biri olduğu için okumak zorunda kaldığım kitaplardandı. Tıpkı diğerleri gibi oldukça sıkıcı bulduğum fakat asla faydasız olduğunu söyleyemeyeceğim bir kitaptı. Osmanlı'nın II. Meşrutiyet' ten I. Dünya Savaşı'nın ortalarına kadar olan durumunu gözler önüne sermesi açısından tarihi bir nitelik de taşıyan kitap, bir şeyler alınabilecek türdendi.
Kitapta asıl göze çarpan olay ise kesinlikle hepimizin az/çok tanıdığı yalancı aydınlardı.. Yazar Efruz Bey'e çeşitli emeller uğruna öyle şeyler yaptırıyor ki, okurun Efruz Bey'in durumuna bakıp da kendi etrafındaki yalancı aydınları görmemesi neredeyse imkansızlaşıyor:)

Ağzı iyi laf yapan Efruz Bey, çeşitli konularda yaptığı laf ebelikleri ile kendindeki ilmi, büyüklüğü halka göstermek ve üne kavuşmak sevdasına kapılmış biridir. Öyle ki bu sevdasından asla vazgeçemez. İlk bölümde anlattığı yalan yanlış şeylerle(ismi de bu yalanlardan biridir. Asıl ismi Ahmet olan bu adam şöhret sevdasına düşer düşmez ismini de değiştirerek Efruz yapar!) büyük bir hürriyetperver, halk kahramanı mertebesine erişir lâkin çok uzun sürmez bu. Tek bir yalanıyla galeyana gelen, kendisini başlarında taşıyan halk üç günde unutuverir varlığını. Bunun üzerine diğer bölümlerde de başka başka alanlarda büyüklüğünü kanıtlamaya çalışan Efruz Bey'i kâh bir âlim, kâh bir eğitimci olarak yükselmeye çalışırken buluyoruz. Yenilen pehlivan güreşe doymaz misali, Efruz Bey de şan ve şerefe erişmek için savaşmaktan hiç geri durmayan bir tiptir.

Tabiii bir de halkın komik (daha çok trajikomik!) durumu var . Kitabı okurken çok sıkılmakla birlikte , Efruz Bey'in hallerine, halkın Efruz Bey ve onun gibilerin şarlatanlıklarına alkış tutuşlarına, bağırış/çağırışlarına kahkahayla gülmekten alamadım kendimi. .Ah güzel halkım, sen saflığınla çok yaşaa:)))
88 syf.
·3 günde·7/10 puan
II. Meşrutiyet dönemini konu almış bir eser. Ömer Seyfettin'in o dönem ve o dönem kullanılan özellikle hürriyet kelimesi ile inceden dalga geçmesi, aslında bunun cahilane bir şekilde desteklediğini gösteriyor. Aslında toplumda bir şeyin değişmediği, halkın ne istediğini bile bilmediği anlaşılıyor. 3 5 tane kelime etrafında anlamsız bir fırtına koparılduğı net. Bu milletin tarihinde anlamsız meşrutiyet hareketlerinden hiç kimseye fayda gelmedi net bir şekilde ortaya konulmuş durumda. Belki de kitabın özeti ve meşrutiyetin anlamış şu olaydı; at arabasında ki atların çözülüp at arabasını insanların çekmesi, sosyolojik olarak özgürlük dedikleri şeyin onları içten içe aslen hayvan statüsüne koyması...
Ömer Seyfettin, Efruz Bey
292 syf.
Çevremizde yada içimizde olan biri tabiki de Efruz Bey..
Okuyunca mutlaka 'bana bi yerden tanıdık geldi' diyeceksiniz sizde..

Ağzının iyi laf yapmasıyla herkesin güveneni kazanan baş kahraman Efruz Bey .. Beş bölümde de E. Beyin planlarını ve sonuçlarını okuyacaksınız.
Şahane bir Ömer Seyfettin eseri..
okuyucuna mutlaka birşeyler katıyor düşünmeye sevk ediyor..


Alıntı
Zaten insan, üzerinde değerli bir şey bulundurmalıdır. Bu neredeyse toplumsal bir kuraldır. Fakat benim gibi ömrünü araştırma yaparak geçirenler, akıllarını öyle gereksiz şeylere harcamazlar
292 syf.
·2 günde·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
Efruz Bey adlı eser, 1908 yılından başlayıp I. Dünya Savaşı sonlarına kadar uzanan bir devri ele alması; başka adlar altında yaşamış bazı kişileri anlatması açısından da önemlidir. Pertev Naili Boratav’a göre “Ömer Seyfettin’in Don Kişotu” olan bu eserin en önemli özelliği yayımlandığı yıllarda ölmüş ve yaşayan bazı kişilere de işaret etmiş olmasıdır.

Eserde “Türkiye’nin o dönemdeki siyaset, bilim, Türkçülük, köycülük, eğitim, felsefe vb. akımları ele alınmış ve bu akımların temsilcisi olan kişiler, adları değiştirilerek Efruz Bey’in kişiliğinde bir araya getirilmiştir. Yazar, Efruz Bey kimliği ile riyakâr, sahtekâr, liyakatsiz, şarlatan bir batı taklitçisi, yağcı, bir Jön Türk karakteri yaratmış, bu karakterin kimliği altında yaşamış birçok kişi ile de alay etmiştir.

https://www.dr.com.tr/...urunno=0000000063048
157 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin’in Don Kişotu :) Mutlaka okumalısınız. 1918'den I. DünyaSavaşı'nın ortalarına kadar uzanan devrin romanıdır. Eserde Türkiye'de dönemin bilim, Türkçülük, köycülük, eğitim, felsefe vb. akımları ele alınmış ve bu akımların temsilcisi olan kişiler, adları değiştirilerek Efruz Bey'in kişiliğinde birleşmiştir.
Gece evinde kendisine uygun bir isim arayan Ahmet Bey, sonunda “Ziyalandırıcı, rûşen edici olan“ (aydınlatıcı, ışık veren) anlamına gelen “Efruz” isminde karar kılar. Bir süre daha insanların sevgisiyle, “Hürriyet Kahramanı Efruz Bey” olarak hayatını sürdüren ana karakter, bunun ardından gizli bir cemiyetten davet alır.
İki gönül bir olunca samanlık nasıl seyran olursa, okuyan için de kitapları elde ettikten sonra kendi evi, kendi odası Heidelberg, Oxford, Sorbonne olurdu.
İki gönül bir olunca nasıl samanlık seyran olursa, okuyan için de kitapları elde ettikten sonra kendi evi, kendi odası; Haydelberg, Oxford, Sorbonne olurdu.
Dünyadaki felaketlerin en baş sebebi lükstü! Süslü ev, süslü esvap, süslü muhit... Bu süs iptilası insanları kudurtuyor, fakirlerin zenginlerin aleyhine kalkmasına sebep oluyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efruz Bey
Baskı tarihi:
Nisan 2006
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758980498
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kare Yayınları
Ahmet Bey, kaleme girince arkadaşlarına söyle bir baktı. Güldü. Boyun kirdi. Başını salladı:
Nasıl gördünüz mü? Dedi.
Yirmi dört saat evvel Allah’tan ziyade Abdülhamit’ten korkan katiplerin henüz benizlerine kan gelmemişti. Hepsi, yeni geçmiş bir fırtınanın kapalı yerlere savurduğu sonbahar yaprakları gibi solgundu. İçlerinde korkunç bir “şüphe“ çarpıyor, sormadıkları bir “acaba?“, sökülmez bir hıçkırık ıstırabıyla boğazlarına tıkanıyor, dalgın birbirlerine bakışıyorlardı. Ahmet Bey koltuğuna oturdu. Parlak beyaz kolluklarını yenlerinden fırlatan hususi bir hareketten sonra fesini çıkardı. Masasının üstüne koydu. Bir çelik yay gibi kuruldu. Kabardı:
Yoksa, hala haberiniz yok mu?

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0