El Munkız Mined Dalal (Delaletten Çıkış Yolu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9bin
Gösterim
Adı:
El Munkız Mined Dalal
Alt başlık:
Delaletten Çıkış Yolu
Baskı tarihi:
26 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
232
Format:
Ciltli
ISBN:
9789754736434
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyan Yayınları
El-Münkızmine'd-dalâl, Gazâlî'nin kendi düşünce dünyasındaki büyük değişim ve gelişim sürecini anlattığı eseridir. Bu eser, İslâm kültüründe örneğine az rastlanır bir otobiyografi olması yanında V. (XI.) yüzyıl İslâm dünyasının inanç ve fikir hareketlerini değerlendiren ve daha da önemlisi, felsefî anlamda şüpheciliği o güne kadar benzeri görülmemiş bir şekilde temellendiren muhtevası ile İslâm düşünce tarihinin en özgün ürünlerinden biridir.
127 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
Her müminin muhakkak okuması gereken bir kitap. Fakat okurken cümleler ve anlamları üzerinde tefekkür edip düşünmek gerekiyor ki faydalı olsun. Özellikle değindiği konular var, bu konular geçmişte yaşanmış ve günümüzde de son sürat yaşanmaya devam ediyor. Bu kitap dalâlette olana ilaçtır.. Okuyana şifa olsun inşallah..
127 syf.
·10/10 puan
İmam Gazali..Hüccetül islam.Hayatımdaki mihenk taşlarından olup hayranı olduğum bir alimdir.Eseri ikinci defa okuyorum ve islam düşüncesi adına kelam ( islam felsefesi ) adına harika bir eser.Hakiki bilgiye nasıl ulaştığını öyle güzel açıklamış ki delilllerle, fikirleriyle...etkilenmemek mümkün değil.
Kısaca hiç düşünmeden kütüphanenize alın ve hemen okumaya başlayın;
Özellikle ilahiyat alanındaki dostlar...))
Rüveyda Yavuz
Rüveyda Yavuz El-Münkız Mine'd-Dalal Dalaletten Hidayete'yi inceledi.
127 syf.
Bu kitap dalaletten kurtuluş vesikası olarak görülebilir. Bir medresede döneminin ünlü hocası olan Gazzali sorgulama sürecini ve bu süreçte uğradığı durakları anbean okuyucuya aktarıyor diyebiliriz. Kitabın henüz başlarında olsam da şumu söyleyebilirim ki oldukça akıcı bir eser gözünüzü Gazali’nin İslam Tarihnde adeta bir köşe taşı kabul edilişi korkutmasın derim. Sonuç mu?
Gazali bu buhrandan Allah’ın kalbine attığı bir nur ile kurtuluşa erdiğini ve nihayet kurtulduğunu söylüyor. Hangi tür bilginin yakîn(kesinlik) hangi tür bilginin zan ifade ettiğinin ne kadar önemliolduğunu farketmemizi sağlıyor da diyebiliriz.
232 syf.
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle çok zorlanarak yazdığım bir incelemeyi paylaşacağım. Sabırla okuyanlara şimdiden şükranlarımı sunuyorum. Zorlanma sebebimden başlayarak incelemeye giriş yapayım.

Kitabı bir kaç yıl evvel Türkçe çevirisinden okumuştum ve çok beğenmiştim. Önüme bir değil, bir çok yol sunarak kendime ayrı bir yol çizmem konusunda yardımcı olmuştu. Ancak bu sefer elime Arapçası geçti, tekrardan okuma fırsatı buldum. Arapçasından ya da kendi çevirilerimden alıntılar paylaşmak istemediğim için incelememde sıkça alıntıya yer vereceğim. Umarım sıkmam.

Öncelikle kitabın başlığı hakkında ufak bir açıklama yapayım. 'El-munkîz Mined Dalal' Delâletten Hidayete anlamına geliyor. (Delaletten Çıkış Yolu diye de çevrilebilir.) Yani İmam Gazalî'ye göre kişinin taklîdi imana mensup olduğu hayat dönemleri 'delalet', tahkîkî imana ulaşıp kendi doğrularını oluşturduğu dönem ise 'hidayet' olarak adlandırılıyor.

Kitabın içeriğine ve yazılış amacına gelecek olursak, kitapta ki tarife göre (ki bu tarife ben de katılıyorum o yüzden aynen aktaracağım), İmam Gazalî'nin derin şüphelerinin ve fikri bunalımların eşlik ettiği, gerçeği arama serüvenini özetlediği otobiyografik bir eser niteliğinde. Yani inançlarını sorgulamaya başlayan, "neden Allah'a inanıyorum, neden namaz kılıyorum, neden ibadet ediyorum, neden büyüklerimden gördüğüm bu dine mensubum, doğru bildiklerim ne kadar doğru?" diye düşünmeye başlayan İmam Gazalî birden kendini uzun süren bir sorgu yolculuğunun içinde buluyor. Çeşitli duraklarda ulaştığı sonuçları bizlerle paylaşıyor. Ben de incelememde elimden geldiği kadar bu sonuçlara kısa kısa yer vermeye çalışacağım.

Gazalî'ye göre;
İnsanların farklı din ve mezheplere ayrılması; din alimlerinin, anlayış ve yöntemleri, birbirinden değişik birçok fırkalara ayrılarak çeşitli mezhepler meydana getirmeleri, içinde pek çok insanın boğulduğu derin bir okyanustur. Her fırka kurtuluşun sadece kendisi olduğunu iddia etmektedir. Fakat hangisi doğru bilgiye sahip? İşte tam da bu sorunun cevabını aramak için İmam Gazalî derin bir okyanusa dalıyor.

Öncelikle duyular ile edindiği bilgilerin doğruluğunu sorguluyor. Fakat, uyurken gördüğü rüyaların ne kadar gerçekçi olduğunu, uyandığında ise gerçek olmadığını anladığı için duyuların onu mutlak doğruya götürmeyeceğine inanıyor. Bu ilk sorgu durağında şöyle bir sonuca ulaşıyor:

"Dünya hayatı, ahiret hayatına giren uyku olmalıdır. İnsan öldüğünde ona her şey şimdi göründüğünden farklı görünür."

Daha sonra tıpkı kendisi gibi gerçeği arayan belli gruplar olduğunu görüyor ve dışardan onları araştırarak değil, ancak onların aralarına girip onlardan birisi olarak onların görüşlerine hakim olabileceğini düşünüyor.

Gerçeği arayan o kimseler şunlardı;
1-Kelamcılar
2-Batınîler
3-Filozoflar
4-Mutasavvıflar

"Eğer dördünde de gerçeği bulamazsam bir daha bulmama ümit yoktur. Zira taklidi bıraktıktan sonra tekrar ona dönmeye imkân yoktur." diyor ve devam ediyor:
"Zira taklidin şartlarından biri de taklit eden kimsenin, taklitçi olduğunu bilmemesidir. Bunu bildiğinden onun taklidi, bir şişe gibi parçalanır. Kırık cam parçalarını ateşte eritip tekrar kalıba döküp yeni bir ürün ortaya çıkarmadıkça bir daha birleştirme imkânı yoktur."

İlk olarak kelamcıların arasına giriyor. Zamanının en zeki, çalışkan ve ezber gücü yüksek olan insanlarından biri olarak bilinen ve aynı zamanda öğretmen olan Gazalî çok kısa bir sürede onların okuduğu tüm kitapları okuyor ve onların ulaştığı tüm bilgilere hâkim oluyor. Ve ulaştığı sonuç şu şekilde:

1- Kelam İlmi
Bu ilim; ehlisünnet inancını muhafaza etmeyi ve bidatçıların onu bozmasından korumayı amaçlıyordu. Fakat daha sonra şeytan bidatçıların vesveselerine sünnete aykırı bir takım düşünceler karıştırdı. Onlar da bu düşünceleri yaydılar ve böylelikle neredeyse Müslümanların hak inançlarını bozacaklardı.

2- Felsefe
İkinci durağı ise Felsefe oluyor. Ve bu dala mensup filozofları ise dört gruba ayırıyor. Onlar ile ilgili görüşleri ise şu şekilde.

a) Materyalist Filozoflar
Evrenin bu yapı üzere öteden beri kendiliğinden var olduğunu, onun bir yaratıcının olmadığını iddia eder ve yaratıcıyı reddeder.

b) Natüralist Filozoflar
Canlıların organlarını inceleyen anatomi ilmi ile çok meşgul oldular. Bu yüzden her şeyi mükemmel yaratan bir hikmet ve kudret sahibi olan yaratıcı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldılar. Ancak ölen kişinin bir daha var olamayacağını düşündüler. Böylelikle ahiret, cennet, cehennem, haşir ve kıyameti inkâr ettiler.

c) İlahiyatçı Filozoflar
Öncüleri Aristo, onun hocası Eflatun ve onun da hocası Sokrattır. Kendinden önce gelen felsefecileri reddetmiştir.

Tüm bu görüşlere ulaştıktan sonra ise hiç birinde kendini bulamıyor, kalbini mutmain edecek bir sonuca ulaşamıyor ve hakikati arama yolculuğuna devam ediyor...

Kitapta bu arayış esnasında şöyle bir soruya yer veriliyor. Cevabı oldukça hoşuma gitti. Ben de bu görüşteyim. Ancak okuma sürecimde hiç alıntıya yer vermediğim için bunu da paylaşmamıştım, buraya iliştirmek istiyorum bu alıntıyı.

"Soru: Hükmünü öğretmenden duymadığınız bir meselede nasıl hüküm verirsiniz?

Elcevap: Ayet veya hadis varsa bunlar ile, ayet veya hadisin olmadığı durumda da içtihadı ile hükmederiz. "İçtihatta yanılana bir, isabet edene iki sevap vardır."

- "İçtihad, içtihada konu olan meselelerde yapılır. İnanç esaslarında İçtihad yapılamaz. Çünkü inanç esaslarında yanılan kimse mazur değildir. İnanç esasları, Kur'an'ı Kerim ve hadisi şeriflerde bildirilmiştir. Esasların dışında kalan ayrıntılarda gerçek, 'kıstas-ı müstakim' (doğru ölçü) ile anlaşılır."

Ve Gazalî'nin doğrularını bulduğuna inandığı nihai durak...

"Tasavvuf Yolları"

-Bu ilmin özü, nefsin yokuşlarını aşmak ve nefsi kötü huylardan ve çirkin vasıflardan temizlemektir diyor ve onların özel hallerine, öğrenmekle değil, ancak bizzat yaşayarak ve insana özgü vasıfları değiştirerek ulaşabileceğini söylüyor. Bu konu üzerinde oldukça ayrıntıya yer veriyor ve son olarak doğru bulduğu bu yol için şunu söylüyor:

"Ahirette mutlu olmak, ancak takva üzere yaşamak, haramlardan uzak durmak ve nefsi kötü arzu ve isteklerinden alıkoymakla mümkündür."

İmam Gazali tüm bu ilimlere hakim olduktan sonra kendini sorguluyor ve dünyanın cazibesine kapılıp ahiret için çok eksik olduğunun farkına varıyor. Sabahları dünya zevklerinden şan, şöhretinden vazgeçip, ahiret arzusuna kapılıyor. Ancak akşamları kapıldığı vesveseler sonucu yine eski haline dönüyor. Bu tereddütlü hali uzun bir süre devam ediyor. Ve bir gün hastalanıp öğretmenlik yapamaz hâle geliyor. Bu sürede ahirete yönelmesini Allah kolaylaştırıyor. Bu süreç içerisinde kararını veriyor ve Şam için yola çıkıyor fakat herkese Mekke'ye gideceğini söylüyor. Çünkü öğretmenliği bırakıp din için gideceğini yaşadığı yerdeki insanlar kabul edemiyor ve onu eleştiriyorlar.

Gazalî kararlı bir şekilde yaşadığı yeri terk edip, istediği yolculuğa çıkıyor; Şam'da ve Kudüs'te kendini camilere kapatıyor. İtikafa çekiliyor. Vaktinin her anını Allah'ı tefekkür ve zikir ile geçiriyor. Ancak beldesinden gelen bir mektup sonucu, kendi ulaştığı ilmin yalnızca onda kalmasının ona artı bir fayda sağlamayacağını, bildiklerini başkalarına da anlatması gerektiğinin farkına varıyor ve tekrar beldesine dönüyor. Ulaştığı nihai sonuç olan tasavvuf yolu üzerine şunları söylüyor:

"Kesin olarak şunu anladım; Mutasavvıflar yüce Allah'ın yolunu tutmuş kimselerin ta kendileridir. Onların tavırları en güzel tavır, yolları en doğru yoldur."

Ancak tasavvufta yanlışa düşen insanların da olduğunu, herkesin hakiki mutasavvıf olamayacağını şu sözlerle ifade ediyor:

"Yükselme hâli yüce Allah'a yakınlaşma bakımından öyle bir noktaya gelir ki; bazıları Allah'ın kendilerinin bedenlerine sızdığını (hulûl), bazıları Allah ile birleştiklerini ( vahdet) ve bazıları da Allah'a kavuştuklarını (vuslat) zannetmişlerdir."

İncelememin bu kısmına kadar tamamen İmam Gazalî'nin hakikati bulma serüveninde ulaştığı sonuçlara yer verdim. Kimseyi bu tasavvuf yoluna yöneltmeye çalışmamakla birlikte yalnızca bir arayış yolculuğuna kendinden örnekler vererek, her bir bireyin kendi doğrusunu bulmaya çalışma yolunda fikir sahibi olmasına yardımcı oluyor. Ben kendi doğrumu tasavvufta değil, daha farklı bir yolda buldum. Ama bu yolculuğa çıkmama vesile olan şey; bir kaç yıl önce ilk kez okumuş olduğum bu kitaptı.

Gazalî'nin de dediği gibi, taklîdi imana sahip olduğunun farkına vardığın zaman, taklit bozulur. Eğer taklitten tahkîkîliğe doğru derin bir yolculuğa çıkmak isteyen varsa, bu kitap çok güzel bir yoldaş olacaktır.

Anlayarak, bir yoldaş bilerek okumanız dileklerimle.
232 syf.
·Beğendi·9/10 puan
El Munkız Mined Dalal - İmam Gazali
231 syf / Beyan Yayınları
Puanım : 9

Kitap İmam Gazali'nin derin şüphelerinden ve fikri bunalımlarından sonra hakikat arayışına dair kaleme aldığı otobiyografik bir eserdir. İnançlarından ve doğru bildiği herşeyden şüphe duyan Gazali kendini bir sorgu aleminde buluyor. Bu alemde artık herşeye farklı bir göz ile bakarak ulaştığı sonuçları bize aktarıyor. Gazali' ye göre kişinin taklit çukurunda kalması delalet, imanını yüceltip tahkiki boyuta ulaşması ise hidayettir. Eser bir nevi delaletten kurtuluş vesikasıdır. Nizamiye medreselerinde müderris olan Gazali bir zihin karmaşası yaşayarak herşeyden şüphe etmeye ve sorgulamaya başlayıp önce duyu organlarının yanıltıcı olduğu kanaatine varıyor ve onların başına hakim güç aklı koyuyor. Bir sonraki aşamada aklında insanı yanıltabileceğini görüyor ve onun başındaki hakim gücün ne olduğunu aramaya başlıyor.
Arayışının sonucu olarak Gazali ye göre akli delillerin üstünde ona hakemlik yapacak, onun verdiği bilgilerin doğru mu yanlış mı olduğunu bize söyleyecek bir üst merci olmalıdır, o da Mişkatün Nübüvvedir. (Peygamberlik Nurudur)
Yani bu akıl karmaşasından, onu yiyip bitiren şüphelerinden, düşüncelerinden ve bu hastalıklı zihninden Allah'ın kalbine attığı bir nur ile kurtulduğunu ve hidayete erdiğini anlatıyor. Bu nur ile ona hakikatin resminin göründüğünü, kapılarının açıldığını ve yakini bilgiye ulaştığını bildiriyor.
Eserde hakikat arayışında olan 4 gruptan bahseder : Kelamcılar, filozoflar, batiniler ve mutasavvıflar. Bu grupları ayrı ayrı ele alarak eleştirilerde bulunur. Ona göre hakikate ulaşacak yegane grup mutasavvıflardır. Kitapta Gazali'nin talimiyye mezhebine (batıniler) karşı görüşlerini açıkladığı onların sorularını ve delillerini eleştirdiği, çürüttüğü bölüm beni fazlasıyla etkiledi ve zevk alarak okudum.

Puan kırma sebebim, filozoflara karşı ağır eleştirilerde bulunuyor olması.

Tavsiye ediyorum
231 syf.
Kendi iç huzurunu cemaatlerde, felsefede veya bidatta arayan kimselere tavsiye edilir. Sadece akılla bilimin çözülemeyecek veya sadece dogmalarla yaşanamayacağını anlatan 4 farklı görüşü derinlemesine analiz ederek en doğrusuna ulaşmaya çalışmış olup bir nevi rehber niteliğinde bir eserdir keyifli okumalar.
232 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
Benim için çok önemli âlimlerden olan İmam Gazali
gibi birisini bu eserle okuduğum için Allah'a şükrediyorum. İyi ki ilk bu eseriyle tanımış oldum. Çünkü bu eser bir nevi otobiyoğrafik bir eserdir. Sonrasında okuyacağım diğer eserlerine bir mihenk taşı olucağını düşünüyorum. Eseri okumaya başladığım yerden sonuna kadar bizlere yani okuyucuya anlatıyor gibi.
Yavaş yavaş içeriğine girersek, İmam Gazali'yi gençliğinde bir merak ve şüphe söz konusu. Bundan kurtulmak için hayatını değiştericek hummalı bir çalışmaya başlıyor. Kendi dönemi ve önceki dönemlere ait ilimleri öğrenmeye başlıyor. Bu süreçte çok kez şüphe peşini bırakmıyor . Ama bir gün bu şüpheden Allah'ın lütfuyla kurtuluyor. Ardından bulunduğu dönemde hakim olan her mezhebi, görüşleri inceleyip, hangisinin Hak hangisinin Batıl olduğunu ortaya koyuyor. Sonrasında gerçeği arayan bir insanın, hakim olan şu dört gruptan medet umduğunu görüyor:
1)Felsefeciler
2)Kelamcılar
3)Batıniyye
4)Tasavvuf Yolu

Bu grupları tek tek inceleyip hakikatin hangisinde olduğunu ortaya çok iyi bir şekilde ortaya koyuyor. Bu hakikatin tasavvuf yolunda olduğunu anlayınca hayatında bir dönüm noktasına imza atıyor. İmam Gazali hocaydı. Allah'ın lütfu ki sadece Allah'ın rızası için yaşaması gerektiğini, dünyadan el çekmesi gerektiğini anlıyor ve hocalığı bırakıyor. 10 yıllık bir inzivaya çekilip nefsini terbiyeye çalışıyor.
Hoocalık yaptığı Nişaburda insanların dini anlamda büyük sıkıntılar yaşadığının haberlerini alıyor. O zamanın halifesi de bu durumdan dolayı İmam Gazali'yi tekrar Nişabur'a çağırıyor. İmam Gazali tekrar hocalığa başlıyor ve insanları hakikatten saptıran şeylerin ne olduğunu ortaya koyuyor.

Genel olarak bu eser biz gençlerin hayatımızda ilimler üzerinde şiar edinmemiz gereken bir eser. Bu konuda bize yol gösterecek bir eser. Her mümin okuması gereken bir eser.

Tavsiye ediyorum ve mutlaka okuyun.
Ercan
Ercan El-Münkız Mine'd-Dalal Dalaletten Hidayete'yi inceledi.
127 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Etkisi son derece büyük bir kitap.Kitap neden tasavvufu felsefeye veya kelama karşı tercih ettiğini anlatıyor ,anlatış tarzı meseleye ele alış biçimi son derece güzel. Bu kitapta ibni sina ve farabiyi kafir ilan ediyor üzülerek söylemek gerekir ki gazalinin bu kitapta felsefecilere kafir demesinden sonra ibni rüşdü saymazsak bir daha filozof maalesef yetişemiyor islam dünyasında
75 syf.
·Puan vermedi
İmam Gazali hakikati arayanları,felsefecileri çeşitli sınıflara ayırarak,bunların yanılgı ve eksikliklerini izah ederek başlıyor kitabına.Çoğunun yaptığı en büyük hatanın "ya hep ya hiç" şeklinde düşünce çarpıklığına sahip olmaları olduğunu anladım bu bölümlerde.Çeşitli mezheplerin yanlışlıkları,iman zayıflığının nedenleri,iyice araştırabilmek,anlayabilmek için içine girdiği tasavvuf ile ilgili görüşleri de ilerleyen sayfalarda bizi bekleyen konular arasında.

Talebelerine ders verirken kalbinin sesini dinleyerek halktan ayrılıp başka diyarlara gitmesi,11 sene uzlet hayatı yaşaması ve tereddütlerini okurken insan alim dahi olsa niteliği değişmekle birlikte ne kadar da birbirine benziyor diye düşündüm.Bu bölümleri biraz kısa kesmesinden mütevellit daha ayrıntılı bilgi için başka kitaplarını da okuma şevki her eserinde olduğu gibi bu defa da zihnimi bırakmadı.

75 sayfalık bu kısa eser bazı tereddütlerimi gidermemde bana özellikle fayda sağladı.Bazı düşüncelerim netleşti.Şimdi nasipse diğer eserlerini okuma zamanı.
P.Kübra
P.Kübra El-Münkız Mine'd-Dalal Dalaletten Hidayete'yi inceledi.
127 syf.
İslam aleminde yetişen en büyük alimlerden biri olan İmamı Gazali.Asıl adı Ebu Hamid Muhammed 1058’de Tus’da dünyaya gelmiştir.
Babasının ipekçilik mesleğine nispetle "Gazali"diye anılmıştır.

Çocukluğundan itibaren hadis ve fıkıh dersleri alıp, medresenin en büyük üstadı İmamü’l-Haremeyn el-Cüveyni’nin tedrisatında yetişmiştir.


Çok yönlü oluşunu,hakikate olan tutkusunu yaratılışından gelen bir huy ve alışkanlık olarak görmektedir."ALLAH,bu karakteri benim fıtratıma koymuştur.Bunda benim bir etkim ve tercihim söz konusu değildir." diyerek açıklamıştır.


Mantık ve felsefe,fıkıh,kelâm,siyaset,ahlak gibi dini ve aklî ilimlerde söz sahibi olan Gazali,rıhlelerde öğrenimine devam ederken Nizamiye medresesine atandı. Bu esnada felsefe, batınilik ve tasavvuf hakkındaki araştırmalarını devam ettirdi.

Kelam,felsefe,Batınîlik ve tasavvuf çalışmaları,zihin ve ruh dünyasında bir karışıklık ve bunalıma sebep olmuştur.

Bu hali kendinden dinleyecek olursak;
"Bu hastalık hala bende kronikleşti ve yaklaşık 2 ay devam etti. Bu süre içinde her şeye şüpheyle yaklaşıyor; fakat bu halimi ne sözlü ne de yazılı olarak kimseye açmıyordum.
Nihayet Yüce ALLAH,beni bu hastalıktan kurtardı. Bu durumdan Yüce ALLAH'ın gönlüme akıtmış olduğu bir nur sayesinde kurtuldum.
Bu nur bilgilerin büyük bir kısmının anahtarıdır. Gönlün açılması bu nurda aranmalıdır."

ALLAH'ın engin lütfu ve cönertliğiyle bu hastalıktan kurtulunca,gerçeği arayanların dört gruptan ibaret olduklarını gördüm.

1.Kelamcılar
2.Batıniler
3.Filozoflar
4.Mutasavvıflar

Bu dört tariki de derinlemesine inceleyip,gerçeğin mutlaka bunların biri olduğunu düşünerek hakikati arayış yoluna revan olmuştur.

Gerçeği hangisinde bulduğu bilgisi sanırım spoi olacaktır.O nedenle okuyucuya kalsın.


Şan ve şöhreti arttıkça manevi hayatının tehlikeye girdiğini gören Gazali malını mülkünü dağıtıp işlerini de kardeşine devredip Bağdat’ı terk etmiştir.

Şam’a yerleşerek riyazete çekilmiştir.
Kitaplar yazmış ve hakikate ulaşmak için yıllar süren araştırmalarına başlamıştır
Bu 10 yıl süren halvet ve riyazet sonrası ruhî olgunluğa ulaşınca, insanları içinde bulundukları zor durumdan kurtarmak gibi ulvî bir erekle ve dönemin hükümdarının emriyle tekrar memleketine avdet etmiştir.
Nizamiye Medresesi’nde görevine tekrar başlamış ve 1111’de vefat etmiştir.


İslam düşüncesini anlamak için İmam Gazali’yi çok iyi anlamak gerekir.
el-Münkız Mine’d-Dalal Gazali’nin düşünce sistemini özetleyen giriş kitabı mahiyetindedir.
Hacminin küçük olmasına karşılık Gazali sisteminin esaslarını az ve öz bir şekilde yansıtırken,kendisiyle de samimi bir sohbeti yudumlar gibi olacaksınız.

Ve son olarak onunda duasıyla;

ALLAH,bizi en güzel surette doğruya ulaştırsın ve hakikate boyun eğmemizi kolaylaştırsın.
127 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabı okumamdaki asıl amacım felsefi açıdan Gazzalinin önemine yapılan vurguya duyduğum merak. Bu nazardan naçizane değerlendirme yapmak isterim. Malum Gazzali on ikici yüzyıl düşünürüdür. Ölümü 1111. on üçüncü yüzyılda islam düşüncesinin durumu ve ortaya çıkan kesret düşünülürse Gazzalinin buna nasıl imkan ve sebep olduğu daha iyi anlaşılır. İslami düşünürlerin bugün islami ilimleri felsefe kelam ve nazari irfan olarak ayırması doğrudan Gazzalinin katkısı ile mümkün oldu dersem abartmış olmam diye düşünüyorum. işte akli islami ilimlerde bu kesretin ortaya çıkmasını Gazzali mümkün hale getirmiştir.
-Ama kitaplar mutluluk vermez mi?
- Her yazılan kitap şifalı değildir. Bizim bir işimiz de şifalı ve zehirli kitapları birbirinden ayırt etmektir.
Gazali
Akllı kimse, önce doğruyu tanır, sonra söylenen söze bakar. O söz hak ise, kabûl eder. O sözü söyleyen, ister bozuk düşünceli, ister doğru düşünceli olsun. Hattâ akıllı kimse, doğru olanı sapık düşüncelilerin sözleri arasından alıp, çıkarmaya çalışır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
El Munkız Mined Dalal
Alt başlık:
Delaletten Çıkış Yolu
Baskı tarihi:
26 Ekim 2015
Sayfa sayısı:
232
Format:
Ciltli
ISBN:
9789754736434
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyan Yayınları
El-Münkızmine'd-dalâl, Gazâlî'nin kendi düşünce dünyasındaki büyük değişim ve gelişim sürecini anlattığı eseridir. Bu eser, İslâm kültüründe örneğine az rastlanır bir otobiyografi olması yanında V. (XI.) yüzyıl İslâm dünyasının inanç ve fikir hareketlerini değerlendiren ve daha da önemlisi, felsefî anlamda şüpheciliği o güne kadar benzeri görülmemiş bir şekilde temellendiren muhtevası ile İslâm düşünce tarihinin en özgün ürünlerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 1.097 okur

  • Mevlüt Bulat
  • Hamdiye Atuğ
  • Esra
  • Kübra Tuğba Acar
  • Furkan OSMANOĞLU
  • Rukiye Kurt
  • Telli Özdamar
  • Vedat AKILLI
  • Bahar Takay
  • Rabia Başoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.4 (46)
9
%10 (28)
8
%1.8 (5)
7
%0.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0.4 (1)