Engereğin Gözü

8,2/10  (352 Oy) · 
1.094 okunma  · 
319 beğeni  · 
4.648 gösterim
Hiç bu kadar güzel bir kitap okumadım.
-Elia Kazan-

Balkan Edebiyat Ödülü / 1997

Yıllardır Topkapı Sarayı'ndaki hücresinde kapalı tutulan Şehzade, hiç beklemediği bir anda tahta çıkarılır, böylece iktidarın tek sahibi olur.

Haremağası Süleyman ise Habeşistan'dan koparılıp hadım edilerek saraya getirildiğinden beri onun en sadık kulu ve "iktidarsızlığına rağmen" Harem'in tek hâkimidir. Valide Sultan'ın iktidar hesaplarıyla oğlunu yeniden hapsettirmesi, ilişkileri iyice içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır.

Engereğin Gözü, Haremağası ile Padişah arasındaki köle-efendi ilişkisi aracılığıyla, "bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştıran" iktidarın büyüleyiciliği üzerine alegorik bir roman. Bir yanıyla da bir "dil şöleni": Zülfü Livaneli, Evliya Çelebi'nin, Naimâ'nın ve Türkçenin büyük dil ustalarının izini sürüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9786050904222
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
DERYA... 
 14 Şub 21:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Aman bre Deryalar...

Muhteşem bir psikolojik tarih okudum...Duygu fırtınaları yaşadım...Şaşırdım,korktum,inanamadım,heyecanlandım,hüzünlendim,gülümsedim...
Ve sonun da herkes gibi dedim ki Padişahım çok yaşa...

Habeş Ağa artık alışageldiğimiz gibi hadım bir devşirme,kızlar ağası...Osmanlı’yı aile bilmiş,vatan bilmiş,sevmiş,saymış...
Eksikliğini bile unutup,verilenlerle mutlu olmayı bilmiş...
Birinci İbrahim’in padişahlığı döneminde Kara Habeş Ağa da efendisinin sadık bir kulu iken,dengeler birden bire değişmiş ve Padişah cariyesiyle bir odaya kapatılmıştır...


Önce ağlayan,dövünen hatta Padişahının arkasından ölmeyi düşünen Habeş Ağa tahta çıkan yeni padişahla birlikte eskisini çabucak unutmuştur...
Saray kurallarına o da alışmış,gelen herkese olduğu gibi ona da gideni unutturmuştur...
Ye kürküm ye misali kaftanı kim giydiyse onun önünde eğilinmiş,el etek öpülmüştür...

“Engereğin Gözü” sadece bir dönemi anlatan tarihi bir kitap değil,aynı zaman da mühür kimdeyse Süleyman odur’un trajikomik anlatımıdır...Bir dönem Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak kabul edilen Birinci İbrahim odaya kapatıldığında Deli İbrahim oluyorsa,biz fani kulların başına neler gelmez ki...

Güler Bilkay Aygün 
 05 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Livaneli kalemini sevdiğim bir yazar, neredeyse bütün kitaplarını okudum. Bu kitap yazarın diğer kitaplarına pek benzemiyor. Tarihi kitap desem; Kösem Sultan ve Deli İbrahim dönemini anlatıyor olsa da, tarihi kitap grubuna dahil edemedim. Daha çok psikolojik tahlil ağırlıklı gibi. Konusuna gelince; Küçük bir çocuk iken Habeşistan'daki ailesinden koparılıp, yolculuğu esnasında hadım edilen ardından Osmanlı sarayına satılıp Harem ağalığına kadar yükselen bir kölenin gözünden Kösem Sultan ve Deli İbrahim döneminde yaşananları anlatıyor. Farklı konusu ve kurgusu ile beğenerek okuduğum çok güzel bir kitap. Yalnız şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kitabın kapağından hoşlanmadım. Bazılarınızın bildiği gibi ben de bir yazarım. Sadece bir okur değil, yazar gözü ile baktığımda; Kapağın kitabın konusu hakkında fikir vermesi gerektiğini düşünürüm. Bence kapak, konuya pek uygun değil.

Rogojin 
 23 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Livaneli'den bu kadar iyi bir kitap beklemiyordum. Gerçekten çok beğendim, dört dörtlük bir eser olduğunu düşünüyorum. Yazarın Kardeşimin Hikâyesini ilginç bulduysam da abartılı bir eser olduğunu da düşünmeden edememiştim.

Engereğin Gözü, üslûbunun anlatılan olaylara çok uygun düştüğü, hem ışıklı hem karanlık bir roman. Hırs ve iktidar sarhoşluğunun insana neler yapabileceğini, ama bunun bir insanın takıntısı olmaktan çok toplumların, devletlerin, insan türünün bir hastalığı olduğuna dair bir hikaye bu. Kitap baştan sona hızlı bir şekilde, çok fazla diyaloğa başvurmadan, padişahın hadım kölesinin dilinden anlatılıyor. Kesinlikle yazar karanlık bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Bu karanlık atmosferde sarayın özünde kötülüğün babadan oğula, iktidar aracılığıyla aktarılan bir yer olduğu, iktidar ve gücün babaları ve oğulları yediği, herkesin hem katil hem maktul rolünü oynadığı ve hem katil hem maktul olabildiği bir delilik mekânı olduğu gibi bir noktaya çekiliyoruz. Yani kitabı okuyup da saray hakkında tek olumlu söz edebilmemiz mümkün değil, Livaneli sarayı masalların, ahlâk ve edebin en üst düzeyde yaşandığı, padişahların neredeyse bir veli ya da kâmil insan olduğu, herşeyin islami usullere göre yapıldığı bir çeşit asr-ı saadet atmosferi gibi sunmak yerine- bizlere anlatılan çoğu kez de böyle çünkü- herkesin sadece insan olduğu, insanın kötülüğe iktidar deliliği ve güce tapma sebebiyle teslim olduğu korkutucu bir yer olarak resmediyor. İyimser, iyilik dolu, güzelliği övücü sözlerin veya roman karakterlerinin ya da gölgelerinin var olmasına rağmen kitabın adındaki yılan ve onun temsil ettiği kötülük ve zehir kitabın başından sonuna eserin her yerine yayılmış ve eseri bitirene dek o kötülük dolu gözlerin bizi izlediğini düşünüp ürpermeden edemiyoruz.

Bir çeşit tarihi korku ya da gerilim romanıydı okuduğum. Ve gerçekten, bana göre, dört dörtlüktü. O açıdan herkese mutlaka öneriyorum.

Gonca Çiftçioğulları 
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 10 günde · Puan vermedi

Bu kitaba nasil bir yorum yapacagimi bilemiyorum. Zülfü Livaneli'nin kalemi muhteşemdi. Ancak anlatilan tarihi doku ürkütücüydü. Halbuki gerçeğin böyle olduğunu bilmemize rağmen olay anını okumak ve bunun karakter üzerindeki psikolojik yansıması çok etkileyiciydi. Osmanli Devleti'nin çöküş nedenleri de oldukça bariz bir sekilde ortaya çıkmıştı. Iktidar hırsı, kadınların iktidara müdahalesi, başa geçen hükümdarların ilk iş olarak kardeşlerini öldürmesi, rüşvetle vezirlik ve sadrazamlik verilmesi, aşırı müsriflik, gösteriş ve şaşa, v.b... Isim verilmese de Osmanli hükümdarlarından Deli Ibrahim donemini, Habesli bir kölenin ağzından anlatan çarpıcı bir kitapti. Yazim dili döneme uygun cümlelerle ve guzel ifade edilmisti. Keske tarihimiz bu derece kanli olmasaydi okurken daha fazla zevk alabilirdim. Deli Ibrahim'in de gercekten deli olup olmadığı da ayri bir konu. Tarihi sorgulatan düşündürücü bir kitap.

Aykut 
17 May 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Osmanlı’da ki taht kavgası,hadım bir harem ağasının gözünden anlatılmış.
İktidar hırsının nelere sebep olabileceği ve bu hırsın ne sonuçlar doğurabileceği özellikle vurgulanmış.
Son derece akıcı bir üsluba sahip.
Kurgu ve psikolojik çözümlemeler de çok başarılı.
Masalsı ve mizahi anlatımın yanı sıra yer,yer sürrealistlik ile de zenginleştirilmiş.
Tarihi birebir işlemiş değil, fakat dekor olarak çok iyi kullanmış Livaneli...

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi;
''Bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştıran'' iktidar hırsı...

Şeyda 
 21 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitap bir hadımağanın gözünden; 4.Muratın ölümünden sonra 1. İbrahimin tahtta geçişi, Kösem Sultanın 1.İbrahimi Çinili Köşke kapatıp yerine torunu 4. Mehmet'i tahta geçirmesi, Turan Sultan’ın 4.Mehmet egemenliğinde Köseme engel olması ,İbrahim’in ölüm korkusuyla günlerini nasıl geçirdiği , Kösemin ölümü ve en sonda 1.İbrahim’in idamını anlatıyor. Tabi kitapta biz hiçbirinin ismini duymuyoruz. Livaneli’in ilk eserlerinden biri olmasına rağmen ben son eserlerinde aldığım tadı aldım bu kitaptada.Yine muhteşem bir Livaneli kitabı okudum.

Kitap yalnızca 
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 11 günde · 8/10 puan

Sonunda cok guzel ozetlemis Livaneli"iktidar ilişkileri icerisinde çürümüş böylesine yıkılmış mahvolmuş insanların bile, yureklerinde dürüst,onurlu kıvılcımlar çakiyor ve zaman zaman bunlar su yüzüne çıkacak dunya uzerindeki maceramizin temel diregini ortaya koyuyor." Hem kitabin butun icerigi su cumlenin icinde hem de gunumuzun butun icerigi.Siyasetten dem vurmak istemessem de son gelişmeler hepimizin gundemi olmus durumda, o zaman ne diyelim butun iktidar savaşı içinde olan siyasetçilerin yüreklerinde dürüst,onurlu kıvılcımlar cakmasini dileyelim...

Küçük bir çocukken hadım edilip satılmıs Habeşi bir çocuk, çocukluğu ve gençliği ölümü bekleyerek her an öldürülme korkusuyla geçmiş bir Padişah. İktidarın ve etrafındakilerin iç dünyaları,saraydaki kadınların yaşamı Livaneli'nin eşsiz anlatımıyla bir solukta okunacak güzel bir roman.

Perizat şolt 
06 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yine Livaneli yine harika bir kitap.Bu adam süper yazıyo yaklaşık 5 kitabını okudum şunu da beğenmedim diyemem...koltuk kavgası kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor .

mehmet temiz 
 26 May 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Zülfü Livaneli'nin okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen hem kitaptan hem de yazardan çok olumlu olarak etkilendim diyebilirim.
Kitapta,17.yüzyılda,bir harem ağasının ağzından o dönemde yaşanan olaylar anlatılıyor.Tarihi bilgilere sadık kalınarak yazılmış dramatik ve gerçekçi bir roman.
Yazar çok sade ve akıcı bir dille yazmış.Kitap, kesinlikle sıkılmadan ve neredeyse nefes bile almadan hızlıca okunuyor.
Aslında bana göre tam 10 puanlık bir kitap.Ama bir puanı okuduğum DK yayınları baskısındaki uygun olmayan kapak resminden dolayı kırmak zorunda kaldım.Çünkü sadece evde aile ortamında değil,hiç bir ortamda elinize alıpta açıkça okuyamayacağınız ve görenin içeriğini bilmeden sizi yadırgayabileceği bir kitap görünümü haline getirmişler. Böyle bir şeye neden gerek duydular bunu çözebilmiş değilim.
İlk okuduğum bu kitabında, Zülfü Livaneli' nin uslubunu çok beğendim.Diğer kitaplarını da fırsat oldukça okumayı düşünüyorum. Tek bir kitapla yazar hakkında karar vermek bence doğru değil ama kitaplarının 40 ayrı dile çevrilmiş olması , yurt dışında da beğenilerek okunduğunun açıkça bir göstergesidir. Bu durum beni bayağı sevindirdi.Buna dayanarak da, ileri bir zaman da ülkemize ikinci bir nobel ödülü gelir mi diye düşünmeden de kendimi alıkoyamadım.
Son cümle olarak, mutlaka okunması gereken muhteşem bir kitap diyorum.

Kitaptan 152 Alıntı

Güler Bilkay Aygün 
02 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gerçekten de halen yaşamakta olan hiç kimseye mutlu dememek gerekiyor. Kimbilir ölmeden önce başına neler gelecek?

Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 9)Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 9)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
08 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Varlık yokluktur, yokluk da varlık! Hepsi gören göze bağlı!

Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 76)Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 76)
Güler Bilkay Aygün 
03 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İktidarı aldıkları zaman çok dikkatli olmaya, hata yapmamaya, kimseyi ürkütmemeye çalışıyorlar ama zamanla güçleri arttıkça pervasız hale geliyorlar. Çevrelerini saran ''haremağaları'' da onları Tanrı olduklarına inandırıyor elbette.

Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 17)Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 17)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
08 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Melek bilgisiyle, hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu, insanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi

Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 127)Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 127)

''Dünyamın ışığı, HAYAT pınarımdı o.
Başımın üstünden güneşi çekip almışlardı sanki, soluduğum havayı çekmişlerdi.
Ölmek istiyordum.''

Engereğin Gözü, Zülfü LivaneliEngereğin Gözü, Zülfü Livaneli
Güler Bilkay Aygün 
04 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir hanedan mensubunun kanı dökülmez, ancak boğularak öldürülürdü.

Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 96)Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli (Sayfa 96)
Sadettin TANIK 
31 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu çınardan hep korkardım . Meyvesi insan olan ağaçtı bu . Bir tarihte idam edilen birçok devlet büyüğü bu ağacın dallarına asılmış ve kurumuş birer meyve gibi rüzgarla döne döne çürümüşlerdi.

Engereğin Gözü, Zülfü LivaneliEngereğin Gözü, Zülfü Livaneli
BİROL COŞKUN 
28 Şub 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ne var ki , bu acımasız dünyada iyilik cezalandırılıyor! Uzun ömrümün bana öğrettiği gerçeklerden biri de bu . Kötülüğü yenmek, iyiliği yenmekten daha zor. Bu yüzden iyiler savunmasız oluyorlar, her türlü zararı görebiliyorlar .

Engereğin Gözü, Zülfü LivaneliEngereğin Gözü, Zülfü Livaneli
16 /