Adı:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Baskı tarihi:
Mayıs 1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
The Hazards of Being Male
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edesos Yayınevi
Baskılar:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek dediğin güçlü kuvvetli olur.

- Saldırgansın. Yıkıcısın. Her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışıyorsun. Erkek dediğin atılgan olur. Cesur olur. Kadınını korur.

- Egemen olmak istiyorsun. Yönetmek istiyorsun. Buyurgansın. Kabadayısın. Maçosun. Sahiplenmecisin.

Elalemden sana ne? Onlar seni düşünüyor mu? Dünyayı sen mi kurtaracaksın. Sen kendini düşün. Kendini kurtarmaya bak.

- Bencilsin. Hep kendini düşünüyorsun. Düşüncesizsin. Duygusuzsun. Erkek dediğin kontrollü olur. Ağır olur. Ciddi olur.

- Yakınlıktan korkuyorsun. Duygularını ifade etmekten korkuyorsun. Kendini bırakmaktan korkuyorsun. Sevmekten korkuyorsun. Neden konuşmuyorsun? Ben hep kendimden söz ederken sen hiç bir şey paylaşmıyorsun. Neden bu kadar uzak ve soğuksun?

- Siz erkekler hep aynısınız. Hepinizin aklı fikri...

Erkek dediğin çalışkan olur. Ekmeğini taştan çıkarır...

- Neden bu kadar çok çalışıyorsun. Benimle, çocuklarla daha fazla ilgilenemez misin? Sen sağda solda eğlenirken ben bu eve kölelik ediyorum. Dizlerini kırıp iki dakika evde oturamaz mısın? Evde oturup pineklemek zorunda mısın? Hep televizyonun başına çakılıp maç izlemek zorunda mısın?

Ve bir erkeğin karşı karşıya kaldığı yüzlerce çelişik beklenti. Bu beklentileri yerine getirmek için umutsuzca çırpınan “ayrıcalıklı” erkeğin içler acısı durumu, Dr. Herb Goldberg’in bu çalışmasında “erkeğin” bakış açısından ele alınıyor.
238 syf.
·Puan vermedi
İkili ilişkilerde duygusal manipülasyon kitabı ile beraber duygusal ilişkilerde ve toplumda erkekleri bekleyen tehlikeler ve manüplatif yaklaşımlara karşı farkındalık yaratan bir kitap.
Bir emlakçının söylediği gibi; "Hiç bir zaman kocaya satış yapmam. Hep kadına yaparım. Erkeğin evden hoşlanması bir anlam taşımaz. Ama kadının hoşuna giderse, satış tamam demektir.
Erkek, kadına yönelik yakınlık duygusuna ve bağımlılığa direnir. Çünkü kadın bir kere bilinçaltı savunmasını aştığı an, erkek derin ve neredeyse tam bağımlılık derecesinde kadına bağlanır.
Duyguların özgür dışavurumuna izin verilmediği için erkek sürekli olarak kendisiyle mücadele ederek yaşar. Dışarıdan olduğu şey, gerçekte içeriden olduğu şeye karşı bir maskeden, savunmadan başka bir şey değildir. Erkek, kendini inkâr ederek kendini kontrol eder. Duygularını kısmen açığa vurabilen erkeğin bile, her zaman
için ilk önce durumu kolaçan etmesi ve duygu ifadesinin yerinde olduğundan emin olması gerekir.
Erkeklere neden evlendiklerini ve evliliği sürdürdüklerini sorduğum zaman, sık sık duyulan bir cevap, "Beni iyi etkiledi. Istikrarlaşmamı sağlıyor. Uslanmama yardım etti," türünden şeyler olmaktadır. Tekrarlanan bu tema, erkeğin kendi yaşamını düzenleme becerisine olan güvensizliğini ve sonuçta kadının bunu onun için yapabileceğine ilişkin büyülü güçlerine inancını yansıtmaktadır. Özünde bu erkeklerin tamamı, iyi çocuklar gibi davrandıklarından emin olma sorumluluğunu verdikleri anne figürleriyle evlenmektedir.

Boşandıktan sonra bile birçok erkek bağsız geçecek birkaç yılın özgürlüğüne dayanamayacak gibi gözükmektedir. Bunun yerine, telaş içinde yeniden evlenirler ya da bir başka bağlayıcı ilişki kurarak olgun olduklannı kanıtlamaya çalışırlar.
"Sapına kadar" erkeklerin çoğu, kadın elbisesi giydirildiği zaman soğuk terler dökecektir. Kızların, Marty, Ronnie veya Lenny gibi erkekçe gözüken isimler kullanma konusunda rahat gözükmesine karşın, Sally, Sue veya Wendy gibi bir kız adıyla hiçbir erkek rahat edemez, hatta yaşayamaz. Kız kardeşi babasının davranışlarına rahatlıkla özenebilir, ama onun annesine özenip onu taklit etmesi tabudur.

Kadının özgürleşmesi, onu, bir zamanlar geleneksel olarak erkeksi davranış ya da tarz olarak değerlendirilen her türlü işe ve uğraşa yönelmekte neredeyse tamamen serbest bırakmıştır. Buna karşılık içindeki kadınsı bileşeni dile getirmekten korkan erkek, hâlâ katı erkek rolündedir. Rol katılığı erkeğin yaşamını tehlikeli bir temele oturtur. Kadınların giderek artan ölçülerde geleneksel erkek işlerine yöneldiği değişen dünyada bu rol ona çok az seçenek bırakmaktadır.
Erkeğin, coşkusal dışavurumsallığına pek hoşgörülü davranmayan bir kültürel iklimde yaşadığı açıktır. İsterseniz, işyerinde, satış zararı nedeniyle masasında ağlayan bir erkeğe yönelik olası tepkileri bir düşünün. Ya da birlikte çalıştığı işçi arkadaşını okşayan, patrona karşı öfkesini dile getiren, pasif kalmayı ve işleri kendisi için başkasının yapmasını arzuladığını açıkça söyleyen, ya da meydan okuyucu bir iş sorumluluğuna yönelik korkularını itiraf eden bir erkeğe yönelik tepkiyi düşünün, ister arkadaşlarıyla ister karısıyla olsun, özel yaşamında bile "kendini bırakmasına" ve duygularını özgürce dile getirmesine yönelik hoşgörü oldukça sınırlıdır.
Kadınsı bileşenin de erkek ruhunda bütünleşmesi gerekir, çünkü bilinçaltındaki eşcinsellik paniği, bazen intiharla bile sonuçlanabilen birçok ciddi coşkusal semptom yaratabilmektedir. Erkekte altta yatan gerçek eşcinsel dürtüler ve korkular ender olarak bilinç düzeyinde açıkça yüzeye çıkar. Tipik yapı daha çok, sevgilisi tarafından terkedilen veya iktidarsız olan bir erkeğin birdenbire yoğun kaygıya ve umutsuzluğa gömüldüğü bir yapıdır. Bunun önemli bir sonucu, bilinçaltındaki eşcinsellik eğilimlerinin yüzeye çıkma tehlikesi olabilir. Kaygılarını dindirmek için aşırı alkol almaya ya da sürat yapmak, deliler gibi kadın avına çıkmak gibi pervasız, öz-yıkıcı erkeksi davranışlara yönelmektedir.

Ancak kadınsı, pasif tarafının bütünleşmesiyle erkek kendini cinsel olarak özgürleştirebilecek, duygularının tamamını yaşayabilecek ve performans ve tahakküm kaygılarından kurtulabilecek bir noktaya gelecektir. Üstün erkek, eştipik tepki biçimlerine sıkı sıkıya sarılması nedeniyle, eksik, donuk bir karşı cinsel eştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Baskı tarihi:
Mayıs 1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
The Hazards of Being Male
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edesos Yayınevi
Baskılar:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek dediğin güçlü kuvvetli olur.

- Saldırgansın. Yıkıcısın. Her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışıyorsun. Erkek dediğin atılgan olur. Cesur olur. Kadınını korur.

- Egemen olmak istiyorsun. Yönetmek istiyorsun. Buyurgansın. Kabadayısın. Maçosun. Sahiplenmecisin.

Elalemden sana ne? Onlar seni düşünüyor mu? Dünyayı sen mi kurtaracaksın. Sen kendini düşün. Kendini kurtarmaya bak.

- Bencilsin. Hep kendini düşünüyorsun. Düşüncesizsin. Duygusuzsun. Erkek dediğin kontrollü olur. Ağır olur. Ciddi olur.

- Yakınlıktan korkuyorsun. Duygularını ifade etmekten korkuyorsun. Kendini bırakmaktan korkuyorsun. Sevmekten korkuyorsun. Neden konuşmuyorsun? Ben hep kendimden söz ederken sen hiç bir şey paylaşmıyorsun. Neden bu kadar uzak ve soğuksun?

- Siz erkekler hep aynısınız. Hepinizin aklı fikri...

Erkek dediğin çalışkan olur. Ekmeğini taştan çıkarır...

- Neden bu kadar çok çalışıyorsun. Benimle, çocuklarla daha fazla ilgilenemez misin? Sen sağda solda eğlenirken ben bu eve kölelik ediyorum. Dizlerini kırıp iki dakika evde oturamaz mısın? Evde oturup pineklemek zorunda mısın? Hep televizyonun başına çakılıp maç izlemek zorunda mısın?

Ve bir erkeğin karşı karşıya kaldığı yüzlerce çelişik beklenti. Bu beklentileri yerine getirmek için umutsuzca çırpınan “ayrıcalıklı” erkeğin içler acısı durumu, Dr. Herb Goldberg’in bu çalışmasında “erkeğin” bakış açısından ele alınıyor.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 13 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0