Ekmek ve Zeytin

7,5/10  (4 Oy) · 
19 okunma  · 
2 beğeni  · 
571 gösterim
Kumrunun Gördüğü adlı kitabıyla 2011 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanan Ahmet Büke, genç öykücüler arasında farklı bir konuma sahip. İyi tanıdığı insanları, mahalle arasında olup biten günlük olayları yazıyor. Bu çevrelerin dilini, argosunu ustaca kullanıyor. Bunun yanında, özgün, sıra dışı bir öykü dili var Büke'nin. Ekmek ve Zeytin, yazarımızın aynı bakış açısıyla yazdığı yeni öykülerin yer aldığı bir kitap. Ancak bu defa Büke öykülerini çok daha geniş bir coğrafyaya açıyor.

Su yoksa, hayat yoksa, aşk da olmaz diyordu. Ben Metin'e üzülüyordum habire. Bu kız onu üzecekti. İstiyordum ki ben üzüleyim. Metin unutsun Hülya'yı, ben seveyim. Çölü değil de evimizin karşısındaki gölü göstereyim ona. Yeşilli, kızıllı dalgaların kıyıya nasıl vurduğunu, böceğin, yılanın nasıl kıvrandığını anlatayım. Sazan çıkar, levrek iner dibe. Sonra bıyıklı, güngörmüş bir balık suyun kabuğundaki sineklere diker gözlerini. "Tanrım," der. "Suyun öbür yüzü de bu kadar delidolu mu?" Hülya istese beni daha çok sever Metin'den. Çünkü Metin çöllere dönmüş yüzünü. Benim doğduğum yerde adım atsan su çarpar yüzüne.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2011
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789750713903
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mundo 
04 Nis 2016 · Kitabı okudu · 38 günde · Beğendi · 9/10 puan

Konsantre öyküler: kesitler verilen hayatların tümü arka planda tamamlaniyor. Kısa bir anlatıda tüm'ün duygusunu hissettiriyor ... Zaman zaman rastgele bir sayfayı açıp tekrar okuyacağınızın sözünü verdiriyor.