Adı:
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729708
Kitabın türü:
Çeviri:
Duygu Akın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınları
"Tasviri imkânsız... Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek."
-Flavorwire-

Başlangıçta yeterince genç, yeterince sersemdirler; kendilerinden ve birbirlerine olan aşklarından emin. Belirsizlikler bile heyecan vericidir. Evlenirler, çocukları olur ve aile hayatının olağan afetleri onları da bulur - kolik bir bebek, sendeleyen ilişki, pili bitmiş tutku.

Yeterince yok sayıp duvara toslayınca kadın -ki artık kendinden eş diye bahsetmektedir- geçmişe döner ve Kafka'nın, Stoacıların, hatta talihsiz Rus kozmonotların rehberliğinde onları bu noktaya getiren adımların izini sürmeye başlar. Ta ki neleri tamamen kaybettiklerini ve ellerinde ne kaldığını bulana dek.

Jenny Offill'in pek çok dile çevrilen ve eleştirmenler tarafından yılın en iyileri arasında gösterilen romanı EŞ kırık dökük bir aşk hikâyesi. Bir oturuşta bitirebileceğiniz ama yankısı zihninizde asılı kalacak güçte bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
188 syf.
·Puan vermedi
Birkaç saat güzel zaman geçirten, kafa yormayan su gibi okunan plaj kitabı dediklerimizden. Kapağında yılın en iyi romanı yazmış olmalarının manâsını çözemedim. Bir aldatma hadisesiyle kör topal ilerletilmeye çalışılan evlilik hikayesi. Okurken keyifli, sonrasında bir iz kalmıyor.
188 syf.
·8 günde·8/10 puan
Eğer kalın ve ağır bir kitap okuyorsanız , biraz ara vermek amacıyla bu kitaba başlayabilirsiniz. 2 günde rahat bitirebileceğiz bir kitap. Kitabı okuyan kişilerin de incelemelerine göre kadın kendinden eş diye bahsediyor. Daha fazla ayrıntı vermeyeyim. Tavsiye ederim. İyi okumalar..
188 syf.
·2 günde·5/10 puan
Tuhaf bir kitap. Bazen derinleşiyormuş gibi oluyor bazen de Şeyma Subaşı okuyormuşsunuz gibi kötü hissettiriyor. Ama daha çok ikincisi yine de ikincisi kadar kötü olduğunu söylemek haksızlık olur. Her halükarda şehirli kadın romanı bu ama ucuz versiyonu. Günlük gazetelerin çılgınlar gibi methiye düzdükleri kitaplara hep şüpheyle yaklaşıyorum. Galiba fazla ticari bir ürün alıyormuşum gibi hissettiriyor.
188 syf.
·4 günde·5/10 puan
*Spoiler*

Bu kitap her yerde çok iyi puan almış ve nedenini anlayamadım.
İlk olarak evet, anlatım şeklini değiştirerek ne yapmaya çalıştığını anladım ama bence olmamış. Eğer kitap daha uzun olsaydı belki başarabilirdi zamanla geçirdiği değişimleri, kendinden ve eşinden uzaklaşmayı bu yöntemle anlatmayı, ama bence başarılı olamamış. Daha uzun olabilirdi demişken, kitabın temposu da gereğinden fazla hızlıydı. Üst üste aynı konudan bahsedilen 3 paragraf bulmak zor. İlk başta, çocuları olduğu bölümlerde eğer böyle başlayıp sonra yavaşlarsa çok zekice olabilir diye düşünmüştüm, o sıralarda hayatının gerçek hızını yansıtır gibi olurdu bence ama kitap boyunca çok fazla zaman atlaması var ve üstünde daha çok durulabilecek noktalarda durulmamış. Kitabın tek iyi yanı verdiği "fun fact"ler ama okuyanların çoğu onları kitabı kapadığı anda unutacak zaten.

Okumasaydım hayatımdan bir şeyler eksilmezdi.
188 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Klasik anlatım tarzından uzak, yenilikçi, deneysel post-modern edebiyatın güzel orneklerinden biri olmuş bence "Eş". Ayrıntılardan uzak, betimlemelerin (çoğu zaman hikaye için gerekli olup renk katsa da) bilinçli olarak çok kısıtlı kullanıldığı ve bundan da güç alan sürükleyici bir roman.
Hayatın an'lardan oluştuğunu sade ve dolaysız anlatımıyla çok net göstermiş. Zaten yaşam da akılda kalan anlardan oluşan iyi kötü fotoğraf karelerinden, birkaç cümleden, izlenen bir film sahnesinden, okunan bir romandan, duyulan bir anekdottan geriye kalanlarin bugünkü ruh halimizde yarattığı hisler değil midir?
Dokunakli bir hikaye anlatmak için aşkı yüceltmeye ya da acıyı kör göze parmak sokar gibi anlatmaya gerek olmadığını çok güzel ifade etmis. Hüzün de eğlence de an'larda.
Daha ilk sayfada "... Daha o zamandan hikayelerin bazıları zahmete değmeyecek kadar önemsiz görünüyordu. O halde neden şimdi aklıma geliyorlar? Hepsinden bu kadar bıktığım şu zamanda, neden aklıma geliyorlar?
Anılar mikroskobik şeyler. Bir araya toplaşıp ayrılıveren minicik parçacıklar. Küçük insancıklar, demişti Edison onlara. Varlıklar. Nereden geldikleri hakkında bir teorisi vardı ve teoriyie göre o yer, uzayın derinlikleriydi." derken aslında bizim nasıl bir romanın içine girmek üzere olduğumuzu ustalıkla işaret etmiş Jenny Offill.
Bütün bunların yanında da şaşırtıcı derecede dürüst bir roman ayrıca "Eş". Eş aldatıldığını öğrenene kadar birinci tekil şahıstan anlatırken, aldatıldığını öğrendiği anda hikayenin dışına çıkar ve kendisi için "eş" demeye başlar. Bu tarafsız anlatımda zaman zaman eşine hak verdiği bile olur. Ta ki durumu kabul edip evliliği sürdürmeye karar verene kadar. O zaman yeniden kendi yaşamına dönüp hikayesinin anlaticisi olur ve birinci tekil şahıs anlatımına döner.
Son bölümde "... Kar yine yağıyor. Yumuşak ıslak kar taneleri senin yüzüne düşüyor. Benimse rüzgardan gözlerim sulanıyor..." derken, edebiyatta sık kullanılan "kar" imgesiyle, suçların silindiğini, eşinin yüzünde artık o işlediği suçu görmediğini işaret ediyor. Sonuçta kar bütün izleri, kirleri, günahları örten temiz beyaz bir örtüdür, öyle değil mi?
Ayrıca romanda hiçbir karakterin isminin olmaması da; hayatta hepimizin kendimize biçilen rollerin içinde yaşadığımızın, adımız her ne olursa olsun karşımızdakinin bizi gördüğü kişiden ötesi olmadığımızın çok zekice bir anlatımı bence.

Okuduğum en iyi anlatımlardan biriydi. Kesinlikle tavsiye ederim..
188 syf.
·3/10 puan
Aşırı iyi başlayıp ortalama olarak bitirdi. Sonlarını neredeyse okumayacaktim. Ama yaptığı alıntılar ve günlük hayattan örneklerinden de zevk aldım sanırım.
188 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Kara gecenin serin monotonluğundan ve yiyeceklerimizin nahoş aynılığından sıkıldığımız kadar sıkıldık birbirimizin dostluğundan. Fiziksel, zihinsel ve belki moral açısından çöküntü içindeyiz ve geçmiş tecrübeme dayanarak, biliyorum ki bu çöküntü daha da artacak..."
.
Bu bir ayrılık ve ihanet hikayesi, kadının ağzından anlatılan... Kadın kendinden üçüncü bir şahıs gibi "eş" olarak bahsediyor, nasıl sevdiğini, her şeyin nasıl monotonlaştığını, anneliği ve sonra teker yuvarlanışlarını anlatıyor. Çok hızlıca okunan, insanı depresif hissettirmede başarılı bir kitap. Yine de reklamı yapıldığı kadar, üzerindeki övgülere değecek kadar başarılı bulamadım ben
188 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
İlk defa okuduğum bir yazar.Farklı fakat akıcı bir kurgusu var..Anlatıcı kadın kendisinden eş, eşinden de koca diye bahsederek yaşadıklarını 3.şahıs tarafından anlatır gibi anlatıyor.Çok severek evlendiği eşi,çocuğuyla mutlu bir yaşam kurdular derken büyü bozuluyor.Bundan sonrasını anlatmayayım.Ancak klasik bir roman anlatımı yerine çok daha özgün bir tarz deneyen bu yazarı tanımaktan ve kitabını okumaktan keyif aldım
"Zen ustasi İkkyu'dan bir gün en yüce bilgeliğin özünü yazmasını istemişler. Tek bir kelime yazmış.
Dikkat
Ziyaretçi memnun olmamış. 'Bu kadar mı?'
Ikkyu onu kıramamış. İki kelimeye çıkarmış
Dikkat. Dikkat.
Bir koca var benzin fişlerini istiyor, başka bir tanesi sabahın üçünde seks istiyor. Biri kısa saçı yasaklamış, bir diğeri evde hayvan istemiyor. Ben olsam asla katlanmazdım buna, diye düşünüyor bütün eşler. Asla.

Ama yayıncı temsilcimin bir teorisi var. Diyor ki her evlilik derme çatmadır. Dışarıdan makul görünenler bile içten sakızla, telle , sicimle tutturulmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729708
Kitabın türü:
Çeviri:
Duygu Akın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınları
"Tasviri imkânsız... Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek."
-Flavorwire-

Başlangıçta yeterince genç, yeterince sersemdirler; kendilerinden ve birbirlerine olan aşklarından emin. Belirsizlikler bile heyecan vericidir. Evlenirler, çocukları olur ve aile hayatının olağan afetleri onları da bulur - kolik bir bebek, sendeleyen ilişki, pili bitmiş tutku.

Yeterince yok sayıp duvara toslayınca kadın -ki artık kendinden eş diye bahsetmektedir- geçmişe döner ve Kafka'nın, Stoacıların, hatta talihsiz Rus kozmonotların rehberliğinde onları bu noktaya getiren adımların izini sürmeye başlar. Ta ki neleri tamamen kaybettiklerini ve ellerinde ne kaldığını bulana dek.

Jenny Offill'in pek çok dile çevrilen ve eleştirmenler tarafından yılın en iyileri arasında gösterilen romanı EŞ kırık dökük bir aşk hikâyesi. Bir oturuşta bitirebileceğiniz ama yankısı zihninizde asılı kalacak güçte bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 46 okur

  • Burcu Yılmaz
  • Berkanhyt
  • Günay Avcı
  • Harley Quinn
  • su
  • Gürsoy
  • Nazlı Akın
  • Funda Argalı
  • Belgin
  • F.Zehra Söyler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (3)
9
%5.9 (1)
8
%11.8 (2)
7
%11.8 (2)
6
%17.6 (3)
5
%23.5 (4)
4
%0
3
%5.9 (1)
2
%0
1
%5.9 (1)