Emile Ya da Çocuk Eğitimi Üzerine

·
Okunma
·
Beğeni
·
23,6bin
Gösterim
Adı:
Emile Ya da Çocuk Eğitimi Üzerine
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
233
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758470043
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Babil Yayınları
.. Kendimizi çocukların yerine koymayı asla beceremiyoruz. Onların düşüncelerine inemiyoruz, tersine onlara kendi düşüncelerimizi ödünç veriyoruz. Kendi düşünce tarzımıza göre, sürekli aynı yöntemi izleyerek onların kafalarına gerçek yerine saçmalıklar ve yanlışlıklar dolduruyoruz...

... Bizde, çocukların yalnız başlarına daha iyi öğrenebilecekleri şeyleri onlara kendimizin öğretme hastalığı vardır. Buna karşın çocuklara asıl öğreteceğimiz şeyleri unuturuz. Onlara, yürümeyi öğretmekten daha aptal bir şey olamaz. Sanki sütannenin ihmali yüzünden büyüyünce yürüyemeyen birisini görmüşler gibi. Halbuki nice çocuk, kendilerine yürüme yanlış öğretildiği için yaşamı boyunca sıkıntı çekmektedir!...
J. J. Rousseau
768 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Émile, hakkında tek cümle kurmak gerekseydi, evlilik planı yaptığınız kişiye de okutup karşılıklı mütalaa etmedikçe o kişiyle evlenmeyin derdim. Bazı kitaplar vardır, devletin her vatandaşına okutması gerekir. Beyaz Zambaklar Ülkesinde böyle bir kitap mesela. Émile de bunun gibi her bireyin okuması gerekli diye düşünüyorum.
Rousseau bu eserinde hayalinde bir çocuğu bebeklikten alıp evlilik çağına kadar yetiştiriyor. Her ne kadar çok uzun ve yer yer sıkıcı olabilen bir eser olsa da altını çizerek okunması gereken bir başucu kitabı bence. İlk bölüm bebeklik dönemi, beşinci bölüm ise émile'nin evliliğe hazırlandığı ve yuva kurduğu dönem. Aradaki bölümlerde de çocukluk ve ergenlik dönemleri üzerinde duruluyor.
Herkes okusun isterim ancak okuyamacak kişiler için aklımda kalan birkaç meseleyi yazmak istedim.
Öncelikle Émile'nin erkek çocuk olduğunu söylemek gerekir. Biraz gelenekçi gelebilir size ama insanın doğası gereği değerlendiriyor yazar sürekli durumu. Bu yüzden diyor ki bebeklikten çocukluğa kadar erkek çocuğun bakımından annesi sorumludur. Çocuklukla birlikte çocuğun asıl sorumlusu babasıdır. Çünkü toplumdaki yerini alana kadar babası rol modeli olacak.
Bu yüzden eşler arasında iş bölümünü gözetmek önemli.
Çocukluk döneminde çocuğa sadece nesneleri tanıtmak ve oyun oynatmak gerekir. Kullanmayacağı hiçbir bilgiyi öğretmeyin diyor. Oyun dönemini çok iyi kullanması gerektiğini söylüyor. Ayrıca bedenen çok kuvvetli yetişmesi, çok aktif bir çocuk olması gerekir diyor. İlk dönemlerde anlamayacağı ahlaki konuları açmayın diyor. Aklı ermeye başlayınca tamamen karakter ve beden eğitimi verin diyor. Güzel ahlâkı sizi taklit ederek öğrenecek çocuk. Siz baskıcı olursanız yalana teşvik olabilir, utangaç olabilir vs.
Yaşı daha ilerleyince sizin tercihinize göre güzel ahlâki ilkeleri dinden aldığınızı belli edecek şekilde eğitim verin diyor. Anlamayacağı dinî dogmaları ve kutsalları 10 yaş civarına bırakın. Buraya kadar sadece ahlak ve karakter eğitimi. Yersiz kibarlık öğretmeyin. Beslenmesi doğal olsun ayrıca. Çocukluğun erken döneminde tamamen duyu organlarına yönelik yetiştirin, nesneleri beş duyu ile tanısın. Resim çizdirerek çocukta mesafe, boyut, detaycı görüntü hafızası, renkler vs öğretilebilir. Bir de öğretmek demişken, gereksinim veya eğlence olmayan hiçbir şey ergenliğe kadar çocuğun kafasına kolay kolay girmeyecektir, bunu unutmayın.
Okuldaki gibi sıkıcı dersler çocuğu yetiştirmeyecek, vakit kaybı olacaktır. Çocuk doğa ile bütünleşsin, hayvanları gökyüzünü ağacı tanısın (Türkiye'de çok mümkün olmasa da).
Ergenlik döneminde de bu süreci uzatmak bedeninin gelişmesi için çok mühim. Cinsel dürtüleri ne kadar geciktirirseniz o kadar sağlıklı geçirir bu dönemi. Yazar avcılık öğretin diyor ama çağa uyarlarsak dövüş sporları ergenlik döneminde idealdir. Bu dönemde arkadaşları da dikkatli seçin, hayalgücü çocuğun ahlakını bozabilir, dürtüleri baskın hale geçebilir. Din eğitimi de bu dönemde verilmeye başlanmalı, ama nefret ettirmeden. Çocuğunuz dindar olsun diyorsanız akıl ve ahlâk temelli bir din eğitimi verin. Aksi halde imamlara(/papazlara), öğretmenlere bırakırsanız ya dinsiz olurlar yada dinci, bağnaz olurlar diyor. Bu insanlar yanlış karakter örneği sergileyerek sizin verdiğiniz eğitimi de bozabilirler, hiçbirine güvenmeyin.
Bu dönemde meslek eğitimi de verin kesinlikle. Hayatın zorluklarını görsün, alacağı diplomanın yanında her koşulda yapabileceği bir meslek de olsun diyor (kendisi marangozluk öğretti mesela). Ayrıca toplumun alt kesimini tanısın, aidiyet ve sorumluluk hissetsin her insana karşı.
Evlilik döneminde beraber eş aramaya başlanıyor. Özellikle yanlış kişileri gösteriyor ki başta, asıl eşinin kıymetini bilsin. Gerçek eşini denkliğe, ahlaka dikkat ederek seçiyor. Karakter herşeyden önemlidir, birinin eksikliği ötekinin kapatabileceği şey olsun diyor.
Kızı bulunca, iki yıllık bilinçli bir ayrılık dönemi var. Burda erkeği babalık ve toplumsal göreve hazırlıyor. Devlet vatandaş politika bürokrasi vs derslerini alıyor çocuk. Dünya görüşü şekilleniyor. Devleti kutsayacak biri değil, insan haklarını savunacak kimseyi ezdirmeyecek birini yetiştiriyor.
Bu dönemde kızla(Sophie) aralarında geçen bir şey vardı ki çok hoşuma gitti. İkisi de birbirine kitap öneriyor ve birbirlerinin ideal eş kavramını anlamaya çalışıyorlar. Günümüzde bunu kitaplarla olduğu gibi sinema, diziler ve tiyatro ile de yapılabilir. Eşiniz nasıl birini bekliyorsa bunlarla önünüze bir rol model koyuyor ki çok gerekli bir şey.
Özetle anne-babanın görev dağılımı, sorumlulukları ve toplumdaki yerlerine dair bilgi sahibi olmak istiyorsanız, çocuğunuz da karakterli iyi bir birey olsun istiyorsanız sürekli elinizin altında olması gereken, eşinizle karşılıklı etkileşim halinde değerlendirip uygulamanız gereken bir kitap. Okuyun, eşlerinize ve eş adaylarına mutlaka okutun, fikirlerini alın. Hayatî bir karar alacağınızı unutmayın. Dış görünüş, servet, meslekten ziyade asıl bakmanız gereken şeyleri öğreneceksiniz.
Umarım faydalı olur :)
768 syf.
·28 günde·10/10
Canım Rousseau'nun okumaya doyamadığım, ne kadar uzun olsa da bitirmeye kıyamadığım canım kitabı Emile, Kant'ın da gündelik hayatının tekdüzeliğini ilk kez bozarak günlerce eve kapanmasına sebep olmuş..

Hayali bir karakter olarak kurgulanan Emile'in üzerinden pedagojik fikirlerini bizlere sunan Rousseau, Emile'in eğitiminde hümanist, ölçülü, doğadan ve doğallıktan yana bir yöntem takip etmiştir. Ona göre eğitimin rehberi doğadır ve eğitim doğanın düzenine uygun olmalıdır. Yazarımızda kitabında bozuk düzende çocuğa nasıl daha iyi bir eğitim verileceğini dönemin eğitim uygulamalarını sorgulayarak anlatır. Örneğin yüzyıllardır anlatılan 'karga ile tilki' masalında çocuklara ahlakın değil aksine kurnazlığın öğretildiğini eleştirir.

Kitabı bitirdikten sonra Rousseau'nun 5 çocuğunu da yetimhaneye verdiğini öğrenip "püü bunun için miydi o kadar bilgiçlik" desem de, içinde çocuk sevgisi taşıyan taşımayan herkesin okumasını istediğim bir kitap oldu..
758 syf.
·3 günde·9/10
Eğitimin yaşamın bir parçası olduğunu ele alsa da Emile'in ya da herhangi bir çocuğun büyümesi icin istenen ortamın çok ütopik olduğunu düşünüyorum. O tur bir çevre de eğitilen her bireyin de kusursuza en yakin seviye de olacağı belli. Eğitimci olarak kitabi çok zihin acıcı buldum ve pek çok yerde evet kesinlikle öyle gibi şeyler söylemekten de kendimi alamadim.
864 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10
Her eğitimcinin, her ailenin okuması gereken bir kitap... İki defa başlayıp bitiremediğimiz ve sonunda baştan başlayıp bitirdiğim özel bir kitap... Oldukça günümüzde geçerliliğini koruyan doğru tespitler de mevcut...
768 syf.
·Puan vermedi
Rousseau bu kitapta hayali öğrencisi Emile’i doğaya uygun bir şekilde nasıl yetiştireceğini anlatmış.Kant ın okuyupta haftalarca eve kapanıp kitap üzerine düşündüğü derin içerikli olan eserdir. Eğitim ve sosyal konuları sanki bugünü anlatır gibi yıllar öncesinden bu denli isabetli öngörülmesi eserin büyüklüğünü gösteriyor.
768 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Bütün ebeveynlerin ve eğitimcilerin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Bazı yaklaşımlarını mantıklı bulmasam da genel anlamda çok severek ve üzerinde düşünerek okudum. Eğitimin ne kadar önemli ve karmaşık bir yapı olduğunu, her çağda ve kültürde farklılık gösterse de hiç bir zaman önemini kaydetmemiştir. Sadece çocuk eğitimi değil Bir egiticininde nasıl olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Son zamanlarda okuduğum ve üstünde uzun uzun düşündüğüm en iyi kitap diyebilirim. Bugüne kadar okumadığım için çok pişmanım. Mutlaka okunması gerekiyor.
758 syf.
·33 günde·Beğendi·9/10
Bir çocuk düşünün hayali olacak. Bu çocuğu yazar anne karnında bütün her şeyini üstlenecek ve doğduğu andan kendi fikirleri ve düşüncelerini sağlam bir zemine oturtana kadar. İşte her ebeveynin okuması gereken bir kitap aslında. Yazar bir evlat doğurtuyor. Emile yetim olacak. Yetişeceği yeri yine yazar seçiyor. Acılarına katlandırıyor. Ve daha nice tepeden tırnağa bir baş yapıt. Rousseau bir aydındı ve aydın bir toplumun çocuğunu bu kitapta yetiştirdi. Eleştirilecek bir yanı varsa kitabın bana göre belki de özgürlük ile olabilir.
768 syf.
·57 günde·7/10
Emile kesinlikle bir solukta okunabilecek akıcılıkta bir kitap değil. Ben de çok çok uzun sürede bitirdim ama diğer okurların da okuma sürelerini görünce rahatlamadım değil :)

Eğitim üzerine bir eser okumak isteyenler için çok iyi bir seçim olacağını düşünüyorum şahsen benim eğitim üzerine okuduğum en kapsamlı eser kendileri.
Kitapta Rousseau, bir erkek çocuğunu doğumdan alıp evleninceye kadar yetiştirme sürecini anlatıyor. Beş ayrı bölümde ele aldığı eğitim sürecine ek olarak din felsefe gibi pek çok konuya da değinmiş.

Emile beni yer yer çok sıkmadı değil fakat kesinlikle kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Aksine yıllar öncesinde yazılmasına rağmen dile getirdiği yanlışları günümüzde de yapmaya devam ediyoruz. "Kesinlikle" dediğim yerler kadar "o kadar da değil" dediğim yerler de çok oldu.
Anne, baba, öğretmen, eğitimci ve eğitimi dert edinen kişilerin okumasında büyük yarar var :)
563 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İyi akşamlar herkes!
Uzun zamandır inceleme yapmıyordum, nasıl hasret kaldınız mı bu gevezeliklere?
Spotify’da Tuna Kiremitçi radyosunu açtım bakalım neler çıkacak ortaya.
Kitaba gelirsek; formasyon eğitimimde bir hocam tarafından önerilen bu kitap, beklediğimin çok çok dışında olmakla birlikte, bambaşka diyarlara götürdü beni.
Öncelikle kitap 5 bölümden oluşuyor. Kitapta Rousseau Hayali erkek çocuğu Emile’i yaşına ve dönemine göre terbiye ettiğini anlatmıştır. Terbiye bizim günümüzdeki eğitim karşılığıdır bu arada. Anne karnından başlayan süreç, düğün öpücüğünde son bulmuştur. Yaklaşık 20‘li yaşlarının başı.
*
Beni daha önce etkileyen, 1 kitap okudum hayatım değişti diyeceğim türden kitaplar okudum. Etkisinde de hakikaten günlerce kaldım. Bu kitap hayatımı ne yönde değiştirir bilinmez ama ciddi ciddi ağlaya ağlaya bitirdim kendisini.
Neyse oraya geleceğim…
Kitabı genel olarak başarılı bulsam da dış çevrenin ihmal edilmesi, çocuğun ‘çocuk’ olması ve anne-babanın robot olmadığı gerçekleri göz ardı edilmiş. Bu sebeple de anlatıldığı gibi bir çocuk yetiştirilir mi, tartışılır.
Ismarlama bir çocuk çıkmış ortaya yani. Toplumun mcDonaldslaştırılması kitabında gen teknolojisiyle mümkün kılınmıştı, burada hayallerle. İNANIN HİÇBİR FARK YOK!
Sağlıklı gen seçme, cinsiyet seçme, çocuğun burnunu seçme gibi özellikler parası olana mümkünse bile bugün birilerinin hayaliydi bu. Mesela Führer’in…
Yine de gerek düzen, gerek dönemlerin ele alışı, anne ve babanın görevleri ve çocuğun özelliklerini verişi açısından hamilelik öncesi, çocuk doğunca ve öğretmenlikte okunacak bir kitap.
*
Kadınlar ve erkekler!
Çağrım size, herkes evleneceği kişinin evlilik öncesi bu kitabı okumasını sağlasın.
Şaka yapmıyorum.
*
Ek olark kitabın son bölümünde kadın ve erkekten bahsettiği kısımda her ne kadar yumuşak ve eşitlikçi bir anlayış benimsemiş olsa da daha sonraki sayfalarda yaptığı cinsiyetçilik bana “YUH YA BUNU DA DEMEZSİN ARTIK” diye çığlık attırmıştır.
Örnek verelim;
-Bir kadında ilk ve en önemli beğenilecek yön, uysallıktır. Çoğunlukla birçok kötülükle ve sayılmaz kusurlarla dolu olan erkek gibi eksik bir varlığa itaatle mükellef tutulan kadın, küçük yaştan beri haksızlığa dayanmayı ve kocasının haksızlıklarına dayanmayı öğrenmelidir.
(filozofumuz Kenan Evren gibi, bir sağdan bir soldan; bir erkekten bir kadından…)
-Erkek kendi hareketlerinin tek sorumlusudur ve insanların onun hakkında söylediklerine kulak vermeyebilir. Fakat kadın erdemli olmakla görevinin ancak yarısını yapmış olur; kendisi hakkında yürütülen hükümlere, vazifesini yapmaya çalıştığı kadar önem vermelidir.
*
Ağlatma kısmına gelirsek de hatırımda olan olmayan birçok çocukluk-ergenlik dönemime ait anılarım gün yüzüne çıktı. Mental olarak bu hatırlamalara zaten hazırdım da bu kitaba mı denk geldi bilmem ama 1 sayfa okuyup kitabı 10 saat görmek istemediğim çok oldu. Kitaptaki sorular, dönemlerin özellikleri ve çocuklardan beklentileri okumak aldı götürdü beni.
Diyebiliriz ki, kendi zamanlarına göre en doğrusunu yapmaya çalışmışlar.
Evet. Buna ben de katılıyorum. Ama bugünkü ben olarak düşününce ciddi birkaç kararımda o yetiştirilme tarzının etkisi hayatıma etki etmiş ve kendime zarar vermişim.
*
-Son olarak başka bir kitap alıntısıyla bitireceğim;
“Anne babalarımızın bize nasıl davrandığı anne babalarımızın imtihanıdır. Bizim imtihanımız ise o davranışları nasıl içselleştirdiğimiz ve nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimizdir.”
Kuzenimin bana hediye ettiği bu kitapta cocuk eğitmek, insan yetiştirmek adına güzel şeylerden bahsediliyor.Ara ara açıp birkaç sayfa okuyorum ve Emile'in büyüyüşüne şahit oluyorum. Kitaptaki bazı fikir ve yöntemler ilkel gelse de okunabilecek güzel bir kitap.
Akıl, yavaş yavaş gelir, önyargılarsa sürüyle ve koşar adım gelir.
Jean-Jacques Rousseau
Sayfa 218 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 13.basım
"Yaratıcının elinden çıkan her şey mükemmeldir, ancak insan elinde bozulur. İnsan doğanın dengesini bozar. Bir fidandan başka bir ağacın meyvelerini elde etmek için çalışır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emile Ya da Çocuk Eğitimi Üzerine
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
233
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758470043
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Babil Yayınları
.. Kendimizi çocukların yerine koymayı asla beceremiyoruz. Onların düşüncelerine inemiyoruz, tersine onlara kendi düşüncelerimizi ödünç veriyoruz. Kendi düşünce tarzımıza göre, sürekli aynı yöntemi izleyerek onların kafalarına gerçek yerine saçmalıklar ve yanlışlıklar dolduruyoruz...

... Bizde, çocukların yalnız başlarına daha iyi öğrenebilecekleri şeyleri onlara kendimizin öğretme hastalığı vardır. Buna karşın çocuklara asıl öğreteceğimiz şeyleri unuturuz. Onlara, yürümeyi öğretmekten daha aptal bir şey olamaz. Sanki sütannenin ihmali yüzünden büyüyünce yürüyemeyen birisini görmüşler gibi. Halbuki nice çocuk, kendilerine yürüme yanlış öğretildiği için yaşamı boyunca sıkıntı çekmektedir!...
J. J. Rousseau

Kitabı okuyanlar 1.178 okur

  • Fatma Nur
  • Merve

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları