Eğitimci Olarak Schopenhauer

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,7bin
Gösterim
Adı:
Eğitimci Olarak Schopenhauer
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754684018
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Schopenhauer als Erzieher
Çeviri:
Cemal Atila
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Eğitimci Olarak Schopenhauer
Eğitici Olarak Schopenhauer
Eğitici Olarak Schopenhauer
Şopenhauer Tərbiyəçi Kimi
Pek çok ülkeyi ve ulusu ve birkaç kıtayı görmüş olan bir gezgine, tüm insanlığın ortak özellikleri olarak ne tür nitelikleri keşfettiği sorulduğunda şöyle cevap vermişti: "tembelliğe meyillidirler." Çoğu kişiye öyle geliyor ki, eğer gezgin şöyle deseydi, cevabı daha doğru ve geçerli olurdu: "hepsi korku içinde. Geleneklerin ve fikirlerin arkasına gizleniyorlar."
95 syf.
Nietzsche'nin kitabına hiç inceleme yapmadım ve neden bu kitaba yapmayayım dedim. Nedeniyse tabi ki en sevdiğim filozof olan Schopenhauer etkisi ve Nietzsche hakkında konuşmak için azcık birikim yapmak istememdi.

Bu kitaba 10 puan vermeme ve çok beğenmeme şaşırmamak gerek. Ne de olsa konu Schopenhauer ve yazan Nietzsche! 95 sayfalık bir kitap nasıl oluyorda bu kadar çok bilgi kapsayabiliyor? (Ne alıntı paylaştım ama 95 sayfacıktan, yılmadan okuyanlar için teşekkürler :D) Nietzsche'yi sevme nedenlerimden birisi anlatacağı şeylerin özünü çok iyi bilip uzatmadan nokta atışı yapabilmesi. Onun bu yeteneğini kendime her zaman uygulamaya çalışırım. Nietzsche'nin Schopenhauer'ı eğitimcisi olarak görüp (ki bir dehanın yetişmesi için kendine edineceği eğitimciyi iyi seçmesi gerektiğini savunuyor) onun felsefesinden etkilendiği şeyleri kendince anlatıyor. Genel olarak bahsettiği konular; (daha çok Almanya'yı baz alıyor ve eleştiriyor) eğitim, kültür, laiklik, politika ve devlet-felsefe, akademi-felsefe birlikteliklerini konu almış. Benim en sevdiğim kısımlar Schopenhauer hakkında benim gibi düşünmesi ve onun hayatından parçalar sunduğu kısımlardı.

(Bu kitap dışında) Sonrasında bu görüşleri her nedense (Wagner de dahil) Schopenhauer'a karşı değişti. Peki bu bir gelişim miydi yoksa dürüstlüğüyle övdüğü ve bir felsefecinin kesinlikle dürüst olması gerektiğini söylediği, öyle de gördüğü Schopenhauer'ı tamamen duygusal nedenlerle ve kafa karışıklığıyla mı reddetti? Nietzsche' de sevmediğim tek şey bu. Bazen kendiyle çok çelişmesi ama bu çekişkilerin akıl yoluyla değil duygusal olarak oluştuğunu düşünüyorum nedense. Bir filozofun özel hayatından etkilenip yazmasını onun doğallığına, bilginden ayırdığına inanması beni doğruluyor. Fakat Schopenhauer bunun tam tersini savunur. Nietzsche çok zeki fakat çok da kinci ve dalgaya almasını çok iyi biliyor. Schopenhauer'ı överken bir yandan yermeye hazırlanmış gibi kelime oyunları var. (Özellikle kitabın sonunda) Son olarak Nietzsche 'üstüninsan'ın sinyallerini bu kitapta vermiş bana göre.

Çok keyif alarak okuduğum, bana göre oldukça verimli bir kitaptı. Tragedya'nın Doğuşu kitabından sonra bana zor bir kitap gibi gelmedi açıkcası. Kesinlikle iki filozofu severler okumalı. Bol düşünmeli okumalar. :)
95 syf.
·6 günde·7/10 puan·Ne Okusam'dan
Büyük bir filozofun kaleminden bir diğer büyük filozofa dâir; minnet, beğeni ve saygının dillendirildiği kitaptır.

Eserde, aslında Nietzsche'nin felsefeye ilk adım atışlarını, nereden nasıl başladığını ve neden Schopenhauer'u nirengi noktası olarak seçtiğine dâir ipuçları yakalıyoruz. Fakat eğer eseri Schopenhauer'a ait birtakım bilgiler edinmek için alıyorsanız pek de beklentinizi karşılamayacaktır. Zirâ Nietzsche bu eserde Schopenhauer'u mihraka alarak onun çevresinde teşekkül eden ortamdan ve hayatından yola çıkarak; din, bilim, devlet, eğitim gibi noktaları irdeliyor.

Dehânın; toplumdan, politikadan nasıl soyutlanacağını, insanlarla nasıl ve niçin uzlaşamayacağını; çağının ötesinde olması hasebiyle geniş çevrelerce kabul görmeyeceğinin sebeplerini, sonuçlarını kendine özgü o farklı üslûbuyla sıralıyor.

Eserde Alman yazarlara ve Alman kültürüne bir hayli tasallut etmiş Nietzsche. Kardeşinin aymazlığından dolayı bir gürûh tarafından ''faşist'' olarak anıldığını hatırlıyor ve bu bölümde kahkahaya dönüşebilecek bir tebessüm silsilesi dolanıyor içinizde.

Kitapta Nietzsche'nin ''üst insan'' kavramı karşımıza henüz çıkmıyor. Nietzsche'nin bunun yerine daha çok dehâ, dâhi, yarı-tanrı gibi ifadeleri kullandığını görüyoruz. Fakat daha sonra hayatının sonuna kadar savunacağı bu modelin bir tecessümü olan ''Zayıflar, en değerli kişilerin yararı için yaşamalıdır.'' ifadesi eserin geniş bir bölümüne türlü ifadeler yoluyla yayılmış. Nietzsche'nin fikirlerinin oluşum basamaklarını görmek ve bunların ardında yatan sebeplere şahit olmanın tadı oldukça güzel. eser, size bunu her sayfasında hissettiriyor.

Gerçekten keyif verici, sorgulatıcı ve ufuk açıcı bir eser. Hemen her felsefe kitabı gibi.

Yazıyı, kendi sınırlarını aşıp çağımıza kükreyen ufak bir iktibas ile sonlandırmak isterim:

''Bazen bana öyle geliyor ki modern insanlar birbirlerinden bıkmışlar ve sonuç olarak her türlü sanatın ve yapaylığın yardımı aracılığıyla kendilerini ilginç hale getirmek zorunda kalıyorlar.''

Aklın ve vicdanın hürriyeti ile...
120 syf.
·6 günde·9/10 puan
Dili ve anlatımı ağır,anlamlandırmaya gelince zorlayıcı bir kitap olduğunu söylemeliyim..Schopenhauer ve Nietzsche tutkunlarınınsa mutlaka okumasını tavsiye ederim.Fakat şu da var ki,kitabı tam anlamıyla özümsemek için Wagner'i,Goethe'yi,Rousseau'yu,Kant'ı,Hegel'i,Platon'u, ve diğer pek çok felsefecileri olduğu kadar, Hristiyanlık inancını,o dönem Almanya'nın devlet yapısını ve düşünce sistemlerini hiç değilse orta düzeyde de anlamış olmak gerekir.Bu nedenle akademik düzeyde kaynak kitap olarak kullanılabilecek yeterliğe sahip olduğunu düşündüm.En azından ben farkında olsaydım bu kitabın ünv.de okurken,eminim bana çokça yardımı olurdu, diye düşünmeden edemedim.Geç bir farkındalık ama felsefe ve sosyoloji gibi bölümlerde okuyan arkadaşların mutlaka yararlanmasını öneririm.Zaman zaman elinizden bırakıp bir gün ara vermek istediğiniz oluyor.Altını çizebileceğiniz ve üzerine kafa yormak isteyip anlamlandırma çabasına gireceğiniz sizde merak uyandıracak çokça konu mevcut..Sabırla okumanızı tavsiye ederim..Günün birinde yeniden elime alıp okumak istediğim bir kitap..
95 syf.
·Puan vermedi
Hayatınıza farklı bir bakış açısı getirmeyi düşünüyorsanız yalnızca kendi düşüncelerinle kendinize yeni bir dünya kurmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap okuduğunuz kitaplardan izlediğiniz filmlerden etkilenmeden hiç bir düşünceni etkisi altında olmadan yalnızca kendilerinin düşünce biçimlerini
Gerçek özgürlüğünüzü kurmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap
121 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Nietzsche'nin henüz felsefi olgunluğa ulaşmadığı dönemde yazdığı açık. Kitap felsefi görünümünden daha çok bir Schopenhauer'cilik manifestosu. Fakat kitap Schopenhauer'in felsefesini yansıtmaktan çok Nietzsche'nin felsefi anlayışını yansıtıyor.
120 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Büyük bir filozofun kaleminden bir diğer büyük filozofa dâir; minnet, beğeni ve saygının dillendirildiği kitaptır.

İnsanın kendi çağına olan kabullenişini ve çağının ötesinde yaşayan insanların nasıl zorluklarla karşılaştığına değinmiş

Nietzsche insanoğlunun kültür ve yaşadığı dönemin dinamiklerinden sıyrılmaktan ne kadar korktuğunu, nasıl tembel birer otomatik makine olduğumuzu gösteriyor.

''bazen bana öyle geliyor ki modern insanlar birbirlerinden bıkmışlar ve sonuç olarak her türlü sanatın ve yapaylığın yardımı aracılığıyla kendilerini ilginç hale getirmek zorunda kalıyorlar.''

söz konusu alıntı sosyal medya pıtırcıklarına ithaf edebiliriz sanki :)

Özgür düşünmenin anahtarlarına değinen eseri felsefeye gönül vermiş her bireyin okuması gerektiğini düşünüyorum.
120 syf.
·Beğendi·10/10 puan
BİR EĞİTİCİ OLARAK SCHOPENHAUER- Ömrüm boyunca sayısı üç dördü geçmeyecek anlardan birisini yaşadım. Ne muhteşemdi, ne bitmeyesi… Ben doğmadan tam 140 yıl önce Almanya’da doğmuş olan bu adam ile aramda muazzam bir bağ hissettim. Bu bir fikir, düşünce veya anlam bağından ziyade bir yaşam ve acı bağıydı. Evet, bu melankolik adam benim 2019’da çektiğim acıların ve sancıların aynısını çekmişti. Ve yukarıdan aşağıya bir öğretici olarak değil, ıstırap dolu bir yakarıştı bu öğretmeninki. Hissettim seni, sevgili acıdaşım, seni hissettim! Metroda gözlerimin dolduğunu kimse fark etmedi. Niçin dalıp durduğumu da… Aslında her şey tuhaftı. Hayatımın en önemli kitapları arasına girdi Nietzsche’nin “Eğitimci Olarak Schopenhauer” isimli şaheseri. Bunları görünce yazdığım her şeyi yakasım geliyor. Tam otuzunda yazmış. Benden beş yaş gençmiş. En sevdiğim öğretmen, en sevdiğim filozofu anlatıyor. Bu iki devi “karamsar” diye özetleyenler hiçbir şey anlamamıştır. Ne büyük talihsizlik ki bu kadar geç tanıştım bu kitapla… Bir kitabın tamamı çizilir mi? Tamamını çizdim. Övünmek sanılmasın, kendimi yeni yazarlarla aynı doğa yürüyüşünde görmedim hiç. Ben, hep o sarp kayalıklara çıplak tırmanan meczubu takip ettim. Çünkü asla kuyudan taşı çıkartmaya çalışanlardan olmadım. Tozunu da yutsam, sisler ardında siluetini kokladığım acıdaşımdan sayılmak isterim. Benim süründüğüm karda onun fosilleşmiş ayak izlerini görüyorum. Herkes heybesinde cevaplarla dolaşıyor; bense elimdeki cevaplara uygun soruları arıyorum. Benim talibi olduğum pınarın suyu onunkiyle aynı: insanca, pek insanca… Sana “ağabey” diyebilir miyim Friedrich? İyi ki vardın. Seni unutamadığım için iyileşemiyorum.
120 syf.
·75 günde·Beğendi·9/10 puan
Friedrich Nietzsche'nin bir dahi olduğunu herkesin kabul edeceğini sanıyorum. Bir dahi olmak öyle kendiliğinden gelen sıradan bir durum değil tabiki. Onun etkilendiği isimlerin başında geliyor belki de Schopenhauer. Gerçekten değeri bugün bile yeterince anlaşılamayan; bu özgün kendini ve içinde yaşadığı bedeni, dünyayı, toplumu, ilişkileri ve birçoğunu anlamlandırma çabası vermenin dışında onu didikleme ve problemlerini çözmeye uğraşan filozofların yakın zamanda dünyada bulunmuş son örnekleriydi belki de. Bilemiyorum. Ama sancı çekmeyen insana insan demek bile bana garip geliyorken, düşünce yolunu bana açan, o çok sevdiğim filozofu anlamama yardımcı olan ve onu benden daha çok seven Nietzsche çok güzel bir çalışma yapmış. Uzun sürede okudum fakat dingin bir zihinle sonra yeniden okumalıyım.
95 syf.
·3 günde·10/10 puan
Nietzsche,hocana da sana da aşığım.
İkinizin beni yoran beyni, beni fazlasıyla azdırıyor.
İyi ki gözlerim sağlam iyi ki beynim alın-gan.
Varlığınızın daimiliğine karşı eğiliyorum
*
Kendi yaşamlarımızın en kapsamlı düzenlemelerinin kimi zaman nasıl da gerçek görevlerimizden kurtulmak için yapıldığını; sanki yüz tane gözü olan bilincimiz bizi orada bulmayacakmış gibi, kafalarımızı bir yerlerde saklamaktan ne kadar hoşlandığımızı; ruhumuzu, sırf ondan bir an önce kurtulalım diye, devlete, para kazanmaya, sosyal yaşama ya da bilginliğe satmakta ne kadar acele ettiğimizi; günlük işlerimizde bile, durmamak ve düşünmemek bize daha gerekli göründüğü için, yaşamı idame ettirmek için gerekli olandan çok daha ateşli biçimde ve düşüncesizce köleleştiğimizi hepimiz biliriz. Telaş evrenseldir çünkü herkes kendinden kaçmaktadır; bu telaşın utangaç bir tutumla gizlenmesi de evrenseldir, çünkü biz hoşnutmuşuz gibi görünmek ve perişanlığımız konusunda algısı en keskin olan gözlemciyi bile yanıltmak isteriz; hayatın süslenmesini ve gürültülü bir şenlik havasına büründürülmesini sağlayabilecek yeniymiş gibi görünen kelime çanlarına duyulan ihtiyaç da evrenseldir. Tatsız anıların birdenbire üzerimize çullandıkları ve bizim şiddetli el kol hareketleri ve sesler aracılığıyla onları kafamızdan kovmaya çalıştığımız o tuhaf duruma herkes aşinadır; fakat sıradan yaşamın el kol hareketleri ve sesleri hepimizin her zaman anıların ve içe yönelmenin korkusu içinde olduğumuzu göstermektedir. Bize böylesine dil uzatan şey, bizi uyutmayan bu sivrisinek nedir? Etrafımızda hayaletlere benzeyen şeyler dolanıyor, hayatın her anı bize bir şey anlatmak istiyor, ama biz bu hayalet sesi duymak istemiyoruz. Sessiz ve tek başımıza olduğumuz zamanlarda, bir şeyin kulağımıza fısıldanacağından korkuyoruz ve işte bu yüzden sessizliği aşağılayarak kendimizi sosyalleşme ile zehirliyoruz.
95 syf.
·Puan vermedi
Dominant bir eğitim; insanın hayal ve hayat gücünü köreltir. Bu yüzden insanlara hayalleri ve hayatlarına göre eğitim verilmeli ki kişi kendi kendini içsel devinimiyle keşfedebilsin.
Hayat nehrinden geçerken sadece senin kullanman gereken köprüyü senden başka hiç kimse, ama hiç kimse kuramaz.

Daha kesin konuşmak gerekirse, seni bu nehrin öte yakasına taşımak isteyen sayısız yol, köprü ve yarı-tanrı vardır ama onlar bunu yalnızca senin özün pahasına yaparlar;

Kendini rehin vererek yitireceksin..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eğitimci Olarak Schopenhauer
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754684018
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Schopenhauer als Erzieher
Çeviri:
Cemal Atila
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Eğitimci Olarak Schopenhauer
Eğitici Olarak Schopenhauer
Eğitici Olarak Schopenhauer
Şopenhauer Tərbiyəçi Kimi
Pek çok ülkeyi ve ulusu ve birkaç kıtayı görmüş olan bir gezgine, tüm insanlığın ortak özellikleri olarak ne tür nitelikleri keşfettiği sorulduğunda şöyle cevap vermişti: "tembelliğe meyillidirler." Çoğu kişiye öyle geliyor ki, eğer gezgin şöyle deseydi, cevabı daha doğru ve geçerli olurdu: "hepsi korku içinde. Geleneklerin ve fikirlerin arkasına gizleniyorlar."

Kitabı okuyanlar 415 okur

  • RNR1
  • Tozlu Raf
  • Abdullah Şahin
  • Fatma özkaya
  • Onur Tunç
  • Çetin MADEN
  • Ahmet Celal Urun
  • Alperen Aydın
  • sheshper
  • Bilal Demir Sezen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%29.2
25-34 Yaş
%41.7
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%27
Erkek
%73

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.5 (16)
9
%10.9 (12)
8
%10.9 (12)
7
%9.1 (10)
6
%2.7 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0