Ekranın Kısa Tarihi 1: Türk'ün Dizi İle İmtihanıSema Karabıyık

·
Okunma
·
Beğeni
·
88
Gösterim
Adı:
Ekranın Kısa Tarihi 1: Türk'ün Dizi İle İmtihanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
216
ISBN:
9789759964788
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Farklı yaş grubu, farklı meslek, farklı eğitim düzeyinden kişiler, aynı anda, aynı dizi için ekran başına geçseler de; herkes kendi değerleri, kendi anlam dünyası eşliğinde ve ışığında seyrediyor aynı hikayeyi.

Seyirci; gerçek hayattaki durumları anlamlandırmak için dizi tecrübelerini referans noktası olarak kabul ettiği gibi, ekranda seyrettiği hikayeyi anlamlandırmak için de gerçek hayattaki tecrübelerine başvuruyor.

Bir diziyi izlemek ekrandaki hikaye ile izleyicinin kendi dünyası arasında aktif bir tartışma sürecini içeriyor; kültürel deneyim, değerler ve geçmiş eşliğinde.

Yaşadığı hayattan, tecrübelerinden, inançlarından, değerlerinden emin olan seyircinin düşüncesi ekran karşısında baskın çıkarken; yaşadığı hayattan memnun olmayan, başka hayatların özellikle de ekrandaki şaşalı hayatların hayalini kuran izleyici ekrana teslim oluyor; inançlarıyla, arzularıyla, hayalleriyle.

Bizi biz yapan kararların kaynağı değer ve arzular. Bir insanın değerlerini kontrol etmek demek kararlarını kontrol etmek demek.
BİR DİZAYN BİÇİMİ OLARAK DİZİLER...
Kitabı ilk gördüğümde işte okuyacağım kitap dedim .Diziler hangi vakit bir yönlendirme aracı oldu, açıkçası bu 1990 yıllarda bizden hikayelerin olduğu tv dizileri eğitim amaçlı olumluya çağrımın olduğu yapımlar; 2000 li yıllarda tamamen algı ve reyting gayesine dönünce senaristlerin ahlak ve vicdan gibi kavramlarının cenazesini kaldırınca diziler, seyirciyi dönüştürmeye başladı .

dizilerin ahlaki boyutun dejenere olması kitaptan da anlaşılacağı gibi asmalı konakla başlıyor . ve bu dizi, dizilerin içerik görüntü dizilerin süre algısını değiştiriyor.
ilk defa bu kadar toplum genel geçer muhafazasına hançer vurup yaralıyor. acı ama böyle ne yazık ki.
benim kendi fikrim dizi sektörü ne kadar çok bel altı ve mahrem sahneler olursa o kadar çok reyting alır tavrı ile hareket ediyor . ve insanın en zayıf yerinden vuruyor yapımcılar acaba bu senaryolar yapılırken kaç yaş aralığına göre ve hangi saatte yayınlanıyor. toplumun koynuna,en önemli hassas ruhuna dinamitleri koyuyorlar.
yapımcılar ya toplumdan bihaber kendi zihin kovuklarında yaşayıp ütopik bir dünya hayal ediyorlar ya da kasti bir şekilde toplumu bozma emeli güdüyorlar.
kanalların dizi savaşı ve etrafın dizi çöplüğüne dönmesi ile hızlı şekilde final yapılan yapımlar aile dizisinin aile dizilerinden bi haber olmasından tutun kardeşlerin kavgasına ama iyiye yönelik hiç bir şeyin olmaması bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnetiyor ama bal beklemek ne mümkün...
gençlik dizilerinde flört olmazsa yaşamıyorsunuz mesajı veren diziler acaba ne bekliyor bizden .
benim en çok çelişik gördüğüm durum şu: ahlak boyutunu fon dipleyen programların ve dizileri yapıp sonra toplumdan görgülü anlayışlı erdemli davranış bekleniyor . nasıl yoz bir durum değil mi ? bilmiyorlar mı haha hay biliyorlar tabi.
muhtevası gereği kötüler kutsanır iyiler keriz saf hikayeleri ile ne bekleniyor toplumdan.
ahlaksız tekliflerin yüceltildiği(bin bir gece) dizilerin varlığı ve bunların seyircilerde açtığı onarılmaz yaralara kimse ses çıkarmazken, ahlaksız teklifi kabul etsin mi etmesin mi? sorusuna cevap arayan bir kara kutudan ne bekliyoruz . çocuklar izliyor demeden konu serbestliği ile acaba nasıl uyutuluyoruz .
peki ya uyarlama diziler birebir alınmasına rağmen orijinalinde oyuncu ile örtüşen duygu ve psikolojik durumu uyarlamada basit mimiklerin tutmaması askıda kalıyor.
evinde kömür sobası mobilyalarında dantel olan seyircilerin , lüks ve evlerine ayakkabı ile giren dizilerin suni dramlarına üzülüyoruz ne ironik değil mi?
tabi ki güzel yapımlardan bahsediyor bir demet tiyatro , avrupa yakası trt nin bir zaman uyarlamaları romana bağlı kalması ile roman uyarlamaları en güzel olan dizilerdi
ama sonradan ortaya çıkan özel kanalların yaptığı roman uyarlamaların aslına kalmadan sırf reyting almak için üzerinde oynamaların yapılması, günümüze uyarlamaları ile oluşan fecaati en güzel örneklerini ülkemizde gördük.
Bir yazarın uyarlama romanda ailemi tanıyamadım demesi senaristin nasıl bir kıyım yaptığının göstergesidir.

ülkemizde tv izlemede geçtiğimiz yıl 18 bin 586 magazin haberi yapılırken, dizilerle ilgili yapılan haber sayısı ise 6 bin 177 oldu.
Ülke bazında TV başında en fazla vakit geçiren ülkeler ise sırasıyla şu şekilde:
Türkiye - 330 dakika
Japonya - 265 dakika
İtalya - 261 dakika
Polonya - 247 dakika
İspanya - 244 dakika
Rusya - 239 dakika
İngiltere - 232 dakika
Fransa - 226 dakika
Almanya - 221 dakika
Brezilya - 217 dakika
kim demiş türkiyenin birincilikleri yok diye alın size birincilik. fransa almanya ingiltere bakın hele nasıl da nal topluyorlar:))
kitap 2000 yıllarındaki başlıca dizileri tanıtıp eleştirisini yapıyor. yazar sema karabıyık' a hayran kalıyorsunuz .. eleştirileri yerinde ve gayet teknik dil kullanmadan anlaşılır ve başarılı bir dil kullanmış.
gayri meşru çocuklar, namuslu hayat kadınları , erdemli ve sempatik hırsızlar. gelinen noktada hayat kadınlığı meslek olarak kabul edilmenin ötesinde güvenilir meslek sıralamasında üst sıralara yerleşebiliyor.
finalde aile olmak çok önemlidir gibi Afilli bir mesajı seslendirseler de 50 bölüm 100 bölüm kardeş nefretinden beslenmeleri nasıl göz ardı edilebilir ki!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ekranın Kısa Tarihi 1: Türk'ün Dizi İle İmtihanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
216
ISBN:
9789759964788
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Farklı yaş grubu, farklı meslek, farklı eğitim düzeyinden kişiler, aynı anda, aynı dizi için ekran başına geçseler de; herkes kendi değerleri, kendi anlam dünyası eşliğinde ve ışığında seyrediyor aynı hikayeyi.

Seyirci; gerçek hayattaki durumları anlamlandırmak için dizi tecrübelerini referans noktası olarak kabul ettiği gibi, ekranda seyrettiği hikayeyi anlamlandırmak için de gerçek hayattaki tecrübelerine başvuruyor.

Bir diziyi izlemek ekrandaki hikaye ile izleyicinin kendi dünyası arasında aktif bir tartışma sürecini içeriyor; kültürel deneyim, değerler ve geçmiş eşliğinde.

Yaşadığı hayattan, tecrübelerinden, inançlarından, değerlerinden emin olan seyircinin düşüncesi ekran karşısında baskın çıkarken; yaşadığı hayattan memnun olmayan, başka hayatların özellikle de ekrandaki şaşalı hayatların hayalini kuran izleyici ekrana teslim oluyor; inançlarıyla, arzularıyla, hayalleriyle.

Bizi biz yapan kararların kaynağı değer ve arzular. Bir insanın değerlerini kontrol etmek demek kararlarını kontrol etmek demek.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • mukavvadan adam

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0