Adı:
Ekran Çocukları
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751419590
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
"Doğan Cüceloğlu öneriyor: Mutlaka okunmalı!"

Dünyanın en büyük teknoloji şirketi Apple’in kurucularından Steve Jobs, 2010 yılında ilk iPad lansmanını yaptıktan sonra New York Times’dan gazeteci Nick Bilton sorar: “Çocuklarınız iPad’i seviyorlar, değil mi?” Steve Jobs der ki: “Hiç kullanmadılar, evde çocukların kullanabileceği teknolojik imkânları sınırlıyoruz.”

Teknolojinin bu kadar içinde olan bir insan, neden çocuklarını teknolojiden uzak tutuyordu?

Günümüzde çocuklar cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi dijital teknolojilerle adeta doğar doğmaz haşır neşir olmaya başlıyorlar.

Bu kitapta, dijital çağda iki çocuk yetiştiren bir anne, kendi tecrübelerini bilimsel araştırmalarla harmanlıyor. Dijital ekranların etkilerini, her yönden –fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal– irdeliyor ve çözümler sunuyor.
136 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabın adının ve içeriğinin uyuştuğu bir eser ile daha tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum. “Nereden çıktı şimdi bu kitap ?” diyordu yazar kitabın ilk sayfalarında. Biraz okuyunca nereden çıktığını idrak etmek meşakkatli olmayacak neyse ki.
Yine çoğu şeyin farkında olup hiçbir şeymiş gibi davrandığımız mevzuları halının altından çıkaran güçlü bir kalem ile karşı karşıyayız. Cümlenin başında ”yine” dedim çünkü biz çoğu şeyi yinelemeden yapamıyoruz. Çoğu kez bize hatırlatılmasını dahi istemiyor ve işimize gelmeyen her şeyi halının altına süpürüyoruz.
Teknoloji bağımlılığı( bilgisayar , tablet, telefon),sosyal mecraların gayesinin haricinde kullanımı, bu kullanımlar ile gelen uykusuzluk , stres, depresyon , öfke , gerginlik, öz güven noksanlığı, sağlıksal sorunlar, asosyallik ,başarısızlık, mutsuzluk… Kısacası aklınıza –sız/siz eki ile kurulmuş ne kadar olumsuzluk var ise hepsini bu kitapta tekrar tekrar okuyacaksınız.
Bunları halının altına bayağı süpürmüş olmalıyız. Kötü koku vermiş olsa gerek ki yazar onca araştırma ile karşımızda beliriveriyor. Peki yaptığı araştırmalardan bir haber olmamıza ne demeli? Doğrusu bir haber kelamı bizim gibi aktif teknoloji çocukları için haksızlık olur. Neticesinde teknoloji ile o kadar haşır neşir olup bu araştırmaları bilmemek olacak şey mi? Ama oluyor…
Bize hediye edilmiş misali gelen teknolojiye dair ne varsa çok sevdik. Öyle bir sevdik öyle bir minnet duyduk ki bize bunları hediye ettiklerini zannettiğimiz insanları dünyanın en kıdemli en zenginleri vasfına soktuk. Ve onlar zenginleştikçe biz fakirleştik!
Yazarın bu konuda daha ilk sayfalardaki şu satırları çokça çığlık ve sitem içermiyor mu? Belki de daha fazlasını…
“Biz dijital ekran ile kuşatılmış bir dünyaya doğan ilk nesli yetiştiren anne babalarız. Bu konuda örnek alacağımız büyüklerimiz yok.(12. Sayfa)”
Evet, çok haklı bir sitem .Yazar “bu konuda örnek alacağımız büyüklerimiz yok “diyor. Çünkü bu neslin büyükleri telefona dair her şey ile büyümüş ve büyümeye devam eder gibi. “Anne şu işe el atsan, çocuğa ne yedirip içirmeli?” desek “internete yaz çıkar” yanıtını alacağımıza delalet ediyordu sanırım yazar.
Ve sanırım yazar çok mu çok haklı. Dijital çağda ya biz çocuk büyüteceğiz ya da dijital çağ, ebeveyn sıfatına bürünüp sanal çocuk büyütecek. Çoğu kez de ikinci seçeneğin icraate geçirildiği aşikar.
Dijital çağdan dem vuran yazarın dijital çağı özele indirgemesi kitabın ayrı bir güzelliği .Özellikle araştırmalar üzerinden hitap edişi satırları çok daha inandırıcı kılıyor. İkna ediyor mu bilemem. Çünkü ikna edilmek için geç kalınmış bir nesil var gibi. Ama ben şu paragrafı defalarca okudum, ikna oldum ve aptallığıma güldüm.
“Dünyanın en büyük teknoloji şirketi Apple’nin kurucularından Steve Jobs, 2010 yılında ilk iPad lansmanını yaptıktan sonra New York Times’ten gazeteci Nick Bilton sorar:” Çocuklarınız iPad’ı seviyorlar değil mi?” Steve Jobs der ki: ”Hiç kullanmadılar.” Evde çocukların kullanabileceği teknolojik imkanları sınırlıyoruz.”(20. Sayfa)
Bu güzel satırlardan sonra herkesin şunu düşünmesi icap eder “Steve Jobs mu aptal biz mi?” Çok değil biraz düşününce bize bu aletleri hediye eden insanlar niçin kullanmıyor? Halbuki hediye güzeldir değil mi? Bize bu denli derin soruları sorduran yazar, vereceğimiz yanıtları, inkar edeceğimizi, yüzümüzü buruşturacağımızı, içimizi bir huzursuzluk kaplayacağını öylesine iyi biliyor ki…
Gerçeklerin huzursuz edişini de dijital çağa borçluyuz sanırım. Sadece huzursuz etmesi değil elbette. Aptallaşmasını, uyuşturmasını ve daha birçok şeyi…Şu cümle konu için özet mahiyetinde olacaktır sanırım: “Cep telefonları akıllaştıkça biz aptallaşıyoruz” ( 27. Sayfa)
Bir kere de dürüst olup “evet” demeliyiz. Aptallaşıyoruz. Aptallaşmasak içten içe “hayır, hiç de bile “ demezdik. Ya da yine yazarın diğer bir deyişi ile “ Telefonlarını yatağa götürüyorlarsa..”( 30. Sayfa)
Sondaki – se/sa eki tehlike barındırıyor gibi. Telefonu yatağa götürmeyenler bir telefona hala sahip olmayanlardır anlaşılan o ki. Kendi akranlarıma ve dahi kendime dönüp bakıyorum da telefonu yastık niyetine kullandığımız çok oluyor. Ve üzülerek söylemeliyim ki ben de bir teknoloji bağımlısı olduğumun farkına vardım kitap sayesinde.
İlk baştaki olumsuzluklardan biri olan depresyon ile ilgili olan araştırmalar kitabın şüphesiz en güzel bölümü idi zannımca. Tabi depresyonu mütemadiyen ergenlik ile ele alıyor oluşu tesadüf olamaz değil mi? Depresyonda olduklarını söyleyenlerin büyük bir çoğunluğunun ergen kapsamında olduğu düşünülürse yazarın bu konuya geniş yer ayırması çok da farklı bir şey değil. Ve yazarın şu izahi takdire şayan:
“Diğer bir deyişle ergenler ekranda çok zaman harcadıkları için mi depresyona girerler, yoksa depresyonda oldukları için mi ekranda çok zaman harcarlar?”( 31. Sayfa)
Burada ekrandan kasıt zannımca telefon, bilgisayar , tablet ekranı. Aslında depresyon halinin fazla olmasını “Temmuz 2019 verilerine göre 37 milyon Instagram kullanıcısı ile Türkiye dünyada altıncı sırada.”(37. Sayfa)araştırması ile anlamamız mümkün.( en azından Türkiye için) Ama gerçekten kendimizi tebrik etmemiz gerekir . Kitap okumada başaramadığımızı sosyal mecralarda başarmak büyük bir başarı.
Teknoloji kullanımın yol açtığı en mühim sorunun hijyen olduğunu da inkar edecek yoktur sanırım. Hijyen bir olumsuzluk değil biliyorum . Yazarın da bahsettiği zaten hijyensizlik. Hijyen konusundaki araştırmaların ironik gelmesine gerek yok . Buyrun okuyunuz.
“Cep telefonunuzda klozet kapağından daha çok bakteri olduğunu biliyor muydunuz?”
Ve devam ediyor yazar “Aslında bunda şaşıracak bir şey yok. Tuvaletler sık sık temizlenir ;oysa kaçımız cep telefonunu temizliyor ki?” (61. Sayfa)
Bu soruya verecek yanıtımız yok sanırım. Kendimizi acaba tam olarak ne zaman sorgulamaya tabi tutacağız? Kitap günümüz nesli için yazılmış olması ve bunun yanı sıra didaktik oluşu, ikna ediyor oluşu, sadece gençlere değil aslında çoğu kez ebeveynleri de tenkit etmesi, yeri gelince sorduğu sualler ile okuyucuyu konuya dahil etmesi ve kopmamasını sağlaması, düşündürmeye sevk etmesi, öz tenkite teşvik etmesi, yargılayıcı değil de öğüt ve anlayış çerçevesi ile harmanlanmış üslubu takdire şayan. Tabi bu mevzuların sosyolojik sonuçlarına değiniyor olması da kitabın güzel meziyetlerinden.
Belki kalıcı etkiler bırakacak kadar kadar tesirli değil (şahsım için geçerlidir)ama uzun süreli etkiler bırakacak kadar kuvvetli. Kitabı sadece araştırmaların fazlalığı ve göz yoruculuğu noktasında tenkit ederim onun haricinde zevkle okunacağına eminim.
Yazarın teknolojinin yalnızca olumsuz yönlerine değinmemesi bu kitabı okuyan ben ve daha nice teknoloji kurbanı(Kurban diyorum ama aslında bile bile boyun eğmek) için güzel bir özellik. İçten içe “oh be çok da olumsuz yanı yokmuş “ diyordum ta ki sadece beş dakika içerisinde çoğu sinirlerimin yok olduğunu öğrenene kadar. Kitapta yazılanlar tamamı ile gerçek bundan sebep inkar edilecek bir yanı yok.
En azından okunmayı hak eden bir yapıt. Ki bahsi geçen konuların komplo teorisinden ibaret olmaması da okuyucu tarafından kabul görecektir. Sanıyorum ki kitaba muhalif olacak pek kimse olmayacaktır. Çünkü kitap zıt fikirler arasında münakaşaya yol açacak kadar tartışmaya açık değil. Kitabın değerlendirmesini bitirmeden evvel yazardan bir öğüt ile son vermeyi arzu ettim:
“Bence çocuklarınıza hayatta başarılı olmaları için bir avantaj vermek istiyorsanız , onları kurslara taşımadan önce yeterince uyumalarını, yeterince hareket etmelerini, açık havada zaman geçirmelerini ve bir de sağlıklı beslenmelerini sağlayın.”(63. Sayfa)
136 syf.
·Puan vermedi
Kitap günümüzün güncel sorunu ve büyük bir tehdit olan teklinojik iletişim araçlarını, çocuklar olan etkisini ve tabi yetişkinler üzerindeki etkisine de değinilmiş.
136 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok çok güzel ve başarılı bir kitap, çocuğu ve kendi teknolojik aletlere düşkün olanların mutlaka okuması gereken bir kitap teknolojinin hayatımıza getirdiği faydalarından da bahsediyor ama çoğunlukla beyne beyin loblarina verdiği zararlar ile bize neler yaptığını vücudumuza nasıl zarar verdiğini anlatıyor
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Etrafımızda dönen dijital dünyanın en çok etkisi altına aldığı çocukları; daha sağlıklı, teknolojiden tam anlamıyla koparmadan belli sınırlar içerisinde nasıl teknoloji ile büyütebileceğimizi anlatan bilgilendirici, kısa ve öz bir kitap. Yazar, zaten birçok kişinin farkında olduğu teknolojik zararların yapıcı yöntemlerle nasıl azaltılabileceğini, zararların fiziksel ve psikolojik boyutlarını açık bir üslupla ele alıyor. Hemen bitirebileceğiniz bir kitap. Denk gelirseniz alıp okuyun. Bir şey kaybetmezsiniz ama çok şey kazanabilirsiniz.
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Günümüzün hem devası hem derdi olan teknoloji...
Kitapta teknoloji kavramı çok güzel işlenmiş . Bu kitaptan sonra ilk olarak kendimi eleştirdim çünkü değişim bireyin kendisinden başlar . Daha sonra etrafımdaki tüm çocuklara ; kardeşlerime , bir öğretmen adayı olarak ilerdeki öğrencilerime nasıl farkındalık kazandırmalıyım diye düşündüm. Gelecek bizim elimizde . Güzel bir gelecek için teknolojiyi bilinçli kullanmamız gerekiyor .Kitabı keşfetmeme neden olduğu için Doğan Cüceloğluna minnettarım .Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Toplumun her kesiminden insanın okuması gereken başucu kitabı. Sizin için bir basamak sunuyor yazar.Hem kendi gözlemleri hem de bilimsel verilerin ışığında sizi araştırmaya teşvik ediyor. Hem rahat okunup hem de bilgi deponuzu dolduracağınız bir kitap.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
dijital dünya karşısında savunmasız olmamak adına bilinçli gençler, sonrasında da bilinçli ebeveynler olmak için okunması gereken kitaplardan birisidir.
Sosyal medyada insanlar genellikle en güzel, en havalı, en eğlenen hallerini paylaşıyorlar. Fotoğraflar mükemmel pozu yakalayıncaya kadar tekrar tekrar çekiliyor, filtreleniyor, rötuşlanıyor. Bu fotoğraflara bakan kişi, gördüğü güzel mekanları, kıyafetleri ve yaşam tarzını kendi durumuyla kıyaslayarak diğerlerinin çok daha ideal ve mutlu bir yaşam sürdüğü duygusuna kapılıyor, onlara imreniyor ve kendi hayatını sönük görüyor. Sahip olduğu şeyleri değersizleştirip, sahip olamadıklarını yüceltmeye başlıyor. Bu eksiklik duygusu özgüvenini yitirmesine ve mutsuz olmasına yol açıyor.
Çocukların gözlerinizi, gülümsemenizi, onaylayan başınızı görmeye, kucaklayan kollarınızı hissetmeye ihtiyaçları var.
Türkiye'de 2018 yılında 5 yaşından küçük çocukları olan ebeveynler arasında yapılan bir araştırma, ebeveynlerin yüzde 92'sinin herhangi bir doktor tarafından mobil cihazların çocukları üzerindeki etkileri hakkında bilgilendirilmediğini gösteriyor. Aynı araştırmada 5 yaşından küçük çocukların yüzde 76'sının başta tablet olmak üzere mobil cihaz kullandığı görülüyor. Bu çalışmada mobil cihaz kullanan en küçük çocuk 6 aylık.
"Size şöyle bir şey söylesem: size bir şey vereceğim, bu çok sevimli gözüken bir şey, sürekli elinize alıp oynayabileceksiniz. Ama çocuğunuza müthiş bir zararı var: çocuğunuzun beynini yavaşlatacak, insan ilişkilerini bozacak, strese girmesini sağlayacak. Bunun için de sizden çok para istiyorum. Normalde bunu alır mısınız? Herhalde almazsınız değil mi? İşte cep telefonu böyle bir şey.
Cep telefonunuzda klozet kapağından daha çok bakteri olduğunu biliyor muydunuz? Arizona Üniversitesi, bu miktarı 10 kat daha fazla olarak ölçmüş.
Dünyanın en büyük teknoloji şirketi Apple'ın kurucularından Steve Jobs, 2010 yılında ilk iPad lansmanını yaptıktan sonra New York Times'dan gazeteci Nick Bilton sorar: "Çocuklarınız iPad'i seviyorlar, değil mi?" Steve Jobs der ki: "Hiç kullanmadılar, evde çocukların kullanabileceği teknolojik imkanları sınırlıyoruz."
Bence bu devirde öğretmenlerin işi çok zor; görsel ve işitsel bombardıman olmadan çocukları yerlerinde tutmak, söylenenleri dikkatleri dağılmadan ve sıkılmadan dinlemelerini sağlamak bayağı bir sihirbazlık gerektiriyor.
Eğitici, öğretici diye pazarlanan videoların çoğu, görsel ve işitsel olarak bebeklerin ve çocukların gözlerini ekrana kilitlemek için hazırlanmış.
" Kendi duygularının derinliğini ifade etmek yerine gülen yüz, ağlayan yüz, kızgın yüz gibi standart emojiler kullanıyor...
Böyle giderse, ileride, büyük ihtimalle vücut dilinden değil emoji dilinden anlayan yetişkinler göreceğiz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ekran Çocukları
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751419590
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
"Doğan Cüceloğlu öneriyor: Mutlaka okunmalı!"

Dünyanın en büyük teknoloji şirketi Apple’in kurucularından Steve Jobs, 2010 yılında ilk iPad lansmanını yaptıktan sonra New York Times’dan gazeteci Nick Bilton sorar: “Çocuklarınız iPad’i seviyorlar, değil mi?” Steve Jobs der ki: “Hiç kullanmadılar, evde çocukların kullanabileceği teknolojik imkânları sınırlıyoruz.”

Teknolojinin bu kadar içinde olan bir insan, neden çocuklarını teknolojiden uzak tutuyordu?

Günümüzde çocuklar cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi dijital teknolojilerle adeta doğar doğmaz haşır neşir olmaya başlıyorlar.

Bu kitapta, dijital çağda iki çocuk yetiştiren bir anne, kendi tecrübelerini bilimsel araştırmalarla harmanlıyor. Dijital ekranların etkilerini, her yönden –fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal– irdeliyor ve çözümler sunuyor.

Kitabı okuyanlar 55 okur

  • Rumeysa Meşe
  • MUSTAFA DURNA
  • Beyza Betül Adızel
  • DİLBER ÇAM
  • Kübra Yılmaz
  • Sibel
  • Derya Akgul
  • Sedef
  • Gönül Yalmaç
  • ESRA DENİZ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.1 (8)
9
%14.3 (2)
8
%21.4 (3)
7
%7.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0