Erkek Akıl (Batı Felsefesinde Erkek ve Kadın)

·
Okunma
·
Beğeni
·
168
Gösterim
Adı:
Erkek Akıl
Alt başlık:
Batı Felsefesinde Erkek ve Kadın
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390833
Kitabın türü:
Çeviri:
Muttalip Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"Akılcılık hayaleti"nin izini sürmeye devam ediyoruz. Daha önce Akla Veda, Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı, İktisadi Aklın Eleştirisi, Tarih ve Tin gibi kitapları yayımlayarak başlattığımız hakim Akıl paradigmasının eleştirilerek dönüştürülmesi uğraşına canalıcı önemde katkıda bulunan bir kitap Erkek Akıl. Yayımlanmasından kısa bir süre sonra feminist düşüncenin klasiklerinden biri konumuna yerleşmiş, hacmiyle kıyaslanamayacak ölçüde önemli bir çalışma... Bu kez odak, verili Akıl özlemi, Batı'nın felsefi mirasının, ahlâki ve siyasi ideallerinin temellerinde yatar. İşte Lloyd, Platon'dan Descartes'a; Kant ve Hegel'den Sartre'a kadar bir dizi düşünürü ele alarak bu Akıl ideallerinin tarihsel olarak kadınlığı dışladığı ve kadınlığın kendisinin de böylesi bir dışlama süreci yoluyla oluşturulduğunu belirtiyor. Ona göre, rasyonel bilgi her zaman kadınla eşleştirilen doğa güçlerinin bir tür aşılması, dönüştürülmesi veya kontrol altına alınması olarak; kadınlık da onun aştığı, tahakküm altına aldığı şey olarak anlaşılmıştır. Kadın-erkek ayrımı felsefe geleneğinde bir değer ölçütü olarak iş görmüştür. Bu gelenekte erkeklik, düşüncenin açık ve kesin, kadınlık ise muğlak ve belirsiz biçimleriyle ilişkilendirilmiş; etkin, belirlenmiş ve düzenli "form"u temsil eden erkeğe karşı, kadın edilgen, belirlenmemiş ve düzensiz "madde"yi temsil etmiştir. Bu geleneğin akıl kavrayışlarının erkeksiliği, bütün bunları talihsiz metaforlar olarak görüp bir kenara atarak giderilemez. Bu metaforlar akıl yürütme biçimlerini oluşturucu niteliktedir. Lloyd buna karşı çözümün akla kadınsı bir alternatiif geliştirmek ya da aklın kadınsılaştırması olmadığını vurgular. Aklın soğuk ve soyut karakterine karşı duyguların sıcaklığının, evrensellik iddialarına karşı kadınların kişisel ve tikel olana gösterdikleri özenin çıkarılmasının bir işe yaramak şöyle dursun, bizatihi bu baskıcı geleneğin önemli bir bileşenini pekiştireceğini ileri sürer. Ona göre Akla yöneltilen bu eleştiriler Batı felsefe geleneğindeki çok eski bir damarla süreklilik içindedir ve bu damarın temel kaygısı da miras alınmış Akıl ideallerinin derin yapılarını düşünümsel bilinç düzeyine çıkarmaktır. Felsefeyi, felsefenin içinde kalarak eleştirmenin nasıl mümkün olduğunu merak eden ve düşünme biçimlerine nüfuz etmiş cinsiyetçilikle kolaya kaçmadan mücadele etmek isteyenlere...
158 syf.
·33 günde
Felsefe alanında temelim oldukça zayıf. Bunu göz önüne alarak okudum. Çok güzel bilgiler edindim ki zaten konu ilgimi çekiyordu. Bol referanslı akademik dille yazılmış ve başka yeni kitaplara hatta makalelere yönlendirmeli bir kitap. Yeni kapılara yönlendirmesine hayran kaldım. Odaklanarak okunmalı. Son olarak kitabın arka kapak yazısından bir bölümde belirtildiği gibi; "Felsefeyi, felsefe içinde kalarak eleştirmenin nasıl mümkün olduğunu merak eden ve düşünme biçimlerine nüfuz etmiş (!) CINSIYETÇİLİKLE kolaya kaçmadan mücadele etmek isteyenlere..."
158 syf.
·Puan vermedi
Bu kitap aklın erkekselliği ve kadınsallığın erkekler üzerindeki etkisinin Batı felsefesinde birçok ünlü felsefeci tarafından ele alınması üzerinedir.

Eski Yunan'da akıl, rasyonel bilgi üzerinde durulmakla başlanan erkek akıl düşünceleri rasyonel bilginin elde ediliş sürecine bağlı olarak İÖ geçerli olan ve üzerinde durulan Tekvin ( Yaratılış= Tevrat'ın birinci bölümü) hikayelerinden yorum kazanarak kadınsallık ve erkekliği tanımlamakla gelişir. Buna göre temek ve kaba bir girişle kadın erkeğin Düşüş'üne neden olandır.

İÖ kadın konusu, Tekvin'i Yunan felsefe kavramlarıyla sentezleyip açıklayan düşünür Philo'dan (Philo Platon'u örnek alır) İS 4.yy Augustinus'ta yeni bir alegorik yorum kazanır. Augustinus önceki yorumlamaları şiddetle reddedip kadın özvarlığındaki Düşüş'ü savunmanın Tanrının amacından sapma olarak açıklar. ( Augustus da Platon'u örnek alır)

Augustus kendşnden önceki düşünürlerden ayrılsa da Tekvin'e göre düşündüğünde kadını erkekten alçaltan kimi özellikleri kabul etmek zorunda kalır.

13.yy a gelindiğinde ise Aquinas Aristoteles' e başvurarak kadına erkeğin yardımcısı gözüyle bakar. Erkek kadının başlangıcı ve sonudur.

17. ve 18. yyda Descartes, Rousseau, Hegel ve de Beauvoir ile şekillenir erkek akıl. Descartes ruhun parçalanamayacağını böylece de erkek ve kadının aynı olduğunu savunur. Kadına yasaklanan eğitime bakarak dahi eserlerinşn kadınlarca da anlaşılacapını savunur.

Rousseau, kadınları doğaya benzetir ve ehlileştirmek için de erkeğe muhtaç olarak görür. Erkek akıldır, kadın doğa.
Hegel' e geldiğimizde ise Hegel kadınları evlerinde kalmalı, öznel duygulara sahip olmayan, aile kavramına ve çocuklara bakmakla yükümlü kılarken erkeği öznel duygularında serbest kılar.

De Beauvoir ise feminist özelliklerle kadınlara hak tanınmaları üzerinde çalışır.

Bu kitap kadınlara tarihsel açıdan felsefik olarak nasıl bakıldığını inceleyen etkili ve derin bir kitaptır.
Yunanlılar’ın insanın üremesine ilişkin geleneksel anlayışınca hazırlanır; bu anlayışa göre baba, biçimlendirici ilkeyi sağlayandır, üremenin gerçek nedensel gücüdür; buna karşılık anne, sadece bu biçimi (formu) veya belirlenmiş olanı kabul eden maddeyi sağlayan ve babanın ürünü olan şeyi besleyendir.
Zihnin kendisi, “tamamen boş inanç ve hayaletlerle dolu sihirli bir cam küre” gibi görülmelidir.
Evrendeki Akıl ve düzenin yansımasının kadın ruhunda,
erkek ruhundaki kadar net olmadığı varsayılır. Kadınların ruhları, Akıl’dan yoksun erkeklerin günahkâr ruhlarından doğar; bu nedenle de ruha rasyonel-olmayan öğelerin karışması, kadınlarda daha sık görülen bir durumdur.
Bütün hayat boyunca Akıl’a önem veren bir ruh, ölüm anında hatalardan, saçmalıklardan, korkudan ve azgın tutkulardan kurtularak, “tanrısal, ölümsüz ve bilge olanla” yaşamayı umabilir.
İnsanoğlu, Doğa’nın hem “efendisi” ve hem de “yorumcusu”dur; bu yüzden de “şu ikiz amaç, insani bilgi ve insani güç, gerçekte iç içedir.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erkek Akıl
Alt başlık:
Batı Felsefesinde Erkek ve Kadın
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390833
Kitabın türü:
Çeviri:
Muttalip Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"Akılcılık hayaleti"nin izini sürmeye devam ediyoruz. Daha önce Akla Veda, Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı, İktisadi Aklın Eleştirisi, Tarih ve Tin gibi kitapları yayımlayarak başlattığımız hakim Akıl paradigmasının eleştirilerek dönüştürülmesi uğraşına canalıcı önemde katkıda bulunan bir kitap Erkek Akıl. Yayımlanmasından kısa bir süre sonra feminist düşüncenin klasiklerinden biri konumuna yerleşmiş, hacmiyle kıyaslanamayacak ölçüde önemli bir çalışma... Bu kez odak, verili Akıl özlemi, Batı'nın felsefi mirasının, ahlâki ve siyasi ideallerinin temellerinde yatar. İşte Lloyd, Platon'dan Descartes'a; Kant ve Hegel'den Sartre'a kadar bir dizi düşünürü ele alarak bu Akıl ideallerinin tarihsel olarak kadınlığı dışladığı ve kadınlığın kendisinin de böylesi bir dışlama süreci yoluyla oluşturulduğunu belirtiyor. Ona göre, rasyonel bilgi her zaman kadınla eşleştirilen doğa güçlerinin bir tür aşılması, dönüştürülmesi veya kontrol altına alınması olarak; kadınlık da onun aştığı, tahakküm altına aldığı şey olarak anlaşılmıştır. Kadın-erkek ayrımı felsefe geleneğinde bir değer ölçütü olarak iş görmüştür. Bu gelenekte erkeklik, düşüncenin açık ve kesin, kadınlık ise muğlak ve belirsiz biçimleriyle ilişkilendirilmiş; etkin, belirlenmiş ve düzenli "form"u temsil eden erkeğe karşı, kadın edilgen, belirlenmemiş ve düzensiz "madde"yi temsil etmiştir. Bu geleneğin akıl kavrayışlarının erkeksiliği, bütün bunları talihsiz metaforlar olarak görüp bir kenara atarak giderilemez. Bu metaforlar akıl yürütme biçimlerini oluşturucu niteliktedir. Lloyd buna karşı çözümün akla kadınsı bir alternatiif geliştirmek ya da aklın kadınsılaştırması olmadığını vurgular. Aklın soğuk ve soyut karakterine karşı duyguların sıcaklığının, evrensellik iddialarına karşı kadınların kişisel ve tikel olana gösterdikleri özenin çıkarılmasının bir işe yaramak şöyle dursun, bizatihi bu baskıcı geleneğin önemli bir bileşenini pekiştireceğini ileri sürer. Ona göre Akla yöneltilen bu eleştiriler Batı felsefe geleneğindeki çok eski bir damarla süreklilik içindedir ve bu damarın temel kaygısı da miras alınmış Akıl ideallerinin derin yapılarını düşünümsel bilinç düzeyine çıkarmaktır. Felsefeyi, felsefenin içinde kalarak eleştirmenin nasıl mümkün olduğunu merak eden ve düşünme biçimlerine nüfuz etmiş cinsiyetçilikle kolaya kaçmadan mücadele etmek isteyenlere...

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • İkbal keskin
  • cemre kancağı
  • Şule
  • Sîdar Ronahî
  • civan mert
  • Hüdanur
  • Seray Soysal ️
  • Gevher Aslıhan Uncu
  • Leyla Aydin
  • G.Y

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0