El-Medinetü'l Fazıla (Şark İslam Klasikleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
15,4bin
Gösterim
Adı:
El-Medinetü'l Fazıla
Yazar:
Alt başlık:
Şark İslam Klasikleri
Baskı tarihi:
1 Haziran 1990
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
192 syf.
·2 günde
ideal devlet nasıl olmali.
ideal toplum nasıl olmali.
ideal insan nasıl olmali.
Hepsi öyle ayrıntılı şekilde en ince ayrıntısına kadar anlatılmış ki madde ve ruh ayrımına kadar girmekte. Bu şekilde olunca okurken burda ne demek istedi veya bunu mu demek istedi derken ister istemez kendiniz de tekrar aynı sayfayı okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. Çoğu sayfa da dipnotlar mevcut hatta kimi sayfalardaki dipnotlar sayfanın yarısını kaplamakta. Konu olarak işin içine felsefe' de girince onca bilgi üst üste gelmiş bulunmaktadır bu da okuyan için boğucu, sıkıcı bir kitap halini yansıtmakta burada aralarda çıkan bir sayfalik boşluklar okuyucunun imdadına yetişiyor ve kitap belirli bir sayfadan sonra akıcılık kazanıyor. Sabırla ve dikkatiniz dağılmadan okumanızı öneririm şimdiden keyifli okumalar dilerim..
192 syf.
·40 günde·Puan vermedi
İdeal Devlet çok hacimli bir kitap olmamakla birlikte içerik olarak oldukça yoğun bir kitap. Okuyucusu için sabrı mutlak surette gerektiriyor. Çünkü Farabi eserinde sadece ideal devlet biçiminden bahsetmiyor 'Dünya bir toz bulutuydu' sözü bile henüz söylenmemişken başlıyor kitap. İlk neden onun özellikleri ondan çıkan akıllar, gök cisimleri, alem ve insana ulaşan bu serüven en sonunda insana en uygun ve uygun olmayan yaşama biçimlerini veriyor... Ama mutlak suretle diyebilirim ki kitaba verilen emek okuyucu için kıymetini artırıyor...
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Farabi'nin İslam felsefesindeki yeri hayli tartışmalı. Farabi ve Ibni Rüşd’e göre felsefe ve din hakikat ve bilgiye ulaşmak için iki paralel yoldur: felsefe elit bir kesim için teorik olarak Allah’ı anlamaya çalışırken, din kitlelerin ruhu içindir. Rosenthal tekrar tekrar Farabi’nin önce Müslüman sonra felsefeci olduğunu vurgulasa da (çünkü saadeti iki dünya saadeti olarak ele alır ve önceliği metafizik ve teoridir) Butterworth’e göre Farabi önce felsefecidir çünkü dinin mecazi dilini akılla yargılar ve yorumlar, yani din felsefeye tabiidir.

Farabi'nin Yunan felsefesindeki ana kaynakları olan Plato formlar teorisini, Aristo ise teleolojik ve hiyearşik bir evren düzeni ortaya koydu. Plotinus da bunların üzerine südur/taşma/fışkırma teorisini ekledi: entelektüel tefekkür, üretken ilkedir. İlk neden (mutlak olan) mutlak akıldır, mutlak ruhtan sonra bireysel insan ruhları gelir. Şimdi kitaba gelirsek:

Varlık ikiye ayrılır: birincil/basit olanlar değişmez ve zorunludur, ikincil/bileşik olanlar değişir ve mümkündür. zorunlu olan vardır ve var olmak için başka bir nedene dayanmaz, kendi kendine var olur. İlk neden mükemmeldir ve Allah'tır. İlk nedeninin temel nitelikleri şunlardır: tamamen benzersizdir, ortağı yoktur, mükemmeldir, hiçbir şeyden ondan önce veya onsan üstün olamaz, ebedidir, madde ve biçimden münezzehtir, kendinden başka bir amacı yoktur ve bir akıldır. İlk varlık, ilk nedendir ve diğer bütün varlıkların varoluşunun sebebidir. her türlü eksiklikten muaftır, onun dışındaki her şeyde bir eksiklik vardır. Onun varlığı en mükemmel olandır ve bütün diğer varlıklardan önce gelir. İlk varlığın özü de diğer her şeyden farklıdır ve başka bir şeyin o öze sahip olması imkansızdır. O kendi düşünsel faaliyetinin nesnesidir, kendini düşünen düşüncedir. Yani ilk olanda akl, akil ve makul (düşünce, düşünen ve düşünülen) aynıdır. (Gazali'ye göreyse felasifenin tanrının doğası hakkındaki bilgisi, doğru veya yanlış, akılla kanıtlanamaz.)

Bu tamamen mükemmel ve kendine yeterli ilk, fazla iyilikten taşar ve diğer varlıkları meydana getirir. ancak bu taşma, ilk'in amacı değildir. İlk, taşmasıyla kendinden daha az mükemmele varlık verir, o da daha az mükemmeli ortaya çıkarır ve bu böyle sürer. İlkten ikinci ortaya çıkar ve o da maddesel değildir, kendi özünü ve ilk'i düşünür. Özünü düşünmesi onun özüdür ve ikincinin ilk'i düşünmesinden üçüncü meydana gelir. Üçüncü de maddesel değildir, özü yine akıldır, kendi özünü ve ilk'i düşünür, buradan dördüncü yani Satürn ortaya çıkar. (bu böyle gidiyor, beşinci jüpiter, altıncı mars…. onuncu ay ve on birinci akıl maddesel olmayan son varlıktır.)

Farabi makrodan mikroya geçiyor ve organları da ekliyor. Kalp yönetilmeyen organdır, onu beyin takip eder ve diğer organları yönetir. İnsan ruhunun güçlerini üçe ayırır: vejetatif, duygusal ve entelektüel. aklı derecelendirir: maddesel, pasif, kazanılan ve faal/aktif akıl.

Sonra insanın doğal olarak kendini korumak için İhtiyaçlarına ulaşmak için topluma ihtiyaç duymasına geçer. Çeşitli şehirler oluşmuştur bazıları mükemmel iken bazıları kusurludur. Saadetin ulaşıldığı tek şehir/devlet ise insanların bunu amaçlayarak işbirliği yaptığı ideal devlettir. Bu devlette yöneticilerin mükemmel olması gerekir ve hiyerarşi vardır, her organ altını yönetir, ve üstünün kurallarına itaat eder. Öyle herhangi biri yönetici olamaz: kimsenin egemenliği altında olmamalıdır. Saadete ulaşacak her eylemi bilir. Aynı zamanda iyi bir hatip ve savaşmak gerekebileceği için fiziksel olarak güçlü olmalıdır. İdeal devletin ilk egemenidir. İkinci egemen/yönetici bir felsefecidir. İlk egemenin kanunlarını bilir, gerekirse analojiyle yeni bir kanun ortaya çıkarır ve yine hatipliği ve gücü iyi olmalıdır.

İdeal devlette herkesin şunların bilmesi gerekir: ilk neden ve onun nitelikleri; maddesel olmayan varlıklar ve onların nitelikleri, sıralaması, işlevleri; gök cisimleri ve onların nitelikleri, sıralaması; her şeyin mükemmel bir düzen, adalet ve bilgelik çerçevesinde hareket ettiği; insan neslinin ve ruhun fakültelerini, aktif aklın nasıl ışık tuttuğunu ve böyle irade ve seçimin ortaya çıktığını; ilk yönetici ve vahyin getirildiğini; ondan sonraki yöneticilerin olması gerektiğini; mükemmel devletlerin nasıl diğerleriyle zıtlık içinde olduğunu.

İdeal olmayan devletlere gelelim. Cahil şehir, saadetin ne olduğunu bilmez aklına bile gelmez. İyi yönetilseler bile anlamazlar. Yalnızca bedensel zevklerin, arzuların, şan şöhretin peşinden koşarlar. Fasık şehir saadeti bilir ve ideal devlettekilerin bildiğini bilir ama pratikte cahil devletler gibi davranırlar. Değişmiş şehir, bir zamanlar ideal devlet olup sonradan değişen devlettir. Dalalet şehri de ilk yöneticinin yalandan vahiy almış gibi davrandığı için baştan yanlış bir şehirdir.
192 syf.
 (872, Fârâbi- 950/951, Şam), 8. ve 13. yüzyıllar arasındaki İslam'ın Altın Çağı'nda yaşamış ünlü filozof ve bilim adamı. Aynı zamanda gökbilimci, mantıkçı ve müzisyendir.

Sunuş bölümünde tercüme edenin verdiği bilgiler ışığında bile salt akıl, ya da mantıkla anlaşılıp, sindirilecek bir eser değil, şahsen daha somut bir kitap beklentisi içindeyken, son derece felsefik ve ütopik bir yaklaşımla oluşturulmuş bir kitap.
Kitabın başlangıcından itibaren yapılan tanımlamalar Allah kavramından başlayarak, evren, gezegenler ve insan hatta varlıkların varoluşu, varolmanın tümden gelim yöntemiyle tanımlamalarını içeriyor.
Okunmasını tavsiye ederim. Anlamak için gösterilen gayret, günün koşulları ve bilgi düzeyi dikkate alınarak yapılırsa daha anlamlı olacağı kanaatindeyim.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Değerli ve tek seferde okunup okundu denilmeyecek güzel bir kitap ile geldim. Farabi, her konuda İdeal Devlet’in nasıl olması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Öncelikle kısa bir şekilde Farabi’den bahsetmek istiyorum.

Farabi, Türkistan topraklarında doğmuş 870-950 yılları arasında İslam’ın Altın Çağında yaşamış olan ünlü filozof ve bilim adamıdır. Aynı zamanda gökbilimci, mantıkçı ve müzisyendir. Bir filozof olarak, Platon ve Aristo felsefesini İslam felsefesi ile bağdaştırmaya çalışan bir Yeni Platoncu(Neoplatonist) olarak sınıflandırılabilir ve onun orijinal katkılarını kapsayan birkaç diğer konudaki çok sayıda kitabına ek olarak Aristo’nun fiziği, meteorolojisi, mantığı, vb. üzerine bazı zengin açıklamalar yazmıştır. İslam felsefe geleneğinde, ‘ilk öğretmen’ olarak bilinen Aristoteles’ten sonra ‘İkinci Öğretmen’ (el-muallimü’s-sani) olarak anılır. Bu arada sizlere 2020 yılının UNESCO tarafından “Fârâbî’nin doğumunun 1150. yıl dönümü” ilan edildiğini de aktarmak isterim.

Farabi gibi bir şahsiyeti anlatmaya ciltler yetersiz kalır. Ön bilgi verdiğimize göre gelelim kitabımıza.

Ara Ehli’l-Medineti’l-Fazıla yani Erdemli Şehir olarak daha çok bilinen kitabımız bir devletin nasıl olması gerektiğini her yönden ele almaktadır. Başlarken bildiğiniz en baştan başlıyor herşey; ilk insan, ilk madde derken kitaba adapte olmakta zorluk yaşadım. Direk bir devlet düzeni bekliyordum ama öyle olmadı, kitabın yarısına gelinceye kadar sabır istiyor ve daha sonra içine çekiyor. İdeal devlet denince birçok kişi yönetim bazında değerlendirebilir ama böyle değil. Toplumun nasıl olması gerektiği her noktası ile ele alınıyor. İlk bakış açısı ile dini ağırlıklı zor bir kitap okunulacağı düşünülebilir ama bu şekilde değil. Birçok açıdan ele alıyor, adalet konusunda da etkiyici fikirleri bulunmaktadır.

Sayfa sayısı az ama yoğun, dili anlaşılır ama söylenenleri idrak etmek tek okumayla olacak iş değil. Herkesin en az 2 kere okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. İkinci okumamda çok daha farklı boyutta bir inceleme yapacağım.
192 syf.
·8/10 puan
Farabi'nin İdeal Devlet'i bana göre okuması zor, anlaması daha zor bir eser. Kısa bölümler halinde yazılmış olmasına rağmen dikkatim dağıldığı için bir sayfayı birden fazla okuduğum oldu. Bir İslam aydınının fikirlerini merak ettiğim için okumak istedim ve açıkçası tamamen din temeline dayandırılmış bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Öyle olmadığını okudukça anladım ve daha çok hoşuma gitti. Farabi'nin bakış açısı pek alışkın olduğumuz dindar bakış açısı değil aslında ve bu da neden İslam'ın Altın Çağı'nda yaşamış ünlü filozof ve bilim adamı olarak tanındığını gösteriyor. Özellikle adalet ve dindarlık hakkındaki fikirleri etkileyici. Kısaca söylemek gerekirse okunmasında fayda görüyorum.
192 syf.
·Ne Okusam'dan
Batılılar onu Alpharabius ya da Magister Secundus olarak tanır. Ben ise Muallim-i Sânî (ikinci hoca birincisi Aristoteles'tir) olarak İslâm felsefesi dersinde tanımış. Masterda ders aralarında keyifli sohbetlerde daha fazla tanıma fırsatı bulmuştum. Herkes onu sadece bir filozof olarak bilir ama O tıpkı Grek felsefesinin altın çağında bir filozof neyse İslâm külliyatının da altın çağı olarak bilinen zaman diliminde bir bilim insanı, gökbilimci, mantıkçı, müzisyen ve bir psikolog neyse oydu.
Yani bir filozoftu. O Muallim-i Sânî'dir çünkü Aristoteles'ten sonraki en büyük mantıkçıdır. Aynı zamanda büyük bir tefsir ustasıdır. Aristoteles'in eserlerine kendi yorumlarını katarak yeniden ele alması büyük bir beceri ve zeka işidir. Şöyle ki İbn-i Sina Aristoteles'in Metafizik eserini 40 defa okumuş ama anlamadığını söylemiş tam bütün umutları suya düşecekken Farabi'nin bu eser üzerine kaleme aldığı yorumları eline ulaşmış ve ancak öyle anlayabildiğini dile getirmiştir.


Gelelim esere eserin orijinal adı El-Medinetü'l Fasıla veya Medînet-il-fâzıla olan eseri Türkçe'ye tam çevirecek olursak Faziletli Şehir ya da Erdemli Toplum olabilir ama İdeal Devlet! İşte burada küçük bir kelime oyunu vardır. Çünkü Farabi bu ütopyada Platon'a benzer görüşler ileri sürmüştür. Platon'un Devlet nasıl olmalıdır sorularını Farabi de kendine sormuş ve İdeal Devlet nasıl olmalıdır sorusuna cevaplar aramıştır. Öncelikle bu İdeal Devlet'in yöneticisi nasıl olmalıdır sorusuna cevap niteliğinde Yöneticide bulunması gereken 12 özelliği ince ince dokumuştur. Ve İdeal Devlet nasıl olmamalıdır üzerinden diğer toplum düzenlerini yazmıştır. Farabi'nin bilinen son eseri(103)dir, El-Medinetü'l Fasıla. Güzel bir siyaset, hukuk, felsefe ve etik kitabıdır. İyi okumalar.
192 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10 puan
Eserde İlk Var Olan’ın(vacip) nitelikleri, yaratılmış olan diğer varlıkların(mümkün) nasıl meydana geldiği, varlık mertebeleri(dereceleri) ülke, şehir veya toplumu yönetecek kişinin özellikleri ne gibi özelliklere sahip olmaması gerektiği, toplum türleri, şehir türleri, her bir toplum türü ve şehir türünün güçlü-zayıf yönleri nelerdir?
İdeal devlet yönetimi nasıl olmalıdır, bunlar be benzer konular Kur’an, Sünnet, Mantık ışığında ele alınıyor.
192 syf.
·4 günde·Beğendi
Türk-İslam filozoflarına eskiden cahil cahil "Aman canım onlar filozof değil düşünür derdim." Şu an onlara karşı tüm ön yargılarımı yendim. Ve belki de doğal cehatimin farkına varmam ile birlikte artık onları "Filozof" diye adlandırabilirim.
192 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Farabi İslam'la klasik yunan siyaset felsefesini birleştirmiş. Özellikle Platoncu felsefe arasındaki benzerliklere kendi etik politik anlayışıyla bize sunmuş.
Eser ilk var olan(Tanrı) ile başlayıp, gezegenlerin nasıl oluştuğuna, madde ve surete, insan ruhunun parçalarına kitabın sonlarına doğru ideal bir devletin nasıl olması ve olmamasına ayrıntılı bir şekilde girmiş. İnce bir kitap olmasına aldanıp, öyle bir çırpıda okunabilecek bir eser olmadığını belirtmek isterim. Üzerinde durulacak, düşünülecek kafanızı karıştırırken bir aydınlanma yaşayacağınız ve ideal bir devletin ütopya olduğunu anladığınız, Dünyadaki yönetim şekillerinden özellikle de erdemli olmayan topluluklarla bağdaştırabilceğiniz bir eser.
192 syf.
·Beğendi·5/10 puan
Beklediğim tarzda bir eser olmadı özellikle Platon, Thomas More, Thomas Paine ve Huxley'den sonra beklentilerimin Devlet Sistemi üzerine çok altında kaldı. Daha çok yönetimin felsefi yönlerine değinmiş Farabi. Bir devlet düzeni, sistemi ve yönetimi görmekten ziyade daha çok felsefe görüyorsunuz. Felsefeye ilgisi olmayan herkesi de okumadan nefret ettirecek düzeyde çok anlam karmaşasına sahip ve inanılmaz derece de bunalık aynı şekilde sürekli tekrara düşen bir eser. Özellikle ilk 70 sayfası kavramları ve kavramlar arasındaki ilişkileri açıklarken çok uzatılmış. Bir şeyi sadece atomlarına ayırmakla kalmamış atom altı parçacıklara kadar girmiştir. Öyle bir cümleler var ki bir şeyin şeyler içersinde düzenli ve ilişkili olduğu o şeylerle ilgili var olabilecek her durumdan kaynaklı olması mümkün olanlar üzerinde giderek o şeyin ilkesel tözüne ulaşarak aslında ilk şeyin diğer şeyler üzerindeki tahakkümunden başka bir şey olmadığını göreceksiniz gibi çok yoğun, karmaşık, bulanık ve anlam karmaşasına düşeceksiniz. İşin özü felsefe alt yapısı olan herkese tavsiye ederim, ama olmayanlara tavsiye etmem.
O'nun sureti de yoktur; çünkü suret ancak maddede olabilir. Eğer O'nun sureti olsaydı, özünün madde ve suretten meydana gelmesi gerekirdi.
Farabi
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Mutluluk, kendisi için istenen, hiçbir zaman bir başka şeyin elde edilmesi için istenmeyen, "iyi"dir. Onun ötesinde, insanın elde edebileceği daha büyük bir şey yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
El-Medinetü'l Fazıla
Yazar:
Alt başlık:
Şark İslam Klasikleri
Baskı tarihi:
1 Haziran 1990
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.256 okur

  • Yar
  • Süreyya
  • Betül Köklü
  • MEHMET ERGÜL
  • Ayşe Yalçınkaya
  • yusuf
  • İrem Osmanoğlu
  • Hanife
  • Ömer Doğan
  • Nur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0
8
%0.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları