Adı:
Ekmeğimi Kazanırken
Baskı tarihi:
31 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
435
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325482
Orijinal adı:
В людях
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Maksim Gorki'nin, edebi olgunluk çağı ürünlerinden olan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim adlı otobiyografik üçlüsü, yazarın başeseri sayılageldiği gibi tüm Rus edebiyatı içinde yer alan mükemmel otobiyografilerden biridir.Gorki'nin çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan üçlü, bir yazarın kendinden çok çevresi üzerinde durduğu, iç gözlemden çok dış gözleme yer verdiği ender otobiyografik romanlardan biri, aynı zamanda Gorki'nin gözlemciliğiyle anlatım yeteneğinin doruğa ulaştığı, kendinden önceki Toplumsal Gerçekçilik ustalarıyla birlikte kendisini de aştığı başeserdir.
435 syf.
·10/10
Okuduğum belki de en iyi, kaliteli ve bana bir şeyler kazandıran kitaplardan biriydi. Her sayfasını farklı duygular ve düşünceler içerisinde okudum. 19. yüzyıl Rusya'sı çok iyi bir şekilde tasvir edilmişti, ve iki yüz yıl öncesini anlatmasına rağmen, hayatın hep değişmeyen gerçeklerinden de bahsediyordu; genel olarak acı ve karanlık, üzücü gerçekler.
Kitapta en çok hoşuma giden kısım baş kahramanın kitaplarla tanışması ve onlara derin bir sevgi, saygı ve ilgi beslemesiydi. Ne olursa olsun kitaplar sürekli yolculuğunun bir parçasıydı ve her okuduğu kitap ona bir şeyler katıyordu.
Ayrıca yaşının henüz küçük olması ve hayatla ilgili yeni şeyler görüp öğrendikçe de, varoluş amacına ve buna benzer şeylere dair düşüncelerinin değişmesi de ilginçti. Kitapta kendimden birçok parça buldum diyebilirim.
Yazarın yer yer paragraflarca yaptığı betimlemeler de nedense beni sıkmak yerine pek hoşuma gitti. Betimlediği mekanını içindeymiş, anlattığı insanlar tam karşımda oturuyormuş gibi hissettim. Çok güçlü bir kalemi var.

İleride daha iyi kitap incelemeleri yazabilmek dileğiyle.
360 syf.
·8/10
Normalde otobiyografi roman/yazı okumayı, çok aramam. Genellikle üstünkörü okuyup geçerdim. Sonraları, bir dostum sayesinde bu kitabı aldım ve biraz-açıkca söylemek gerekirse önyargılı- çekinerek okudum.

Okurken o soğuk Rus edebiyatını hissetmeniz olanaksız. Okudukça açıldı ama o soğuk buz tabakası. Gorki'nin samimiyeti ve realitesi beni içine çekti ve önyargımı kırdı.

Gorki'yi bu romanla tanıdım ve memnun oldum tanıştığımıza.

Güzel bir sözle incelemeyi bitireyim;
"Şarkıya güzellik gerek.
Güzelliğin şarkıya ihtiyacı yok."
435 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
İftarlık Gazoz'da Hasan Abi'sinin Adem'e oku diye verdiği, Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak kitabı'ndaki Engin karakterinin kitapları arasında olan bir kitap: Ekmeğimi Kazanırken.

Kitabın Engin ve Hasan gibi karakterlerle birlikte anılması ve ismi dolayısıyla insan emeği ve işçi sınıfının yaşadığı zorluklardan bahsedeceğini düşünmüştüm. Bu konulara da yazar değinmiş fakat bu kitap benim için yalın bir üslupla bir çocuğun gözünden bahsedildiği dönemin toplumundaki farklı insan karakterlerinin incelenmesidir. Bu karakterler bize o dönemdeki toplumun din, ahlak anlayışı ve bir çok konudaki düşüncelerini aktarır.

Yazarın gördüğü, tanıdığı insanlar ile kurduğu ilişkilerde kitapların büyük bir önemi vardı. Şöyle ki, bu karakterler Gorki'nin ya kitap aldığı ya kitap okuduğu ya da kitaplar hakkında sohbet ettiği köylüler, işçilerdi. Anlatılan olaylar çok olmamakla beraber sarsıtıcı, hüzün doluydu. Gerçekte yaşanmış olduklarını bilmek onları daha etkileyici kılıyor gözümde ve son olarak Gorki'nin yarattığı atmosferi solumak harikaydı.
435 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
DÜNYA KLASİKLERİ OKUMAK:

-Neden bazı kitaplara 'Dünya Klasikleri ' denir ?
-Neden 'Dünya Klasikleri' okunmalı ?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki 1800-1900'li yıllar ağırlıklı olmak üzere bütün dünyada kabul görmüş gerçekçi ve nitelikli eserlere denir Dünya Klasikleri.

-Şunu hiç sorguladınız mı bilmiyorum: o yıllardaki eserlerin toplum için yazıldıklarını herhangi bir satış kaygısı,popüler olma kaygısı olmadan yazıldıklarını fark etmişsinizdir.

- O yıllarda tüm dünyada özgürlük isteğinin artışı ve bireyselliğe geçiş,devrimler...ister istemez çağ atlatan yönetim değiştiren bu olaylarda bu çağda yaşamış değerli yazarların etkisini yadsınamayacak kadar çok olduğunu kabul etmemek mümkün değil.Topluma öncü olma,baskıcı diktatörlüklerin yıkılması,insan hakları,demokrasi ve özgürlük...O yıllarda yaşamış güçlü kalemlere borçluyuz bu ilerlemede yol almamız.

-Dünya Klasikleri okurken hiç aaa ben de böyle hayatlar yaşadım falan karakter tanıdığım şu kişiye çok benziyordu dediğiniz çok oldu mu ?

-Fikirlerinizde gelişme,hümanist bakış açısı kazanma ,empatik düşünme yeteneği...bunların geliştiğini hiç fark ettiniz mi Dünya Klasikleri okur iken ?


MAKSİM GORKİ'Yİ NEDEN OKUMALIYIZ ?

-Bir yazarı okumadan önce yazarın yaşam hikayesini araştırıyor musunuz ?

-Çarlık Rejiminden Sosyalist devrime giden süreçte Gorki'nin katkılarını düşündünüz mü ?

-Rusya'da halka öncülük eden devrime giden değerli yolda katkıları olan Rusya'daki gerçekçi yazarlardan biri olduğunu biliyor muydunuz Gorki'nin ?


EKMEĞİMİ KAZANIRKEN

-Din olgusunun ve dini değerlerin sorgulama yapılmadan saf gönüllerde yer tutması...

-Toplum içinde yalnızlık,ormanda huzuru bulma...

-Ağır çalışma koşulları,sosyal adaletin dengesizliği, emeğin sömürüsü...

-İnsanların ikiyüzlülüğü,ticaret kurnazlığı,yalanlar-aldatmalar...

-Kitap okumanın aydınlatıcı yüzü,kitap okuyan insanların çevresine verdikleri ışık...

....

Roman kahramanımız 10-15 yaşında yaşadığı hayat deneyimleri ile (sömürülen çalışanlar,aldatılan insanlar,dine sorgusuz sualsiz inananlar...) okuduğu kitapları birleştiren olgunlaşma aşamasında çocukluğu bırakıp yetişkinliğe adım atan bir genç bir kişinin deneyimlerini anlatıyor bu eser.

Özellikle bazı romanlarda sadece kötü ya da sadece iyi insanlar var diye de eleştiriyor yazar .Bu kitabın en güzel yanlarından biri de bu yerinde tespit ! Bu romanda iyiler ve kötüler yok.Hepimizin için de olan iyi ve kötü yanlarımız var tıpkı romandaki gibi.Hiçbirimiz ne iyiyiz ne de kötüyüz.Zaman zaman olaylardan etkilenerek iyi ya da kötü davranış sergileyebiliyoruz.

-Yaşamayı bilmeyenlere ''Kalabalık yalnızlıklar,yalnız kalabalıklar '' sözü gibi bir insanın toplum içinde yalnızlığı,her şeyi dinleyip konuşulanları irdelemeden inanmamak öğüdü,yaşamayı bilenlerin kıskanıldığı,bilmeyenlerin hor görüldüğü dünya....

-Kitap okudukça aydınlanma,hatta kitap okuyan bireyin çevresini aydınlatması ve maalesef kitap okudukça yaşadığımız hayatın boş olduğu fikrini düşünme....


-Az para uğruna çok çalışma,emeğin sömürüsü,'zengin ve güçlü insanlar her koşulda haklıdır' sözünü geçerli kılma,birey olma,bağımsız düşünme...

-Birbirlerinden farklı karakterler,birbirlerinden farklı yaşamlar,renkli dünyalar,Rusya'nın sosyal ve psikolojik yönünün halkın üzerinde etkisini o dönemdeki insanların yaşamlarını inceleyerek vurgulama...

-Sade ve akıcı bir anlatım,gereksiz detaylarda boğulmama....

Kısaca OKUYUN ve OKUTUN !
435 syf.
·4 günde·8/10
Çocukluğum’u okudunuz. Otobiyografik üçlemenin ilk kitabıydı. Şimdi de elinizde ikinci kitabı Ekmeğimi Kazanırken.

11 yaşındaki Gorki ile başlayan eser 16 yaşlarındaki haliyle son buluyor.

Okul yaşamından uzakta iş ve ekmek peşinde koşan bir Gorki okuyacaksınız. Gemide bulaşıkçılıktan ressam yardımcılığına, temizlikçilikten mimar yamaklığına kadar birçok ve farklı işteki adımlarını anlatıyor bizlere.

Satırları okurken sadece onun yaşamına tanık olmuyorsunuz ilk ciltte de olduğu gibi. Sovyet Rusya’nın içerisinde bulunduğu buhran, insanların birbiriyle iletişimi, işçi ve emekçiler konu ediniyor onun satır aralarında.

İlk cilt kadar akıcı olduğunu düşünmüyorum naçizane. Gorki diyaloglara boğmuş sanki bu cildi. Aksine bazı anlar yaptığı tespitleri okurken heyecanlanıyor ve neden devamını getirmedin diye kızadabiliyorsunuz örneğin.

Bernhard’ın da otobiyografik serisi için kullandığı cümle gibi “şu an ne hissettiklerimi değil, o gün ne hissetiklerimi yazıyorum” şiarını benimsediğini düşünüyorum Gorki’nin.

Rus edebiyatının ‘acıyla yoğrulan kalemlerinden’ Gorki.
431 syf.
·10 günde·5/10
Bir ülkenin ruh halini,İşçi,ayaş,asil insanlar,fakir mahalledeki serseriler,tembel ve uyuşuk insanlar üzerinden ancak bu kadar güzel anlatılabilir..
O zaman sitem edilen gaddarlığın ,kitap sonunda
''Bu iğrenç şeyleri neden anlatıyorum? Bunların daha kaybolmadığını bilmeniz için. Hala sürüyor bu gaddarlıklar! Siz uydurulmuş korku öykülerini seviyorsunuz,kurnazca anlatılan korkunç olayla tüyleriniz ürperten gaddarlıklar hoşunuza gidiyor. Ama ben gerçek korkuyu insannın tüylerini diken diken eden günlük olayları biliyorum.''

Bu sözlerle anlatıyor. İnsanlığın gerçeğini bu şekilde anlatıyor
446 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Maksim Gorki benim için çok özel bir yazar...

Ölü Canlar ile birlikte okuduğum için biraz geç bitirdim ama iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri. :)

Çocukluğum kitabını da çok severek okumuştum. Bu kitap da gerçekten çok beğendim.

Yazar kendi hayatından esinlenerek yazdığı 3 otobiyografik romandan ikincisi.
İlk kitabı yani Çocukluğum kitabında sanki yazarla birlikte daha o yaşta zorluklara katlanmaya çalışan Aleksey'in yerinde ben vardım da birlikte büyümeye çalıştık...
İkinci kitap "Ekmeğimi Kazanırken" bu kitabı da ilk kitap gibi severek okudum. Okurken yeri geldi yapılan haksızlıklara sinirlendim yeri geldi yaşadıklarına, kaybettiklerine üzüldüm. Gözlerimin dolduğu da çok oldu. Çevresindeki onca yanlışa onca ahlâksızlık, kötülüğe rağmen hep doğru olanı yaptı Aleksey o küçük yaşında. Büyümeye başlıyor artık çoğu şeyi daha iyi anlıyordu. Çoğu kez önüne türlü türlü engeller çıksa da okumayı bırakmıyor doğru bildiğini açıkça söylüyor.
...
Ne kadar anlatsam da kitaba dokunarak, hissederek okuduğumuz zaman daha iyi anlayacağız. Bana göre herkesin okuması geren bir seri ben çok beğendim. :)
...
Keyifli okumalar... :)
414 syf.
·Puan vermedi
Neredeyse çocukken okuduğum, bugün bile çoğu betimlemelerin aklımda olduğu, bir kitabın insanın dünyasında nasıl etkiler yaratabileceğini yaşayarak gördüğüm bir başyapıt.
435 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
“Ekmeğimi Kazanırken” Gorkinin okuduğum ilk romanı. İsmi bence çok uygun olmuş çünkü, tüm kitapta ekmeğini kazanmak için türlü yollara başvuran insan manzaralarıyla karşılaşacaksınız.19. yy Rus toplumu, yaşayışı, inançları hakkında acayip gerçekçi tesbitler bulacaksınız. Küçücük bir çocuğun ekmeğini kazanmak için çok ağır şartlarda çalışması, insanların sahtekarlıkları, kıskançlıkları, erkeklerin kadınlara bakış açısı, Tanrı inançları , pişkinlikleri samimi ve akıcı bir dille okuyucuya yansıtılmış.Peşkov gibi güçlü bir çocuğun , verilen sorumluluklarla, omuzlarına yüklenen ağır yüklerle daha da olgunlaştığını okuyup anlayınca günümüz çocuklarının niçin bu kadar sorumsuz olduklarını yine anladım.Beni en çok etkileyense kadınların aşağılanması, para için herşeyi yapmaları, erkeklerin onlara paçavra gözüyle bakmaları oldu.Çok fazla karekter olması bazen , karekterlerin karışmasına sebep olsa da zevkle okunası bir kitap. Yalnız ben okurken biraz ruhum karardı, insanlardan nefret ettim ama yine de tavsiye ediyorum
435 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Bu kitap, Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı.Gorki, kendi hayat hikâyesinden bahsederken o dönemde Rusya'nın içinde bulunduğu durumu da anlatıyor. 10 yaşında dedesi tarafından zorla bir ayakkabı mağazasında başlayan çalışma hayatından üniversiteye başladığı zamana kadar olan süreci geçiyor kitapta... Böyle bir hayat yaşayan çocuğun ileride Maksim Gorki olması beni şaşırttı açıkcası... Çünkü zorlu bir çocukluk geçirmiş ve devamlı çalışmış.. Bu çalışma hayatından gerçekten kötü insanlarla muhattap olmak zorunda kalmış.. Ancak kitapta en fazla vurgulanan durum Gorki’nin her zorluğa rağmen bitmek bilmeyen okuma aşkı ve bu sayede çevresindeki pisliklerden uzak kaldığı... Okumaya değer bir eser...
Herkese iyi okumalar...
435 syf.
·Puan vermedi
Birinci kitabın son cümlesinde;
Ee Leksey, madalyon değilsin ki seni boynumda taşıyıp durayım. Var git insanların arasına karış diyen dedesinin sözü üzerine Gorki atıldı ekmek kavgasına.
Yaşadığı kötü çocukluktan sonra belki biraz daha mutlu olacak diye düşünürken, bu seferde toplumun içinde oradan oraya savruluşunu ve itilip kakılışına tanık oluyorsunuz.
Bunca olumsuzluk yaşarken sığındığı kitaplar olunca bir nebze de olsa bir ferahlık yaşamadım değil.
Sıra da biyografinin son kitabı Benim Üniversitelerim var. Sevdiğim bir kaç alıntı bırakıp, hepinize keyifli okumalar diliyorum 🤚

#alıntı

Kitap oku, ancak şunu unutma: kitap, kitaptır. Sen, kitapla değil, aklınla hareket et!
Karanlık bir gece gibidir hayat, herkes kendi yolunu aydınlatır.
Nasıl yaşadım ben? Hatırlaması bile utanç verici... Hep ucundan kıyısından, sakına çekine yaşadım hayatı... acı benim acım, neşemse çalıntıydı!
435 syf.
·Puan vermedi
Kitabın ortaları sıkıcı olmasına rağmen sonlara doğru sizi kendine çekiyor. Aslına bakarsanız bir süre sonra ben okumadım , yaşadım demek size pek de abartı görünmüyor.

Kitap Gorki'nin henüz (Türkiye eğitim sistemine göre) ortaokul çağlarındayken çalışması ve yaşadığı şeylerden oluşmakta.

O zamanlar Rusya'da halkın fakir tabakası çocuklarını belirli bir yaştan sonra çalışmaya gönderdiği için çocuklar erken yaşta içki , sigara ve diğer birçok kötü alışkanlıklara bulaşıyor. Haliyle daha kırklı yaşlarda iken ölmeleri işten bile değil... Ayrıca yedikleri dayaklar , gördükleri hakaretler ve daha birçoğu da cabası...

Özellikle de benim gibi henüz Maksim Gorki ile tanışmamış olanlar için müthiş bir kitap. Ama belirtmek istediğim bir şey var kitap Çocukluğum kadar akıcı değil... Neyse sözü uzatmadan herkese iyi okumalar dilerim...
~Tanrı bizi bu dünyaya bilgisiz çocuklar olarak gönderir ama geri alırken hepimizin bilgili ihtiyarlar olmamızı ister..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ekmeğimi Kazanırken
Baskı tarihi:
31 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
435
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325482
Orijinal adı:
В людях
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Maksim Gorki'nin, edebi olgunluk çağı ürünlerinden olan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim adlı otobiyografik üçlüsü, yazarın başeseri sayılageldiği gibi tüm Rus edebiyatı içinde yer alan mükemmel otobiyografilerden biridir.Gorki'nin çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan üçlü, bir yazarın kendinden çok çevresi üzerinde durduğu, iç gözlemden çok dış gözleme yer verdiği ender otobiyografik romanlardan biri, aynı zamanda Gorki'nin gözlemciliğiyle anlatım yeteneğinin doruğa ulaştığı, kendinden önceki Toplumsal Gerçekçilik ustalarıyla birlikte kendisini de aştığı başeserdir.

Kitabı okuyanlar 972 okur

  • Caisson Disease
  • Sinan bektaş
  • Ilgın
  • MEHMET ŞİRİN BULĞA
  • Adaa
  • İzzet Duman
  • Ulaş Çağlar Hubup
  • ▪️Büşra
  • Yağmur Yavaşoğlu
  • Kayaenes_23

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%37.9
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%3.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.2
Erkek
%47.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.3 (89)
9
%19.4 (55)
8
%20.1 (57)
7
%9.5 (27)
6
%2.8 (8)
5
%1.4 (4)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları