Emily’ye Bir Gül (Seçme Öyküler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
551
Gösterim
Adı:
Emily’ye Bir Gül
Alt başlık:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750846144
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Emily’ye Bir Gül
A Rose for Emily and Other Stories
Emili Üçün Qızılgül
Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yaratıcılarından biri olan Faulkner’dan, her biri roman derinliğinde, akıldan çıkmayacak öyküler.

William Faulkner, Amerikan Güneyi’ni romanlarında destanlaştırmakla kalmadı, yarattığı zengin dünyaya öyküleriyle yeni halkalar ekledi. Elinizdeki seçki, “Emily’ye Bir Gül”, “Ambar Kundakçısı” ve “O Akşam Güneşi” gibi en ünlülerinin de yer aldığı on yedi Faulkner öyküsünü bir araya getiriyor. Aralarında edebiyatımızın usta isimlerinin de bulunduğu, farklı kuşaklara mensup çevirmenlerin elinden çıkan bu çeviriler, Faulkner’ın romancılığına oranla gölgede kalmış öykücü yanını ortaya çıkarmalarının yanı sıra, bu büyük yazarın Türkçede ne kadar uzun zamandır ağırlandığının da kanıtı niteliğinde.

Ben başarısız bir şairim. Belki her romancı önce şiir yazmak ister, yazamadığını anlayınca da şiirden sonra en zor tür olan öyküyü dener. Ancak onda da başarısız olduktan sonra roman yazmaya başlar.
– William Faulkner

Faulkner’dan başka hiç kimse yazıya yüreğinden ve ruhundan bu kadar çok şey katmamıştır.
– Eudora Welty
140 syf.
·Puan vermedi
Homer Barron adında kuzeyli bir işçi.  Anlatıcı, tüm kasabanın Emily'nin hayatını yansıttığı hissini vermek için toplu "biz" zamirini kullanır.  Öykü bazen Emily'nin temsil ettiği Eski Güney'in hem Homer hem de Jefferson'ın genç kuşakları tarafından temsil edilen modernleşmeye karşı direnişi için bir alegori olarak okur.
Feminizmi ve ırkçılığı konu alan bu kitabı feministlerin sıkılmadan okuyacağını söyleyebilirim.
Bu kitaptaki öyküler yalın bir şekilde ele alınmış. Derin bir anlam bulamadım. Oku geç oku geç şeklinde olmuş. Zaten kısa olan öykü türünde oku geç çok iyi olmuyor.
Bana göre güzel bir öykü kitabı değildi. Ama her zaman dediğim gibi zevkler ve renkler asla tartışılmaz.
Kitapla kalın. Edebiyatla kalın...
288 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yapı Kredi Yayınları, 2012 yılında çıkardığı "Yenilmeyenler" adlı Faulkner kitabından 7 sene sonra yazarın ilk kez 1950 yılında basılan ve ABD'de Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanan Toplu Öyküler kitabından alınan öykülerini basmış.

Bu kitabın orijinali Faulkner tarafından Ülke, Köy, Yaban, Çorak Topraklar, Orta Yer, ve Ötesi adıyla altı bölümde toplanmış ve yazarın yazma sürecini krolonojik olarak takip eden bir eser. Türkiye'de Talât Sait Halman'ın "Duman" adıyla basılan, Yaşar Kemal'e İnce Memed'i yazma ilhamı da veren eseriyle başlayan Faulkner çevirisi gayretleri, Ülkü Tamer'in Kırmızı Yapraklar, Bilge Karasu'nun Doktor Martino, Hamdi Koç'un O Akşam Güneşi gibi her biri toplama Faulkner öykü seçkileri olan çeviri girişimleriyle devam etmiş. Yapı Kredi Yayınları'nın Emily'ye Bir Gül adlı son girişimi ise bir anlamda tarihsel bir önem de taşıyor, çünkü kitap Talat Sait Halman ve Hamdi Koç hariç bütün öykü çevirmenlerini bir araya getiriyor bir yandan, bir yandan da yeni çevirmenleri bu sürece ve cesaret mücadelesine davet ediyor. Görünen o ki; Aysun Arslan, Ayberk Erkay, Gül Ülker Gül, Burcu Uğuz bundan sonra Faulkner çevirileri okuyabileceğimiz, ve işin altından kalkabilecek bir üslûp, anlatım gücüne sahip çevirmenler.

"Emily'ye Bir Gül" aslında "William Faulkner'ın Toplu Öyküleri" kitabından seçilmiş 17 öyküden oluşuyor. Kitabın orijinalinde 42 öykü var. Seçilen öykülerde parmak ısırtacak denli güzel, muhteşem ve yazarın en ünlü öykülerinin de yer aldığı örnekler var: Emily'ye Bir Gül, Kuru Eylül, O Akşam Güneşi, Bilge Karasu çevirisinde yanlışlıkla Felly diye çevrilen Elly, anlaması başlarda zor ama sonra şaşırtıcı derecede etkileyici Kırmızı Yapraklar...ve bu öykülerin yanında ilk kez çevrilen muazzam öyküler var bu sefer: Ambar Kundakçısı, komik Bir Ayı Avı, Avludaki Katır, Bir Kraliçe Vardı, Dağdaki Zafer ve birkaç öykü daha.

Ancak... buradaki öyküler aslında Faulkner'ın Sartoris kitabıyla kurmaya başladığı Yoknapataphwa'da geçen olaylar, orada yaşayan ailelerle ilgili yan öykülerden oluşuyor. Bu yüzden, bence, diğer bir çok romanını okumuş okurların daha fazla ilgi gösterebileceği ve daha az sıkıcı bulabileceği öyküler. örneğin açılış yaptığımız Ambar Kundakçısı adlı öykü, yazarın Snopes Üçlemesi diye bilinen serinin ilk kitabı olan ve okuması inanılmaz zor ve son elli altmış sayfada pes ettiğim- ama muazzam güzel pasajlar içeren, iyi bir çeviri örneği olan- Köy kitabının başında anlatılan kundaklama olayını anlatıyor. "Emily'ye Bir Gül" boyunca en çok Ses ve Öfke'deki Quentin'le zaman geçiriyoruz diyebilirim. Ama onun yanında Kurtar Halkımı Musa ve özellikle Ayı'da (ki o da Kurtar Halkımı Musa'da yer alan bir öykü-roman aslında) karşılaştığımız Ike Mc Caslin, De Spain; yine Köy romanından Ratliff, Sartoris ve Yenilmeyenler'de, ayrıca Ayı'daki Bayard da burada. Bu kitap, Faulkner'ın hem mekân hem ruh olarak kurduğu dünyanın sakinleriyle dolu, eskiler ve yeniler bir aradalar.

Kitabı okurken çok yoruldum. Önceden okuduğum öyküleri yeniden okurken daha büyük bir keyif aldım, çünkü anladığım şeyler arttı. Yeni öykülerden bazılarının klasik bir Faulkner özelliği olarak anlatılan öykülerden okurun doğal bir şekilde haberdarmış ve her şeyi ve bağlantıyı biliyormuş gibi bir tarzı olması sebebiyle zorlayıcı olduğunu, anlaşılmasının zor olduğunu söyleyebilirim. Bu anlamda kitap ilerledikçe Köy romanının bazı bölümlerini yeniden okuyormuşum hissini yaşadım diyebilirim.

Kitabın yazarın ana meselelerinden olan ırk ayrımı, ABD'nin iç savaşının güneye bedeli, zamanla yerini kaybeden ve önemsizleşen değerler karşısında kalakalmış bireyleri anlattığını söyleyebiliriz. Emily'ye Bir Gül öyküsünde Emily'nin iç savaşta kaybeden güney, ve bütün o ırkçı, üstünlükçü değerleriyle zamana ve değişime inat edip direnmesi ve ama kaybetmesine benziyor kitaptaki nice karakterin durumu; bütün bu karakterler muhakkak ki yazarın ülkesinin değişimlerini, sancılarını, sürçmelerini karakterleri üzerinden anlatıyor ve belki de orijinal kitaptan alınan on yedi öykünün özellikle bu nitelikleri taşıyor olmasına dikkat edilmiş diye de düşünebiliriz.

Çeviri konusunda söylenmesi gereken bir kaç şey var. Yeni çevirmenlerin metinlere yaklaşımının oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Faulkner metinlerinde yerel ağız, zencilerin dil kullanımı vb konular çok büyük bir çeviri sıkıntısı demek. Bugüne kadar gördüğüm en iyi çeviri, bütün o insana batan ve sürekli devrik cümlelerle dolu Murat Belge çevirisiydi, Ağustos Işığı bence orijinaline en yakın bir türkçeye çevirme çabasıydı. Ünal ve Necla Aytür'ün yerel ve zenci ağzını verme konusunda ısrarı ege şivesine benziyor ama tuhaflıklarla dolu ve okuru yabancılaştırıyor metine, ve bu yabancılaşma durumu, aldığımız edebi tadı bozan, rahatsız edici bir nitelik taşıyan bir soruna dönüşüyor: "O heç bi yire gitmemiş, heç bi şey görmemiş de ondan. Duman bile göremediğniz cılbak bi tepede yaşayınca" gibi cümlelerle dolu Aytür çevirileri. Bir örnek daha: Kim burda kalacağmış? Ben mi? Ben olmadan eve nasıl gidersiniz kim? Soğra sizsiz eve gider de Hamfendi bağa nirde galdığnızı sorarsa, ben ne dirim oğa?" Bu tür cümleler metni gerçekten çirkinleştiriyor. Çünkü tutmuyor, oturmuyor. İki çevirmenin de teklediği tek nokta burası.

Emily'ye Bir Gül, umarım Yapı Kredi Yayınları'nın Faulkner çevirilerine öncelik vereceğinin bir işareti olur. İlk kez okumayı düşünenlere de, sadece bir veya iki kitabını okuyanlara da kitabı önermiyorum. Bir kaç kez daha yazmıştım bunu ama, Faulkner okumaya öykülerinden başlayarak hazırlanmak çok doğru bir seçim kesinlikle, bu yüzden şu sırayı takip edebilirsiniz ilk kez okuyacaksanız:

-Duman
-Doktor Martino
-O Akşam Güneşi (Abşalom Abşalom!'dan alınan kısmı es geçerek örneğin)
-Kırmızı Yapraklar

Ardından romanlarına geçebilirsiniz. "Kurtar Halkımı Musa" öykü kitabı olsa da aynen Yapı Kredi Yayınları'nın bu kitapta yapmaya çalıştığı gibi bir roman olarak görülüyormuş, bunu da söylemek gerek. Bu anlamda belki en azından Türkçeye çevrilen neredeyse bütün kitaplarında yazarın birbirine yakın, birbiriyle alakalı aileler ve kişilerden, aynı mekânlarda ya da yakın yerlerde yaşayan aile ve bireyler üzerinden bir çok öykü ve romanı beraber yazdığını, birbirinde diğer öykü ve hikâyeleri sürdürdüğünü çok rahatça söyleyebiliriz. Hepsi aynı romanın devamı gibiler. Ya da yan eserleri, kolları gibi.

Bu yola girmeyi, Faulkner okumayı düşünen herkese şimdiden bol şans, bol sabır ve iyi okumalar.
190 syf.
·Puan vermedi
William Faulkner, Nobel Sülh mükafatı və Pulitzer mükafatı laureatı, bizim amerikan oğlumuz. Mən Faulknerin qələmi ilə bakalavr zamanı tanış olmuşdum. Əfsanəyə görə Faulkner boyu balaca olduğu üçün Amerikan ordusunda döyüşmək üçün rədd cavabı almışdır. Emili üçün qızılgül 1930cu ildə nəşr olunmuş qısa hekayəsidir və biz ədəbiyyat dərslərinin birində analizini oxumuşduq. Mən isə kitabı oxumağıma rəğmən yenidən alıb oxudum, çünki bir müddət sonra ipin ucu qaçır. Yeri gəlmişkən, bu Faulknerin nəşr olunmuş ilk qısa hekayəsidir. Gülün bir çox açıqlaması var, amma mənim ən bəyəndiyim `sirr`dir. Çünki qədim yunan əfsanələrinə görə qızıl gül sirrin və hədiyyənin simvoludur. Əsərin sonunadək oxuyucu Emilinin sirrini sonadək qoruyub saxlayır. Sizə xoş mütaliələr, mən isə yarımçıq qoyduqlarımı bitirməyə çalışım!
288 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Faulkner edebiyatın en önemli isimlerinden birisi. Öykü konusunda sınırları zorlamış, elinden gelenin fazlasını yapmış bir kalem. Bu kitabı okuduktan sonra yerli ve yabancı bloglarda gerek Faulkner hakkında gerekse Emily'e Bir Gül öyküsü hakkında yazılanları da mutlaka okumalısınız.
288 syf.
·18 günde·4/10 puan
´´Şiir deneyen yazar başaramayınca öykü yazmaya başlar ve o alanda da yetersiz olduğunu anlayınca roman yazmaya başlar´´ diye kendini 'tiye' alan yazarın farklı tercümanlar tarafından dilimize kazandırılmış öyküleri bu kitapta bir araya toplanmış. On yedi kısa hikayeden oluşan kitap öncelikle ırk ayrımı ve savaşın şiddetle dolu çirkin yüzünü okur ile buluşturuyor.
Willam Cuthbert Faulkner sadece yaşadığı yüzyılı değil, günümüzü de etkisi altına alan ender yazarlardan biridir. Kendini kötü bir şair olarak gördüğü için öyküye ve romana yöneldiğini söyleyen Faulkner, eserlerindeki atmosferi ve karakterleri oldukça sinematografik şekilde işlediğinden dolayı, Hollywood’da, Metro Golden Mayer’da senarist olarak da görev alır.Faulkner ağırlıklı olarak romanlarıyla tanınmış ve bu yoldaki başarısıyla 1949’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne, 1955’te Pulitzer Ödülü’ne layık görülmüştür.

Emily'e bir gül 1930’larda, ulusal bir dergide yayımlanan ilk öyküsüdür.Okurları tarafından hâlâ büyük bir ilgiyle karşılanmaya devam etmektedir. Emily’nin cenaze töreniyle, o törene eşlik eden kasabalının düşünceleriyle başlayan öykü, Emily’nin ihtiyarlığına ve ölümüne giden yolu ustalıkla anlatırken, enteresan finaliyle de Hitchcock filmi tadı verir. Yönetmen Lyndon Chubbuck’la senarist H. Kaye Dyal , 1983 yılında, öyküyü kısa filme dönüştürürler.
“Nasıl olsa artık gürültüsüz patırtısız yaşayabilirim,” diye düşünüyordu, “hiç değilse ölü hayatımın bundan sonraki günlerini, şimdiden ölmüşçesine yaşayabilirim.”
Ben başarısız bir şairim. Belki her romancı önce şiir yazmak ister, yazamadığını anlayınca da şiirden sonra en zor tür olan öyküyü dener. Ancak onda da başarısız olduktan sonra roman yazmaya başlar.
William Faulkner
Yapı kredi yayınları
Viski değil, kokain olduğunu söyledi, kokainle dolmadan hiçbir zenci intihar etmezdi çünkü, çünkü kokainle dolu bir zenci artık zenci değildi.
William Faulkner
Sayfa 111 - Yapı Kredi yayınları
"Bana ve aileme dokunmadıkları müddetçe alsınlar bu ülkeyi, onların olsun" dedi. Sonra dedi ki, "Kim olduğunu asla unutma, sen zengin değilsin ve Frenchman's Bend'in ötesinde seni tanıyan kimseyi bulamayacaksın. Ama taşıdığın kan, başkalarının taşıdığı kan kadar kıymetli, bunu sakın unutma."
William Faulkner
Sayfa 46 - Yapı Kredi yayınları
“Bir şeyi yapmaktan korktuğun zaman yaşadığını bilirsin” dedi. “Ama korktuğun şeyleri yapmaktan korkarsan, işte o zaman ölmüş sayılırsın.
“Demek ki ölmedi daha” dedi Zenci; iki sesi duyabiliyordu, kendini ve kendini:
“Kim ölü değil?”
“Sen ölüsün.”
“Evet ben ölüyüm” dedi sessize
Delirmiş gibiydim. Hani ne olursa olsun başınıza geleceğini bildiğiniz bir fenalık bari çabucak gelsin diye süreci hızlandırmak istersiniz ya; galiba aşıklar ve intahara teşebbüs edenler bu hissi iyi bilirler.
Geceleri, arasıra, ama yalnız arasıra, bir parça ağladığı oluyordu; kimi zaman da aynada ağzına bakıp, ses çıkarmayan bir umutsuzluk, bir kabulleniş içinde sessizce ağlıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emily’ye Bir Gül
Alt başlık:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750846144
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Emily’ye Bir Gül
A Rose for Emily and Other Stories
Emili Üçün Qızılgül
Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yaratıcılarından biri olan Faulkner’dan, her biri roman derinliğinde, akıldan çıkmayacak öyküler.

William Faulkner, Amerikan Güneyi’ni romanlarında destanlaştırmakla kalmadı, yarattığı zengin dünyaya öyküleriyle yeni halkalar ekledi. Elinizdeki seçki, “Emily’ye Bir Gül”, “Ambar Kundakçısı” ve “O Akşam Güneşi” gibi en ünlülerinin de yer aldığı on yedi Faulkner öyküsünü bir araya getiriyor. Aralarında edebiyatımızın usta isimlerinin de bulunduğu, farklı kuşaklara mensup çevirmenlerin elinden çıkan bu çeviriler, Faulkner’ın romancılığına oranla gölgede kalmış öykücü yanını ortaya çıkarmalarının yanı sıra, bu büyük yazarın Türkçede ne kadar uzun zamandır ağırlandığının da kanıtı niteliğinde.

Ben başarısız bir şairim. Belki her romancı önce şiir yazmak ister, yazamadığını anlayınca da şiirden sonra en zor tür olan öyküyü dener. Ancak onda da başarısız olduktan sonra roman yazmaya başlar.
– William Faulkner

Faulkner’dan başka hiç kimse yazıya yüreğinden ve ruhundan bu kadar çok şey katmamıştır.
– Eudora Welty

Kitabı okuyanlar 47 okur

  • Gul Ahsen
  • M. Selami GÜRBÜZ
  • deryakgzz
  • deryaw
  • Özge A.
  • merveilleux
  • mavi lilya
  • Esas Adam
  • Kitap okumak
  • garev pasayan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (2)
9
%0
8
%15.4 (2)
7
%15.4 (2)
6
%0
5
%15.4 (2)
4
%7.7 (1)
3
%7.7 (1)
2
%0
1
%0