Adı:
Entelektüelin Siyasi İşlevi
Alt başlık:
Seçme Yazılar 1
Baskı tarihi:
3 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392831
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dits et écrits
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
... "Entelektüelin siyasi işlevi nedir" sorusuna verilecek cevapsa kaçınılmaz olarak entelektüelin iktidarla, kitlelerle ve toplumsal hakikatle ilişkisine dair ayrıntılı bir analiz gerektiriyor. Foucault'ya göre, on sekizinci yüzyıldan beri Batılı entelektüel kendini hep evrensel bir hakikatin sözcüsü olarak görmüş ve iktidara karşı yapılan siyasi mücadelelerde bu hakikati bilmeyen kitlelerin bilinci, vicdanı ve öncüsü olmaya soyunmuştur. Oysa artık entelektüelin başkalarına ne yapmaları gerektiğini söylemeye hakkı yoktur, çünkü kitleler kendileri için neyin iyi olduğunun bilincindedir. Üstelik, geleneksel entelektüellerin çoğu zaman bilimsel bir söyleme dayanarak ortaya attıkları toplumsal, siyasi, ekonomik kehanetler gerçekleşmediği gibi, verdikleri sözler de yerine getirilmemiştir.
Ama Foucault'nun bu eleştirisi, entelektüelin önderliğinin tarihsel sonuçlarından duyulan bir hayal kırıklığından ibaret değil. İktidar, hakikat, bilimsellik gibi kavramların radikal bir biçimde yeniden düşünülmesine dayalı olan ve siyasi anlamda yepyeni bir entelektüel anlayışını getiren karmaşık bir teorik eleştiri.
Entelektüelin Siyasi İşlevi, Batı'da çok geniş kapsamlı tartışmalara neden olan bu yeni entelektüel anlayışının arkasındaki hakikat ve iktidar analizlerini bir araya getiriyor. Tüm toplumu kuşatan iktidar ilişkilerinin yeni tahakküm biçimleri yaratmadan nasıl değiştirilebileceğini düşünmek isteyenler için...
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
Bana göre, üç nedenden dolayı ideoloji nosyonundan yararlanmak zor görünüyor. Birincisi, ister hoşlanalım ister hoşlanmayalım, ideoloji nosyonu  hakikat olduğu varsayılan başka bir şeyle daima potansiyel bir karşıtlık durumunda yer alır. Ben şimdi, sorunun bir söylemde bilimsellik ya da hakaikate ait olan şeyler ile başka şeye ailt olan şeyler arasında bir çizgi çizmekte değil; kendi başlarına ne doğru ne de yanlış olan söylemler içinde hakikat etkilerinin nasıl üretildiğini tarihsel bakımdan anlamakta yattığı inancındayım. İkinci sakıncanın kaynaklandığı nokta, ideoloji kavramının, sanırım kaçınılmaz olarak, bir tür özneye göndermede bulunmasıdır. Üçüncüsü, ideoloji, onun alt yapısı, maddi, ekonomik belirleyicisi, vb. işlevi gören bir şey karşısında ikinci düzeydeki bir konumda yer alır. İşte bu üç nedenden, ideolojinin ihtiyatla yaklaşılmadan kullanılamayacak bir nosyon olduğunu düşünüyorum.
Entellektüel için temel siyasi sorun, bilimle ilintili olan ideolojik içerikleri eleştirmek ya da kendi bilim pratiğine doğru bir ideolojinin eşlik etmesini sağlamak değil; yeni bir hakikat siyaseti oluşturmanın mümkün olup olmadığını bilmektir. Sorun insanların bilinci ya da kafalarında olanı değil; hakikati üreten siyasi, ekonomik ve kurumsal rejimi değiştirmektedir.
- "hakikat"; kendisini üreten ve destekleyen iktidar sistemleriyle ve kendisinin meydaha getirdiği ve kendisini yataratan iktidar etkileriyle döngüsel bir ilişki içindedir: hakikat rejimi".

- bu rejim yalnızca ildeolojik ya da üstyapısal değildir; kapitalizmin oluşum ve gelişmesinin bir koşuluydu. Üstelik belli değişiklikler olmakla birlikte, sosyalist ülkelerde (bu noktada, hakkında çok az bilgi sahini olduğum çin örneğini bir kenara bırakıyorum) yürürlükte olan rejim de budur..
Ben entelektüellerin iki nedenden dolayı proletaryaya ve kitlelere fiilen yaklaştıkları kanısındayım. Bu nedenlerin birincisi, bunun gerçek, maddi ve gündelik mücadelelerle ilgili bir sorun olması; ikincisi de farklı bir biçimde olmakla birlikte, genelde proletaryayla entelektüelin aynı düşmanla (yani çokuluslu şirketler, yargı ve polis aygıtları, emlak spekillatörleri, vb.) karşı karşıya gelmeleriydi.
Michel Foucault
Sayfa 47 - Ayrıntı Yayınları
Marx, emeğin insanın somut özünü oluşturduğunu düşünüyordu ve yazıyordu. Bunun tipik bir Hegelci düşünce olduğunu sanıyorum. Emek, insanın somut özü değildir. Eğer insan çalışıyorsa, eğer insan bedeni üretici bir güçse, bu, insan çalışmak zorunda olduğundandır. Ve insan çalışmak zorundadır; çünkü siyasi güçler tarafından kuşatılmıştır, çünkü iktidar mekanizmalarının içine alınmıştır.
Michel Foucault
Sayfa 188 - Ayrıntı Yayınları
Sendika bürokrasisi şu temaya göre çalışır: işçiler sevimlidir, ama onları yalnız bırakmamak gerek. Başka deyişle: İyi niyetliler, doğallar; ama kendi başlarına düşünemezler. Oysa işçiler düşünür, bilir, akıl yürütür, hesaplar. İşçiler uzun süre boyunca, katılım hakkına sahip olmayı talep etti. Ve bu hakkı elde etti. Ama zaferler asla kesin değildir. Kısa sürede sendikal bir bürokrasi oluştu. Bu bürokrasi emekçilerin düşünemediğini ve karar verecek, düşünecek olanın kendisi olduğunu ilke olarak dayattı. Dolayısıyla, düşünme, hesaplama, karar verme hakkını gaspetti. Bu arada, aynı anda hem kendiliğinden hem de bilinçli olabilecek olan işçi eylemini engellemeyi kendine görev edindi. Ve bu deneyim ikiye bölündüğü andan itibaren, sonuçta patronların işine yarayan bir oyun oynanmaktadır.
Michel Foucault
Sayfa 43 - Ayrıntı Yayınları
Modern devletin ve toplumun bireyi bilmezlikten geldiği sıkça söylenir. Biraz daha yakından bakıldığında ise, tersine, devletin bireylere yönelik dikkati insanı şaşırtır; bireyin hiçbir biçimde iktidardan, gözetimden, denetimden, uysallaştırmadan, ıslahtan, yola getirmeden kaçmaması için yerleştirilen ve geliştirilen bütün teknikler insanı şaşırtır. Bütün büyük disipline edici makineler -kışlalar, okullar atölyeler ve hapishaneler- bireyi kuşatmayı, kim olduğunu, ne yaptığını, onunla ne yapılabileceğini, onu nereye yerleştirmek gerektiğini bilmeyi sağlayan makinelerdir. İnsan bilimleri de bireylerin kim olduklarını, kimin normal olduğunu kimin olmadığını, kimin neye yeteneği olduğunu ve ne yapılabileceğini, bireylerin öngörülebilir davranışlarının neler olduğunu, hangi davranışların ortadan kaldırılması gerektiğini tanımayı sağlayan bilgilerdir. İstatistiğin önemi tam da bireylerin davranışlarının kitlesel etkisini nicel olarak ölçmeyi sağlamasından gelir. Yardım ve sigorta mekanizmalarının ekonomik rasyonelleştirme ve siyasi istikrar hedeflerinin dışında bireyleştirici etkileri olduğunu da eklemek gerekir: Bireyi, varlığını ve davranışını, yaşamı, sadece herkesin değil her bir insanın varlığını, modern toplumlarda iktidarın uygulanması için akla yatkın, hatta gerekli ve kaçınılmaz bir olay haline getirirler. Birey, iktidar için temel bir koz haline gelir. İktidar, ne kadar bürokratik ve devletle ilgili ise, paradoksal olarak, o kadar bireyleştiricidir. Pastorallik (bireyselleştirici iktidar), dar anlamda dinsel biçimi içinde yetkilerinin temelini kaybetmiş olsa da devlette yeni bir dayanak ve dönüşüm ilkesi bulmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Entelektüelin Siyasi İşlevi
Alt başlık:
Seçme Yazılar 1
Baskı tarihi:
3 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392831
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dits et écrits
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
... "Entelektüelin siyasi işlevi nedir" sorusuna verilecek cevapsa kaçınılmaz olarak entelektüelin iktidarla, kitlelerle ve toplumsal hakikatle ilişkisine dair ayrıntılı bir analiz gerektiriyor. Foucault'ya göre, on sekizinci yüzyıldan beri Batılı entelektüel kendini hep evrensel bir hakikatin sözcüsü olarak görmüş ve iktidara karşı yapılan siyasi mücadelelerde bu hakikati bilmeyen kitlelerin bilinci, vicdanı ve öncüsü olmaya soyunmuştur. Oysa artık entelektüelin başkalarına ne yapmaları gerektiğini söylemeye hakkı yoktur, çünkü kitleler kendileri için neyin iyi olduğunun bilincindedir. Üstelik, geleneksel entelektüellerin çoğu zaman bilimsel bir söyleme dayanarak ortaya attıkları toplumsal, siyasi, ekonomik kehanetler gerçekleşmediği gibi, verdikleri sözler de yerine getirilmemiştir.
Ama Foucault'nun bu eleştirisi, entelektüelin önderliğinin tarihsel sonuçlarından duyulan bir hayal kırıklığından ibaret değil. İktidar, hakikat, bilimsellik gibi kavramların radikal bir biçimde yeniden düşünülmesine dayalı olan ve siyasi anlamda yepyeni bir entelektüel anlayışını getiren karmaşık bir teorik eleştiri.
Entelektüelin Siyasi İşlevi, Batı'da çok geniş kapsamlı tartışmalara neden olan bu yeni entelektüel anlayışının arkasındaki hakikat ve iktidar analizlerini bir araya getiriyor. Tüm toplumu kuşatan iktidar ilişkilerinin yeni tahakküm biçimleri yaratmadan nasıl değiştirilebileceğini düşünmek isteyenler için...

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • B. Bulut Sağlam
  • Beyza Arıkan
  • Irem parlak
  • Karalama defteri
  • Nedim Kaya
  • Don Quijote
  • Özcan Özenir
  • Persona Non Grata
  • Serkan Yavuzcan
  • Ümit Yıldız

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%0
5
%20 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0