En Uzun Gece

·
Okunma
·
Beğeni
·
13,9bin
Gösterim
Adı:
En Uzun Gece
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759920141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alkım Yayınları
Baskılar:
En Uzun Gece
En Uzun Gece
Hayatında herkesten ve herşeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın. Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibi sevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.
Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki....
Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:
Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?
320 syf.
·39 günde·Beğendi·8/10 puan
Her zaman dik durabilen, doğruları korkmadan ifade edebilen, ülkemizin en büyük gazetecilerinden ve entellektüellerinden biri olan Ahmet Altan'ın kitabını okumak ayrı bir güzellik.

Kitabın klasik bir aşk romanı olmasının yanında,Güneydoğuda yaşanan, iç acıtan terör ve ölümlere; ülkemizin kanayan yarası kadın cinayetlerine dikkat çekmesi açısından baktım ben kitaba.
Kitapta anlatılan/yaşanan olaylara Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çalıştığım 8 yılda kısmen de olsa ben de şahit oldum.
Bir çok güzelliği bağrında barındıran, mert ve yiğit insanları ile tanınan bu bölgelerimizin çektikleri acılar kısmen de olsa kitapta dile geliyor.
Terör ve kadın cinayetlerinin son bulması dileğiyle...
İyi okumalar
320 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Ahmet Altan'ın okuduğum ilk romanı.Klasik aşk hikayelerinden farklı bir anlatımı tarzı var. Kitaba adını veren Yelda(yılın en uzun gecesi) ile Selim arasında ki aşk, aldatma, kıskançlık, intikam ve nefret ustaca kaleme alınmış. Kadın ve erkeklerin psikolojileri de irdelenmiş.Güneydoğuda töre cinayetlerini araştıran bir grubuna katılan Yelda, oradaki sosyal hayatı, toplumun kadına bakışını ve kültürel yapıyı yakından tanıyor. Eserde bir aşk hikayesiyle birlikte Güneydoğuda yaşanan terör , namus kavramı, ,kadın -töre cinayetleri de ele alınıyor. Ülkemizin kanayan yarası olan kadın-töre cinayetlerini ele alması da dikkat çekici. Sürükleyici ve anlaşılır bir kitap.Bana göre okumaya değer bir eser.
Ahmet Altan,hukuk,adalet ve özgürlükler ile ilgili söyleyecek çok şey var. Ancak ,bütün bunları sizin yorumunuza bırakıyorum.
Yorumu, Hakim Bey şarkısından bir alıntı ile bitirmek istiyorum:
“Şikâyetim var cümle yasaktan…
Sussan olmuyor, susmasan olmaz
Dil dursa hâkim bey tende can durmaz
Yazsan olmuyor, yazmasan olmaz”..
Kadın-töre cinayetlerinin de bir an önce bitmesi dileğiyle.,

"Seni kaybetmekten belki de daha fazla senin hayalini kaybetmekten korkuyorum."

“Gördüğüm güzel bir şeyi sana göstermediğimde bana o güzellikte bir eksiklik varmış gibi geliyor.”

“Biliyorum, mutlu olabileceksem bu yalnızca seninle olacak.”

"Hayatıma nasıl bir zamanda girdiysen, nasıl özel bir zamana denk geldiysen anlayamadığım bir şekilde içime fresk gibi kazındın, seni oradan çıkarmak için benim bütün varlığımı yok etmek gerekecek,"...

"Neden bu erkekler kadın sadakatinden başka hiçbir konuyu namus meselesi saymıyor? Hırsızlık yapıyorlar, cinayet işliyorlar, yalan söylüyorlar, aldatıyorlar, başkasının hakkına tecavüz ediyorlar, kendilerinden güçlüler karşısında yaltaklanıyorlar ama erkeklikleri ve namusları sadece kadın konusunda akıllarına geliyor. Ayrıca bu sadece bu bölgede değil, neredeyse bütün ülkede böyle…Zavallılıkları, ahlaksızlıklarını kadın kanıyla temizleyebileceklerine onları inandıran ne!"

“Çektikleri büyük acılardan kurtulamayan insanlar bazen çareyi bir başkasını kurtarmakta, bir başkasının acısını dindirmekte bulurlar..”

"Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat "
(En uzun geceyi gökyüzüyle, yıldızlarla uğraşan ne bilsin. Sen aşk derdine müptela olmuş kavuşamayan aşığa sor ki, geceler kim bilir kaç saat...)
320 syf.
·7 günde·Puan vermedi
En uzun gece...
Sevginin hiç bir şey karşısında yıkılmayacağının en büyük örneği.
Birbirlerini seven iki insan. Selim ve Yelda. Geri dönüşü olmayan bir yol. Selim erkekliğini Yelda da yaşarken, anne şevkatini de başka kollarda arayan bir erkek ama seviştiği kadının da onu aldatmasıyla kaybetme korkusu arasında kalan Selim çaresiz kalır. Kendiyle yüzleşir aslında...
Yelda'yı kendime o kadar çok benzettim ki sanki kendi hayatımı okuyor gibiydim. Namuslu bir aile de büyüyüp bir tarafta aile baskısı diğer tarafta okuyup özgür olmak..
Yelda; hırçınlıkları, inadı, sevinci, kendine söz geciremeyişi.
Selim; aşkın ve sevginin arasında kalıp aşık olduğu kadının değerini onu aldatınca anlayan vasat bi erkek tipi. Kaybedince kıymeti oluyor bazı şeylerin ama çok geç kalınıyor.
Roman muhteşemdi bittiğinde gözyaşlarıma hakim olamadım.
Yarım kalan aşklar gibi paramparçaydı herşey....
352 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Okumaya başlar başlamaz içine çekebilen akıcı bir anlatımla sürükleyici bir kitap. Aşk hikayesi adı altında psikososyal zenginliğe sahip. Hem kadın hem erkek için çok etkileyici psikolojik tanımlamaları var. Kadının sosyolojik sorunlarına da değinmesi de zenginlik katmış. Keyifli okumalar...
320 syf.
·13 günde·8/10 puan
Birbirlerini çok seven ancak, sevgisi kadar da yaralayan iki insan. Affetmedikleri için kendi hafızalarından bile nefret etmelerini sağlayan, insanların arasında yalnız kalınmışlık.

Selim'i hayatında herkesten ve herşeyden daha fazla seven ancak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası kadın töre cinayetlerini araştırma bahanesiyle ondan kaçan Yelda...
Duygularını gizleyen, yalanları hayatının merkezine yerleştiren, Oxford Üniversitesi'nde eğitim alan karizmatik, çapkın, sürekli birden fazla kadınla beraber olan, bir ile yetinemeyen ancak Yelda'dan vaz geçemeyen Selim...

Yelda... Anadolu terbiyesine sahip bir ailede büyümüş, Türk filmlerindeki namuslu, ahlaklı, erkeğini efendisi olarak kabul eden düşüncelerin hâkim olduğu bir ortamdaki özgür ruhunu bastıramayıp Amerika'ya giden, eğitim alan, Batı'nın ahlaksız ruhunu da benimseyen arada kalmış bir kadın.
Erkek ile olan eşitsizliğe kafa tutan, fiziksel karşı konuşmadığını anladığı vakit zekasını ön plana çıkartarak erkeği alt eden iktisat hocası.

Her ne kadar özgür, ailesinin yanında en başarılı, erkek kardeşlerini alt eden biri olsa da, baba evine gittiği vakit akşam erkekleri bekleyen, onlara sofra hazırlayan ikilem içinde yaşayan Yelda...

Birbirine hem delicesine aşık olan, hem de delicesine nefret eden iki insan.
Güneydoğu da yaşanan zorluklar ve töre cinayetleri...

İyi okumalar dilerim.
320 syf.
·8/10 puan
Seneler önce okuduğum En Uzun Gece...
Yelda’da içime çok işleyen bir şeyler vardı.
İki kez okudum, ilk okumam on yıl önce bile olabilir.
Aynı etki, aynı özümseme ve aynı yalnızlık...
Yelda gibi benim de 21 Aralık en uzun gecemiz.
Hayatınız eğer ki hiç bitmeyen bir gece gibi geçiyorsa anlayabilirsiniz anlatılanı...
Bu yüzden benim için de geçerli tıpkı kitabın son sayfası, son cümle...
“En uzun gece başlamıştı...”
320 syf.
·8/10 puan
Bu kitap sevginin hiç bir şey karşısında yıkılmayacağının en büyük örneğidir tavsiye ederim harika bir kitap bu kitap yanı sıra sevginin tohumu harikaaaaa
%41 (141/352)
·Puan vermedi
Sayfaları çevirdikçe Ahmet Altan'a çok yanlış bir kitapla başladığımı fark ettim. Bir ilişkinin gelgitlerini anlattığını biliyordum ama o ilişkinin böyle (beni ilgilendirmeyen) bir ilişki olduğunu bilmiyordum tabii ki.

Beklediğimden çok farklı bir kitap olmaya başladığını gördüm ilerledikçe. Kendime eziyet çektirmenin bir anlamı yok dedim ve yarım bırakmaya karar verdim. Yelda hanımın, evli olan Taner beyle bir ilişkisi olacaksa bunu okumak istemiyordum çünkü.

Genel olarak beğenmediğim ve bana katabileceği bir şey olmadığını düşündüğüm için devam etmeyeceğim.

Beğenmedim ama bazı şeylerin farkına varmamı sağlamadı da diyemeyeceğim. Belki okumaya devam edersem işime yarayacak şeyler öğrenebilirim. Buna rağmen devam etmek istemiyorum, sonunda ne olacağını da merak etmiyorum. Ahmet Altan'ın kitaplarını iyice araştırıp okumalıyım diye düşünüyorum.
352 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitapta hep masalı yaşamak isteyen bir kadın var , bazen tanıdık simaları hatırlatan ama sonra Kitapta da gerçek hayatta olduğu gibi gerçekler aslında yasanilanin masal olmadığının aslında gerçeklerin bizim zorlamalarimizla masal olmasını istedigimiz yaşantıdan ibaret olduğu ortaya çıkıyor. belki kitabın sonunu okuyana sanki bir dizi izlemiş havası kayabilir fakat realiteye bakarsak hepsi yasanilabilir olaylar... ençok ta "erkek kuzu kesimliktir" sözü kitaba farklı bakmamı sağladı.
352 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Eğer insan bir matematik formülü olsaydı Selim' in ruhunu, kişiliğini oluşturan, düşüncelerini, davranışlarını, tepkilerini alt alta yazıp topladığınızda ortaya olumsuz bir sonuç, kötü ve itici bir insan çıkardı. Ama insan matematik bir formül olmadığından, varlığını oluşturan mayaya esrarengiz bir mucize katıldığından, onun kötü denilebilecek bütün özellikleri bir araya geldiğinde ortaya ıyi ve çekici bir insan çıkıyordu.
352 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın ilk kitabını okuyacaksanız bu kitabı seçmeniz bana göre biraz sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
Kitapta ilk başta Yelda ve Selim’in zehirli ilişkisinin ne kadar da hayatımız dahilinde olduğunu görmemiz ilgimizi çekse de sonrasında yaşananlar, kitabın onca olaylar silsilesinden sonra basitçe bir şekilde sona ermesi benim beklentimi karşılamadı. Ayrıca romanın içinde ülkenin güneydoğusunda yaşananlar, terör olayları, kadınlara insanların bakışı anlatılsa da yüzeysel geçildiğini, daha çok Yelda’nın ve Selim’in birbirlerine karşı sevgilerinden daha güçlü olan egolarının savaşını, bu savaşla beraber egolarının altında ezilen asıl benliklerini görüyoruz.
Romanın sonunda da ne hikmetse bütün karakterler adeta toz olup uçuyor ve sanki onlarla hiç karşılaşılmamış, asla diğer kahramanlar olaya dahil olmamış gibi bir hava seziliyor.
Dil ve anlatım yönündense anlam yoğunluğu fazla ve bazı cümleler çok uzatılmış,fazlasıyla komplike. Böyle olmasına rağmen anlatılanlardan kendinize ait bir şeyler illaki buluyorsunuz.
"Benim sana sevgim hiç bitmeyecek, değil mi?" dedi"Ölene kadar sürecek sana olan sevgim."
...
"Çünkü bana âşık değilsin," dedi, "hiç de olmadın. Âşık olsaydın biterdi, bitmese de böyle sonsuz bir sevgi gibi sürmezdi, daha başka bir şey olurdu..."
...acıyı reddetmeye, unutmaya değil onu kendi parçası haline getirip alışarak etkisini azaltmaya uğraşıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
En Uzun Gece
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759920141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alkım Yayınları
Baskılar:
En Uzun Gece
En Uzun Gece
Hayatında herkesten ve herşeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın. Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibi sevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.
Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki....
Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:
Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?

Kitabı okuyanlar 2.523 okur

  • Rüştü kangal
  • Ayşe apcin
  • melike poyrazoğlu
  • Selin Aslan
  • Eva
  • Gökhan Türkmen
  • Betül trkn
  • Sibel Karapınar
  • YASEMİN
  • Duygu fındık

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.5 (35)
9
%4.5 (21)
8
%11.9 (55)
7
%7.8 (36)
6
%3.4 (16)
5
%1.9 (9)
4
%0.4 (2)
3
%0.6 (3)
2
%0.9 (4)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları