·
Okunma
·
Beğeni
·
21090
Gösterim
Adı:
Erken Kaybedenler
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506765
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Baskılar:
Erken Kaybedenler
erken kaybedenler
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...
İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... 
Kolay ağlayan sert adamlar... 
Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... 
Kıskanç, gururlu, saf ergenler... 
Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... 
Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...
143 syf.
·1/10
Sitede her gün karşıma çıkan, herkesin okudum okuyorum dediği bu kitabı, şu an okumakta olduğum kanlı, ağır psikopat içerikli cinayet kitabına biraz ara verip okumak istedim. Pişman oldum.

Bu nasıl hikayeler böyle şaşırdım. Bizim ülkemizin 13 yaşındaki erkekleri böyle mi gerçekten. Hangi 13 yaşındaki çocuk gece yarısı bara gidip sabahlara kadar içki içip abisinin sevgilisini elliyor onu zorla öpmeye kalkışıyor. En fazla okulun alımlı öğretmenine platonik aşıktır. Ortaokul bitince platonik aşkı da biter. Çoğu hikaye böyleydi. Küçücük çocuklar ve sapıklıkları.

Umarım o yaşlarda bir çocuğun eline bu kitap geçmez de yazılanları denemeye hatta düşünmeye kalkışmaz.
143 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Erken kaybedenler, yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Emrah Serbes, roman konusunda güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşündüğüm yazarlardan. Çoğu yazarın aksine kitaplarında işlediği ana tema "kaybedenler"
Bu romanında da kaybeden erkek çocukları ele almış. Kaybedenden kastım belki aşkı, belki haysiyeti, belki insanlığını..

Öğretmen olan biriyle muhabbet etmiştim bir ara. 6. sınıf yani 11 yaşındaki çocukların dersine giriyormuş. Bir çocuğun günlüğünü yakalamış. "Çocuk benim bilmediğim (afedersiniz) yatak fantazileri yazmış." dedi. "Tenefüste benim hayatta duymadığım küfürler havada uçuşuyor." dedi. "Çocuğun biri derste koluna faça attı." dedi. "Kız öğrencilerimden biri erkeklerden birini bacaklarını ellediği için şikayet etti." dedi. Daha neler neler. Belki de o öğretmenle yaptığım konuşma yüzünden kitaptaki çocukların davranışları bana abartılı gelmedi. Çünkü bunların hepsi gerçekten var. Böyle erkek çocuklar var. Sadece biz onları görmüyoruz.

"Yeni nesil gümbür gümbür geliyor." diye bir söz görmüştüm.
Çocuklarının yanında küfür eden babalar, çocuklarına en ufak bir sevgi belirtisi göstermeyen anneler, küçük yaşlarda başlayan aşklar olduğu sürece yeni nesli oluşturanlar gümbür gümbür değil, kaybederek geliyor..

Emrah Serbes bu gerçeği anlatmış kitabında. Bizim semtlerimizde, mahalle aralarında, sıradan bir hayat yaşayan erkek çocuklarının kaybetmişliğini anlatmış. Ha birde suçun o çocuklarda değil, çocuğun eline silah dahi tutuşturabilecek kadar 'duyarlı' olan ailelerde olduğunu da anlatmış.

Okunası, sürükleyici bir kitap.
Keyifli okumalar...
143 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
ERKEKLERİN ALENGİRLİ DÜNYASI...

Kolay ağlayan sert adamlar...
Kıskanç, gururlu, saf ergenler...

“Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanırsın.” manifestosuyla adam olduğuna inanan erkeklerin küfürlü, hayalperest dünyaları bu kitapta tüm çıplaklığıyla önünüze seriliyor.

Erkekler ne düşünür?
Ne hisseder?
Ama ne söyler?

Henüz ütülü pantolon giyip kravat takmamış olsalar da racon kesmeyi bilirler onlar.

Bazılarının ne kadar bastırmaya çalışırsa çalışsın hamurunda şiddet vardır, içlerinde uyanmaya her an hazır bir Sibirya Kaplanı yaşar.

Hayatla kavgalıdır kimi; hep savaşır hep yenilir, pes etmez gardını alır ve tekrar yumruğunu sıkar.

Kimi hep dayak yer, yedikçe de hırslanır.

Kimi duygularını çok iyi gizleyen bir centilmendir.

Kimi karizmatik !
Kimi romantik !

Amaaaa.....
Hepsi kahraman hisseder kendini ; daha savaş başlamadan tatbikatta bile ölmeye hazır bir asker kadar gözüpektir.

Sırf bakıştan ibarettir kimi...
Kimi ucuz bütçeli bir gerilim filminde ustura rolünde...
Güzel bir kadın karşısındaysa hepsinin eli ayağı birbirine dolaşır.

Küçük İskender der ki :
“Kadınlar mı zeki yoksa erkekler mi diye merak edenler!..
Havva bir elmayla kandırmış Adem'i !..”
Buna karşın Emrah Serbes’in tezi şöyle :
“Zaten kadınların gözüne girme tutkusu kimde yok ki? Erkek zekâsı bu tip kafa yormalar yüzünden gelişmiştir.”

Kim ne derse desin, gerçekten de
Erkekler Mars’tan
Kadınlar Venüs’ten

HAYDİ SÜPERMEN !

Ergenliğin çıkmazındaki erkek çocuklarının komik halleri ve hisleri günlük konuşma diliyle, küfür ve argo dahil edilerek anlatılıyor.
İlle de okunmalı mı?
Bence hayır.
Ama çok güldüm mü okurken?
Gözümden yaş gelene kadar.

Bir Rus klasiğinden bir Fransız klasiğine geçerken belki kafa dağıtmak için okuyabilirsiniz.
143 syf.
Tabi ki yenileceksin,olsun .
Hep yenil.
Yine yenil,
En iyi sen yenil.
         Bu kitabı okurken, 13 yaşında bir
erkek evladım olması sebebiyle ,her hikayede kendi kendime sordum bunları ;
          Ya benim oğlum ...?
           Ya benim oğlum da...?
           Ya benim oğluma...?
           Ya benim oğluma da ...?
           Ya oğlum...?
            Tabi ki bu sorular tamamen kronik annevari düşünme yapısından kaynaklı.Ve ki anne olarak bakınca olaya,o henüz oluşmamış dünyalarında ne çok şey oluyormuş.Olaylara geniş açıdan bakmak farklı aslında onlar açısız bakıyorlarmış,ta ki büyüyüp açılardan bakmaya mecburi kılınına kadar biz büyükleri tarafından.
         Ve Emrah Serbes, sana da aşk olsun ve hatta senin gibilerede aşk olsun,olsun ki büyümüş bizlerin gözüne gözüne keyifle sokun saflığın ve tarafsızlığın ve ayrıştırıcısızlığın ve masum düşüncelerin ve sevginin bizi kurtaracağını.
"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey" Buda hem burda dursun hem de elimize ,gözümüze,dizimize  dursun.
        Hikaye dedimse hemen hikaye mi diye dudak büzmeyin ,okunası ,açık anlatımıyla, ifadeleri mükemmel denecek kadar iyi olmasıyla çok üst seviyeyi hakeden bir kitap. İçinde küfür olan kitaplardan hiç hoşlanmam sanıyordum, lakin yazar küfürü öyle bir yere yerleştirmiş ki küfürleri sesli okumak isteğim bile oluştu .Birde şu var ki ,o kadar yoğun içli hikayeyi okurken attığım kahkahalar .Hele "Üst kattaki Terörist" hikayesini okurken arka arkasına patlattıyordum ki kahkahaları, birden
___ne gülüyorsun ya şurda ciddi bir şeyden bahsediyoruz,dercesine beni utandırdığı anda tekrar o çocuk masumiyetiyle ;
__hadi gül hadi neyse, diyen anlatımıyla ,keyfine varılacak bir kitap.
            Ya çocuk sen çok yaşa.Ne büyük anlattın o küçücük aklınla kocaman bir olguyu.Yaşına başına bakmadan koyuverdin taşları boş gediklere.
            Aslında o kadar çok alıntısı ve dillere pelesenk olmuş cümleleri çıktı karşıma ,okumama gerek yok diye düşünürken kardeşimin _abla bu adamın tarzına bayılacaksın,deyip kitabı elime tutuşturmasıyla kendimi mecbur gibi hissettim okumaya.O kadar uzaktım ki yazara ve hatta kitaba ,sıradan aşk ,özlem ayrılık anlatıları diye düşünüyordum.
      Ne aşkı yaaaa ,ne aşkııı.....Dünyada o kadar büyük dertler varken ne aşkı ?!!!
  ...bir gün öleceğiz hayat devam edecek.
        Ve 
...ben mutsuzluğa karşıyım.
Neden ?
Çünkü çok fazla mutsuz insan var.
          Öyle çok şey sığdırılmışki o kısacık hikayelere kahkahalar bir yana dursun, acı acı gülümsemeler oturttu yüzüme .
Dedi ki hikayenin birinde;
__ Ben muhafazakarım canım.Muhafaza etmek istediğim şeyler var.Bunların başında sen geliyorsun.
       Okumak açısızlaştırsın hepimizi dilerim.
143 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitaptaki hikayelerin çoğunda kendimizi bulmamız işten bile değil. Bunu biraz da mizahi bir üslupla yazınca çok keyif aldım. Bu sefer ergenlik çağındaki çocukları ele almış. Argo kelimeler kullanması hikayeyi daha samimi hale getirmiş ve hoşça vakit geçirmeye birebir. Türk edebiyatında gelecek vadeden bir yazar.
143 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Erken kaybedenlerın yaşları 13-14.
Gerçekten bu koskoca hayatı erkenden kaybediyorlar sorumsuz, cahil anne ve babalar yüzünden.
"Anneleri de doğurup doğurup sokağa atıyor bu çocukları" demiş kitapta yazar. Doğurup sokağa atmaktan ziyade çocukları böyle yetiştirecekseniz gerçekten anne baba olmaktan olabildiğince uzak durun.
13 yaşındaki bir çocuğun bira içmesi, hunharca küfürler etmesi, o yaştaki çocuğun eline silah verip kendini koruması gerektiğini bu şekilde öğretilmesi, sonucunun ne olacağını düşünmeden rahatlıkla her yaştan kadınları taciz eden çocukların özgüvenleri vs. ciddi anlamda dehşet verici.
Umarım bu tarz kitaplar o zavallı çocuklara ilham kaynağı olmaz.
Güldük eğlendik. Bir daha olmasın lütfen.
143 syf.
Yoruldum!
Ben bu kitabı okuyup bitirene kadar çok yoruldum. Okuyamadım. Çile çektim. 13-14 yaşında bir çocuğun olmaması gereken her yerden çıktığı, zihnimi parça pinçik ettiği sırf kendime eziyetimi tamamlamak için okuduğum bir kitap oldu. 3-5 beylik cümle dışında kayda değer hiçbir şey yok.
Kitabı okumaya başlarken hakkında okuduğum olumsuzlukları göz ardı edip, belki iyi halden yırtar,ben öyle düşünmem umuduyla başlamıştım ama yok yani.. Düz, dümdüz bir kitap.. Hatta dümdük!!! Bana ne kattığını geçtim, benden ne götürdü diye düşünüyorum şu an. Zamanımı!
Kaale alınır alınmaz bilemem ama tavsiye edilmeyesi kitaplardan.. Zira yanlışlıkla basılmış gibi. Hani yazmaya yazılmış eyvallah ama baskı sırasında bir karışıklık olmuş, kitabın son hali yerine ilk taslağı basılmış gibi.

Mutsuzum. Söyleyeceklerim bu kadar. Selametle.
143 syf.
·2 günde
Genellikle yabancı yazarların kalemini daha çok beğenirim bir değişiklik olsun bugün de Emrah Serbes okuyayım dedim ve çok pişman oldum bu kadar geç keşfettiğim için...

Gerçekten okurken güldüm, bayağı eğlendim. Kitap işte genellikle 11-13 yaş arasındaki çocukların öğretmenine, öğretmeninin çocuğuna, ordan onun kardeşine, komşusuna, sınıf arkadaşına, abisinin sevgilisine aşık olan ya da aşk demeyelim de +18 şekilde süzen hikayelerden oluşan bir kitap...

Nilüferi, Yasemini, Cahidesi, Handanı, Gizemi... Hepsi afet ben bile düştüm. 10 küsür yaşlarındasın özel öğretmenin sana ders anlatıyor ve sen onu öpüyorsun sonra da diyorsun ki;

"Vaktinde biri ülkemizdeki bütün kızları çok pis korkutmuş, hiçbirinde gerçeği söyleyecek cesaret bırakmamış. Ben kız olacağım da ders vermeye gittiğim evde beni öpecekler var ya, dünyayı ayağa kaldırırım, analarını sikerim."

Gerçekten güzel kafa.
Sonra yine aynı yaşlardasın, akranınla anlaşıyorsun gözüne kestirdiğin kızı kazan dairesine atıyorsun hey yavrum heyy sonrasıı. Ulan onu geçtim abinin sevgilisine ne diye göz koyuyorsun velet. Bir de bunu yaparken;

"Nilüfer, abim itin teki sana gerçek bir adam lazım." Abini görünce, "abi kim bilir onu barda kimler ellemiştir, kimler öpmüştür sana göre değil" -ki bunu yapan da kendisi- sana gerçek bir kadın lazım.
Hadi onu da geçtim 17 yaşındasın kafan güzel içmişsin 35 yaşındaki öğretmenini arayıp sana hazırlandım Handan kızlarına da babalık edebilirim seviyorum seni denilir mi heytt be yiğidim...
Aslında daha fazla detay vermek istiyorum ama kitabın zevkini kaçırmak istemiyorum. Dikkatimi çeken şey ise arada ne kadar yaş farkı olursa olsun kadınların geneli iki çift güzel söze düşüyorlar, ister 13 yaşındaki bir çocuk olsun dokunuşlardan etkileniyorlar; Erkekler ise her gördüğü kadını çok güzel betimleyebiliyor önceki betimlediklerini unutup...
Sanırım dünyanın kaidesi bu. Kısır döngü haline gelmiş bir olay bence. Kadınlar gerçekten çok saf duygusal anlamda. Erkekler ise her kadını saf zannederek destan yazıyor her neyse.. :D
Geç keşfettiğim bir yazar kesinlikle okurum artık siz de ister okuyun ister okumayın. Alıntılar buraya kopyalayıp da sizi baymayacağım, hepsi duvarımda sabittir :)
İncelememi bırakıyorum... Eğer okuduysanız teşekkür ederim. Kitapla kalın...:))
143 syf.
·2 günde·8/10
Merhaba 1K Ailesi.

Benim ilk Emrah Serbes okuyuşumdu bu kitap. Ben gibi Emrah Serbes’i çoğu insan Behzat Ç. ile tanımıştır belki ama kitabı da çok hoştu. Sekiz erkek çocuğunun kısa kısa hikâyelerinden oluşuyor. 80-90’lı yıllarında çocuk olan erkekler, bu hikâyelerde kendinden birçok şey bulacaklardır. Kitaptan yüksek bir beklentim olmadığı için bana güzel geldi. Kitap erkek çocuklarının kaybediliş öykülerini anlatıyor. Okurken öyle kahkahalar attım ki ilk kez bir roman okurken bu kadar güldüm diyebilirim. Her biri ayrı keyif verdi hikâyelerin. Ergenlik dönemi erkekler için unutulması zor bir dönem gerçekten, içine pervasız, bencil, cesur ve alabildiğine komik bir şey giriyor insanın. Yazar o şeyi öyle güzel anlatmış ki. Çocukluktan ayrı, ergenlikten ayrı hikâyeler hepsi Türk erkeğinin gelişimini anlamaya yardımcı. Küfürler filan çok geçiyor haliyle ama hiç rahatsız edici olmamış bence, hem de tam dozunda olmuş. Halk dilini çok iyi kullanmış. Kitabı okurken edebi bir yön aramadım bu da ayrı bir mesele tabi. Bazı hikâyeler o kadar tanıdıktı o kadar bizdendi ki üslup çok güzeldi. Her hikayenin içinde sosyal mesajlar da çoktu. Çoğu kimse bu tarzı beğenmemiş ama ben çok beğendim. Çerez diye nitelendirdiğimiz günü birlik kitap listesinin ilk sırasına ekleseniz iyi edersiniz. 134 sayfalık bir kitap ve çok anlamlı, sempatik. Kanaatimce de tebessüm garantili.
İyi Okumalar 1000Kitap Ailesi…
- Apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?
+ Hangisini?
- Otomatik yanan, sensörlü lamba.
+ Hayır.
- Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
Önüme baktım.
"Neden kırdın?"
Cevap yok
"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
"Beni görünce yanmıyordu baba."
"Nasıl ya?"
"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"Hadi ya! Sahiden mi?"
"Evet. Ucuzundan takmışlar.Bizimle bir alakası yok!"

Babama sarıldım, yıllar sonra.
.

"Merak ettim. Sen de mi solcusun?"
"Hayır," dedim. "Ben muhafazakârım canım. Muhafaza etmek istediğim şeyler var. Bunların başında da sen geliyorsun..."

.
.

Rastgele bir numara çevirdim, genç bir kız açtı.
" Pardon devlet memuru musunuz? "
" Sapık mısın? "
" Hayır, memur musunuz? "
" Değilim."
" Güzel. Ben sapık değilim siz de memur değilsiniz. Peki o zaman bu şehrin en işlek caddesi hangisi acaba? Herkesin bir gün mutlaka geçeceği cadde."
" Ne bileyim, İstiklal caddesi herhalde. Sen kimsin? "
" Bu hayatta rastgele çevirdiği telefon numaralarında karşısına çıkan seslerden başka kimsesi kalmamış biriyim. Belki de ben senin şuuraltınım. "

.
.

"Kaç yaşındasın sen?"
"Beni boş ver. Konu ben değilim ki. Hiçbir zaman da olmadım. Asıl sen kimsin? Senin heyecanların neler, tutkuların neler, hayal kırıklıkların neler? Şu hayatta başın sıkıştığında ilk kimi ararsın? Seni karşılıksız seven insan kimdir? Eğer böyle biri varsa bu akşam onu, halini hatırını sor bu vesileyle. Yoksa sende bir gün benim gibi yapayalnız kaldığında, ufacık bir şeyi danışmak için bile arayacak kimseyi bulamazsın. Bu sözlerimi harcanmış yıllarımın manifestosu olarak kabul edebilirsin. Çünkü büyük bir tecrübeyle konuşuyorum, tecrübe ıstıraptır güzelim ve zannettiğinden çok daha fazla ıstırap çektim. İstersen sonra yine araşalım, daha 64 dakika bedava konuşma hakkım var çünkü."

.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erken Kaybedenler
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506765
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Baskılar:
Erken Kaybedenler
erken kaybedenler
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...
İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... 
Kolay ağlayan sert adamlar... 
Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... 
Kıskanç, gururlu, saf ergenler... 
Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... 
Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Kitabı okuyanlar 5.723 okur

  • seda yıldırım
  • Ozan Kurutaş
  • Tuğçe  Kömürcü
  • Yağmur Yaman
  • Münircan Özdemir
  • Ali Güdülü
  • Aslıhan Kuş
  • BadTats
  • Simurg
  • Kürşad Taşkın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%28.5
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%18.9
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.4
Erkek
%43.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.8 (294)
9
%18.2 (271)
8
%22.8 (339)
7
%18.2 (271)
6
%8.8 (131)
5
%5 (74)
4
%2.6 (39)
3
%1.1 (17)
2
%0.5 (8)
1
%1.1 (16)

Kitabın sıralamaları