Ellerin Elime Değdiği Zaman

·
Okunma
·
Beğeni
·
155
Gösterim
Adı:
Ellerin Elime Değdiği Zaman
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058088115
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutu Yayınları
“Hem ne kadar uzağa gidebilirdin ki benden? Yaşıyorsak aynı gurbeti yaşıyor, kavuşuyorsak aynı sılaya kavuşuyorduk. Sen orada grip olsan ben burada burnumu çekiyordum. Sen orada azıcık üşüsen ben burada paltomun yakasını kaldırıyordum. Bir yere geç kalsan sen orada, ben burada saatime bakıyordum. Farzımuhal sen orada balkona çıksan benim burada başım dönüyordu. Ama sen bilmiyordun, kimseler bilmiyordu.”
(Uzayıp Giden O Tren Yolları)
128 syf.
Kitaptan alıntıdır.

Kadın, yatağından sıçrayarak uyandı. İlk, dudaklarına gitti elleri. Yerli yerindeydi dudakları. Gece lambasının sarı ışığı, bir ölü odası vehmi veriyordu odaya. Tuvalet aynasından safran sarısı, korkulu benzini gördü. Sonra iyice büyümüş, ıslak gözlerine baktı. Çok ağlamıştı. Yastığa işlemişti gözünün yaşı. İnsan rüyada ağlar mıydı? Ne berbat bir rüyaydı o öyle. Gerçek gibi.
“Boynumdan öp.” diyordu adam kadına, “Varsa eğer bir vebali benim boynuma.”
Öpecek gibi olmuştu kadın. Titriyordu etli dudakları. Nefesi bir daralıp bir açılıyordu. Öpse mührü bozulacaktı dudaklarının. Öpse kirlenecekti baharın masumiyeti baştan başa. Ama “Öp” diyordu adam ısrarla, “işte tam şuradan, şahdamarımın üstünden.”
Kimdi bu adam, nereden çıkmıştı? Çıyan yeşili gözleri ne korkunçtu öyle. İri burnu, çilli yüzüyle ne çirkin bir adamdı. Nereden tanıyordu kendisini de ta rüyasına kadar gelmişti. Bu nasıl tutarsız bir rüya idi böyle. Ne başı vardı ne sonu. Ne çok boşluk barındırıyordu içinde. Olaylar birbirinden tamamen kopuktu. Şimdi nasıl yormalıydı bu karmaşık düşü? Kime yordurmalıydı?
Bağ gibi bir yer… İlk bunu hatırladı kadın. Kimsecikler yoktu etrafta. Sanki bütün dünya güneşe göçmüştü. Sanki bütün kurtlar, kuşlar, börtü böcek bir yerlere saklanmıştı. Aynı zerdali ağacına vermişlerdi sırtlarını. Adamın avuçlarındaydı kadının elleri. Ne zaman, hangi cüretle almıştı ellerini avuçlarına? Rüyanın başını hatırlamıyordu kadın. Hatırlayamadı. O an, sadece kalbinin ellerinin attığını duyuyordu. İnce ince ter sızıyordu parmaklarının ucundan. Her boğumda yeni bir pişmanlık boğuluyordu. Adam çıyan yeşili gözlerini çekmiyordu kadının gözlerinden. İnatla “tam şuradan” diyordu, “şahdamarımın üstünden.”
Sesi dalıp çıkan dereler gibiydi adamın, dupduru. Yüzündeki çirkinlik sesine ve kalbine yansımamıştı her nasılsa. Yumuşacıktı sesi de kalbi de. Bir taşı bile ikna edebilirdi bu incelikle. Etten, kemikten ve duygudan yapılmış bir insan nasıl reddedebilirdi o incecik boynu öpmeyi.
Bir taş değildi kalbi elbet. İkna olmuştu. Adamın boynuna doğru uzattı dudaklarını. Tam öpecekken… Ağır bir pişmanlığın bağrına taş gibi oturduğunu hissetti. Birden çekti dudaklarını. Bu vebali sırtlanmaktansa varsın değmesindi o ince boyuna dudakları. Bilmesindi o hazzı. Oysa adam bütün masrafı kabule hazırdı: “Varsa eğer bir vebali benim boynuma.” Öpse miydi acep?

S:91-92
128 syf.
·16 günde·3/10
Pek benlik bir kitap değildi açıkcası.Elime almışken bitirmek istedim.Dili çok süslüydü,akıcıydı evet...Bazı cümleler hoşuma gitsede yarım kalmasın diye okudum bitirdim sadece.
128 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tüüüüm gün evde olmayı özlediğimi düşünürken aslında hiç de özlememişim. Zaten ramazan diye dışarı da çıkamadım. En iyisi bir kitap aç Betüş dedim. Ve evet, karşısınızda Ellerin Elime Değdiği Zaman.
.
Öğle vakitlerinde okumaya başladığım öyküler az önce son buldu. Her birinde başka insanlara dönüşüp başka mekanlarda, başka hayatlar yaşadım. Bu benim en sevdiğim his. Sanırım bu nedenle de öykü kitaplarına ayrı bir sevgi besliyorum.
.
Satırları arasında gezmekten büyük keyif duyduğum, sıkıcı günümü güzel hale getiren bu kitap bu ayki @birkutukitapcom seçkilerindendi. Seçimlerini gerçekten seviyorum, hatta birkutukitap için ayırdığım bir rafım bile var kütüphanemde
.
Ayrıca kitabımı @hunharcaokuyanlarkulubu
#ayınhunharcatürkedebiyatı etkinliği için de okudum. Etkinliklere katılıp ayda en az 5 kitap okuyabilirsiniz 🤗
.
Güzel akşamlar
.
#kitap #book #okudumbitti #kitapyorumu #booksofbetinönerileri #booksofbetblog #booksofbetinkitapları #okudumokuyun
"Gidenin yeri gelenle dolmuyordu.Giden,içinde gökyüzü genişliğinde bir yırtık bırakarak gitmişti.Gelense ancak el kadar yamalıktı."
Susça... Evet, Susça... Susça yeryüzünün en çok konuşulan anadili. Sadece çaresizlerin ve yalnızların anlaşabildiği bir dil.
"Sen zannediyor musun ki saat dediğin sadece anı gösterir.Yanılıyorsun usta.Bazen geçmişi de gösterir saatler.Bazen de geleceği..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ellerin Elime Değdiği Zaman
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058088115
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutu Yayınları
“Hem ne kadar uzağa gidebilirdin ki benden? Yaşıyorsak aynı gurbeti yaşıyor, kavuşuyorsak aynı sılaya kavuşuyorduk. Sen orada grip olsan ben burada burnumu çekiyordum. Sen orada azıcık üşüsen ben burada paltomun yakasını kaldırıyordum. Bir yere geç kalsan sen orada, ben burada saatime bakıyordum. Farzımuhal sen orada balkona çıksan benim burada başım dönüyordu. Ama sen bilmiyordun, kimseler bilmiyordu.”
(Uzayıp Giden O Tren Yolları)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Elif Yıldız
  • Ebru Şahin
  • OkurYasemin
  • Merve Akgül
  • Elif Şahin
  • Sinem Bilişik
  • İlay Yüksel
  • booksofbet
  • BETÜL GKDMR
  • Şeyda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%25 (1)
2
%0
1
%0