·
Okunma
·
Beğeni
·
484
Gösterim
Adı:
Emek
Alt başlık:
2. cilt
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
ISBN:
975-379-178-x 
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
ENGİN YAYINCILIK
Baskılar:
Emek 2. Cilt
Emek
340 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Nihayet; severek okuduğum Emile Zola'nın iki ciltten oluşan, ''Emek'' romanının sonuna gelmiş bulunmaktayım.(dün geceydi bu)
Yazar, tarihsel sosyalizm örgüsü içerisinde; belki de tasvip etmiş olduğu, ütopik sosyalizmin kurucularından olan ''Charles Fourier'in''düşüncelerini ve ''nasıl bir sosyalizm''? isteğini ortaya koymaya çalıştığı görüşlerini bir roman halinde sayfalara sığdırmaya çalışmıştır.
Nasıl bir sosyalizm, sorusuna cevabı bu romanda, roman baş karakteri ''Luc'' ve eşi, sevgilisi, arkadaşı ve yoldaşı ''Josine'' ile birlikte vereceklerdir.
1K'da sorulan bir soru vardı. ''Hayatınızı değiştiren kitap hangisi''? Bu soruya Luc bir gece uykuya dalmak için eline almış olduğu Fourier'in kitabı derdi sanırım. Kitabı okuyan Luc'un aklına bir soru yumağı takılır ve bu soruyu da kitapta şu şekilde sorar: ''Kölenin özgürlüğe kavuşacağı, harcadığı çaba karşısında takdir göreceği, nihayetinde zenginlik ve emeğin eşit dağıtılmasından içinde barışın doğduğu kardeşçe bir toplumun üyesi haline geleceği zaman artık gelmemiş miydi''? Evet gelmişti.''Emeğin yeniden düzenlenmesi yeni toplumun temelini oluşturacak ve bu toplum ancak servetin eşit pay edilmesi ile varolabilecektir.'' Kendine sorduğu soruya verdiği cevapla ve şu ilkeyle yola çıkar. ''Bireyin mutluluğu, ancak toplumun mutlulu olmasıyla sağlanır''(çok doğru bir düşünce)
Kararlı bir ilkelilikle mutlu bir site, mutlu bir toplum ve akabinde mutlu bir ulus yaratacaktı....
NASIL OLABİLECEĞİNİ OKUYUP GÖRDÜM, SİZ DE OKUYUN VE NASILMIŞ GÖRÜN
340 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Emile Zola, üslubuna hayranlık duyduğum yazarlar arasındadır. Bu kitabında bu üslubunun en rafine halini görmek mümkün. Başta sosyalist ütopya olarak algılanabilir kitap. Ama başka pencerelerden bakıldığında kitap, sosyalist ütopyaya giden yolu gerçeğin çakıl taşlarıyla dizmiş de denilebilir..
Kitabı okurken gerçeklerin acılığından içiniz daralıp bırakmak isteyebilirsiniz. Birileri bunu bir ömür yaşıyorsa ben de okuyabilmeliyim diye düşünün ve bırakmayın lütfen..
Emıle Zola’nın kendi tabirine bakılırsa zamanının en dürüst olanıdır.Daha çok romanda kenar semtlerin rezil ortamında yaşayan bir işçi ailesinin yıkılışını anlatır.İçkinin ve aylaklığın sonu ,aile bağlarının ve devamında yaşam şartlarının çözülmesine ,fuhuşa ve yüzkarası rezilliklere götürecektir.
Zaten yazıldığı dönemdede çokça konuşulmuştur.Fransa’da yazarları ikiye böldüğü söylenir.ama halk zolaya sahip çıkar.O dönemde amerika'da işçi sınıfının yaşam konusu alındığı roman türünün başlatıcısı sayılabilir.
Emek gerçek bir sevginin ve en insani duyguların, insanın gerçekten özgür olduğu ve insani gelişimini tamamlayabildiği bir düzende mümkün olduğunun altını kalın kalın çizer.Zaten aşkın da en güzel hali ancak ve ancak emek üzerinde yükselen bir düzende mümkündür. emile zola’nın kaleme almış olduğu bu romanda göze çarpan en önemli unsur, emek ve emekle kurulan bir düzenin inşasına tanık olmamızdır...Mutlaka okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum.
340 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın huzurla sonlanmasını hâlen daha hissediyormuş gibiyim... Yaşadığı toplumun refah düzeyini arttıran, sınıf ayrımını yok eden, köleliği reddeden, burjuva hayatını ortadan kaldıran, insanları birbirine sevgiyle yaklaştıran, insanların içindeki zehirli küçümsemeyi yok eden, işçi sınıfını destekleyen; baş kahramanın en son gözü arkada kalmayarak, bütün devrimi önündeki üç kuşağa kadar aktardıktan sonra, her şeyi iyiye ve güzele çevirdikten sonra ölmesi inanılmaz derecede iyi hissettirdi. İlk defa bir ölümü güzel karşıladım, belkide onayladım.
Kitabın ana fikrini sayfalarca okumak, her defasında o amacı tekrar tekrar benimseyerek okumak; yazarın konuya ne denli önem verdiğini gösterdi bana... Onun dışında , 119 yıl önce yazılmış bir cümlenin gelip şimdiki yüreklere dokunmasının hissiyatı var üzerimde...
İnandığınız bu yolda size eşlik etmek bir lütuftu Mösyö Luc...
340 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Emek baştan başa beni etkileyen bir kitap oldu.Kitabın kahramanı Luc o dönemin işçi sınıfını,yapilan hataları,acıları,umutları,yozlaşmaları insanın yüzüne bir tokat gibi vurmuş.Emile Zola bir ütopya yaratırken aynı zamanda ütopyasındaki insanların kusurlu yanlarını da cesurca ortaya çıkarmış.Ona göre salt iyi ya da kötü yoktur.Bir sınıfın içerisindeki kötülükler ve yozlaşmışlıkla mücadele edilmeden o sınıfın kurtuluşuna giden yolu açamazsınız.Uzun lafın kısası yazarın yaptığı betimlemeler bile gerçek hayatı çok güzel yansıtmış.Herkese bu güzel emeği okumasını tavsiye ederim...
340 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabın ikinci cildini çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Emek 1' de ezilen, sömürülen işçiler o kadar başarılı bir şekilde tasvir ediliyor ki, resmen kendiniz sömürülmüş gibi hissediyorsunuz.
İkinci kitapta ise Luc isimli karakterin verdiği mücadelelerin başarıya ulaşması ile oluşan işçi cenneti anlatılıyor. Bir nevi ütopya yani. Yazar hayalini kurduğu, bir gün olmasını dilediği şeyleri yazmış ancak çok fazla iyimser yaklaşmış olaylara. Üstelik kitabın üzerinden nerdeyse 150 yıl geçmiş olmasına rağmen kitapta yazılanlar henüz gerçekleşmiş de değil. Uzun yıllar boyunca gerçekleşecek gibi de durmuyor. Her ne kadar kendi ülkesi Fransa bu konuda epey ilerleme kaydedip, bizden kat kat önde olsa da, dünyanın birçok yerinde ücret köleliği, emek sömürüsü devam etmekte... Yalnız, kitabın sonlarına doğru bahsettiği avrupadaki kanlı savaşlar; birinci ve ikinci dünya savaşlarını çağrıştırdı bana ve yazarın öngörüsüne hayran kaldım. Dünyanın gidişatını görmek, olayların nereye varacağını anlamak, böylesine ileri görüşlü olmak gerçekten takdire şayan.
Emile Zola benim favori yazarlarımdan biridir. Yaşadığı dönemin ezilen, sömürülen emekçilerinin derdini kendine dert edinip, onların sorunlarını dile getirmiş kitaplarında. Bugüne kadar en beğendiğim kitabı "Gerçek" oldu. Belki de o kitabı ile bendeki çıtasını öylesine yükseltti ki, diğer kitaplarından etkilenemiyorum. Ancak bu, Emek roman serisinin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Dediğim gibi özellikle Emek 1 çok başarılıydı. Emek 2' deki ütopyaya varan aşırı iyimser durumların, gerçekleşmesi çok zor şeyler olmasından ötürü çok etkilemedi sanırım.
“Herkes,bütün gün çalışıp serseme dönmek eğiliminde yaratılmıştır;parası olanlar,bu paradan,diledikleri gibi yararlanmakta üstün bir yaşamın zevklerini tatmakta haklıdırlar”
“Kötülüklerle,zayıflar tükenirken çevrelerinde en katıksız,en mert insanların bile çoğu zaman bu suçta payları yok mudur?”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emek
Alt başlık:
2. cilt
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
ISBN:
975-379-178-x 
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
ENGİN YAYINCILIK
Baskılar:
Emek 2. Cilt
Emek

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Sami hasan
  • Ahmet Güner
  • Pınar Akdag
  • Metin.s
  • Fırat inci
  • cordukcagri
  • Taner Keleş
  • Günay
  • promacheus
  • Aaron

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%6.7 (1)
8
%0
7
%6.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0