Eristik Diyalektik (Haklı Çıkma Sanatı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11,8bin
Gösterim
Adı:
Eristik Diyalektik
Alt başlık:
Haklı Çıkma Sanatı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705507
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eristische Dialektik - Die Kunst, Recht zu Behalten
Çeviri:
Ülkü Hıncal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Eristik Diyalektik
Tartışma Sanatının İncelikleri
Eristik Diyalektik
Tartışma Sanatı Stratejileri
19. yüzyıl felsefesinin önemli figürlerinden, Kant'ın öğrencisi, Alman filozof Arthur Schopenhauer, 1830'da kaleme aldığı bu metinde, kökleri antik Yunan felsefesine uzanan, tartışmalarda her koşulda haklı çıkma sanatı olan "Eristik Diyalektik" yöntemini tariflendiriyor.

Bir tezin objektif olarak "doğruluğu ve haklılığından" ziyade dinleyicilerin gözünde "geçerliliğine" odaklanan, savunu, tartışma ve argüman kullanımında karşı tarafı alt etmenin yollarını felsefi "hileler" ile açıklayan Schopenhauer, kaçınılmaz olarak diğer filozofların konu üzerine fikirlerini ve yöntem sorunlarını da yorumluyor.
88 syf.
Eristik Diyalektik : Haklı Çıkma Sanatı, hem haklıyken hem de haksızken, tartışma sanatı.
''Haksızlık etmemek, övünmeye değmez; onu aklından bile geçirmemelidir'' der Demokritos,
''Haksız bir dava için dövüşmek, gerçek bir cesaret sayılmaz'' der yine Shakespeare,
''Haksızlığa uğramak, haksızlık etmekten evladır'' der Eflatun..

Yani diyeceğim o ki; Eristik Diyalektik bir bakıma onursuzca bir kavramdır. Haklı çıkmak, ya da yenilmemeyi öğrenmek içindeki insanlığı kaybetmemizin ilk aşamalarındandır. Ayrıca haklı çıkma hilelerin en sonuncusu olan 38 numaralı hile ''Kişiselleştirme'' oh my godness! dedirtti. Yapma be Arthur amca haklı çıkalım, çıkmasına da nerede onur, gurur, empati kavramları demeden edemedim. 38 maddede toplanmış hilelerin içinde kavramları, nesnelliği, öznelliği, hayatı, insanları, düşünüş şekillerini, Aristoteles'in topiğini ve bir çok şeyi öğreniyoruz. Ancak hileler bitince gönlümüzü almayı da bildi Schopenhauer.

İşte hayat dersi niteliğindeki o kısım:
''İlk karşına çıkanla tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, saçmasapan şeyleri savunmayacak kadar anlama yetisine sahip olduğunu ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış; otoritenin dikte ettiklerine göre değil, nedenlere, gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle; sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla; ve nihayet, gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa iyi nedenleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu hazmedebilecek kadar adalet duygusuna sahip olanlarla tartış. Demek ki yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar. Geri kalanı ise bırakın ne isterlerse onu konuşsunlar, çünkü ''budalalık insan hakkıdır'' Voltaire’in dediğini de hatırlayalım: ''Barış gerçekten daha değerlidir'' ve bir Arap atasözü: “Susma ağacının meyvesi barıştır.” Aslında akılların karşılaşması, çarpışması olarak tartışma çoğu zaman karşılıklı yarar sağlar; kendi düşüncelerimizi düzeltmeye, yeni görüşler üretmeye olanak verir. Ama bunun için, tartışmacıların bilgi ve zihin gücü bakımından birbirine oldukça yakın düzeyde bulunması gereklidir. Birinin bilgisi eksikse, her şeyi anlayamaz, seviyeli değildir. Zihin gücü yetersizse, bunun getirdiği kızgınlık onu sahtekarlığa, hilekarlığa veya kabalığa sürükleyecektir''.

Yazar, Seneca, Cicero, Aristoteles (özellikle) gibi yazarların görüşlerini kendi fikirleriyle karşılaştırarak yeni bir kuram ortaya çıkarmaya çalışıyor. Kanaatimce başarıyor da. Eristik Diyalektik' ne demek bunu tam anlamıyla öğreniyoruz.

Haksızlığın karşısında susan, dilsiz şeytandır. (Hz. Muhammed)
Haksızlık önünde eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali) bunları da buraya bırakıp incelemeyi sonlandırıyorum. Bu adamı okuyun.
88 syf.
Nietsche'nin de etkilendiği baş kişilerden olan Arthur Schopenhauer'un okuduğum ilk kitabı oldu. Kitap bir başucu kitabı gibi diyebiliriz. Hayatımızda her an insanlarla temas halindeyiz ve kabul edilmelidir ki temas halinde olduğumuz insanların büyük çoğunluğuyla da hemfikir olmadığımız konular hemfikir olduğumuz konulara kıyasla oldukça fazla olmaktadır. Kaçınılmaz olarak insanlarla tatlı veya sert şekillerde tartışmalar yaşarız sıklıkla. Ve yine çoğu zaman bu tartışmalar sert geçer ve yazarın da kitabının başında belirttiği gibi 'doğruyu aramak' amacı gutmez, kişilerin onermelerini 'doğru çıkarmaya calismalari'na yönelik geçer. Bu durumda yazar haklı çıkmak için birtakım taktikler verme ihtiyacı duymuş değerli okurlarına diyebiliriz. Kitapta birçok taktik bulunmaktadır, bunların hepsine deginmeyecegim, kitabı okumak isteyenler için veya kitap hakkında hiç bilgisi olmayanların ilgisini çekebilecek birkaç taktiğe değineceğim.

**

i) Parça Parça: Kabul ettirilecek önermeyi muhalifimize bütün ve bir anda değil, parça parça konuşmaya dağıtarak kabul ettirmek.

ii) Soru Bombardımanı: Kapsamlı ve ayrıntılı sorulara bir anda sorularak kabul ettirilmek istenen şey gizlenir, ona dair argumanlar hızla öne sürülür. Muhalif yavaş düşünen biriyse boşlukları ve muhtemel çelişki ile hataları yakalayamayacaktir.

iii) Ona Birak: Kabul ettirmek istenilen tezi anti tezi ile birlikte muhalife sunmak ancak tezinizin doğru olduğunu ve seçilecek olanın o olduğunu hissettirmeniz gerekir.

iv) Abart: Muhalifinizin tezini oldukça abartarak kapsamını genişletip, genişleyen kapsamdan curutmeye uygun bir şey seçip bunu curuterek sanki tezi curutmus gibi davranmak.

v) Kızdır: Tartışma sırasında muhalifinizin kizdigini fark ederseniz, kizdigi konunun üzerine gidin, onu daha çok kızdırin. Kızan insan sağlıklı düşünemez ve antipatik görünür.

vi) Otorite: Muhalife onun sonsuz saygı duyduğu bir otoriteden örnekler sunma

**

İki tane de çirkeflik içeren taktik;

i) Partizanlik: Muhalifin tezi ne kadar doğru olsa da bulunduğunuz topluluğun hoşuna gitmediği bir şey ise bunu topluluğa sunmaniz veya topluluğuna hoşuna gitmeyecek şey gibi sunmaniz

ii) Kişilestir: Baktın kaybediyorsunuz kişisel saldırıya, hakarete, suçlamaya geçme.

Ve bonus:

B) Gayri resmi itiraf: Size kişisel bir suçlama olduğunda buna cevap verip çürütmeyip, sizin de ona suçlama da bulunmaniz.

Bunu çok sık görürüz ve cidden çok beceriksizce bir durumdur. Örnek:

A- Bu bir katliamdir.
B- Him, hom..! Ama Sizinkiler de zamaninda falancayi katletti!..

Error..

**

Burada kısaca degindigim birkaç taktigin isimlerini ben verdim. Kitapta farklı isimlerde geçiyordu.

Aslında temel taktik sakin kalmak. Ne olursa olsun, ne kadar tahrik edilirseniz edilin sakin kalmanız gerekiyor. Şahsen bu sitede olsun veya günlük hayatımda olsun birçok kişiyle tartışma yaşadım. Bunların çoğunluğu da doğruya ulaşma amacı güden tartışmalar değildi. Zaman zaman hatta eskiden birçok zaman sinirlenirdim. Şimdi eskiye nazaran kaale almıyor, sakin kalmayi daha iyi başarıyorum. Çünkü haklı olduğum veya karsimdakinin açık bir celiskiye, hataya düştüğü bir konuda bile tahriklere kapılıp sinirlendigim için haksız gibi gorunmeme yol açan zamanlar olmuştu günlük hayatımda. O yüzden sakin kalmak en başlıca taktik.

Ayrıca bir taktik de ben vereyim. Özellikle bu sitede birtakım kişileri ve taktiklerini tanimaniz, tanıdığınizda da ona göre davranmaniz için bir uyarı niteliğinde olsun size:

Siz onların damarina basan bir konuya değinmissinizdir. Kişi gelir. Başta asıl niyetini belli etmez. Medeni bir şekilde,saygılı gibi görünerek yorum yapar. Ama yorumunda sizi kışkırtacak ufak nüanslar bulunur. Adeta sizin bu nüanslara odaklanip argo tabirle fiseklenmenizi istiyordur. (Aslında yukaridaki kızdırma taktiği bir nevi) Siz fiseklenirsiniz. Tepki verirsiniz. Kişi "ben medeni şekilde yorum yaptım, düşüncelere hiç sayginiz yok, yani düşüncelere sayginiz yoktu" moduna geçer. Ama bir yandan da fiseklemeye devam eder. Siz kontrolü hepten kaybederseniz, bu kişiler 'KADİM' taktikleri ile bu süreci taçlandirirlar: 'Mağdura Yatma'. Çok güzel mağdur olurlar. Hatta geçirdikleri evrim onları muzmin mağdur yapmıştır diyebiliriz. Ne eder ne yapar mağdur olurlar. Ortada mağdur olunacak bir şey yoksa bile onlar az önce örneğini verdiğim üzere çeşitli taktiklerle sunii mağduriyetler yaratirlar. Bu kişilerin yardakcilari da çoktur. Hemen olay yerinde biterek, sozlerinizden cimbizlayarak sizi kendinizin bile 'Vay be ne adammisim' diye sasiracaginiz suçlayici argumanlar çıkarırlar. Sürü halinde mağdur olurlar. Sizi zaten dinlemezler veya anlamak için değil kendilerini mağdur yapacak, sizi yargilayacaklari sözler bulmak için dinlerler. O yüzden bu 'Muzmin Mağdur' kokusu aldığınız an bunları kaale almayacaksiniz veya dalga gececeksiniz. Ama en güzel tavsiyeyi bu konuda kitabın sonunda Aristo vermiş:

#47583053


Keyifli okumalar.
86 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Eris yunan mitolojisinde 'ara bozucu tanrı' olarak biliniyormuş. Eristik didişme demek,diyalektikte haklı olma çabası yani mantıkla cevap verme imiş. Kitap gerçekten çok anlamlı 38 hilenin açıklanmasından oluşuyor. Ben beğendim. Tavsiye ederim. Hatta avukatlara, ilahiyatçılara, politikaya heveslilere ve öğretmenlere bil hassa. Çünkü karşınızdaki insan sizinle konuşurken kullandığı kelimeler sizi harcıyor da olabilir dikkat etmek lazım. Kitapta en hoşuma giden söz;
"AKIL HER İNSANA EŞİT DAĞITILDI, İNSANLAR KULLANIM YÜZDELERİNİ KENDİLERİ OLUŞTURDU."
"DÜŞÜNMEKTENSE İNANMAYI TERCİH EDİYORUZ." sözleri beni gerçekten farklı bir fikir sahibi etti. Yani tek kelime ile çok güzel bir tat bıraktı bende. Darısı okuyanlara olsun.
88 syf.
·1 günde·10/10 puan
Bir düşüncenin ya da tezin doğru olup olmadığı değil dinleyicilerin gözünde geçerliliğine odaklanan bir haklı çıkma sanatı anlatılmış. Bir tartışma esnasında çeşitli yollarla üstün olma, karşısındakini yenme yöntem ve tekniklerinden bahsedilmiş. Bazen tartışmalarımızda sıklıkla yaşadığımız mevzuların aslında birer teknik veya hile olduğunu öğrenmiş oldum.
152 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitabı bitirdiğim zaman , yüzyıllar geçse de egonun hiç değişmediğini bir kez daha farkettim.
Schopenhaur, tartışma , çekişme, mantık ve diyalektik nedir? Sorularına cevap veriyor.
İnsanların çoğunda doğuştan sahip olduğu kendini beğenmişlikten dolayı düşünmeden konuşur. Haksız veya hatalı olduklarını fark etseler bile, tam tersi görünmek için birçok hileler yaparlar.
Tartışırken amacı doğruyu bulmak değil sadece haklı olmak uğruna gevezelik yapanları ve kiminle tartışmalı? Cevapları öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.
İyi okumalar dilerim....
88 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok fazla merak ederek aldığım bir kitap oldu. Çok ince ve sayfalar da kısa kısa kullanıldığı için çok çabuk geçti. Kitap doğru veya yanlış bir önermeye sahip kişilerin bir tartışma ortamında nasıl haklı çıkacağını hileler halinde anlatıyor. Önemli olan doğruyu savunmak değil, haklı çıkmak. Aslında okunduğunda her bir hileyi tartışma esnasında zaman zaman kullandığımızı fark edeceksiniz. Ama yine de somut örnekler verilerek daha felsefi temellere dayandırılarak hiç akla gelmeyecek hilelerden se bahsediliyor. İyi okumalar!
152 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Öncelikli olarak güzel bir etkinlik düzenleyerek benim Arthur Schopenhauer ve genel olarak felsefe kitapları okumamı hızlandıran https://1000kitap.com/SinestezikMuz 'a teşekkür ederim. Kendisinin Arthur Schopenhauer okuma etkinliği:#29220221

Neyse hadi kitap incelememize geçelim:
Kitap için fazla bir şey söylemeye gerek yok. Kitabında isminden anlaşıldığı gibi Arthur bize Tartışma Sanatının İnceliklerini anlatıyor. Peki bu kitaba 6 puan vermemdeki neden nedir?
Nedeni basit, tartışmayı seven bir insan değilimdir ki bunun nedeni tartışacak kalitede insan bulamayışımdır. Kitapta da denildiği gibi 100 kişiden sadece 1'i tartışabilecek kalitede birisidir...
İşte bu yüzden de kitaba 6 puan verdim ama bana kalırsa güzel bir kitaptı. Tek sevmediğim noktası kitabın konusu oldu o yüzden puan kırdım.
Kitapta Schopenhauer bol bol alıntılar yapıyor ki çoğu Sokrates'ten.
Ama burada kitap için sevemeyeceğiniz bir konu daha var ki kitabın yayınevini ben hiç sevmedim. Çevirmenlikleri resmen vasattı.
Neyse okumak isteyen olursa ya da Tartışma Sanatının İnceliklerini öğrenmek isteyen olursa hemen alıp okusun.
Herkese iyi okumalar dilerim :)
88 syf.
·5 günde·7/10 puan
Eristik Diyalektik, Arthur Schopenhauer

Tartışma ve diyalektiğin bir bütün olarak incelendiğinde özlerinin aynı olduğunu söylüyorum. Kitap diyalektiğin kökenini Aristoteles eserlerinden gelen tekniğini ve haklı olmak değil haklı olduğunuzu bildirmek için kullanılan bir tartışma yöntemi olarak görüyor.

Fikirler başlangıca gittikçe her düşüncenin bir çelişki ile meydana geldiğini tartışmalarda haklı olmak adına değil karşıdakine kendini inandırmak için haksız olsa dahi görüşü savnumanin gücünü savunuyoruz.
.
Eristik Diyalektik bize tartışmanın gücünü ve haklı olmak değil haklı olduğunu karşıdakine inandirabilme yeteneğini iyi öğrenmek gerek olduğunu. Çok iyi gösteriyor.

İyi okumalar...

-Furkan DOLGUN
88 syf.
·2 günde·Beğendi
İlk karşına çıkanla tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, saçmasapan şeyleri savunmayacak kadar anlama yetisine sahip olduğunu ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış; otoritenin dikte ettiklerine göre değil, nedenlere, gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle; sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla; ve nihayet, gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa iyi nedenleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu hazmedebilecek kadar adalet duygusuna sahip olanlarla tartış.
86 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Benim işimden sürekli şikayet ettiğime az buçuk şahit olmuşsunuzdur. Sonra bununla başa çıkmanın belli başlı yollarını aramaya başladım. Birkaç kitap araştırırken elime bu düştü.
Fark ettiyseniz "tartışma sanatı" falan değil. Direk "haklı çıkma sanatı". Konu benim için o kadar "hardcore", bir an evvel tartışmayı falan aşıp işteki bu konforsuz çalışma ortamıma son vermem gerek ve haksız olsam bile haklı çıkmanın yollarını bulmam gerek.
1800'lerdeki gibi bir tartışma ortamı yok tabi. Biz bodoslama ama hanım ve beyefendiliğimizi bozmadan dalıyoruz birbirimize.
Schopenhauer'ün bulunduğu ortam çok farklı. Bulunduğu konum itibariyle bizlere elitist tartışma yöntemlerini anlatmış. Eğer sevgiliniz çok "Ay kuşum ona öyle denmez"ciyse bu yöntemler işe yarayabilir.
Gel gör ki Schopenhauer bazen parmağını burnuna sokan bir çocuk gibi muzır. İnatla "Karşındakini sinirlendir ki, öfkeden yanlış kararlar versin." diyor. Tabi bu da bir yöntem.
Kitabı alt başlıklara ayırarak bizlere farklı haklı çıkma yöntemleri sunmuş. Kısa başlıklar olduğu için okunması kolay diyeceğim ama pek öyle değil. 4-5 senedir, "Lan üniversitede zorunlu Latince dersi aldım, kın kanaat geçtik zaten, sırat köprüsü misali sınavları vardı, şimdi hiçbir işime yaramıyor." derken, Schopenhauer'un bu kitabını okumamda bana çok yardımcı oldu. Çünkü beyimiz sürekli bir Latince, Yunanca sıkıştırmış, ilk yazılımda Türkçesi var ama ileri ki sayfalarda rastlarsanız, sadece Latincesini kullanıyor. Ben az buçuk bildiğim ve kelimelere hakim olduğum için geriye dönüp bakmadan okuma fırsatım oldu. Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim tek olumsuzluk bu. Siz siz olun, daha iyi bir çevirisini bulursanız onu okuyun.
Sonda çevirmenin bir notu var, bize Schopenhauer'ü kısa ve basit bilgilerle özetlemiş. Beğendim tabi ama Hüseyin ağbey şunu okuma kolaylığı olarak keşke kitaba da yansıtsaydın.
Neyse Latince derslerinin işe yaradığını görmek güzel.
Siz okumayın güzel kadınlar, sizler her zaman haklısınız. Sizler okuyabilirsiniz bir takım adamlar.

Edit: Eklemeyi unutmuşum. O okudu, haklı çıktı. Bir ayda iki kutu yaş mamaya pati sıkıştık. https://i.hizliresim.com/P1kmL9.jpg
Semih
Semih Tartışma Sanatının İncelikleri'ni inceledi.
152 syf.
Bazı kitaplarda yüzlerce inceleme gördükten sonra bu kitap için bu kadar az inceleme girilmiş olması beni biraz şaşırttı. Bunun sebebi yazar mı, yoksa kitap mı emin olamadım.

Kitap seçerken ilk dikkat edilen unsurlardan birisi kitabın adıdır. Bazı kitaplar içeriğe sadece göz kırpar, örneğin "Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi". Böyle bir kitabın içeriğini bilmeyen birisi; gerçekten ortada bir gemi var mı? Bu bir hikaye mi yoksa bir macera romanı mı, korsanları da görebilecek miyiz, gibi düşünceler içerisine girebilir.

Tartışma Sanatının İncelikleri kitabı gibi kitaplar ise herhangi bir şaşırtmacaya veya yanılgıya sebebiyet vermeden, okuyucuya neyi aktarmaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Yani bu konuya ilgisi olan kişiler, bu incelemeyi okurken doğru yerdeler.

Biraz kitabın içeriğinden bahsedeyim. Güzel bir önsöz ve sunuş ile başlıyor kitabımız. Eski basımlardaki sıkıntılar veya okumayı zorlaştıran yoğunluğunun bir nebze olsun giderildiği aktarılıyor okuyucuya. Birazcık da okurların tembelliklerinden ve kitaba gerektiği değeri vermemelerinden dem vuruluyor.

Giriş kısmında bizleri etkili konuşma sanatı ile ilgili bir bölüm karşılıyor. Tartışma ve çekişme nedir? Ad rem ve ad hominem kavramları ne demek? Diyalektik, eristik diyalektik nedir ve bunların temellerinden, bir de her sanatta olduğu gibi(!) bu işin hilelerinden bahsediliyor. :)

Kitap, felsefe üzerine çok okuma yapmamış kimseler için ağır sayılabilecek bir dil içeriyor ancak Arthur Schopenhauer'in diğer kitaplarında da gördüğüm "örneklerle açıklamak" yaklaşımı anlaşılması zor olan yerlerde imdada yetişmiş.

Tabii ki kitabı okudukça yaşanan tartışmalar kafamızda canlanmaya başlıyor. Tartışmaları tekrar yaşayıp, o zamanlarda verilemeyen cevapları hatırlıyoruz. En üzücüsü de sürekli tartışmaya gönüllü insanlarda fark edilen "mantığın öneminin yitirildiği, hedefin tartışmadan galip ayrılmak olduğu" gerçeği. Bu amaç uğrunda her şeyi yapabilecek insanların varlığına hepimiz şahit olmuşuzdur. "Tamam, hıhı , evet, sensin, kralsın" deyip geçiştirmekten yorulanlar varsa yazarın aktardığı "Tartışma Hileleri"ni uygulamayı deneyebilir. Bu taktiklerin çoğunu insan bilinçsiz bir şekilde zaten yapıyor ancak bu konuda biraz bilinçli olmak konuşmaların seyrini değiştirebilir.

Her ne kadar insanlık çok ilerledi, karanlık çağlar çok geride kaldı, o eski dönemlere baktıkça insan şaşırıyor gibi cümleler kurulsa da çoğu klasik eserde görüldüğü gibi üstünden yüzyıllar geçse de insanlık aslında aynı. Bu kitabı okuyanlar da dönemin fikirlerinin hala geçerli olduğunu açıkça gözlemleyebilir.

Son olarak yazarın da belirttiği gibi, bu taktikler iyi hoş ancak siz yine de tartışacağınız insanları iyi seçin. Keyifli okumalar. :)
İlk karşına çıkanla tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, saçmasapan şeyleri savunmayacak kadar anlama yetisine sahip olduğunu düşündüğün ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış; otoritenin dikte ettiklerine göre değil, nedenlere, gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle; sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla; ve nihayet, gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa iyi nedenleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu hazmedebilecek kadar adalet duygusuna sahip olanlarla tartış. Demek ki yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar. Geri kalanı ise bırakın ne isterlerse onu konuşsunlar, çünkü desipere est juris gentium [budalalık insan hakkıdır ]; (Aristoteles)
Arthur Schopenhauer
Sayfa 75 - Sel Yayıncılık, 1.Basım 2012, İstanbul
Aristoteles (...) İlk karşına çıkanla tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, saçmasapan şeyleri savunmayacak kadar anlama yetisine sahip olduğunu düşündüğün ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış; otoritenin dikte ettiklerine göre değil, nedenlere, gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle; sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla; ve nihayet, gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa iyi nedenleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu hazmedebilecek kadar adalet duygusuna sahip olanlarla tartış. Demek ki yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar. Geri kalanı ise bırakın ne isterlerse onu konuşsunlar, çünkü desipere est juris gentium [budalalık insan hakkıdır ]
Arthur Schopenhauer
Sayfa 75 - Sel Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eristik Diyalektik
Alt başlık:
Haklı Çıkma Sanatı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705507
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eristische Dialektik - Die Kunst, Recht zu Behalten
Çeviri:
Ülkü Hıncal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Eristik Diyalektik
Tartışma Sanatının İncelikleri
Eristik Diyalektik
Tartışma Sanatı Stratejileri
19. yüzyıl felsefesinin önemli figürlerinden, Kant'ın öğrencisi, Alman filozof Arthur Schopenhauer, 1830'da kaleme aldığı bu metinde, kökleri antik Yunan felsefesine uzanan, tartışmalarda her koşulda haklı çıkma sanatı olan "Eristik Diyalektik" yöntemini tariflendiriyor.

Bir tezin objektif olarak "doğruluğu ve haklılığından" ziyade dinleyicilerin gözünde "geçerliliğine" odaklanan, savunu, tartışma ve argüman kullanımında karşı tarafı alt etmenin yollarını felsefi "hileler" ile açıklayan Schopenhauer, kaçınılmaz olarak diğer filozofların konu üzerine fikirlerini ve yöntem sorunlarını da yorumluyor.

Kitabı okuyanlar 1.092 okur

  • Gökhan
  • Buğra Cengiz
  • aftab
  • Alper
  • Musa Kandemir
  • Yaren Yakan
  • Uğur
  • Prudeng
  • Salmanlı Səkinə
  • periyodik neşriyat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.4
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%45.2
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.1
Erkek
%61.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (60)
9
%9.6 (35)
8
%16.8 (61)
7
%10.2 (37)
6
%4.4 (16)
5
%2.5 (9)
4
%0
3
%0.6 (2)
2
%0
1
%0