Eroin GüncesiKanat Güner

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.154
Gösterim
Adı:
Eroin Güncesi
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757882631
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Stüdyo İmge
İlk kez yayınlandığında; "Bir alt kültür yazını olarak bizdeki ilk örnek." iddiasıyla sunulmuştu okurlara. Aradan geçen zaman bu kitabın iddiasını doğruladı. 
Hayatı yaşayarak yazan; 1970 yılı doğumlu Kanat Güner, kısa yaşamına sığdırdığı bir çok şeyin yanında "Eroin Güncesi" adlı kitabı da sığdırarak tribünlere kendi dramını oynadı. Anadolu'nun saf değerleriyle yetişip kurtlar sofrasının ortasına savrulan ve bu sofrada kendi kişisel saflığında ötürü değerleri uğruna mücadele etmekten vazgeçmeyen Kanat, bunun bedelini de hayatıyla ödedi: Tıpkı yitik '80 kuşağının bir çok bireyi gibi. İçine itildikleri değer kavramlarının aslında bireyin silikleştiği, çarkların bir parçası olmaya zorlandığı ve adına Üniversite denen kurumların birinden; Tıp Fakültesi 4. sınıftan ayrılmak zorunda kalan Kanat Güner, gördüğü eğitimin en çok işlenen; yani insan hayatının biyolojik şeyi; H(eyç)'i seçerek oynadı kendi dramını...SİTE:ww

"...O bir pil gibi diyordum, pilim boşaltılınca her şey, özellikle insana özgü dürtülerim, sağlığım bozuluyor pili bırakınca normal insana benziyorum. İstediğim, tozpembe bir dünya değil; sizin algıladığınız dünyayı algılayabilmek, diyordum."
Sürekli sevginin yüceliğinden bahsedip dururum. Şu bedava olan "sevgi". Bedava demesem anlamıyor insanlar. Çünküsünü hepimiz biliyoruz. Kaçımız karşılıksız, beklentisiz, çıkarsız ve kalben bir insana sevgi gösteriyoruz. Bırakın insanı bize zararı olmayan hatta belki fayda gösteren hayvan dediğimiz canlılara zarar veriyoruz sözde insanlığımızla. Demagoji yapmak için yazmıyorum sadece düşünmenizi sağlayacak bir kıvılcım olsun istiyorum.


Bedava yahu bir selam vermek , bugün çok şık olmuşsun demek, gösterdiği (ufak bile olsa) başarısında tebrik etmek, bir çocuğun başını okşamak, birinin elini tutmak, sarılmak bedava üstelik mutlu edip mutlu da olabiliyorsun. Ama zordur bir baba için kızının başını okşamak ya da bir anne için çocuğuyla ilgilenmek çünkü kolayı var baba hesaba para yatırır. Anne önüne yemeğini koyar. Bitti gitti. Bu çocuğun hisleri yok zaten duygusuz. Kaçımız sorumluluklarımızın farkındayız ki ... Burda sadece anne babaları sorumlu tutmak istemiyorum ama ilk etkileşim anne baba ile oluyor genellikle.


Eroinman bir kızın yaşadıklarını kendi kaleminden okuyoruz bu kitapta. Madde bağımlılığı -madde her ne olursa olsun- çok zor. Bunu Kanat Güner hissedebileceğiniz şekilde anlatıyor eğer bir nebze empati kurmayı biliyorsanız onunla beraber krize de giriyorsunuz, madde için para da arıyorsunuz, sevgilisine de kızıyorsunuz, düşünüyorsunuz da.



Eminim bu kitabı abarttığımı düşünen bir eroinmandan ne ders çıkarılır kızın kendine hayrı yok bize mi olacak diyen insanlar olacaktır. Ama insanlar anne karnında madde bağımlısı olarak doğmuyor ve bir insanın madde bağımlısı olmasında bulunduğu çevre ve toplum da etkili olabiliyor ve ben de dahil toplumun birer üyesiyiz ve belki de bir davranışımızdan dolayı istemeden de olsa birilerini kötü etkiledik maddeye başlamalarına bir  sebep de biz  olduk. Kim bilir ...

Kanat Güner bir yazar değildi madde bağımlılığı yüzünden okulunu bile bitiremeyen (Tıp Öğrencisi) biriydi. Onun gibi zeki ama enerjisini doğru yönde kullanamayan aile desteğinden uzak bir çok insan var biliyorum Kanat Güner bunlardan sadece biri ama biz bu kitapta sadece Kanat Güner'in yaşamını okumuyoruz onun gibi binlercesini görüyoruz. Kendisinin de deyimiyle bizim yaklaşmaya bile korktuğumuz çoğu şeyi yaşayarak deneyimlemiş ve yazmış.


Kitap beni baya sarstı açıkçası. Sisteme, anneye, babaya, evliliğe güzel eleştiriler iliştirmiş Kanat Güner.


Krizden kafasını duvarlara vurduğunda, damar yolu aramaktan kolları morardığında, sevgisizlikle cezalandırıldığında ve cinsel obje olarak görüldüğünde empati kurdum bir süreliğine kendimi Kanat Güner'in yerine koydum bir insan nasıl dayanabiliyor falan diye düşündüm. Dayanılacak gibi değil ama insanı öldürmeyen her darbe biraz daha güçlendiriyor. Klişe ama öyle...


Kitabı çok beğendim çok edebi, süslü cümleler yok ama doğallığında doğrudan bir anlatım var. Keşke çok içmeseymiş de yazsaymış dedim.


Keyifli okumalar ...







 
Bana göre hayat birçok merdivenden oluşan bir yapıdır. Kimileri çıkar bu merdivenleri, kimileri paldır küldür aşağı yuvarlanır. Biz insanlar bu merdivenleri çıkanlara hayranlıkla bakarız her defasında. Peki hiç düşünüyor muyuz merdivenlerden aşağı yuvarlanan insanları? Merdivenlerden tırmananlar aşağı yuvarlanan bahtsız insanlara yardım ediyor mu? İşte Kanat Güner bu merdivenlerden yuvarlanan ve de normal olarak (!) kimsenin umursamadığı bir insan bana göre.

Kanat Güner eroin bağımlısı genç bir kadın. Kanat Güner bir tıp öğrencisi. Kanat Güner sevgisizlikle büyümüş biri. Yine Kanat Güner tüm olumsuzluklara rağmen hayatın gerçeklerini kavrayabilmiş bir insan. Otobiyografik - günlük türünde olan bu eserde genç yaşlarda eroin bağımlısı olmuş Güner'in yaşadıklarına tanık oluyoruz. Çağımızda artık daha çok rastlanan sevgisizlik zehri ile büyütülmüş bir insan Güner.

İnsan olarak sevgiye muhtacız desem çok klasik bir cümle kurmuş olur muyum? Öyle ki, insan sevgi bulamazsa yaşadığı yerden, sarılacak başka şeyler arıyor hayatta. Bu sarılacak şeyler kimi zaman bir ev, lüks bir araba, belki de en basitinden bir günlük oluyor. Keşke Güner'in sarıldığı tek şey günlüğü olsaydı. Keşke...

28 yaşındaydı aramızdan ayrıldığında. Bir tuvalet köşesinde kendisine son şırıngasını vururken. Gerçekten de öyle diyordu; "Bir tuvalet köşesinde öleceğim." diye. Bir zehir düşünün ki, insana "Bir tuvalet köşesinde öleceğim" dedirtsin. Eroinden bahsetmiyorum, hayır. Sevgisizlik zehrinden bahsediyorum. Bu zehri insana (özellikle çocuklara) bir kere bulaştırdınız mi, o kişinin bundan kurtulması için büyük çabalar gerekiyor.

Güner'in eroinin hayatını nasıl değiştirdiğini, sevgisizlik zehrinin nelere yol açtığını anlattığı kitapta öyle acı yerler var ki, itiraf ediyorum ki bazı yerleri zorluk çekerek okudum. Çoğu zaman hayatta kalmanın ona ağır gelmesi, dolayısıyla kimi meslekleri, hobileri deneyerek bunu unutmaya çalışması, fakat bunu başarmaması. Ayrıca birçok defa doktora gittiği halde o maddeyi bırakamaması, hayatında ona sevgisizlik zehrini tattıran son kişilerin ebeveynleri olmaması kitaptaki ağır noktalardan sadece bir kısmı.

"Eroin bağımlısı bir insan" olarak betimleme yapsak kendi aklımızda, ne düşünürüz? Uzak durulması gereken insanlar? Ya da serserilik kılıklı, beş para etmez kişiler? Kanat bir tıp fakültesi öğrencisi idi. Eroine başladıktan sonra okuluna bir daha devam edemedi. Sevgisizlikle büyüdüğü için yalnız kalmamak adına kötü kişilerle birlikte oldu kötü alışkanlıklar kazandı. Belki de yalnızlığını çevresindeki insanlar gideremedi ama dünyadan yalnız ve umutsuz bir şekilde ayrıldı, bir tuvalet köşesinde.

Biz insanlar biraz da böyle insanları yadırgamayı severiz, itiraf edelim. Peki hiç onlara yardım eli uzattık mı? Toplumdan düşmüş (yeraltına belki de) kişilerin yüzüne bir kere olsun baktık mı diye sorarım kendime. Kanat'ı kimse görmedi, ne doktorlar ne de etrafındakiler. Herkesin gözü önünde 'yalnız' bir şekilde düştü hayattan. Hayatın kimi ağır gerçeklerini de hiç zorlanmadan fark edebilmişti Kanat. Çok zeki bir insandı bana göre. Hayattaki görünmez engelleri zorluk çekmeden görebilen, eleştirebilen cesur bir kadındı Kanat. Fakat ne yazık ki o zehir bitirdi onu; sevgisizlik...

Belki de fazlaca duygusal bir inceleme oldu bu. Öyleyse eğer, sizlerden bu aşırı kişisel incelememden dolayı özür diliyorum. Bu incelememin böyle olmasının nedeni Kanat'ı çok sevmem oldu diyebilirim. Satırları okurken sanki yakın bir arkadaşım adım adım ölüme gidiyormuş gibi hüzün duydum. Dışlanmış kişiler toplumda her zaman dikkatimi çekmiştir fakat Kanat'ın yeri bende çok ayrı oldu. Bence sizler de onunla tanışmalısınız. İki tür zehrin de ne denli kötü olduğunu (eroin ve sevgisizlik) Kanat'ın ağzından, onun kendi tecrübelerinden dinlemelisiniz.
Okumayanın çok şeyler kaybedeceğini düşündüğüm,hayatımda kesinlikle önemli bir yere sahip olacağına inandığım kitap.10 liraya satın alabildiğim,hatta yaşadığım şehirde bulabildiğim için bile mutluyum.Sonradan öğrendim ki fiyatları aşırı derece uçuk ve bulması elmas bulmak gibi.
Felaketler ve acılar içinde bir hayat sürdükten sonra üzücü bir biçimde aramızdan ayrılan milyonlarca gençten sadece biri olan Kanat Güner ve onun kısa yaşamının ardından bize bırakmayı başardığı Eroin Güncesi hakkında söylenebilecek çok şey var. Öncelikle aşırı merak ettiğim bu kitabı bulmakta çok zorlandım ve hatırı sayılır bir bedel ödeyerek pdf formatında okumaktan kurtuldum. İyi ki alabilmişim eseri, okurken elimden bırakmak gelmedi hiç daha doğrusu Kanat Güner'in yaşadığı trajediler bırakmama engel oldu. İstanbul'da bir tıp fakültesi öğrencisinin bu tip bir hayat süreceği hiç kimsenin aklına gelmezdi herhalde. Böylesine popüler olmasının en önemli sebebi yaşananların tamamen gerçek olması. Kendisi gerçek bir yazar değil o nedenle oturmamış cümleler mevcut. Dil ve anlatım olarak çok şey beklemeyin zaten okumaya iten eroin denen illetin insanları ne hale soktuğunu canlı olarak hayal edebilmek. Kanat Güner eroinden öncesi ve sonrasını anlatarak bize nasıl batağa düştüğünü açık açık göstermek istemiş. İlginç olan bu kadar hayatı boşvermiş birinin daktilo başına oturup böyle kitap yazarak insanları uyarmak istemesi. Eserde bir sistem eleştirisi söz konusu değil ancak toplumun dejenerasyonu hakkında önemli anlar mevcut. Yazardan eroinin etkilerini daha net anlatmasını bekliyordum fakat sonuçları okuduktan sonra bunun pek bir önemi kalmıyor. Özgürlük üzerinden giderek bunun pek mümkün olmadığı üzerinde durmuş yazarımız. Eroini bir erkeğe benzetmesi ilginç bulduğum noktalardan biri oldu. Çok daha fazla anlatarak okumayı düşünenlerin heyecanını kaçırmak istemem. Anne babalar mutlaka okusun ona göre şu kitaptan ders alıp çocuk yetiştirsin muhabbetlerine de girmek istemiyorum. Kanat Güner'in ölümü de yaşamı gibi çok acı olmuştur, hatta yıllar önce kendisinin Reha Muhtar'a çıktığını hatırlıyorum. Söyleyecek hem çok şey var, hem de hiçbir şey yok.
gerçekten mükemmel bir kitap ismine bakıpta ön yargılı davrananlardandım okuduktan sonra kitaba ördüğüm duvarları teker teker yıkmayı başardım tavsiye ederim
"Çok sağlam sistem eleştirisi" dedikleri kitap bildiğin bir keşin anıları çıktı. Alkol, uyuşturucu sex. Bu mu sistem eleştirisi? Yurt görevlisine çıkışması dışında dişe dokunur bir eleştiri yoktu. Yada ayık kafayla kalamadıkları için yeterince eleştiri yapılamamış. Romantik bir bakış açısıyla incelemeye kalkmanın sonucu olarak "müthiş bir başkaldırı" demek pekala mümkündü.
Kitabın adıyla doğru orantıda yazarın eroin günlerini konu edinmiş. Başta beni çok rahatsız eden bir kitap oldu, insanların bu hallerine üzüldüm. Birilerinin bu yanlışları işleyip(kitapta da yanlış yaptığının farkında yazar) hayatlarını çekilmez hale getirmeleri çok acı bir gerçek.
Yazardan gerçekten çok etkilendim tıp fakültesi öğrencisi, 1987 de okulu kazanıyor yanlış bilmiyorsam, sonrasında çeşetli olayların gelişmesini kitabında anlatmış. !998'de altın vuruş yaparak bir sinemanın tuvaletinde yaşamına son veriyor. O dönemde Reha Muhtarın bir proğramına çıkmış hatta Mor ve Ötesi grubu ona ithafende bir şarkı yazmış.
Yaptıklarının , kendine ve çevresine verdiği zararın farkında fakat bir türlü bırakamıyor başlarda kendisine bunun için güvense de sonrasında başaramıyor hayatına da aynı şey son veriyor.
Kitabın basımı yok büyük htimal kitabı bulmanız olanaksız gibi bulursanız zamanınızı ayırıp okumanızı tavsiye ederim.
fırlama bir yazar .
kitap bağımlılık sürecini ele aliyor. ağlayarak değil bilinçli bir dille. bütün sisteme eleştiri getiriyor. tiye alarak . bu insanların bağımlı olmadığını suçlu olmadıklarını hasta olduklarını dile getiriyor. toplum ve devlet algısona çok fazla taş atıyor. işin içinde aşk da var felsefe de var . o kitaba ulaşacak herkesin o illetin ne bok olduğunu iletmek istiyor. bir bağımlıya çare olacak bir kitap bir kitap değildir.( bağımlıları kitaplar tutmaz zaten ) bu kitap bağımlı olmayanlar için yazılmış. bağımlılara bakış açımızın ne kadar yanlış olduğunu anlatıyor. okuyup bilinçlenmek gerek
Öncelikle , çok uzun zaman arayıp sonrasında bulduğum bir kitaptır kendileri .. 98-100 sayfalık eski bir kitaba tam 25 tl vererek mutluluktan uçmuşumdur :p kitaba gelecek olursak .. hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan bir tanesidir kendileri .. yazarın olayın baş kahramanı olması kitaptaki duygu ve hisleri daha da okuyucuya vermiş bana göre .. Kanat ablanın yaşadıkları çektikleri .. o dönemdeki insanların bakış açıları gerçekten hayret verici .. yaklaşık olarak 3 saatte soluksuz bitirdiğim bir kitaptır kendileri .. her ne kadar çevremden kötü eleştirilerde almış olsam .. nıck nıck nıck okunur mu o kitap eroin falan ne kadar ayıp gibi boş söylemler .. ver hasıl okuyun verdiğiniz paraya ve zamanınıza kesinlikle değecektir .. en kötü tarafı kitabım çalındı .. çok üzülmüştüm o zaman .ç yazımı okuyup elinde olan varsa alabilir satın .. okumaklı kalın ..
Ressam Ali'den Kanat'a: Ne yaparsan yap,senden sadece kitabı bitirmeni istiyorum. En azından şu lanet topluma bir hatunun hiç kimsenin orospuluğunu yapmadan, canının istediği her şeyi yapabileceğini görmesi lazım. Göster onlara!

Kendilerine sadece serseri gözüyle bakılmasını istemeyen bir kadın Kanat Güner.
Yaşamı boyunca kendi yaşadığı toplumda kadın olmayı istemeyen, ona "kadın" gibi davrananlara karşı düştüğü yanılgıyı çekinmeden yüzlerine haykıran cesur bir kadın.

Uyuşturucuya başlama hikayesini bir kaos olarak nitelendiriyor kitapta. Bir çok insanın düştüğü bir kaos. O uyuşturucuyu içine çekip, damarından alırken, başka insanların televizyonla, dinle, politikayla, futbolla uyuşma ihtiyacını karşıladığını düşünmüş. İletişim çağında iletişimsizlikten şikayet etmiş. Duymamışlar. Özgür olmak istiyorum demiş. Dövmüşler.

17 yaşındayken tıp fakültesini kazanıp sorgulamaya başlıyor. Yaşamı boyunca da bu sorgulamalar peşini bırakmıyor Kanat Güner'in. "Ya Allah yoksa? Devlet olmasa? Ya beni yönetenlereen daha zekiysem? Karşı olmaya hakkım varsa? Ya seks? Bu soruların hiçbirine tam olarak yanıt bulamadan 11 yıl sonra bir tuvalet köşesinde sonlandırıyor hayatını.

Uyuşturucu bağımlılığın yaşama etkilerini anlatmak için, yaşadıklarını kimsenin yaşamamasını istediği için yazmış, son kuvvetiyle tamamlamış kitabını. Bir çok şeye farklı gözde baktırabilecek bir kitap.
Merhaba. Bu kitabı okumak bazı yerlerinde çok zorladı beni itiraf etmeliyim. Sayfalarının az olduğuna bakmayın, elinizdeki gerçek bir hayatın öyküsü. İçindeki karakterler bazı zorluklara gerçekten direnmiş ve yenik düşmüş kişiler.

Size Kanat Güner'den bahsetmek istiyorum öncelikle. Orta halli bir ailenin küçük bir Anadolu şehrinde sevgisiz büyüyen bir kızından. Sevgisiz büyüdüğünü özellikle belirttim çünkü sevgisizlik intiharına giden domino taşlarının ilkiydi. Zor bir hayatı vardı Kanat'ın bir sonraki domino taşları dizilmekte çok gecikmedi. Yalnız kalmak istemiyordu, sevgisizlik yarasıydı bu yüzden kimde ufacık bir sevgi kırıntısı görse onunla gidiyordu. Hayatına giren kimse ona tek başına gelmedi ne yazık ki ; akineton, esrar ve en sonunda da eroin.

Zeki insanların başına bela açan bir özellik vardı onda da 'farkındalık'. Hayat hepimizin başına çeşitli dertler açıyor ama aşırı farkındalık insanın hayatını bir kabusa çevirebiliyor. Bunca karmaşanın içinde kendi doğrularınız, toplumun istedikleri, içinde düzen barındırmayan düzen sizi uçurumlara sürükleyebiliyor. Ve hepimizin ortak bir kararla kötülediği 'zararlı alışkanlık'ların içine düşen insanları çok çabuk bu şekilde yaftalayabiliyoruz: Uzak durulması gereken zararlı insanlar. Oysa eleştirmemiz, karşı çıkmamız gereken şey o insanlar değil o insanları bu duruma düşüren olaylar olmalıydı öncelikli olarak.

Bu kitabı okumadan önce, durumu hiç böylesine düşünmemiştim, ben de uyuşturucu kullanan insanlara bu gözle bakıyor ve kendimce hor görüyordum. Çünkü ben 19 yaşında, hiç kötü arkadaşı olmamış, zararlı alışkanlıklara bulaşmamış, çarpık düzenin çıkıntıları bana battığında ise buna sadece kuru bir depresyonla karşı çıkan bir kızdım. Olayların derinliğini hiç sorgulamamıştım. Başta bu olmak üzere bir çok konuda kendimle yüzleşmemde çok etkisi oldu Eroin Güncesi'nin. "Biz kötü çocuklar, yani uyuşturucu kullanan, çevrenizde ve çocuklarınızın yanında görmek istemediğiniz sorunlu çocuklar hakkında açıklamalar yapmak zorundayım galiba: Çünkü hala can sıkıcı sorular soruyorsunuz. Şimdi efendim, biz bir zamanlar çocuktuk sizin çocuklarınıza benziyorduk. Tabii ki ayni değil, sizin çocuklarınız muhakkak ki masum çocuklardır. Tabii ki biz o zaman da masum değildik. O zamandan belliydi, bizim ne olacağımız şeytan gibi veletlerdik'' diyerek konuyu özetlemiş aslında Kanat Güner.

Güncesinden yola çıkarak hayatının nasıl ellerinden kaydığını anlattığı bu kitap elinde enjektörüyle 'arkamda bir şeyler bırakmalıyım' düşüncesiyle kaleme alınmış. Biri bilmeli, biri görmeli olup biteni diyerek... Sonrasında gerek televizyon programları gerek röportajlarla, girdiği çıkmazı elinden geldiğince bir çok kişiye anlatıp bu yola girmelerine engel olmaya çalışmış Kanat. Başta kitabı çok satıp 11 baskı yapmış ancak sansüre takılınca para kazanmak için sokakta tezgah açıp kitabını öyle satmaya çalışmış.

Mor ve Ötesi'nin ona ithaf ettiği şarkının ilk dizesinde dediği gibi gitmeden önceki son sesini bir çok kişi gördü. Ama ona yardım etmedi, belki de edilmedi bilmiyorum. Ama şöyle de bir sonuç var ki Kanat, bir imza gününden sonra Taksim'de bir tuvalette aşırı dozla intihar etti. Tıpkı kitabında söylediği gibi...

Yitiyoruz, yitiriyoruz çoğu şeyi, çoğu insanı evet ama farkında mıyız bunun ? Son olarak bir dize yazmak istiyorum 'o şarkı'dan: '' Ve sizler ve onlar ve ötekiler hiç hissetmez mi / Canlı yayındaki yitmeyi?''

Mor ve Ötesi'nin Kanat Güner'e ithaf ettiği o şarkı: https://www.youtube.com/watch?v=X6C7eKnk43Q
Gelgelelim Kanat Güner ve Eroin Güncesine. Kitap üzerine o kadar çok şey söylendi ki kitapla alakalı yorum yapmasam mı diye düşünmedim değil. Kitabı ikinci okuyuşumdan sonra sanırım ben de üç beş cümle söyleyebilirim. Öncelikle bağımlılık ve bağımlılar hakkında söz söyleme hakkım olmadığımı düşünüyorum. Yazar ve aynı zamanda kitabın baş kahramanı olan Güner bir kadın olarak kendisini ve kendisi ile aynı durumda olanları, bağımlılığı, bağımlılığı betimleyişini ve bunun nedenlerini açık seçik bir şekilde anlatmış bize. Kitabın etkileyici yanı, edebi bir eser olmasından ziyade realitenin o sertliğini bize göstermiş olmasıdır. Eminim bu kitabı okuyup da etkilenmeyen yoktur. Kitap basıldıktan sonra Güner'e ait olmaktan çıkmış, onun ve onunla aynı kaderi paylaşanlar için bir manifesto halini almıştır. Kitabı sadece Güner ve hayatı üzerinden değerlendirip onun için ah vah etmek doğru olmaz. Eminim o da kendisine acınmasını hiçbir zaman istememiştir. Hala yüzbinlerce Güner olduğunu hepimiz biliyoruz. Güner'in bizden istediği görmezden geldiğimiz, yok saydığımız, marjinal olarak nitelediğimiz insanlara yüzümüzü dönmemizdi. Güner'in de hayallerine dikkat çekmek istiyorum burada. Özellikle bağımlılar için bazı hayalleri vardı, yazdığı kitap da bunun en somut örneğidir. Bir söyleşide bağımlıların tedavisinde iyi gelebilecek ilacın Türkiye'de kullanılmamasını, bağımlıların bir suçlu gibi görülmesini, yok sayılmasını eleştirmesi dikkat çekiciydi. Bu konular üzerine yoğunlaşılması gerektiğini göstermiştir bize. Yaşadığı bunca şeyi bir özet olarak önümüze sunması sadece bir kitabım olsun düşüncesiyle gerçekleşmedi. Zaten kitaba baktığımızda bunca trajediyi ironik bir şekilde anlatması, sivri dilliliği kadının ne kadar cesur olduğunu gösteriyor bize. Türkiye'de görebileceğimiz en cesur kadınlardan biri olsa gerek. Kitabın okur üzerindeki en büyük etkisi duygusal farkındalık yaratması ve empati diye düşünüyorum ama duygusal farkındalıktan çok ötesini bekliyor bizden Güner. Yüzlerce Güner olduğunu, bizim de böyle bir kaderi yaşayabileceğimizi unutmadan cümlelerime kitaptan bir alıntı ile son vermek istiyorum.
''Bu satırları yazarken olur da birileri yaşadıklarımı merak eder, ardımda bir iki satır bırakmalıyım diyordum. Bu kadar döküleceğim, en özel yaşanmışlıkları bile anlatabileceğim hiç aklıma gelmiyordu. Ama kontrolü kaybettim işte! Küçük bir eroinmanın kısacık yaşam örtüsü çıktı ortaya. Gerçi hala bilginin ancak yaşanarak kazanılabileceğini düşünüyorum ama benim tecrübelerim bir kişiyi bile ilgilendiriyorsa, eğer bir kişi bu satırlardan etkilenip aynı yanlışları yapmayacaksa ben de bu kitabı bitirmeliyim sanırım. En azından ne zaman vuracağımı bilmediğim o son iğnemi birileri bilsin istiyorum.''
Çok çabuk aşık oluyorduk ama çok çabuk vazgeçemiyorduk. Aşk için her şeyi yapan cinstendik biz, dürüstlüğümüz insanları korkutuyordu.
''...Hayal kurmak çamaşır suyu içmek kadar zor. Yazacak bir şeyim de kalmadığına göre... Evet, artık bitti, perde...''
Savundukları şeye karşı değildim;ben de düzenden şikayetçiydim.
Deniz'in resmine bakıp "Aşk olsun çocuk,aşk olsun" derken benimde gözlerim doluyor,marş söylerken benimde yüreğim kabarıyordu.
Ama daha kendi kişilikleriyle sorunları olan,kompleksleri ile başa çıkamayan bu insanların emek,halk,devrim derken süphanekeyi okuyan yedi yaşındaki veletten pek farkları kalmıyor,birbirlerinden öz eleştiri falan istedikleri o ciddi tartışmalarda "benim babam-senin baban" kavgası yapan çocukları andırıyorlardı.
Dişe dokunur bir şeyler yapamıyor,daha önemlisi yıkamıyorlardı.En çirkin durum ise onlarında paraya tapması,onların da birbirlerini sömürmesiydi.
Ben kimsenin hiçbir şeyine karışmaz kimseyle uğraşmazken, nedense herkes benimle uğraşıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eroin Güncesi
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757882631
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Stüdyo İmge
İlk kez yayınlandığında; "Bir alt kültür yazını olarak bizdeki ilk örnek." iddiasıyla sunulmuştu okurlara. Aradan geçen zaman bu kitabın iddiasını doğruladı. 
Hayatı yaşayarak yazan; 1970 yılı doğumlu Kanat Güner, kısa yaşamına sığdırdığı bir çok şeyin yanında "Eroin Güncesi" adlı kitabı da sığdırarak tribünlere kendi dramını oynadı. Anadolu'nun saf değerleriyle yetişip kurtlar sofrasının ortasına savrulan ve bu sofrada kendi kişisel saflığında ötürü değerleri uğruna mücadele etmekten vazgeçmeyen Kanat, bunun bedelini de hayatıyla ödedi: Tıpkı yitik '80 kuşağının bir çok bireyi gibi. İçine itildikleri değer kavramlarının aslında bireyin silikleştiği, çarkların bir parçası olmaya zorlandığı ve adına Üniversite denen kurumların birinden; Tıp Fakültesi 4. sınıftan ayrılmak zorunda kalan Kanat Güner, gördüğü eğitimin en çok işlenen; yani insan hayatının biyolojik şeyi; H(eyç)'i seçerek oynadı kendi dramını...SİTE:ww

"...O bir pil gibi diyordum, pilim boşaltılınca her şey, özellikle insana özgü dürtülerim, sağlığım bozuluyor pili bırakınca normal insana benziyorum. İstediğim, tozpembe bir dünya değil; sizin algıladığınız dünyayı algılayabilmek, diyordum."

Kitabı okuyanlar 381 okur

  • Ozan Baran DİLEK
  • Öykü Hacıbekiroğlu
  • Yaşam kazansın
  • Furkan
  • enes pınar
  • Gamze Koçer
  • Tuana
  • Gizem
  • Jazzgirr
  • Zeynep Naz Korkmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%37.6
45-54 Yaş
%2.4
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.5
Erkek
%26.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.7 (41)
9
%22.9 (27)
8
%13.6 (16)
7
%15.3 (18)
6
%5.9 (7)
5
%2.5 (3)
4
%2.5 (3)
3
%0.8 (1)
2
%1.7 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları