En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın

·
Okunma
·
Beğeni
·
929
Gösterim
Adı:
En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050918571
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Annem bizi bağrına basan elleriyle, sesini çıkarmadan, 'Biz bir aileyiz' diyor. Bunu hepimizden çok bizim ev biliyor." "Vasiyetimi okumaya başlasam bırakır mısınız kavgayı? Odamda, yatağımın yanındaki çekmecede. Şarkıyı falan bırakıp, getireyim, okuyayım mı? Keyfinizi kaçırayım, yemekleri çöpe atayım mı? Ne kadar yazık ediyoruz zamana. Bir daha niye gelesiniz bu eve? Buradayız, evimizde. Hep birlikteyiz. Koza bile burada. Eskisi gibi. Daha da kalabalığız. Ne güzel. Ne gerçek. Aile dediğin kalabalık bir sofradır. Daha ne?"

En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın, okuru kalabalık bir aile yemeğine davet ediyor ve sofradaki tek boş sandalyeye oturtuyor. 12 Eylül'den sonra yurtdışına kaçmak zorunda kalan Koza, 27 yıl sonra ülkesine, şehrine, ailesine dönüyor, günümüz İstanbul'unda üst-orta sınıftan bir ailenin bireylerinin bilinçaltı yolculuğu başlıyor. Günlük gerçeklerin ve anıların sökün ettiği, yemeklerin, özellikle de sevilmeyen yemeklerin, şarkıların ve eşyanın dile geldiği, neşe ve sevincin, hüzün ve pişmanlıkla iç içe geçtiği tek günlük bir yolculuk bu…
(Tanıtım Bülteninden)
232 syf.
·8/10
Kitap bir yemek masasında başlayıp bitiyor karakterlerin masada iç sesleri geçmişleri karşımıza çıkıyor eşyaların insanları anlatması farklı bir kurgu okunması kolay bu kadar genç bir yazarın kurduğu cümleler sizi etkileyecek
232 syf.
·Beğendi·8/10
Büyük bir aile sofrasında yerinizi ayırmış yazar. Yıllar önce evden giden Koza'nın geri dönüşü şerefine tüm ailenin bir araya gelişi. Geçmişe gidilen, herkesin kendi penceresinden baktığı iç hesaplaşmalar. Kimi zaman geçmişten o ana kadar varlığını sürdürmüş eşyaların dili. Yazarın ilk kitabı. Betimlemeleri, kelimelerin ahengi, her bir karakterin iç hesaplaşmasının tam da kendine yaraşır şekilde anlatılması cümle yapılarının bile ona göre sıralanması muazzam.
Ha bu arada içinde geçen şarkıları kitaba bir kuple mola vererek dinleyin sizde eskilere gideceksiniz :)
232 syf.
·8/10
Kor, Koza, Bal, Haziran.. İsimlerinden sevdim insanlari.. Kitabın kendine has bir müziği ve hüznü var, bir ilk roman olmasına rağmen çok başarılı.
232 syf.
·1 günde·9/10
En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın kitabı oldukça genç bir kalemden çıkmış olmasına rağmen belirtmeliyim ki oldukça başarılı.Yazarı araştırdığımda,“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin senaryo yazarlarından biri olduğunu öğrendim.Başlarda biraz karışık gelse de sofradaki yemeğe kaptırınca yavaş yavaş tanıyorsunuz aile bireylerini.
232 syf.
·7/10
Kitabı okumaya başlamamda ismi büyük rol oynadı. Birbirlerini anlamak ve dinlemek konusunda pek başarılı olmayan Deryadil ailesi bir yemek masasında buluşmuşlar ve birbirleriyle iç sesleriyle muhabbet etmeyi tercih etmişlerdir. Ailenin üyeleri iç sesleriyle birbirleri hakkında düşündüklerini söylerken karakterlerin neden birbirlerine bu kadar uzak olduğunu da görmüş oluyorsunuz. Baba evindeki eşyalar da dile gelip anılardan bahsediyorlar. Birailenin geçmişine ve bugününe tanıklık etmek hoştu.Yazarın bu kitabı 25 yaşında kaleme aldığını düşününce daha iyi işler çıkaracağına dair umut beslemekteyim.
232 syf.
·3 günde·9/10
Can Gürses'in ilk romanı. Hayranlıkla okudum. Türkçeyi kullanışı harikulade. Keşke daha çok tanınsa dedim içimden. Daha çok okusak ya kendi dilimizde yazılanları. Ben hayran kalarak okudum umarım hakettiği okura ulaşır...
232 syf.
·6 günde·9/10
Güzeldi hem de epey farklı idi . Üslübü harikaydı . Konusu da ilgi çekici . Ara ara siyasi göndermeler de vardı bu kısımı konu bütünlüğü bakımından beğenmesem de genel hatlarıyla ilk roman için başarılı .
Acıyı anca kendinde bulursun. Acı kimseye verilmez, kimseden alınmaz. Acıyı paylaşmak için aşık olmak gerekir. İnsan aşık olduğu insanı acıtabilir yalnızca. Acıtmak acı vermek değildir. Acıtmak, fiziksel olarak ruhunu deşmektir.
Ben aslında kimseyi sevmedim. Kimseye kendimden vermedim. Kendimi o kadar iyi muhafaza ettim ki, yaşlanmış olduğumu aklım almıyor.
İnsan kendini sevse bir şey üretmeye kalkışır mı? Ancak başkasını severse elini ve çıbanlı kolunu sıvayıp bir şey üretmeye kalkışır insan.
Çok aşık olmak zaten yanlış. Söyleyiş olarak yanlış. Aşkın azı çoğu olur muymuş? Çok sevmek az sevmek: Duyguları tanımayanların koydukları kalıplar. Çok düşünmek de onların icadı. Çok düşünmek denen şeyin aslı her şeyi hissetmeye çalışmaktır.
Korkma yarından. Yarının olmadığını senden iyi kim bilebilir? Yarının senin elince var edilebileceğini senden iyi kim gösterebilir?
Kimileri yükseğe diker gözlerini. Kimileri uzağa. Gözlerini alçağa diken yoktur. Gözlerini dikmeyen vardır. Gözler görülmek için vardır. İnsanlar, dokunmak için. İnsanlar, dokunulanlar ve dokunulmayanlar diye ikiye ayrılır. Ayrılmasalar daha iyi olur. Ayrılsalar da olur. Galiba öylesi fena olur. Gözleri ayırır insanları. Yalnız birbirince görülen gözler ayrılmamacasına birleşir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050918571
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Annem bizi bağrına basan elleriyle, sesini çıkarmadan, 'Biz bir aileyiz' diyor. Bunu hepimizden çok bizim ev biliyor." "Vasiyetimi okumaya başlasam bırakır mısınız kavgayı? Odamda, yatağımın yanındaki çekmecede. Şarkıyı falan bırakıp, getireyim, okuyayım mı? Keyfinizi kaçırayım, yemekleri çöpe atayım mı? Ne kadar yazık ediyoruz zamana. Bir daha niye gelesiniz bu eve? Buradayız, evimizde. Hep birlikteyiz. Koza bile burada. Eskisi gibi. Daha da kalabalığız. Ne güzel. Ne gerçek. Aile dediğin kalabalık bir sofradır. Daha ne?"

En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın, okuru kalabalık bir aile yemeğine davet ediyor ve sofradaki tek boş sandalyeye oturtuyor. 12 Eylül'den sonra yurtdışına kaçmak zorunda kalan Koza, 27 yıl sonra ülkesine, şehrine, ailesine dönüyor, günümüz İstanbul'unda üst-orta sınıftan bir ailenin bireylerinin bilinçaltı yolculuğu başlıyor. Günlük gerçeklerin ve anıların sökün ettiği, yemeklerin, özellikle de sevilmeyen yemeklerin, şarkıların ve eşyanın dile geldiği, neşe ve sevincin, hüzün ve pişmanlıkla iç içe geçtiği tek günlük bir yolculuk bu…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 38 okur

  • Yaren Türker
  • seval
  • Ebru
  • Filiz Dosdogru Gökce
  • Nihan Şahin
  • Eda nur balkan
  • Pelin Savaş
  • Sefanur Aktaş
  • İsmok
  • Gözde Uysal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (4)
9
%22.7 (5)
8
%27.3 (6)
7
%13.6 (3)
6
%9.1 (2)
5
%4.5 (1)
4
%4.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0