Ekümenik Patrikhane Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
192 gösterim
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriğine, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizanstan Osmanlıya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kiliseyi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu. Doğu Romadan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhanenin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşmasında Patrikhanenin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi ötekisi oldular. Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane takıntısı günümüzde, İslâmın yaygın olduğu Türkiyede Ortodoks Patrikhanesinin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhanede yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor. Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönülün makaleleriyle