Enver Paşa'nın AnılarıHalil Erdoğan Cengiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
306
Gösterim
Adı:
Enver Paşa'nın Anıları
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
141
ISBN:
9789754588347
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
23 Temmuz 1908... Makedonya'nın Köprülü kazasında dağa çıkmış genç bir subay Meşrutiyet'i ilan eder...

Bu subay, Enver Bey, başlattığı hareketin imparatorluğun kaderini kökten değiştireceğini ve kendi kaderinin de bu değişimle iç içe olduğunu henüz bilmemektedir...

Enver Paşa, bu sıcak günlerin ardından kaleme aldığı anılarında gençlik, öğrencilik ve subaylık yıllarından, II. Meşrutiyet'e uzanan dönemi anlatıyor.

Enver Paşa'nın, Balkan dağlarında çete kovalama ve çatışmalarla başlayan askerlik hayatı, Talât Bey ile tanışması, İttihat ve Terakki'ye girişi ve dağa çıkışı...

Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Cemal ve Talât Paşalarla birlikte ülkeyi yöneten Enver Paşa'yı kendi kaleminden okumak isteyenler için.

Enver Paşa (1881-1922) 1902'de Harp Akademileri'ni bitirerek Selanik'te göreve başladı. 1906'da İttihat ve Terakki'ye üye oldu. II. Meşrutiyet'in ilanında önemli rol oynadı. 31 Mart İsyanı'na karşı Balkanlar'da toplanan Hareket Ordusu'na katıldı. Bingazi'de, Mustafa Kemal ile aynı cephelerde İtalyanlara karşı savaştı. İstanbul'a döndükten sonra İttihat ve Terakki'nin iktidarının pekişmesinde önemli yeri olan Babıâli Baskını'na katıldı. Balkan Savaşı'nda işgale uğrayan Edirne'nin kurtarılışının öncülerindendi. 1914'te Sait Halim Paşa kabinesinde harbiye nâzırı oldu. Hanedandan Naciye Sultan ile evlendi. Osmanlı-Alman ittifakının gelişmesinde ve ülkenin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynadı. Ancak savaş öncesindeki askeri başarılarını, savaş sırasında tekrarlayamadı. Başkomutan vekili olarak görev yaptığı Sarıkamış Harekâtı kayıplarla sonuçlandı. Mondros Mütarekesi'nin ardından, Odessa ve Berlin üzerinden Orta Asya'ya gitti. Türkistan'ın bağımsızlığı için çalışırken, Tacikistan'da bir çarpışmada hayatını kaybetti. Mezarı 1996'da İstanbul'da Abide-i Hürriyet Tepesi'ne nakledildi.
Yakın tarihimizin en çok sözü edilen ve tartışılan isimlerinden biri olan Enver Paşa'nın doğumundan 1908 yılına kadar olan yaşantısı kendisi tarafından bir deftere yazılmış. Bu eser de o defterin bizlere ulaşmış hali. Genç yaşına rağmen bu kadar iş başarmış olması şaşırtıcı. Belki de bunu cesareti ve gözüpek oluşuna borçludur. Erken yaşta öldüğü için anılarını tam anlamıyla düzenleyememiş olduğu görülüyor. Kara kutu olan Enver Paşa'nın 1923 yılına kadar yaşayıp, o tarihler de sakin kafayla anılarını yazmasını çok isterdim.
Enver Paşa'nın bizzat elinden yazılmış hatıralarıdır. Doğumundan II. Meşrutiyet'in ilânına kadar olan zamanı kapsamaktadır. Hatıraları okuduğumda Enver Paşa'ya bir kez daha hayran oldum. Enver Paşa gerçekten çok dürüst, namuslu ve mütevazi bir adamdır. Hatıralarını okuduğunuzda da bunu üslubundan farkediyorsunuz. Anıların orijinali Enver Paşa'nın ailesinden alınıp, Halil Erdoğan Cengiz tarafından neşredilmiştir. Orijinalleri hâlâ ailededir. Hatıraların dili oldukça ağır ancak gerek Enver Paşa'nın sadeleştirerek yazmaları gerekse kitaba eklenen açıklamalar hatıraları anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ancak osmanlıca kelimelere aşina olmayanalar için sözlükle okunmasını tavsiye ederim.
Kitap Enver Paşa'nın doğum yılından başlamak üzere, aile hayatı, askeri okul dönemleri, ilk vazifesi gibi konuları bizzat paşanın kendi kaleminden okuyucuya sunmuş. Balkan dağlarında amansız çete takiplerinden, Osmanlı Hürriyet Cemiyetine giriş günlerinden, çeşitli balkan illerinde yaptıkları toplantılardan kısa ve öz olarak bahsetmiş Enver Bey. Osmanlı Devletinin yaşamakta olduğu bölünmeyi Meşrutiyeti ilan ile engellemeyi düşünüp bu doğrultuda Enver Paşa ve dönemin önde gelen İttihaçı'ların Meşrutiyet mücadelesini birinci ağızdan,hürriyet kahramanı Enver Paşadan okuduk. Kitap meşrutiyetin ilanı ile bitip ekler başlıyor. Ekler demişken; yazar birebir orijinal belgeleri değiştirmeden hazırlamış kitabı. Haliyle Osmanlıca kelimeler yoğunlukta yer yer sadeleştirme yapılmış, cümle çevrilerini vermiş fakat yinede ağır bir dil bana göre tabi. Bu da yazarın orjinal belgelere sadık kalma gayretinden idi. Bir de yazar; Şevket Süreyya Aydemirin yazdığı Enver Paşa kitabı ile kendi hazırladığını kıyaslar nitelikte yani ben öyle anladım. Mesela şöyle; Ş.Süreyya bir kelimeyi yanlış okumuş, yazar da bunun aslı şudur diyerekten bolca dip not vermiş.
Enver Paşa'yı bu eserde tam olarak tanıyamıyorsak da,bazı konularda duygularını çok iyi yansıtmış. Bir döneme damgasını vuran Enver Paşa'nın bu hatıratta en çok etkilendiğim şey Hürriyet Kahramanlığına giden yola çıkışının başında, nelerden vazgeçtiğini çok iyi betimleyerek aktarmış. Çete savaşlarında neler olduğunu,nasıl hareket ettiğini. 2. Meşrutiyet'e giden yolda hangi safhalardan geçildiğini detaylı olmasa da bahsetmiş ve çıktığı bu yolda başına neler gelecek bilmediğini bildirdikten sonra elbet neslimin çocuklarından bazıları da olsa beni dua ile yad edecektir temennisi ile başarıya ulaşmıştır.
Hristiyanları himaye maksadıyla Avrupa'nın müdahalesi, memlekette, evvelkinin aksi bir eşitsizlik doğurmuştu. Şimdi İslamların hiç bir işine bakılmıyor, memurlar Avrupa'nın nazarı dikkatinin matuf olduğu Hristiyan tebaa ile meşgul oluyordu.
“Rusya Hükümetinin Manastır Genaral Konsolosu Mösyö Rotskofski askerlere taarruza ,rast geldiği yerde selam vermediğinden dolayı tektire ve hatta bir topçu neferine darba kadar varmıştı . Nüzhetiye karakolu önünden geçerken orada bulunan jandarma neferi Halim,tanımadığından arz-ı ihtiram etmez . Bunun üzerine konsolos Kırbaçla yürür nefer de namus-ı askerisini muhafaza için ateş eder. Konsolos iki kolunu ,vücudunu delen bir kurşunla yere serilir. Silah sesi üzerine kışladan olay yerine koşmuştum nefer temkinini bozmayarak ,”ben vurdum” dedi. Orada Rusya sefaretinin hükümete yaptığı hakaret bütün asabımı tahrik ediyor “ah ne vakit iyi bir idare teşekkül edecek , ne vakit bizi bu aşağılamalardan kurtaracak bir hükümet kurulacak diyordum .”
Sağ elimde Kuran-ı Azimüş-şan, sol elimde bir kama ve bıçak üzerinde olduğu halde bu uğurda hiçbir şey esirgemeyeceğime ve ihanet etmeyeceğim yemin ettim. Sonra gözüm açıldı. Karşımda siyah peçeli, kırmızı örtülü üç şahıs bulunuyordu.
Merd-i meydan-ı vegadır Enver
Mefhar-ı ehl-i gazadır Enver
Mülkten zulmet-i istibdadı
Mahveden mihr-i zekâdır Enver
Halil Erdoğan Cengiz
Sayfa 132 - İş Bank. Kült. Yay.
Beni çıkardılar. Müteakiben [sonradan], Yıldız'da yer olmadığından, bir arabaya bindirerek, gece, mektebe götürdüler. İkimizi ayrı ayrı birer odaya kapadılar. Bu sırada erkanıharp namzet ikinci sene hizmetçisi Ahmet Ağa geldi. Amcama bir diyeceğim var ise, hizmete hazır olduğunu söyledi. Bir müddet bu kır bıyıklı Anadolulu hademenin yüzüne bakakaldım. Saf, ciddi idi. Halil'e, sözünü tuttuğumu yazdım. Kağıdı aldı gitti, cevabını getirdi. Bu sırada, hakikaten, idare-i zalimenin [zalim yönetimin] tesirini bütün milletin anlamaya başlamış olduğunu hissettim. Ve bundan sonra idare-i zalime-i Hamidi'ye [Sultan Hamid'in zalim yönetimine] karşı zihnim daha hasıl olan intibah, derece-i kemale gelmişti [zihnimde başlayan uyanış tamamlanmıştı]. Bu hain herif, istese bir anda her şeyi yapar; memleketi bahtiyar eder; etrafındaki alçakları dağıtır; hem memleket, millet bahtiyar olur, hem kendisi diyordum. Fakat bu adamın senelerden beri kan içmeye alışmış olduğunu ve insanın itiyadından [alıştığından] vazgeçemeyeceğini düşündükçe şahsına karşı fevkalade bir adavet [düşmanlık] hissediyor ve bu herhalde bunun vücudunun ortadan kalkmasının en selim [doğru] bir çare olduğunu düşünüyordum.
Halil Erdoğan Cengiz
Sayfa 13 - İş Bank. Kült. Yay.
... Fiilen malul ve iktidarsız olmasından sarf-ı nazar (başka),sakat olan bir miralayın (albayın) fırkaca, tekaüdü (emekliliği) yazıldığı halde; İstanbul'a gönderilecek bir kaç yüz altın ve oradaki bir dostun himayesiyle, biraz sonra, kudema-yı ümera-yı askeriyedendir (ordunun eski ve önde gelen üst subaylarındandır) diye mirlivalık (tuğgenerallik) fermanı geliyordu. Bu hal herkeste ifa-yı vazife hususunda bir kesel (gevşeklik) uyandırıyordu.
Halil Erdoğan Cengiz
Sayfa 22 - Türkiye İş bankası Yayınları
Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti namını alacak, iki Merkez-i Umumisi olacak. Biri dahilde, yeri malum olmayacak;diğeri hariçten, Paris'te.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Enver Paşa'nın Anıları
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
141
ISBN:
9789754588347
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
23 Temmuz 1908... Makedonya'nın Köprülü kazasında dağa çıkmış genç bir subay Meşrutiyet'i ilan eder...

Bu subay, Enver Bey, başlattığı hareketin imparatorluğun kaderini kökten değiştireceğini ve kendi kaderinin de bu değişimle iç içe olduğunu henüz bilmemektedir...

Enver Paşa, bu sıcak günlerin ardından kaleme aldığı anılarında gençlik, öğrencilik ve subaylık yıllarından, II. Meşrutiyet'e uzanan dönemi anlatıyor.

Enver Paşa'nın, Balkan dağlarında çete kovalama ve çatışmalarla başlayan askerlik hayatı, Talât Bey ile tanışması, İttihat ve Terakki'ye girişi ve dağa çıkışı...

Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Cemal ve Talât Paşalarla birlikte ülkeyi yöneten Enver Paşa'yı kendi kaleminden okumak isteyenler için.

Enver Paşa (1881-1922) 1902'de Harp Akademileri'ni bitirerek Selanik'te göreve başladı. 1906'da İttihat ve Terakki'ye üye oldu. II. Meşrutiyet'in ilanında önemli rol oynadı. 31 Mart İsyanı'na karşı Balkanlar'da toplanan Hareket Ordusu'na katıldı. Bingazi'de, Mustafa Kemal ile aynı cephelerde İtalyanlara karşı savaştı. İstanbul'a döndükten sonra İttihat ve Terakki'nin iktidarının pekişmesinde önemli yeri olan Babıâli Baskını'na katıldı. Balkan Savaşı'nda işgale uğrayan Edirne'nin kurtarılışının öncülerindendi. 1914'te Sait Halim Paşa kabinesinde harbiye nâzırı oldu. Hanedandan Naciye Sultan ile evlendi. Osmanlı-Alman ittifakının gelişmesinde ve ülkenin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynadı. Ancak savaş öncesindeki askeri başarılarını, savaş sırasında tekrarlayamadı. Başkomutan vekili olarak görev yaptığı Sarıkamış Harekâtı kayıplarla sonuçlandı. Mondros Mütarekesi'nin ardından, Odessa ve Berlin üzerinden Orta Asya'ya gitti. Türkistan'ın bağımsızlığı için çalışırken, Tacikistan'da bir çarpışmada hayatını kaybetti. Mezarı 1996'da İstanbul'da Abide-i Hürriyet Tepesi'ne nakledildi.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Ayşe
  • Osman Sarı
  • necip
  • Halil İbrahim
  • Ali ulusoy
  • MoizEfendi
  • Kürşad Yavan
  • Ali Göktuğ
  • Oğuzhan Afacan
  • Atilla Oral

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (4)
9
%9.1 (1)
8
%27.3 (3)
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%9.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0