·
Okunma
·
Beğeni
·
2.740
Gösterim
Adı:
Ermiş Antonius ve Şeytan
Baskı tarihi:
18 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587821
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ermiş Antonius ve Şeytan
Ermiş Antonius ve Şeytan
Gustave Flaubert (1821-1880); 1857'de yayımlanan ve kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yaratan ilk romanı Madame Bovary'den insanın bilmeyle olan derin mücadelesine odaklanan ancak tamamlayamadığı son romanı Bouvard ile Pécuchet'ye 19. yüzyılın en yenilikçi klasiklerinden biridir. 

Ermiş Antonius ve Şeytan'sa Flaubert'in İslamiyet öncesi inançların baş döndürücü bir geçidini yaptığı ve tamamlayabildiği son romanıdır.

Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
(Arka Kapak)
192 syf.
·7/10 puan
Madam Bovary karakteri ile 19. Yüzyılın realist akım öncüsü kabul edilen Flaubert, dönemin her yönü ile sosyolojik incelemesini yapan ve bu incelemeleri ciddî araştırmalar ile şekillendiren bir Fransız yazardı. Cesur anlatımları ile tartışma konusu olan Flaubert, Ermiş Antonius ve Şeytan adlı eserinde de çok önemli bir olguyu konu edinmiştir; Din.
Din, insanların temel yaşam iç güdülerinden sonra en fazla önem verdikleri ve kutsallaştırdıkları bir kurumdur.
Doğa üstü güçlerin tartışmasız kabul edildiği, kimsenin sorgulamadan itaat ettiği ve belki de birbirinden farklı birçok karakterin kutsal öğeler etrafında birlik olabildikleri bir kurumdur aynı zamanda. 19. Yüzyıl, Avrupa'nın karanlık döneminden sıyrılıp, Vatikan etkisinden kurtularak pozitif bilimlere yöneldiği dönemdir. Flaubert dönemin cesaret verici atmosferi ve eleştirel yeteneğinin getirdiği gücü kullanarak, tüm dinlerin ele alındığı bir kitap yazmıştır. Düşünün ki, eserlerini daha etkili
kılabilmek adına 18 ay süren bir Ortadoğu gezisi bile düzenlemiştir.
Söz konusu eserimize gelecek olursak, düşüncelerinizi sarsabilecek ve sizi arayışa sevk edebilecek nitelikte bir anlatıma sahip. Tasavvufi pencereden bakıldığında hakikat gerçeğini ve aslında bir bilginin hakikat sayilabilmesi için alt üst edici olması gerektiğini yansımaktadır eserde. Flaubert esasında ne düşünmüştür neden tüm dinleri eleştirmiştir cidden bilemeyiz. Fakat kendimce anladığım
insanın hayal gücü sınırsız, korkuları da bundan güçlü olabilmektedir. Vesselâm...
192 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Dikkat dikkat bu kitapta 'Savaş ve Barış' tan daha fazla isim geçiyor! Kitapta kimler yok ki? Roma devrinde yaşayan insanlar, Mitolojik Tanrılar, Hristiyanlığın sapık mezheplerine inanmış azizler, heretikler, diğer dinlerden kişiler ve daha kimler var kimler. Ve tabii başrolde Antonius ve Şeytan.
Spoiler veririm kaygısı yaşamadan anlatabilirim kitabı. Çünkü hem kitabın adı spoiler hem de, ne kadar anlatırsam anlatayım yok, kesinlikle okumadan anlayamazsınız. Öncelikle Gustave Flaubert'in müthiş bir hayal gücü olduğunu söylemek istiyorum. Kitap bir başlıyor ve hiç soluk kesmeden devam ediyor. Ve de yazarın bilgi birikimi ve hayal gücüne hayran kaldım. Ve hemen söyleyeyim, çeviri bakımından da İş Bankası Kültür Yayınları'nı tercih ederek çok doğru bir karar vermişim. Dip notlar ayrıntılı ve aydınlatıcı olmasa kitaptan bu derece tat almazdım.
Kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. Şeytan; kendini herkesten, yemeden içmeden, dünya zevklerinden soyutlayıp Tanrı' ya adayan Ermiş Antonius' u yoldan çıkarmak için kolları sıvar. Dur durak bilmeden, yılmadan taarruza başlar. Adeta nefes almasına fırsat vermeden yukarıda saydıklarımı kâh karşısına çıkarır, kâh kendi onların kılığına girer. Mekanlar değişir, insanlar değişir ama Antonius değişmez, yolundan sapmaz. Ha arada aklı kayar mı, kayar ama yine de temiz kalır.
Bu arada yarı Tanrı Apollonius ile hemşehri olduğumu öğrendim. :))))
İlerde yeniden okumayı düşünüyorum kitabı. Çünkü dipnotlardaki isimleri bazen Google'da arattım ve zihnimde canlandırması daha kolay, kalıcı oldu ve her bir isme aynını yaparak öyle okumak istiyorum. Bakalım ne zamana kısmet olur?
Fazla isimden ve karmaşadan rahatsız olmuyorsanız eminim beğenerek, ilgiyle okuyacaksınız.
192 syf.
·Puan vermedi
Kısa bir ınceleme düşünüyorum zaten fazlasını okumuyorlar ve bu kitabı birazcık dinler tarihi kavramlarına aşina olanlar için okumakta sorun yaşamacakları ama aşina olmayanlar okumak isterlerse ellerinde bir telefonla heran kavram aramaya hazir bir sekilde okuya bilirler.
Flaubert Islâmiyetten önceki bütün inançların baş döndürücü bir özetini veriyor bu kitapta. Üstatça bir özet şüphesiz; ama besbelli ki, kendisi de adım başında türlü kitaplara başvurmuş, yanlış bilgi vermemek ve hayallerini gerçek temellere dayamak için.
Guzel bir kitap
192 syf.
·4 günde
Kitap bir sözde ermiş ve şeytan arasındaki diyaloglardan, rüyalardan ve dünyanın yaradılışından beri olagelmiş inanışlardan oluşuyor.

Şeytan Tanrı’yı aslında anlayan, insanın anlamamasına da sinirlenen bir varlık gibi ele alınmış. Bu arada ermiş antonius ermiş olarak adlandırılsa da aslında çok sığ, şekilci, içten içe tüm yasaklı davranışları özleyen bir keşiş. Tanrı’nın iyiliğine ulaşmak için kendini cezalandırıp, istediklerinden vazgeçip ödül alma derdinde. Bir gece rüyasına şeytan giriyor ve ona aslında nasıl yanlış yolda olduğunu farkettiriyor. Ona Tanrı’nın yüceliğini sezdiriyor, onu niteliklere bağlayıp küçülttüğünü fark ettiriyor, sonsuzluğu bile anlayamayacak kadar yetersiz bir canlı olduğumuzu gösteriyor. Hatta biçimlere ve öze takıntılı insanın putlara ve düşünceye tapmasını eleştiriyor gizliden gizliye. Tanrı’yı bu dünyadaki kötülüklere göz yuman ya da katlanan bir varlık olarak gören insanı, bu dünyayı düzeltmekten bambaşka nedenleri olan daha kompleks bir varlık olarak Tanrı’yı anlamasını istiyor. İyi kötü gibi kavramları bizim yarattığımızı ve bu kavramlara göre yargılamaları da bizim yaptığımızı vurguluyor. Sonunda dayanamıyor ve Tanrı’yı bu kadar anlamayan bir ermişe kızıyor içten içe ve kendisine biat etmesini, Tanrı’yı yok saymasını söylüyor.

İşte aslında bu anda bile şeytanın da Tanrı’nın yarattığı ve onu insandan iyi anladığını bilerek, manevi açıdan bilemesek de inanarak Tanrıya bağlanmayı öneriyor yazar içten içe.

Ve sonunda ermiş son bir rüya görüyor. Ölümünden sonra diğer canlılar tarafından yenilmesini, form değiştirmesini, ışığı özünde hissetmesini, doğallığı ve sıcaklığı özümsemesini, ruhunu hissetmesini görüyor ve insan formundan başka bir forma geçerek madde olsa da manevi hazzın doruklarına varıyor. Ve uyanıyor gerçek bir ermiş olarak.

“Tanrı’yı anlamayan ama anlar gibi yapan, ödül ceza mekanizmasından kurtarmaya çalışan, manevi açıdan yetersiz ama yeterliymiş sanılan sözde ermişi bile iyiliğe götüren şeytanın öğretilerinden alınacak dersler bile olsa insan yüreğiyle aklını birleştirip Tanrı’nın yarattığı evrenle bütünleşip doğru yola ulaşmalı insanoğlu!” mesajını vermeye çalışmış Flaubert diye düşündürüyor kitap.

Gustave Flaubert ‘in 140. Ölüm yıldönümünde tesadüfen yazılan bu incelemeye konu olan bu kitap daha da anlam kazandı nazarımda
192 syf.
·Puan vermedi
Mesnevide şöyle hikaye edilir:

Bir sabah şeytan Muaviyeyi sabah namazına kaldırır. Evet, şeytan Muaviyeyi sabah namazına kaldırır! Aralarında bir tartışma başlar. Şeytan neden kendisini namaza kaldırmıştır? Tartışma öylesine uzar ki, şeytan emeline ulaşır. Namazın vakti geçer.

Yasin 60: Ey ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"

Şeytan gerçekten insanı çok iyi tanır. Düşman, düşmanını tanımak gerek! Ermiş Antonious da şeytanla böyle bir musahebe ve mücadelenin içine girer.

Kitap dokusu itibariyle bana Âmak-ı Hayal'i hatırlattı. Birçok put, kendinin tanrı olduğunu sanan, tanrı yerine konan isim zikredilir. Bunlar kendi aralarında konuşurlar. Ermiş Antonius ile şeytanın isteği üzere konuşur. İmanı üzerine baskı kurar.

Enbiya 98,99: Şüphe yok ki siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar cehennem yakıtısınız, hepiniz oraya gideceksiniz. Onlar tanrı olsalardı cehenneme gitmezlerdi. Oysa hepsi orada ebedî kalacaklardır.

Beni çok eğlendiren bir pasaj alıyorum buraya:

"Şeytan Hıristiyan etmişe sorar:

Tanrı oğlu olduğu halde Kutsal Ruh’u ne diye aldı? Vaftiz edilmeye ne ihtiyacı vardı, Tanrı Sözü’nün ta kendisi ise? Şeytan nasıl ayartmaya kalkabilirdi onu, Tanrı’yı?
Bütün bunları düşündüğün olmadı mı hiç?"

Demek ki Hıristiyanlar da teslis inancını sorguluyor. Ama bunu bir iman meselesi olarak kabul ediyorlar. Bunu düşünmüş olmakla sanırım kendilerini günahkar olarak görmüşlerdir.

Kitabın sonunda ne oldu? Tüm bu ayartmalara rağmen Antonious imanını sahil-i selâmete çıkarır:

"Tam ortada, ve güneşin yuvarlağı içinde İsa’nın yüzü görülür. Antonius haç çıkarır ve dualarına koyulur yeniden."
182 syf.
·1 günde·6/10 puan
önsözünde, kitabın çevirmeni sabahattin eyüboğlu'nun da bu eser için dediği gibi: "henüz sinema bulunmadan, sinema senaryosu yazılmıştır." bu nedenle kitabı roman, tiyatro, senaryo kategorilerinden hangisine koysak, uygun düşmeyecektir.

gelmiş geçmiş birçok din ve inanışın, düşsel ve düşünsel yolculuğuna çıkan sözde bir ermişin, şeytan'la karşılaşmasını esas olan bu eser; insanın kendini herhangi bir inanışa adamışlığını, inanışlardaki çeşitliliği ve farklılığı, inandığı değerler uğruna içinde kopan fırtınaları dizginlerken ne de aciz göründüğünü gözler önüne sermektedir.

hayal ve gerçeklik arasında gidip gelen olaylar, gustave flaubert'in hayalgücünün ne denli geniş ve esrarengiz olduğunu göstermektedir. dinler tarihine, mitolojiye ve efsanelere özel bir ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim.
192 syf.
·6/10 puan
“ Ah! Bu güzel! Ulu Tanrı peygamberlerini krallardan üstün tutuyor. Oysa bu kral, keyiflerinden ve gururundan ayılmazca sarhoş, şölenler içinde yaşıyordu hep! Ama Tanrı, cezasını verip dört ayak hayvana dönüştürmüştü onu: Dört ayakla yürütmüş!”
“ Düşünceler, uyuşmuş ya da azgın; içimdeler hep. Ezerim onları, yeniden büyürler, boğacak olurlar beni; lanetlenmiş sanırım kendimi zaman zaman.”
“Dünya çıldırmış bir Tanrı’nın eseridir!”

Gustave Flaubert’in okumayı tamamlayabildiğim ilk eseri, maalesef Madam Bovary’ye başlayıp bitirememiştim. Bir de bu kitaba şans vermek istedim ancak zorla bitirebildim…
Kelimelerin sihrine inanıyorum lâkin bu yazarda o sihri hissedemedim. Bu tiyatro oyunundan sonra okuduğum üç farklı hikayeden oluşan “Üç Öykü” kitabına da aynı duyguları besliyorum ne yazık ki. Önümüzdeki ay Madam Bovary’nin tüm düşüncelerimi değiştirmesini umut ediyorum…

“Ama boyalı balmumundan atalar, arkamızda saklı durdukları yerde, küf bağlıyorlar yavaş yavaş. Yeni soylar, umutları gerçekleşmedi diye çenemizi dağıttılar cezalandırmak için bizi, tahta bedenlerimiz sıçan dişleriyle ufalanıp gidiyor.”
192 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Döneminde Hristiyan mezheplerinin cesur bir şekilde eleştirmiş olduğu sağlam bir eser. Bu adama her an hayran oluyorum. Yabana atılacak bir isim değil... Gustave Flaubert Ermiş Antonius ve Şeytan
192 syf.
·Puan vermedi
İslamiyetten önceki bütün inançların baş döndürücü özetini içeriyor kitap. Dinler tarihi hakkında biraz bilginiz varsa okumanız kolay olacak. Flaubert, din konusunu ele almış ve bu kitabı yazmadan önce 18 ay süren bir Ortadoğu gezisi yapmıştır. Dini argümanların yanında mitolojiye de yer vermiş. Bahsedilen Şeytan da  metaforik bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Ve Şeytan Diyor ki; Demek evrenin merkezi değil dünya? İnsan gururu, haddini bil!
Bu tür konulara ilginiz varsa keyif olarak okuyacağınız bir kitap. Diğer türlü sıkıcı gelebilir.
192 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazı yazarlar vardır, en ünlü kitabını okuduktan sonra hayran olunan ve diğer kitaplarını okuma isteği uyandıran, ancak diğer kitaplarından o tadı alamadığınız...
Yazarımız bu konuda beni yanıltmayanlardan oldu. Her bir kitabı birbirinden farklı uçlarda ve de her biri de ayrı bir tad ve şaşkınlık bırakıyor insanda. Nadide bir dehayım ben diye kanıtlıyor kendisini.
Bu kitapta yazara bir kez daha hayran olmamı sağladı. Faust tadında ancak Faust'u kat be kat aşan dolu dolu bir kitap okudum diyebilirim. 190 sayfanın içerisinde milyonlarca sayfaya sığabilecek mitolojik inanışların, mezheplerin ve dinlerin bir özetini buldum. Tabii alt mesajlarıyla birlikte... Tüm bunları bilmek ve de olay örgüsü içerisinde anlaşılabilir bir şekilde bir araya getirmek maharet ister diye düşünüyorum. Bu kitabı okumadan önce onlarca kitap okumanız gerekebilir ya da bu kitaptan sonra onlarca kitap okuma isteği duyabilirsiniz...
Ve de inanma olgusunu bir kez dahi olsa sorgulayabilirsiniz. Ne de olsa herkesin yorumu, bakış açısı farklıdır değil mi?
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
İslamiyet öncesi inançların baş döndürücü bir geçidini yaptığı ve tamamlayabildiği son romanıdır.

Bu kitabı okuduktan sonra Flaubert'in diğer kitaplarınıda okuma kararı aldım.

Mitoloji sevenler için okunabilecek bir kitap. Mitoloji sevmeyenlerinde kesinlikle okuması gerektiği bir kitap diye düşünüyorum. Kitabı okurken kendinizi Antonıus'la beraber birçok Tanrıyla,dinle ve şeytanla tanışıyorsunuz.İslamiyet öncesiAntonıus'un şeytanla mücadelesinde ki o çetin yolda bir anda insanlığın yüzlerce yıllık bir yaşantısını görüp geçiriyoruz.

Başka bir kitapta görüşmek üzere Flaubert hoşçakal.
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
İalamiyet öncesi birçok inanışa ışık tutan bir kitap. Ermiş olan Antonius’a şeytan ve diğer tanrılar ona kendilerini gösterir. Antonius hepsine rağmen İsa’ya ve incile olan inancının arkasında durur. Mitolojik yönü ağır bastığı doğru fakat bazı yerleri sırf okumak icin okudum. O dönemin şartlarına göre ileri görüşlü biçimde yazdıgı icin saygı duyarım. yormayan bir kitaptı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ermiş Antonius ve Şeytan
Baskı tarihi:
18 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587821
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ermiş Antonius ve Şeytan
Ermiş Antonius ve Şeytan
Gustave Flaubert (1821-1880); 1857'de yayımlanan ve kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yaratan ilk romanı Madame Bovary'den insanın bilmeyle olan derin mücadelesine odaklanan ancak tamamlayamadığı son romanı Bouvard ile Pécuchet'ye 19. yüzyılın en yenilikçi klasiklerinden biridir. 

Ermiş Antonius ve Şeytan'sa Flaubert'in İslamiyet öncesi inançların baş döndürücü bir geçidini yaptığı ve tamamlayabildiği son romanıdır.

Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 177 okur

  • Gizem
  • Müptedî
  • Büşra
  • Selcuk butun
  • Ahmet Akın
  • Ahmet Aras
  • Ferhad Butimar
  • Ahmet ABAY
  • Commodore
  • Saffet Türkoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.4 (10)
9
%10.2 (5)
8
%18.4 (9)
7
%26.5 (13)
6
%14.3 (7)
5
%0
4
%4.1 (2)
3
%2 (1)
2
%0
1
%2 (1)