Entipüften Bir Adam - Bütün Öyküleri 2 (1885-1886)

·
Okunma
·
Beğeni
·
625
Gösterim
Adı:
Entipüften Bir Adam - Bütün Öyküleri 2
Alt başlık:
1885-1886
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
350
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898608
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ikinci cildi Entipüften Bir Adam, 1885-1886 yıllarında yazılmış 58 öyküyü kapsıyor. "Kızak sürücüsü yirmi kapiği alıyor, bir apartmanın karanlık girişinde gözden kaybolan hovarda gençlerin arkasından uzun uzun bakıyor. Gene yalnız kalmıştır. İçindeki sessizlik büyüdükçe büyüyor, bir süreliğine sönmüş bulunan acısı yeniden depreşiyor, darlanan göğsünü daha büyük bir güçle sıkıştırmaya başlıyor. Acıyla dolu kaygılı gözlerini sokağın iki yanından akıp giden kalabalığa dikerek şaşkın şaşkın bakıyor: Acaba bunca insan arasından onun derdini dinleyecek biri var mıdır?"
366 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
22 Ekim 2016

Neredeyse iki ay süren bir okuma sonunda, bugün, bu akşam Çehov külliyatımın, yani "Çehov mevsimi"nin ikinci cildini bitirmek nasip oldu. Çok zor bir iki ay gibiydi sanki, başıma gelmeyen gelince, kitapları okumak zorlaştı, okumakta zorlanınca isteksizlik arttı, ve en yakınım dediğim Çehov bile biraz biraz yabancı gibi göründü gözüme; amabu durumun biteceğini, geçeceğini biliyordum, bilmiyorsam da hissediyordum, ve nitekim öyle de oldu; o delilik geçince, geriye sarı sayfalarına loş ışıkta bakabildiğim, dodi'nin yanında uzanıp çıt çıkmayan odada bir sağa sola dönerek, gerinerek ve arada uykuya bırakarak kendimi, usul usul okumak kaldı Çehov kitabımı.

Bu ikinci cilt, çok güzel hikâyelerle dolu. Ne zaman bir Çehov eseri okusam, beni en çok meraklandıran sorulardan birisi, acaba bu kitapta da yepyeni ve bende izi kalacak bir karakterle karşılaşacak mıyım, sorusu oluyor. Ve, var, evet, burada da ve bu sefer de, yeni, daha önce tanışmadığım Çehov karakterleri. O halde bahçemizde artık sayıları yirmilere ulaşan ve ancak bir kaç tanesine Çehov karakterlerinin isimlerini verebildiğim yavru kedilere, artık yavru da sayılmazlar, yeni isimler buldum diyebilirim, öyle sesleneceğim hepsine: gel Kunin...gel sevgili İvan Matyeviç.. aynen Gusev, İona ve diğerleri gibi...

Kitap gerçekten güzel. Hikâyeler kronolojik olarak sıralandığı için bu ikinci ciltte yazarımızın 25-26 yaşlarında yazdığı güzel hikâyeleri okuyoruz: arka kapakta çok güzel ifade edildiği üzere; Çehov gencecik yaşında eleştirerek ama muhakkak muhabbetle, sevgiyle sarmalayarak yazıyor Rusya'yı bize, her hikâyede başka başka konular okuyor ve Çehov'un en önemli özelliği olan berrak, lekesiz bir ruh tavsiriyle, ruhlarını hissedebildiğimiz gerçekçi, gerçek karakterlerle tanışarak devam ediyoruz okumaya. Bir klasik olarak bu sefer kitapta "Acı" adıyla verilen hikâyede- ilk adı Kime Anlatsam Kederimi idi, İona'nın oğlunun ölümünü müşterileriyle paylaşmak için muhabbeti sohbeti bahane eden bir at arabası sürücüsü olarak tanıyoruz ve içimiz acıyor onun acısına. İvan Matyeviç, benim için artık unutmayacağım yeni bir Çehov karakteri olarak, yoksulluğu ve gençliği ile kitapta ışıldıyor gerçekten. "Çocuklar" çok güzel bir başka hikâye. En güzel hikâyelerden olan "Kâbus"ta Kunin dindarlığının hakikatini utanarak, mahcubiyetlere sürüklenerek öğreniyor. "Anyuta" yine bir başka dokunaklı Çehov hikâyesi: baş karakterimiz Anyuta başkalarının vurdumduymazlığının karşısında mazlum, çaresiz dağılıp giderken bize ona üzülmek kalıyor. Son olarak, kitabın önemli bir kısmındaki hikâyelerde karşımıza çıkan ve bende sempati uyandırması imkânsız olan avcılık ve av meseleleri, "Avcı" adlı hikâyede Yegor Vlasıç karakteriyle hem zirve yapıyor hem de yine çok vurucu, güçlü ve acımasız bir karakterle Çehov inanılmaz bir lezzet almamızı sağlıyor.

Bütün hikâyelerde, ama belki birkaç tanesi hariç tutulabilir bu hikâyelerin, Çehov'un yine pırıl pırıl, lekesiz, berrak, gerçek hissi uyandıran karakterler yaratarak bize hayatın adaletsizlikler üzerine kurulu olduğunu, sistemlerdeki adalet arayışlarının karşılanması belki mümkünken insanlar arası ilişkilerde asla düzelemeyecek ve sadece toplumsal eşitsizliklere bağlanamayacak nice eşitsizlikler, kopmalar, nice acılarla yoğrulmuş ruh halleri, yıllanmış yaralar olduğunu söylediğini görüyoruz. Ancak yine de belki de genç olmasının ve sonraki yaşlarında karşısına çıkacak hastalığını etkisi henüz ortalıkta yokken, bütün bu hikâyelerin kıpır kıpır, canlı, insana mutluluk veren ve edebiyata dönmemizi sağlayan, bizi her defasında edebiyata çağıran bir edebiyatçının seslenişi olduğunu görüyoruz.

O halde hepimize Çehov'u sevmek ve onu okumak kalıyor...iyi okumalar.

***
20 Eylül 2016:

Günlerdir Çehov okuyamıyorum. Oysa kitap elimde, sayfaları karıştırıyorum, hikâyeleri yarım bıraktımsa baştan başlıyorum. Hatta ilginçtir, sanki okumaya devam edeyim diye bir de Gusev karakteri çıktı karşıma hikâyelerden birinde, ama tabii ki tanrısına yalvararak iyileşmeyi bekleyen ve öldüğünde o naif, mazlum bedeni okyanusun derinlerine inen Gusev değildi, en sevdiğim Çehov karakterlerinden olan Gusev değildi o, başka birisiydi bu sefer...ama farketmedi, okuyamıyordum. 8 kitaplık külliyatının başında, sevgim böyle yoğunken ne oldu da okuyamıyorum? Oysa hangi kitabında çıkar karşıma bilmem, Yegoruşka'nın fırtınada sıcakta bozkırı aşmasını bir kez daha okumayı hayâl ediyordum, ya da belki İona bir sayfanın ardında, belki bu hikâyenin değil de bir başkasının hemen arkasında beni bekliyordu, bir kez daha okuyayım diye; acılı başı atına sarılmış bekliyordu beni, oğlunu bir hafta önce kaybetmiş olmanın acısını dinlemeyen nice insanın karşısında, bir kez daha onun acısına bakıp o ata ben de sarılacaktım ellerimle...ama yok, okuyamıyorum. Çehov mevsimi demiştim, Çehov mevsimi başladı, duymayan duysun, bilmeyen bilsin demiştim, okumayan okusun, okuyanlar da bir kez daha Çehov'a koşsun istemiştim, ama olmadı, sanki bir sonbahar hastalığı gibi yaprak dökmüş gibiyim, zirâ takâtim kalmadı ve hareket edesim gelmiyor. Bugün bile zar zor on sayfa okudum ve yine güldüm okuduklarıma, çünkü genç Çehov yine sivri kalemiyle eleştirmeye devam ediyor, hayat onu hastalığıyla sarsmadı henüz, bu yüzden bütün sevimliliğiyle genç yaşında yazdığı karakterlerin hepsi hem komikler hem de sinir de ediyorlar insanı. Gönlüme birisi daha düşer mi diye bekledim, olur ya, bir Gusev daha, belki bir Varka ya da Volodya, neden olmasın, bu öyküde ya da bir diğerinde bekliyor beni...ama yok..içimde bir ağrı var, bir sıkıntı var içimde, büyüyüp büyüyüp dışarı taşmak istiyor, evdeki bütün kitaplara baktım da, Cortazar da Faruk Duman da o kadar uzak geldiler ki bana, keşke kış gelse diye hayâl edip duruyorum. Canım Çehov. Herkesi bıraksam da senden asla vazgeçmeyeceğim.

Çehov'un benim de günlerdir bitiremediğim bu güzel kitabını herkese öneriyorum...beni beklemeyin, lütfen okuyun, beni de geçin, hatta bana siz anlatın Çehov'u, söyleyin, Gusev bu kitapta mı? Kara Keşiş de bu kitapta mı? Bütün o komik, gülünç karakterlerin arasında içi yanan, acılı birisi daha var mı, Zeze gibi, Âdli gibi içimize kazıyacağımız, bir daha unutamayacağımız?

Çehov'u, herkese, mutlaka, öneriyorum.

****
12 Ekim 2016:

Artık o kadar ağır okuyorum ki yapacak birşey kalmadı. Bir aydır sürünüyorum, kitap okuyamadığım günlere geri döndüm. Belki de ömrümün en güzel kitaplı yıllarından biri geçen seneydi..dolu dolu, keyifle, keşfederek ve tad alarak.. Faruk Duman gibi bir de Çehov'u ekleyerek bu tadlar arasına; yürümek, gezmek, hayâl etmek ne güzeldi. Çehov mevsimi diye diye konuşurken, bir yağmurlu, bir sıcaklı rüzgârlı mevsime girmiş olduk. Gece yatarken moralim bozuk sayılırdı, kötü birşey olduğundan da değil...televizyon açık uzanırken kalktım, raftan Çehov'u aldım ve yanıma koydum, sabaha dek yanımda durdu. Sabah, upuzun bir uykunun ardında uyandığımda da ilk onu okudum, birkaç öykü art arda, en azından tebessüm ederek uyanmak, ne güzel... çünkü gülümsemeden edemiyoruz okurken Çehov'u...

bakalım ne zaman bitirebileceğim kitabı...

***
350 syf.
·7/10
Rusya'nın Aziz Nesin'i tadında. Dönemin Rus aile ve toplum yaşantısına, politikalarına iğneleyici, esprili tarzıyla yaklaşmış. Her bir öyküsünü okumaktan keyif aldım. Her öyküsünde lafı gediğine koymuş ancak öyküyü bitirmeden kaçmış gibi bir izlenim yaratmış. Sonlara alışkın olan benim gibiler öykünün sonunda bakakalabilirler.
On yıldır yedirip içirdiği, nota öğrettiği için bir büyüğüne dua edeceğin yerde nankörcesine mahkemede dava açıyorsun, üstelik iblis avukatını üzerime salıyorsun.
Eğer bu kadınları anlıyorsam kahrolayım! Bütün gün aylak aylak oturmaktan nasıl da bıkmazlar? Kocaları öküz gibi, hayvan gibi çalışsın, yaşam arkadaşı olacak karısı ise bir köşede oturup elini bir işe sürmeden, can sıkıntısı içinde, kocasıyla tartışmak için fırsat kollasın! Olacak şey mi yani? Bak karıcığım, bu enstitü alışkanlığından vazgeçme zamanı çoktan geldi! Artık enstitü öğrencisi, evin evlenecek cici kızı değilsin; annesin sen, kadınsın!
Boğucu bir öğle sıcağı var havada. Gökyüzünde tek bulut arasanız bulamazsınız. Güneşin kavurduğu otlar öylesine umutsuz, öylesine hüzünlü ki, yağmur yağsa da yeşermeyecekleri belli. Ağaçlarının doruklarıyla bir şey gözetliyormuşçasına kımıltısız duran orman bir beklenti içinde gibi.
Sen eşeğin birisin, hiçbir şeye aklın ermez. O bakımdan otur oturduğun yerde, çeneni de kapat! Yalnız okumuş, akıllı adamlar tartışmaya girebilirler, senin böyle şeylere hakkın yok! Çünkü sen bir hiçsin, sıfırsın!..
Bay komiser, neye orada durmuş, bakıyorsunuz? Bu adam bana hakaret etti, işitmediniz mi? Aylık almayı biliyorsunuz da düzeni sağlamaya gelince niçin susuyorsunuz? Mahkeme denen şey herkes için vardır, bunu iyi bilmiş olun!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Entipüften Bir Adam - Bütün Öyküleri 2
Alt başlık:
1885-1886
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
350
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898608
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ikinci cildi Entipüften Bir Adam, 1885-1886 yıllarında yazılmış 58 öyküyü kapsıyor. "Kızak sürücüsü yirmi kapiği alıyor, bir apartmanın karanlık girişinde gözden kaybolan hovarda gençlerin arkasından uzun uzun bakıyor. Gene yalnız kalmıştır. İçindeki sessizlik büyüdükçe büyüyor, bir süreliğine sönmüş bulunan acısı yeniden depreşiyor, darlanan göğsünü daha büyük bir güçle sıkıştırmaya başlıyor. Acıyla dolu kaygılı gözlerini sokağın iki yanından akıp giden kalabalığa dikerek şaşkın şaşkın bakıyor: Acaba bunca insan arasından onun derdini dinleyecek biri var mıdır?"

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Çehovların Elif
  • Mehmed Begeç
  • Ezgi
  • Vahit TANE
  • Çağlar Çavdar
  • emrahumac
  • Sezin
  • Melih Ertuğrul
  • aslı kayapınar
  • erhan aydın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (3)
9
%11.1 (1)
8
%22.2 (2)
7
%33.3 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0