·
Okunma
·
Beğeni
·
24,6bin
Gösterim
Adı:
Erken Kaybedenler
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506765
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...
İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... 
Kolay ağlayan sert adamlar... 
Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... 
Kıskanç, gururlu, saf ergenler... 
Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... 
Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...
143 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
⋆ ⋆
Kitabı okuyalı iki ay olmuştur. Severek okuduğum bir kitap oldu gerçekten. Emrah Serbes’in kitapları genelde sokak ağzıyla yazıldığı ve biraz argo içerdiği için eleştiriyor.

Sanat bence bizler içindir ve bu yüzden yazarın eserinde bizi anlatması bize anlatması ve bunu sokak dili ile anlatması gayet normal. Evet Emrah Serbes olayları biraz fazla çıplak anlatıyor olabilir. Tıpkı gerçek hayatta yaşadığımız gibi. Yazarın benzetmeleri, tespitleri, aforizmaları dikkat çekici ve tam yerinde.(Bu tespitleri okuyunca evet çok güzel ya nerden aklına gelmiş diye düşünmüyor değilim.)

Hayata bakışı ve bunu anlatışı bana çok samimi geliyor. Okuru hikayenin içine çekebiliyor. Gayet sürükleyici, düşündüren ve gülümseten bir kitap. Evet yazar biraz absürt takılıyor olabilir, farklı düşünceler içinde de olabilir ama hikayeleri gerçek hayattan birer kesit niteliğinde ve bunları dile getirişi de gayet samimi ve gerçekçi.

Benim için arkadaşlarıma her zaman tavsiye edeceğim bir kitap olacak. Şimdiden herkese keyifli okumalar.
143 syf.
·1/10 puan
Sitede her gün karşıma çıkan, herkesin okudum okuyorum dediği bu kitabı, şu an okumakta olduğum kanlı, ağır psikopat içerikli cinayet kitabına biraz ara verip okumak istedim. Pişman oldum.

Bu nasıl hikayeler böyle şaşırdım. Bizim ülkemizin 13 yaşındaki erkekleri böyle mi gerçekten. Hangi 13 yaşındaki çocuk gece yarısı bara gidip sabahlara kadar içki içip abisinin sevgilisini elliyor onu zorla öpmeye kalkışıyor. En fazla okulun alımlı öğretmenine platonik aşıktır. Ortaokul bitince platonik aşkı da biter. Çoğu hikaye böyleydi. Küçücük çocuklar ve sapıklıkları.

Umarım o yaşlarda bir çocuğun eline bu kitap geçmez de yazılanları denemeye hatta düşünmeye kalkışmaz.
  • Dublörün Dilemması
    8.4/10 (2.926 Oy)2.716 beğeni10bin okunma14,7bin alıntı46,5bin gösterim
  • Ruhi Mücerret
    8.3/10 (3.000 Oy)2.823 beğeni10,5bin okunma31,7bin alıntı50,9bin gösterim
  • Az
    8.6/10 (3.658 Oy)3.389 beğeni12,2bin okunma15,1bin alıntı57,8bin gösterim
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (4.889 Oy)5,3bin beğeni14,9bin okunma59,4bin alıntı196,3bin gösterim
  • Müptezeller
    7.2/10 (1.474 Oy)1.124 beğeni5,5bin okunma3.556 alıntı15,7bin gösterim
  • Daha
    8.8/10 (2.486 Oy)2.504 beğeni8,2bin okunma14,7bin alıntı35,2bin gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.3/10 (2.085 Oy)1.743 beğeni6,4bin okunma7,2bin alıntı28,5bin gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (4.430 Oy)3.190 beğeni17,3bin okunma9bin alıntı71,8bin gösterim
  • Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
    7.0/10 (4.425 Oy)3.555 beğeni17,9bin okunma20,1bin alıntı135,3bin gösterim
  • Aylak Adam
    8.1/10 (10bin Oy)9,2bin beğeni36,5bin okunma72,3bin alıntı175,7bin gösterim
143 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Erken kaybedenler, yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Emrah Serbes, roman konusunda güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşündüğüm yazarlardan. Çoğu yazarın aksine kitaplarında işlediği ana tema "kaybedenler"
Bu romanında da kaybeden erkek çocukları ele almış. Kaybedenden kastım belki aşkı, belki haysiyeti, belki insanlığını..

Öğretmen olan biriyle muhabbet etmiştim bir ara. 6. sınıf yani 11 yaşındaki çocukların dersine giriyormuş. Bir çocuğun günlüğünü yakalamış. "Çocuk benim bilmediğim (afedersiniz) yatak fantazileri yazmış." dedi. "Tenefüste benim hayatta duymadığım küfürler havada uçuşuyor." dedi. "Çocuğun biri derste koluna faça attı." dedi. "Kız öğrencilerimden biri erkeklerden birini bacaklarını ellediği için şikayet etti." dedi. Daha neler neler. Belki de o öğretmenle yaptığım konuşma yüzünden kitaptaki çocukların davranışları bana abartılı gelmedi. Çünkü bunların hepsi gerçekten var. Böyle erkek çocuklar var. Sadece biz onları görmüyoruz.

"Yeni nesil gümbür gümbür geliyor." diye bir söz görmüştüm.
Çocuklarının yanında küfür eden babalar, çocuklarına en ufak bir sevgi belirtisi göstermeyen anneler, küçük yaşlarda başlayan aşklar olduğu sürece yeni nesli oluşturanlar gümbür gümbür değil, kaybederek geliyor..

Emrah Serbes bu gerçeği anlatmış kitabında. Bizim semtlerimizde, mahalle aralarında, sıradan bir hayat yaşayan erkek çocuklarının kaybetmişliğini anlatmış. Ha birde suçun o çocuklarda değil, çocuğun eline silah dahi tutuşturabilecek kadar 'duyarlı' olan ailelerde olduğunu da anlatmış.

Okunası, sürükleyici bir kitap.
Keyifli okumalar...
143 syf.
Tabi ki yenileceksin,olsun .
Hep yenil.
Yine yenil,
En iyi sen yenil.
         Bu kitabı okurken, 13 yaşında bir
erkek evladım olması sebebiyle ,her hikayede kendi kendime sordum bunları ;
          Ya benim oğlum ...?
           Ya benim oğlum da...?
           Ya benim oğluma...?
           Ya benim oğluma da ...?
           Ya oğlum...?
            Tabi ki bu sorular tamamen kronik annevari düşünme yapısından kaynaklı.Ve ki anne olarak bakınca olaya,o henüz oluşmamış dünyalarında ne çok şey oluyormuş.Olaylara geniş açıdan bakmak farklı aslında onlar açısız bakıyorlarmış,ta ki büyüyüp açılardan bakmaya mecburi kılınına kadar biz büyükleri tarafından.
         Ve Emrah Serbes, sana da aşk olsun ve hatta senin gibilerede aşk olsun,olsun ki büyümüş bizlerin gözüne gözüne keyifle sokun saflığın ve tarafsızlığın ve ayrıştırıcısızlığın ve masum düşüncelerin ve sevginin bizi kurtaracağını.
"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey" Buda hem burda dursun hem de elimize ,gözümüze,dizimize  dursun.
        Hikaye dedimse hemen hikaye mi diye dudak büzmeyin ,okunası ,açık anlatımıyla, ifadeleri mükemmel denecek kadar iyi olmasıyla çok üst seviyeyi hakeden bir kitap. İçinde küfür olan kitaplardan hiç hoşlanmam sanıyordum, lakin yazar küfürü öyle bir yere yerleştirmiş ki küfürleri sesli okumak isteğim bile oluştu .Birde şu var ki ,o kadar yoğun içli hikayeyi okurken attığım kahkahalar .Hele "Üst kattaki Terörist" hikayesini okurken arka arkasına patlattıyordum ki kahkahaları, birden
___ne gülüyorsun ya şurda ciddi bir şeyden bahsediyoruz,dercesine beni utandırdığı anda tekrar o çocuk masumiyetiyle ;
__hadi gül hadi neyse, diyen anlatımıyla ,keyfine varılacak bir kitap.
            Ya çocuk sen çok yaşa.Ne büyük anlattın o küçücük aklınla kocaman bir olguyu.Yaşına başına bakmadan koyuverdin taşları boş gediklere.
            Aslında o kadar çok alıntısı ve dillere pelesenk olmuş cümleleri çıktı karşıma ,okumama gerek yok diye düşünürken kardeşimin _abla bu adamın tarzına bayılacaksın,deyip kitabı elime tutuşturmasıyla kendimi mecbur gibi hissettim okumaya.O kadar uzaktım ki yazara ve hatta kitaba ,sıradan aşk ,özlem ayrılık anlatıları diye düşünüyordum.
      Ne aşkı yaaaa ,ne aşkııı.....Dünyada o kadar büyük dertler varken ne aşkı ?!!!
  ...bir gün öleceğiz hayat devam edecek.
        Ve 
...ben mutsuzluğa karşıyım.
Neden ?
Çünkü çok fazla mutsuz insan var.
          Öyle çok şey sığdırılmışki o kısacık hikayelere kahkahalar bir yana dursun, acı acı gülümsemeler oturttu yüzüme .
Dedi ki hikayenin birinde;
__ Ben muhafazakarım canım.Muhafaza etmek istediğim şeyler var.Bunların başında sen geliyorsun.
       Okumak açısızlaştırsın hepimizi dilerim.
143 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
ERKEKLERİN ALENGİRLİ DÜNYASI...

Kolay ağlayan sert adamlar...
Kıskanç, gururlu, saf ergenler...

“Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanırsın.” manifestosuyla adam olduğuna inanan erkeklerin küfürlü, hayalperest dünyaları bu kitapta tüm çıplaklığıyla önünüze seriliyor.

Erkekler ne düşünür?
Ne hisseder?
Ama ne söyler?

Henüz ütülü pantolon giyip kravat takmamış olsalar da racon kesmeyi bilirler onlar.

Bazılarının ne kadar bastırmaya çalışırsa çalışsın hamurunda şiddet vardır, içlerinde uyanmaya her an hazır bir Sibirya Kaplanı yaşar.

Hayatla kavgalıdır kimi; hep savaşır hep yenilir, pes etmez gardını alır ve tekrar yumruğunu sıkar.

Kimi hep dayak yer, yedikçe de hırslanır.

Kimi duygularını çok iyi gizleyen bir centilmendir.

Kimi karizmatik !
Kimi romantik !

Amaaaa.....
Hepsi kahraman hisseder kendini ; daha savaş başlamadan tatbikatta bile ölmeye hazır bir asker kadar gözüpektir.

Sırf bakıştan ibarettir kimi...
Kimi ucuz bütçeli bir gerilim filminde ustura rolünde...
Güzel bir kadın karşısındaysa hepsinin eli ayağı birbirine dolaşır.

Küçük İskender der ki :
“Kadınlar mı zeki yoksa erkekler mi diye merak edenler!..
Havva bir elmayla kandırmış Adem'i !..”
Buna karşın Emrah Serbes’in tezi şöyle :
“Zaten kadınların gözüne girme tutkusu kimde yok ki? Erkek zekâsı bu tip kafa yormalar yüzünden gelişmiştir.”

Kim ne derse desin, gerçekten de
Erkekler Mars’tan
Kadınlar Venüs’ten

HAYDİ SÜPERMEN !

Ergenliğin çıkmazındaki erkek çocuklarının komik halleri ve hisleri günlük konuşma diliyle, küfür ve argo dahil edilerek anlatılıyor.
İlle de okunmalı mı?
Bence hayır.
Ama çok güldüm mü okurken?
Gözümden yaş gelene kadar.

Bir Rus klasiğinden bir Fransız klasiğine geçerken belki kafa dağıtmak için okuyabilirsiniz.
143 syf.
Kitap 8 öyküden oluşup 8 erkek çocuğunun hayata, karşı cinse bakışını kendi iç dünyalarını çocukların ergenlikle gençlik arasında geçen yaşantılarını , başlarında esen kavak yellerini, aşk maceralarını,aile yaşantılarını,arkadaşlık adına yaptıkları saçmalıkları ,pişmanlıklarını akıcı bir dille anlatıyor. Okurken hiç sıkılmadığım bi çok yerinde hüzünlendiğim , bi çok yerinde tebessüm ettiğim, bi çok yerinde komik bulduğum çocukların iç dünyasını anlatan Emrah Serbes 'in "erken kaybedenler "eserini iyikide okumuşum... Kitapta altı çizilecek satırlardan...
“ Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle bir küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.”
143 syf.
·1 günde·2/10 puan
Okuduğum kitabın bana birşeyler katması benim için çok önemlidir. Bu kitap ne kattı, ne öğretti derseniz kocaman bir hiç. Açıkçası zaman kaybıydı, sırf bir kitabı yarım bırakmayı sevmediğim için ve emeğe saygı gösterip belki düzelir diye düşündüğümden sabırla okudum. Edebi değeri yerlerde bir kitap, fazladan verdiğim bir puan üst kattaki terörist öyküsünün hatrına en azından orada bir alt metin, ironi var. Emrah Serbes'in kitapta tanımladığı bir çevrede büyüdüm aslında ama onun anlattığı insanlarla pek karşılaşmadım neyse ki. Kitabın yazarını bilmeden okumuş olsaydım 14-15 yaşında birinin fantezi dünyasının eseri olarak düşünürdüm.

Son olarak kitap bu videoyu yeniden hatırlattı bana...

https://youtu.be/j3UPuvoNwPc
143 syf.
·2 günde
Genellikle yabancı yazarların kalemini daha çok beğenirim bir değişiklik olsun bugün de Emrah Serbes okuyayım dedim ve çok pişman oldum bu kadar geç keşfettiğim için...

Gerçekten okurken güldüm, bayağı eğlendim. Kitap işte genellikle 11-13 yaş arasındaki çocukların öğretmenine, öğretmeninin çocuğuna, ordan onun kardeşine, komşusuna, sınıf arkadaşına, abisinin sevgilisine aşık olan ya da aşk demeyelim de +18 şekilde süzen hikayelerden oluşan bir kitap...

Nilüferi, Yasemini, Cahidesi, Handanı, Gizemi... Hepsi afet ben bile düştüm. 10 küsür yaşlarındasın özel öğretmenin sana ders anlatıyor ve sen onu öpüyorsun sonra da diyorsun ki;

"Vaktinde biri ülkemizdeki bütün kızları çok pis korkutmuş, hiçbirinde gerçeği söyleyecek cesaret bırakmamış. Ben kız olacağım da ders vermeye gittiğim evde beni öpecekler var ya, dünyayı ayağa kaldırırım, analarını sikerim."

Gerçekten güzel kafa.
Sonra yine aynı yaşlardasın, akranınla anlaşıyorsun gözüne kestirdiğin kızı kazan dairesine atıyorsun hey yavrum heyy sonrasıı. Ulan onu geçtim abinin sevgilisine ne diye göz koyuyorsun velet. Bir de bunu yaparken;

"Nilüfer, abim itin teki sana gerçek bir adam lazım." Abini görünce, "abi kim bilir onu barda kimler ellemiştir, kimler öpmüştür sana göre değil" -ki bunu yapan da kendisi- sana gerçek bir kadın lazım.
Hadi onu da geçtim 17 yaşındasın kafan güzel içmişsin 35 yaşındaki öğretmenini arayıp sana hazırlandım Handan kızlarına da babalık edebilirim seviyorum seni denilir mi heytt be yiğidim...
Aslında daha fazla detay vermek istiyorum ama kitabın zevkini kaçırmak istemiyorum. Dikkatimi çeken şey ise arada ne kadar yaş farkı olursa olsun kadınların geneli iki çift güzel söze düşüyorlar, ister 13 yaşındaki bir çocuk olsun dokunuşlardan etkileniyorlar; Erkekler ise her gördüğü kadını çok güzel betimleyebiliyor önceki betimlediklerini unutup...
Sanırım dünyanın kaidesi bu. Kısır döngü haline gelmiş bir olay bence. Kadınlar gerçekten çok saf duygusal anlamda. Erkekler ise her kadını saf zannederek destan yazıyor her neyse.. :D
Geç keşfettiğim bir yazar kesinlikle okurum artık siz de ister okuyun ister okumayın. Alıntılar buraya kopyalayıp da sizi baymayacağım, hepsi duvarımda sabittir :)
İncelememi bırakıyorum... Eğer okuduysanız teşekkür ederim. Kitapla kalın...:))
143 syf.
Yoruldum!
Ben bu kitabı okuyup bitirene kadar çok yoruldum. Okuyamadım. Çile çektim. 13-14 yaşında bir çocuğun olmaması gereken her yerden çıktığı, zihnimi parça pinçik ettiği sırf kendime eziyetimi tamamlamak için okuduğum bir kitap oldu. 3-5 beylik cümle dışında kayda değer hiçbir şey yok.
Kitabı okumaya başlarken hakkında okuduğum olumsuzlukları göz ardı edip, belki iyi halden yırtar,ben öyle düşünmem umuduyla başlamıştım ama yok yani.. Düz, dümdüz bir kitap.. Hatta dümdük!!! Bana ne kattığını geçtim, benden ne götürdü diye düşünüyorum şu an. Zamanımı!
Kaale alınır alınmaz bilemem ama tavsiye edilmeyesi kitaplardan.. Zira yanlışlıkla basılmış gibi. Hani yazmaya yazılmış eyvallah ama baskı sırasında bir karışıklık olmuş, kitabın son hali yerine ilk taslağı basılmış gibi.

Mutsuzum. Söyleyeceklerim bu kadar. Selametle.
143 syf.
İnsanlar; kaybede kaybede, kaybeder.
Sonuna "kazanır" yazacağımı düşündünüz belki de, her iyimser yazının bitmesi gerektiği gibi. Evet yazılabilir, hatta yazayım: "İnsanlar; kaybede kaybede, kazanır." Kaybettiklerinin yerine koyduklarını kazanırlar, doğrudur. Ama yerine konulanlar da kaybedileceği için en nihai ifade yine : "İnsanlar kaybede kaybede; kaybeder." olacaktır.

Evet yineliyorum: Herkes kaybeder, sürekli kaybeder.

Kim ilk aşkıyla beraber? Bir zamanlar en sevdiği oyuncağı halen yanında olanınız var mı, kim oyunlarda hep kazandı veya kim ilk büyük sevincini aynı hissiyatla yüreğinde besliyor? Çocukluğunu beraberinde gününe getirebilen var mı hiç, eksiltmeden?

Yok.

Hayatlar kaybedişler üzerine kuruludur; tüm bedenimizi, sırlarımızı, anılarımızı, bilincimizle beraber topyekün kaybedeceğimiz güne kadar, ufak ufak, kaybede kaybede, kaybedeceğiz işte.

Kaybetmeler; yaşamanın önkoşulu aynı zamanda da sonucudur.

Hayatın tabii akışında kaybedilmek üzere var ettiğimiz her şey; kendi tabiatına uygun olarak kaybolacak: Kaybedilmek üzere bizimleydiler zira. Yeri gelecek paramızı, yeri gelecek güvenimizi kaybedeceğiz. Yeri gelecek arzumuzu, yeri gelecek umudumuzu, yeri gelecek yaşama şevkimizi kaybedeceğiz.

Ne kadar çok kaybedilecek zamanımız olursa; o kadar çok şeyler kaybedeceğiz, gözlerimizin önünde.
Kimilerinin varlığını kaybedeceğiz, kimilerinin gözlerini açtığını göreceğiz dünyaya; kaybetmeler için...

Zamanın akışının durdurulamadığı yerde, her şey kaybedilmeye mahkumdur.

Tüm bu kaybedişler içinde, kaybedişlere alışmış, hatta duyarsızlaşmış olsak bile insanlığımızı ve onurumuzu korumak zorundayız. Kaybetmenin son evresi; "hayatımızı kaybetme gününe" dek hem de. Taviz vermeden, tüm kaybettiklerimizin telafisi mahiyetinde sarılmalıyız: Bu ulvi meziyetlere.

Bu kaybedişlerin olduğu dünyada; insanlığımızı kazanacağız, sevgimizi çoğaltacağız, onurumuzu koruyacağız. Buna mecburuz.

Kaybedilmek üzere var olan şeyler için onurumuzu kaybetmeyelim temennisiyle konuyu kapatıyor kitaba geçiyorum:

Emrah Serbes’in Erken Kaybedenler adlı, öykülerden oluşan kitabı, ismi gereği yukarıdakileri yazmamı gerektirdi/hissettirdi. Kitabın yazdıklarımla pek ilgisi yok ama benden dökülenlerin bu olması gerekti. Bu nasıl inceleme diyebilirsiniz, hakkaten "inceleme" ile alakası yok dediğim gibi kitap ile bile alakası yok. Ama söylemek istediklerimi söylememe izin vermeyecekse, niye okudum ki ben bu kitabı?

Öyküler akıcı, komik. Genelde kısa cümlelerden oluşmakta. Akıcılığı bozan süslü ifadeleri de oldum olası samimiyetsiz ve de gereksiz bulurum zaten. Yazılanlar net. Oldukça da sürükleyici hikayeler. Müstehcen konular ve bu konulara uygun ifadeler kullanılmasa çocuklar için bile yazılmış bir kitap diyebilirdim, o kadar yalın ve o kadar samimi.
Eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir kitap. Ama ergenliğe geçmemiş ya da henüz geçmiş -çocuk mu desem genç mi bilemedim- bireylerin hikayelerine baktım da ben de mi böyleydim diye düşünmeden edemedim. Yok ya ben böyle değildim. İşleri güçleri meme bu çocukların:)

Okuyan herkese teşekkürler diyorum. Akışta karşısına çıktığı için sırf ayıp olmasın diye okumadan beğenenler varsa böyle daha ayıp oluyor haberiniz olsun demek isterim de okumadıkları için hiç duymayacaklar bunu:))
Herkese iyi okumalar demeden önce, kesinlikle ve kesinlikle alkollü araç kullanmayın diyorum. Saygılarımla.
143 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitaptaki hikayelerin çoğunda kendimizi bulmamız işten bile değil. Bunu biraz da mizahi bir üslupla yazınca çok keyif aldım. Bu sefer ergenlik çağındaki çocukları ele almış. Argo kelimeler kullanması hikayeyi daha samimi hale getirmiş ve hoşça vakit geçirmeye birebir. Türk edebiyatında gelecek vadeden bir yazar.
İki tanesi tam teröristti, resmen Kürt’tüler. Bir de övünüyorlardı bununla. İnsan en azından saklamaya çalışır, ben Kürt olsam kimseye söylemem mesela, kendi içimde halletmeye çalışırım o problemi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erken Kaybedenler
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506765
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...
İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... 
Kolay ağlayan sert adamlar... 
Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... 
Kıskanç, gururlu, saf ergenler... 
Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... 
Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Kitabı okuyanlar 7,2bin okur

  • KARYA
  • Zeynep
  • Vəfa Eyvazlı
  • KÜBRA
  • Nehir Özalp
  • ONUR GÜÇLÜ
  • Yunus bingöl
  • Gizem çakır
  • Fuat Boran
  • RoadNotTaken

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.5
13-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%28.5
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%18.9
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.4
Erkek
%43.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.4 (380)
9
%17 (316)
8
%23.1 (429)
7
%18.6 (345)
6
%9.4 (175)
5
%5.2 (96)
4
%2.7 (50)
3
%1.5 (27)
2
%0.9 (17)
1
%1.3 (24)

Kitabın sıralamaları