El-Muntazam Fi Tarihi'l-Ümem'de Selçuklular (H.430-485 / 1038-1092)

·
Okunma
·
Beğeni
·
45
Gösterim
Adı:
El-Muntazam Fi Tarihi'l-Ümem'de Selçuklular
Alt başlık:
H.430-485 / 1038-1092
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751628626
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Sevim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu Yayınları
Çok yönlü bir bilgin olan Ebü'l-Ferec Abdurrahman İbnü'l-Cevzi'nin el-Muntazam fi Tarihi'l-Ümem adlı hacimli eserinde yer alan Selçuklu tarihiyle ilgili bilgiler Prof. Dr. Ali Sevim (1928-2013) tarafından seçme, tercüme ve değerlendirme yoluyla elinizdeki çalışmada bir araya getirilmiştir. el-Muntazam'ın Hicri 430 = Miladi 1038/39 - Hicri 446 = Miladi 1054/55 olaylarının konu alındığı 15. Cildi ve Hicri 448 = Miladi 1056/57 - Hicri 484 = Miladi 1092/93 olaylarının ele alındığı 16. Cildini esas alan kitapta Selçuklu tarihiyle ilgili bilgiler tercüme edilmiş; yer verilen bilgiler, gerek bağlantı paragraflarıyla, gerekse dipnotlar vasıtasıyla değerlendirilmiş ve diğer kaynaklarla karşılaştırılmıştır.

Selçuklu - Abbasi ilişkilerinin ağırlıklı olarak ele alındığı eserde Sultan Alp Arslan ve Nizamülmülk'ün biyografisi üzerinde de durulmuştur. Belirtilen tarihler arasında meydana gelen olaylar Prof. Dr. Ali Sevim tarafından yıl yıl, kronojik olarak yansıtılmış ve Türkçeye kazandırılmıştır.
Eserin birincil önemi Selçuklular döneminde yaşamış, aynı zamanda Abbasi Halifesine vezirlik yapmış bir yazar olan Cevzi tarafından yazılmış çok hacimli eserlerinden derlenmiş olmasıdır.
Kitapta Abbasi Halifesi ile Selçuklu Sultanları Tuğrul ve Alparslan arasında geçen hadiseler ve o dönem gün gün, yıl yıl incelenmektedir.
Tabi, Selçuklu Sultanlarının halifeden adeta rüşvetle makam mevki, almaları, bu rüşvetin içine Selçuklu İmparatoru Tuğrul Bey’in yeğeni Aslan Hatun ile Abbasi Halifesi Amîdülmük'ün kızı Seyyide Hatun’un da dâhil edilmesi, son derece üzüntü verici.
Halife’nin zoraki kabul ettiği ve Selçuklu Devletinin bütün gücü kullanılıp, her yol mubah addedilerek gerçekleşen bu evlilik, “altı ay yirmi üç gün” sürdükten sonra 1063’te Tuğrul Bey’in 70 yaşında ölümüyle sonuçlanmıştır.
Aslında bu evliğin şekilden ibaret olduğu, Tuğrul Bey ile Seyyide Hatun’un gerdeğe hiç girmedikleri de rivayet edilir. Abbasi Halifesi Amîdülmük’ün Tuğrul Bey’in yeğeni Aslan Hatun’a evlilikleri boyunca hiç yaklaşmadığı ise, bizzat Aslan Hatun'un beyanı ile sabittir.
Saltanat uğruna bu gencecik kızların dedeleri yaşında, ölümü bekleyen, hasta insanlarla, onların fikrine hiç bakılmadan, kâğıt üzerinde de olsa evlendirilmesi ahlaki midir, değil midir? Okuyucu takdir edecektir.
“Halifelik+Şeriat+padişahlık / krallık” gelirse, tekrar refaha kavuşacağımızı, dünyaya meydan okuyabileceğimizi düşünenlerin bu kitabı okumalarını özellikle tavsiye ederim.
Zira halkı açlıktan kırılıp, binlercesi kefensiz defnedilirken, o pek saygı duyduğumuz ecdadımız Selçuklu Sultanları ve Halifelerin nelerle uğraştığını, Abbasi Halifesinin veziri olan Cevzî’nin kaleminden öğrenmenin faydalı çok olacağı kanaatindeyim.
Ayrıca eser, Selçuklu, Abbasi ve İslam tarihine de birinci elden ışık tutması bakımından ayrıca çok değerlidir.
…22 Ağustos 1062 Perşembe günü Sultan Tuğrul Bey’in Halifenin kızı Seyyide ile 400 bin altın mihr (başlık parası) karışlığında nikâhı Tebriz’de kıyıldı. Halifeye yüksek sesle dua edildi; altın inciler saçıldı.
Sultan Tuğrul Bey şükür ve dua niteliğinde şöyle bir konuşma yaptı: “Ben nefisini Halifeye teslim etmiş, sadık bir kuluyum; ömrümün geri kalan kısmında kazanacağım bütün başarılar, onun şerefli hizmetine ait olacaktır…”
…Alparslan’ının gönderdiği gulamlar (asker) vezir Kündürî’nin gözlerini, hırkasının yeninden kopardıkları bir bezle bağladılar ve onlardan birisi, boynuna kılıçla vurup başını kesti; onun kesik başını alıp cesedini orada bıraktılar.
Bu cesedi Kündürî’nin kızı alıp onun doğum yeri olan Kündür’e götürerek orada toprağa verdi.
Onun ömrü, aşağı yukarı 40 yıl sürmüştür…
…31 Mart 1056 yılı Çarşamba günü Halife el- Kâim Biemirillah’ın, Sultan Tuğrul Bey’in kardeşi Çağrı Bey’in kızı Hatice (Arslan Hatun) ile 100 bin altın mihr karşılığında nikahı kıyıldı…
…1056 yılı Ekim/Kasım aylarında yoksulluk ve vebadan ölümler daha da arttı. Tuğrul Bey kendi parasından 18 bin kişiyi kefenletip gömdürdü. 4-5 kişi bir tabuta konulup defnedildi.
Pahalılık ve veba hastalığı Mısır, Mekke, Hicaz, Diyarbakır, Musul, Cibal, Horasan ve daha pek çok yere yayıldı…
…Tuğrul Bey, 1062 yılı Ekim ayında Halifeye 30 at üzerinde 30 gulam (asker)
Altın eyerli ve değerli mücevherlerle süslenmiş bir at.
10 bin altın.
Halifenin eşi Aslan Hatun’a 10 bin altın
Üzerinde her biri 24 kırat olan 30 parça mücevher bulunan mücevher bir gerdanlık kolye.
Tuğrul Bey’in ölen eşinin Irak’taki ıktâlarının (arazi geliri) hepsi; Halife’nin kızı ve Sultanın eşi Seyyide Hatun’a üç bin altın gönderdi. Bütün bu armağanları Aslan Hatun teslim aldı…
…Ebu Nasr el- Kündürî Nişabur’a bağlı Kündür köyündendir.
Kündürî, erdemli bir insan olup şiiri çok severdi.
Sultan Tuğrul Bey, onu vezir yapmış, kendisinin bir kadınla evlenme işini yürütmesi için görev vermiş, fakat o kadınla kendisi evlenmişti.
Bunun üzerine Tuğrul Bey onu hadım ettirmiş, fakat onu, vezirlik görevinde bırakmıştı.
Tuğrul Bey ölünce Selçuklu Devleti tahtına geçen Alparslan unu azledip mallarına el koyarak 1064 yılında Mervü’r-rûz’a gönderdi, bir süre sonra da onu öldürmeleri için ardından gulamlar (asker) gönderdi…
…Alparslan’ın öldürmek için gönderdiği askerler Kündüri’ye “Kalk iki rekât namaz kıl ve tövbe et!” dediler.
Kündüri, “Ailemle vedalaşayım” dedi, eşinin yanına girdi. Bu sırada içeride çığlıklar yükseldi; cariyeleri ona sarıldılar, başlarını açıp başlarına topraklar saçtılar.
Askerlerden birisi girip ona “Kalk!” dedi, Kündüri ona “Elimi tut! çünkü cariyelerim benim dışarı çıkmama engel oluyorlar” dedi.
Cariyelerinden sıyrılan Kündüri mescide giderek iki rekât namaz kıldı. Daha sonra korka korka mescidin arka tarafında üzerindeki samur hırkayı çıkarıp gulama verdi ve almasınlar diye gömleği ile pantolonunu yırttı.
Gulamlar iple gelince Kündüri onlara, “Ben boğulmak suretiyle öldürülecek fesatçı ve hırsız değilim, kılıçla öldürülmem beni daha çok memnun eder” dedi…

Kitabın basım bilgileri

Adı:
El-Muntazam Fi Tarihi'l-Ümem'de Selçuklular
Alt başlık:
H.430-485 / 1038-1092
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751628626
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Sevim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu Yayınları
Çok yönlü bir bilgin olan Ebü'l-Ferec Abdurrahman İbnü'l-Cevzi'nin el-Muntazam fi Tarihi'l-Ümem adlı hacimli eserinde yer alan Selçuklu tarihiyle ilgili bilgiler Prof. Dr. Ali Sevim (1928-2013) tarafından seçme, tercüme ve değerlendirme yoluyla elinizdeki çalışmada bir araya getirilmiştir. el-Muntazam'ın Hicri 430 = Miladi 1038/39 - Hicri 446 = Miladi 1054/55 olaylarının konu alındığı 15. Cildi ve Hicri 448 = Miladi 1056/57 - Hicri 484 = Miladi 1092/93 olaylarının ele alındığı 16. Cildini esas alan kitapta Selçuklu tarihiyle ilgili bilgiler tercüme edilmiş; yer verilen bilgiler, gerek bağlantı paragraflarıyla, gerekse dipnotlar vasıtasıyla değerlendirilmiş ve diğer kaynaklarla karşılaştırılmıştır.

Selçuklu - Abbasi ilişkilerinin ağırlıklı olarak ele alındığı eserde Sultan Alp Arslan ve Nizamülmülk'ün biyografisi üzerinde de durulmuştur. Belirtilen tarihler arasında meydana gelen olaylar Prof. Dr. Ali Sevim tarafından yıl yıl, kronojik olarak yansıtılmış ve Türkçeye kazandırılmıştır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Erdi Öztürk
  • Halil Korkmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0