Engereğin Gözündeki Kamaşma

·
Okunma
·
Beğeni
·
29bin
Gösterim
Adı:
Engereğin Gözündeki Kamaşma
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751412928
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Engereğin Gözü
Engereğin Gözündeki Kamaşma
Engereğin Gözü
Engereğin Gözündeki Kamaşma
1944, İSTANBUL... Einstein'in Atatürk'e yazdığı, bilinen mektup üzerine Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye gelen Alman bilim adamlarından Profesör Ludwig Steinfeld, İstanbul Üniversitesi arşivinde çalışırken bir haremağasının elyazmalarını bulur.
İnsan-iktidar ilişkilerinin yer aldığı elyazmaları, profesörün kendi notlarıyla zenginleşir ve gün ışığına çıkar. Belki de Steinfeld, anlatılanlar ile kendi yaşamı arasında bir paralellik kurmuştur; kimbilir
17. YÜZYIL OSMANLI SARAYI... Bir idam mahkûmu olarak yıllarca ölümü bekleyen şehzade, birdenbire mutlak iktidarın sahibi olur. Öyle bir iktidardır ki bu, ülkesinde yaşayan milyonlarca insanın canı onun iki dudağı arasındadır. Saraydaki haremağası ise cinsel gücü elinden alınmış bir hadım olarak tam bir iktidarsızlık simgesidir. Ancak bu iktidar alışverişi yön değiştirecek ve padişah mutlak iktidarsızlığın, haremağası ise padişah üzerindeki iktidarın temsilcisi olacaktır.
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
NOT : Her ne kadar Osmanlı döneminde anlatılsa da olaylar tarihi roman değildir.

Livaneli'nin güzel eserlerinden birini daha bitirdim. Sürekliliğin en güzel örneğinin kanıtıdır Zülfü Livaneli... Bu eserinde de anlatımı çok güzeldi. Yalın ve akıcı olması kitabı rahat şekilde okumaya yetiyor. Ancak kitabı okurken iyi ki padişahın olduğu bir dönemde yaşamıyoruz diyebilirsiniz. Tabi ki her padişah aynı değil ancak kitapta anlatılanların çoğu elem ve azap veren duygulardı. İşin güzel yanı ana karakterlerin isimleri yok. Yani padişahın isminin belirtilmemiş olması bence mantıklı bir hareketti. Aslında kitapta karakterlerin ruh haline odaklandığınız zaman daha yoğun bir şekilde geçiyor duyguyu hissediyorsunuz. Psikolojik olarak harikaydı. Kullanılan dilin eski zamana uyarlanması gerekliliğinden dolayı bazı yabancı kelimeler görebilirsiniz ancak konu bütünlüğünün ve verilmek istenen mesajın akışını bozmuyor. Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Daha fazla lafı uzatmayayım. Zülfü Livaneli'ye yazdığı eserlerden ve memnuniyetimden dolayı ufak bir not :

Padişahım çok yaşa :)
168 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Livaneli'den bu kadar iyi bir kitap beklemiyordum. Gerçekten çok beğendim, dört dörtlük bir eser olduğunu düşünüyorum. Yazarın Kardeşimin Hikâyesini ilginç bulduysam da abartılı bir eser olduğunu da düşünmeden edememiştim.

Engereğin Gözü, üslûbunun anlatılan olaylara çok uygun düştüğü, hem ışıklı hem karanlık bir roman. Hırs ve iktidar sarhoşluğunun insana neler yapabileceğini, ama bunun bir insanın takıntısı olmaktan çok toplumların, devletlerin, insan türünün bir hastalığı olduğuna dair bir hikaye bu. Kitap baştan sona hızlı bir şekilde, çok fazla diyaloğa başvurmadan, padişahın hadım kölesinin dilinden anlatılıyor. Kesinlikle yazar karanlık bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Bu karanlık atmosferde sarayın özünde kötülüğün babadan oğula, iktidar aracılığıyla aktarılan bir yer olduğu, iktidar ve gücün babaları ve oğulları yediği, herkesin hem katil hem maktul rolünü oynadığı ve hem katil hem maktul olabildiği bir delilik mekânı olduğu gibi bir noktaya çekiliyoruz. Yani kitabı okuyup da saray hakkında tek olumlu söz edebilmemiz mümkün değil, Livaneli sarayı masalların, ahlâk ve edebin en üst düzeyde yaşandığı, padişahların neredeyse bir veli ya da kâmil insan olduğu, herşeyin islami usullere göre yapıldığı bir çeşit asr-ı saadet atmosferi gibi sunmak yerine- bizlere anlatılan çoğu kez de böyle çünkü- herkesin sadece insan olduğu, insanın kötülüğe iktidar deliliği ve güce tapma sebebiyle teslim olduğu korkutucu bir yer olarak resmediyor. İyimser, iyilik dolu, güzelliği övücü sözlerin veya roman karakterlerinin ya da gölgelerinin var olmasına rağmen kitabın adındaki yılan ve onun temsil ettiği kötülük ve zehir kitabın başından sonuna eserin her yerine yayılmış ve eseri bitirene dek o kötülük dolu gözlerin bizi izlediğini düşünüp ürpermeden edemiyoruz.

Bir çeşit tarihi korku ya da gerilim romanıydı okuduğum. Ve gerçekten, bana göre, dört dörtlüktü. O açıdan herkese mutlaka öneriyorum.
168 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Livaneli kalemini sevdiğim bir yazar, neredeyse bütün kitaplarını okudum. Bu kitap yazarın diğer kitaplarına pek benzemiyor. Tarihi kitap desem; Kösem Sultan ve Deli İbrahim dönemini anlatıyor olsa da, tarihi kitap grubuna dahil edemedim. Daha çok psikolojik tahlil ağırlıklı gibi. Konusuna gelince; Küçük bir çocuk iken Habeşistan'daki ailesinden koparılıp, yolculuğu esnasında hadım edilen ardından Osmanlı sarayına satılıp Harem ağalığına kadar yükselen bir kölenin gözünden Kösem Sultan ve Deli İbrahim döneminde yaşananları anlatıyor. Farklı konusu ve kurgusu ile beğenerek okuduğum çok güzel bir kitap. Yalnız şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kitabın kapağından hoşlanmadım. Bazılarınızın bildiği gibi ben de bir yazarım. Sadece bir okur değil, yazar gözü ile baktığımda; Kapağın kitabın konusu hakkında fikir vermesi gerektiğini düşünürüm. Bence kapak, konuya pek uygun değil.
168 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Zülfü Livaneli bize bir saray dekorunda , diktatörlüğün ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalışmış. 17.yy İstanbul'unda, bir sarayda konusu geçen kitap, bir Habeş haremağası ağzından anlatılıyor.
Kitap her ne kadar tarihi bir ortamda geçse de, asıl anlatılmak istenen tarih değil, iktidara geçen kişinin diktatör olması halinde, bizi nasıl tehlikeler beklediği hakkında. Özellikle elinde bulunan güçleri kötüye kullandığı takdirde...
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
168 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Hırs ve nefis insanoğlunu kasıp kavuran, onu özünden eden iki dayanılmaz his... Hiçbir insan yoktur ki güç ve egemenlik gözünü kamaştırmasın. İktidar olma arzusu kişinin hem yaşama umudu hem de ölümü olmaz mı? Leylek yılanı yerden kaptığı gibi olabildiğince onu yükseğe çıkarır ki düşüşü de aynı ölçüde sert ve hızlı olsun ve avını daha çabuk yiyebilsin. İktidar da tamda böyle değil mi yere göğe sığdıramadıkları şahsiyetleri aynı şekilde ölümüne, onun sonuna sebep olmuyor muydu? Her güçlü erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır. Yöneten erkekmiş gibi durur ancak o erkeği de yöneten bir kadın olduğunu herkes bilir. İktidar mücadelesinin sancılarını böylesine etkili bir şekilde kaleme alındığı başka bir eser görmedim diyebilirim.İktidarın kamaştırıcı gücü karşında efendiden köleye kadar herkesin etkilendiği yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.Tarihten dem vuran Livaneli Deli İbrahim lakaplı padişahın dönemini ve onun dönemindeki olayları anlattığı muhteşem bir roman okudukça kalemini daha çok sevdiğim bir yazar olan Livaneli'nin öğretirken hissettiren bir kalem olması beni çok fazla etkiledi diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
168 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Livaneli bu kitabıyla beni gerçekten aşırı şaşırtan bir beğeniye sürükletti. Bu kitabın asla bu kadar güzel olduğunu tahmin etmiyordum, iyiki şans vermişim.
Livaneli'nin kitaplarının çoğunu okudum ve hepsinde ayrı bir kesime ve karaktere yer verdiğini gördüm. Toplumun her kesimine değinerek mükemmel diliyle sizi sayfaların içine hapsediyor. Bu kitabının da kesinlikle daha çok okunmasını isterim. Gelelim kitaba:)...
Livaneli bu kitapta ana karakter olarak küçüklükten vatanından alınıp hadım edilerek sarayda haremağası yapılan Süleyman gözünden sarayı anlatmış. Ama kesinlikle Livaneli tarih romanı yazdığını düşünmüyor çünkü gerçekten de okurken farkedeceksiniz zaman ve mekan ( yani Topkapı sarayı) çok arka planda ve öne çıkan karakterlerin ruh halleri. Bu da sizi aşırı tarihi roman okuyormuş hissinden çıkaracak. Kitapta bahsedilen padişah ( ismi verilmese de İbrahim padişahtan bahsedildiği ortada) küçük yaşta kardeşlerinin öldürülmesine şahit edildikten sonra hayatının geri kalanını kafeste geçiriyor ve günün birinde "Padişah oldun" deniliyor. E bu padişahın akıl sağlığının çok da yerinde olması beklenemez ki bu padişah da döneminde çok da normal şeyler yaşamamış. Gerçekten hazin ve ürkütücü... Işte Livaneli kitabında bu psikolojik tahlili öyle güzel veriyor ki haremağasının dilinden asla kitaba doyamıyorsunuz. Bir okuyuşta bitirmem bundandır. Saray, harem, entrikalar, Osmanlı halkı, cellatlar hepsinin dolu dolu anlatıldığı bu kısacık roman okunmaya değer. Bölümümden ötürü daha çok dikkatimi çekse de kim sevmez ki Osmanlı sarayının arkasında nelerin olduğunu bilmeyi, o gizemi, merakı? :) He bu arada Yaşar Kemal bu kitabı çok beğenmiş, e okumayı size bırakıyorum :) Saray atmosferi içerisinde bi yolculuk yapmanız için iyi okumalar :)
168 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Hadım edilmiş Afrikalı bir zenci kölenin ağzından anlatılıyor roman. Bazen korkak bir hizmetkâr, bazen kahraman, bazen de değersiz başı ezilesi bir böcek..

Başta bir tarih kitabı gibi görünse de ne bir padişah ne de vezir isimlerinden bahsedilmiş.

Topkapı Sarayı`nda geçiyor roman. Osmanlı İmparatorluğu'nun en karışık, en kelle koltukta gezmeli dönemlerinden birini anlatıyor gibi görünse de insan psikolojisinin karmaşık dünyası ele alınmış daha çok.
İktidarın göz kamaştırıcı görkemi uğruna kardeş kardeşi..ana oğlunu..babanne torununu gözünü kırpmadan öldürebiliyor. Sokaktaki adam sırf at arabası kullandı diye kellesi uçuruluyor ve bu normal karşılanıyor.

" 'Ya devlet başa, ya kuzgun leşe' deyimini yaratan biziz. İktidara yakın çevreler hep kelle koltukta yaşarlar ve çoğunun hikâyesi trajik bir idamla noktalanır; Osmanlı vezirlerinden Adnan Menderes'e kadar. Osmanlı tarihçilerini okuduğumuz zaman, padişaha yakın olmanın, devlet sorumluluğu üstlenmenin korkunç tehlikeli bir iş olduğunu anlıyoruz. Buna rağmen insanlar o tehlikeli makamlara gelebilmek için çırpınıp duruyorlar. Bu normal bir davranış değil ama siyasetin öyle bir büyüsü var ki insanın aklını başından alabiliyor.."demiş Livaneli .

Okudum,beğendim,tavsiye ediyorum sevgili okurlar. Keyifli okumalar dilerim..
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Osmanlı Dönemi'ni konu alan kitapta adı geçmeyen yüzyıl 17.yy. Devrin Padişahı ise İbrahim, nam-ı diğer "Deli İbrahim" küçüklüğünde ağabeylerinin boğduruluşunu gözleriyle görmüş, aralarında bir tek kurtulan sözde şanslı olan bir padişah.

Habeşistan'dan alınarak hadım edilen Haremağası Süleyman'ın yaşadıklarını ve padişahına olan bağlılığını anlatan aynı zamanda, kendi hırsları için oğlunu zindana kapattırıp, torununu öldürmek isteyen Valide Sultan ve 19 kardeşini taht uğruna boğdurtan eski Padişah konu alınıyor. Tarihi bir roman gibi gözükse de aslında insan psikolojisinin, güç karşısındaki değişimini esas alan ve Livaneli'nin yayımlanan ilk romanıdır.

İktidar sahibi bir padişahın bu gücü elde etmeden önce, elde ettiğinde ve bu güç elinden alınıp bir zindana kapatıldığında içinde bulunduğu durumlar çok güzel gözler önüne serilirken bir yandan da anlatıcı haremağasının da değişen bu durumlar karşısında padişahına karşı değişmekte olan hisleri çok iyi anlatılmış.

Çocukken kardeşlerinin boğularak öldürülmesine tanık olan padişah, yıllarını bir hücrede ölüm korkusuyla yaşayarak geçirirken, tahttaki ağabeyinin ölümü üzerine tahta çıkarılmış ve yine bir entrika sonucu tahttan indirilip bir zindana kapatılmıştır. Padişahlığının ilk yıllarında ise taht ile alakası olmamış zaman geçtikçe de önüne kim gelirse ya öldürtmüş ya derisini yüzdürtmüş ya da asıp şehrin ortasına insanlara ibretlik koydurtarak halkının onun emirlerine itaat etmelerini sağlamıştır.

Padişahına son derece saygılı olan ve derin bir sevgi besleyen haremağasının ise padişahın zindana sevdiceği Gülbeden ile konulmasıyla birlikte bu duygularının yerini büyük bir kızgınlık alıyor. Hadım edilse bile duygularından, zevklerinden vazgeçmemiş bir haremağası olduğunu okuyucuya açık bir dille ifade ediyor. Valide Sultan tarafından zindana kapatılan padişaha yemek götürme şerefine nail olup geceler boyunca çeşitli çeşitli hikayeler anlatarak bir baba-oğul gibi yeni bir bağ kurarak Rumi'nin huzur veren sözleri arasında padişahını rahatlatmak amacını yerine getiriyor.

Zülfü Livaneli ise "Romandaki temel eksen, iktidarın çevresinde ışık görmüş pervaneler gibi dönen insanlar üzerine kurulu. İktidar görkemi öyle bir şey ki, "Bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştırıyor."
Romanın kahramanı zenci ve hadım olan haremağası da iktidara yakın duran ezilmiş bir adam tipi. Bazen kahraman, bazen korkak... Kimi zaman kendisini imparatorluk ailesine eş görüyor, kimi zaman bir hamamböceği kadar değersiz.
Roman, iktidar ateşiyle kıvranan insanları konu ediniyor. Bu yüzden tarihsel değil, tarihi dekor olarak seçmiş roman türü." diyerek bizlere kısaca özetliyor.

Kitabı ne ara elime aldığımın ve ne ara bitirdiğimin farkına bile varamadım. Son derece akıcıydı ve güzel bir üsluba sahipti. Zülfü Livaneli'nin okuduğum her kitabında olduğu gibi bu romanında da olayın bir ucunu kapalı tutarak okucuyu araştırmaya ve öğrenmeye itiyor. Ayrıca kitap 1997 yılında Balkan Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüş.
Zülfü Livaneli işte, daha fazla ne diyeyim..
Keyifli okumalar!
168 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Engeregin Gözündeki Kamaşma kitabimizin ilk ismidir.Sonrasinda okurlardan gelen elestriler zor söylenildiğini,akılda kalmasının güç olduğunu söyleyince Livaneli tarafından Engeregin Gözü olarak değiştiriliyor.
Tarihi bir kitap olmadığını söyler Livaneli kitabından bahsederken.Osmanlı dönemi padisahlarindan ,sehzadelerin başına gelenlerden,cariyelerden,iktidar savaşlarından, saraydan, kölelerden bahsediliyor ve okuyanlar karar versin diyorum ben buna tarihi kitap mi değil mi?
Her dönemin içinde farklı farklı hesaplaşmalarin ölümlerin ,dayatmalarin despotca yer aldığı zamanlar olduğu gibi bu kitapta da Osmanli doneminde islenen kardeş katilligi üzerine pek cok cümle okuyacaksınız.
Bunları Afrikadan çocuk yaşta getirip hadım edilen ve başka bir çocuğun organlarını yanında taşıyan "eksik organ olursa cennete giremeyeceğini "düşünen bir kölenin dilinden okuyacaksınız. Bu kölenin -padişah ile arasida geçen münasebetleri ise kitabın psikolojik yanını oluşturan öğeler.
Masumların kellesi kesilip de cellat çeşmesinde kılıçlar yıkandığı zaman , bir gün olur Hak bunun hesabını sorar diye düşünmedin mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Engereğin Gözündeki Kamaşma
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751412928
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Engereğin Gözü
Engereğin Gözündeki Kamaşma
Engereğin Gözü
Engereğin Gözündeki Kamaşma
1944, İSTANBUL... Einstein'in Atatürk'e yazdığı, bilinen mektup üzerine Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye gelen Alman bilim adamlarından Profesör Ludwig Steinfeld, İstanbul Üniversitesi arşivinde çalışırken bir haremağasının elyazmalarını bulur.
İnsan-iktidar ilişkilerinin yer aldığı elyazmaları, profesörün kendi notlarıyla zenginleşir ve gün ışığına çıkar. Belki de Steinfeld, anlatılanlar ile kendi yaşamı arasında bir paralellik kurmuştur; kimbilir
17. YÜZYIL OSMANLI SARAYI... Bir idam mahkûmu olarak yıllarca ölümü bekleyen şehzade, birdenbire mutlak iktidarın sahibi olur. Öyle bir iktidardır ki bu, ülkesinde yaşayan milyonlarca insanın canı onun iki dudağı arasındadır. Saraydaki haremağası ise cinsel gücü elinden alınmış bir hadım olarak tam bir iktidarsızlık simgesidir. Ancak bu iktidar alışverişi yön değiştirecek ve padişah mutlak iktidarsızlığın, haremağası ise padişah üzerindeki iktidarın temsilcisi olacaktır.

Kitabı okuyanlar 8,8bin okur

  • Derya
  • Safiye Demir Serinan
  • Gökhan Türkmen
  • YUSUF GÜLMEZ
  • Semra OĞUZ
  • Yeliz
  • ka
  • Rabia Bozkurt
  • tansu ömer
  • Berna

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (5)
9
%0.1 (3)
8
%0.3 (6)
7
%0.2 (4)
6
%0
5
%0 (1)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları