Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
176
Basım Tarihi:
Nisan 2020
İlk Yayın Tarihi:
Şubat 1976
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786257913188
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sizde De Endişe Var Mı?
Puan vermedi·176 syf.··
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 23:30
Çukurova bereket ve bolluğun diyarı. Kitap büyük yoklukların yaşandığı dönemi 1974 yılını anlatıyor. Urfadan Adana'ya gelen pamuk işçilerinin yaşadıkları çaresizlik dönemin sorunlarını gözler önüne seriyor. Yılmaz Güney devrim yapmak istiyorum diyordu. Hapisten çıktıktan sonra Çukurova'ya indiğinde farkına vardı. Beraber devrim yapmayı düşündüğü insanlar okuma yazması dahi olmayan insanlardı. Bırakın devrim yapmayı en basit haklarını bile savunamıyorlardı. Bu insanların düzenleri de farklıydı. Bir sürü sorunları vardı. En zoru da karşılaştıkları zulme karşı çıkabilecek güçleri yoktu. Yapılabilecek tek bir şey kalıyordu onların bu durumunu herkesin görmesi. Yaptığı filmle bu insanlar için içinde duyduğu endişeyi anlatabilirdi. Son olarak insanlar düşüncelerinden veya kimliklerinden dolayı yargılanamaz. Öncelik her zaman eğitim, düşünce ve ifade özgürlüğü diyorum bu kitaptan sonra. Her ne kadar şartlar değişmiş görünse de bugün de benzer hatalar yapılıyor. Bizim bir şeyin farkında olmamız gerekiyor. Bizi kurtaracak hiç kimse yok. Kurtuluş hepimizin içindeki azimde.
İnsan ve Toplum
EndişeYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 202058 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 113. kitabı
çok güzel oluşturulmuş bir kitaptı ya evet bu bir senaryoydu ama senaryo kısmına gelene kadar o kadar roman tadında ilerliyor ki kitaba hayran kalmamak elde değil. Endişe isimli filmin oluşturulma sürecini en ince ayrıntısına kadar yaşatıyor bize bu eser. Yılmaz Güney'in gerçek oyuncu kullanmayıp pamuk işçilerini oynatmak istemesine karşı işçilerin gösterdiği direniş, işçilerin ikna edilmesi, karakterlerin seçilmesi ve motor... ama olay bir tek bu kadar değil tabiki. Pamuk işçisi olmanın ne demek olduğunu anlıyoruz aslında kitapta. Üç kuruş için Adana sıcağında çalışmaları, verdikleri can kayıpları, dolandırılmaları... daha neler neler. Gerçekler suratımıza çarpıyor bir bir. En hoşuma giden kısım ise çocuklardan yetişkinlere kadar yapılan röportajlardı. Galiba Yılmaz Güney'in filmlerinin başarısı burdan geliyor. Hayatı olduğu gibi eksiksiz aktarmasından. Kaçak dövüşmüyor Yılmaz Güney. Korkmuyor. Benim için çok keyifli bir okuma oldu millet. Tavsiye ederim #tavsiyekitap
1000Kitap
EndişeYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 202058 okunma
6/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2023 57. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2023 11:01
Endişe, Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği; ön planda olmadığı ama oynadığı ve senaryosu, hikayesi ve basındaki tanıtımlarını içeren bir birleşik kitaptır. Beni en çok sinirlendiren durum neydi biliyor
EndişeYılmaz Güney · Güney Yayınları · 197658 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.