Eşekarısı Fabrikası

·
Okunma
·
Beğeni
·
7,1bin
Gösterim
Adı:
Eşekarısı Fabrikası
Baskı tarihi:
Mart 1996
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391304
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wasp Factory
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Eşekarısı Fabrikası
Eşekarısı Fabrikası
Fay Weldon’ın “çağdaş İngiliz edebiyatının büyük beyaz umudu” diyerek selamladığı İskoç yazar Iain Banks’in ilk romanı Eşekarısı Fabrikası, 1980’li yıllarda İngiltere’de yayımlanan tüm romanlar arasında en çok tartışılan kitaplardan biri oldu.
256 syf.
·7 günde·8/10
Bu kitap için ne denir ki bilemedim...
Kitabın büyük oranda vahşet içerdiğini okumadan evvel biliyordum ve böyle şeylere tahammülüm yüksek olduğundan korkmadan başladım. Buna rağmen ilk 90 sayfa işkence gibi geldi bana. Baş kahramanımız 16 yaşındaki Frank'in günümüzde yaptığı hayvan katliamları esnasında daha evvelden gerçekleştirmiş olduğu üç cinayetine flashbacklerle geri dönüp anlatmasından ibaret geldi bana. Yani bir konu içinde vahşet bir araçsa tahammül edilebilir ama bu kısımlarda sadece vahşet için vahşete tanık oldum ve hiç haz etmedim. Zaten bu 90 sayfayı yaklaşık 5-6 günde okuyabilmişim. Kitap masamda, baş ucu komidinimde, çantamda; gittiğim her yerde benimle ama o kapağı açıp da devam etmek istemedim bir türlü.
Artık bu sabah sıkıldım ve elimde daha fazla sürünmesin diyerek hızlıca bitirmeye karar verdim...
Kitabın ortalarından sonra bence yazar da karaktere daha bir ısınmış gibi hissettim. İlk başlarda olan ve vahşetlerin tariflendiği olaylar bol tasvir ile yoruyordu. Sonrasında yavaş yavaş tasvirler yerini karakterin iç hesaplaşmalarına ve değerlendirmelerine bıraktı. Buralarda çok güzel, vurucu yorumlar vardı. Yine bu sayfalarda (sonradan anlıyoruz) kitabın finaline dair ip uçları serpilmişti. Hızlı ve ilk kısma göre oldukça keyifli ilerleyen bir kısımdı.
Sonuç ise... Tamamen ters köşe yaptı. Kitabı okurken kafamda klişeleşmiş 3-5 olası sonuç belirlemiştim ama buna rağmen tutturamadım.
Yazar aslında kendini bilim kurgu yazarı olarak tanımlıyormuş, yazdıklarına yayın evleri surekli ret cevabı verince kendisini bu tarz bir kitaba yöneltmiş. Zaten bu kitabı önceki yayımlanmamış denemelerine göre daha kısıtlı bir paletle yazdığını söylüyor. Sonsozu de okuyunca çıkardığım sonuç şu oldu. Yazar zeki, hayal gücü kuvvetli... Ama hayat şartları onu piyasa kitabı yazmaya zorlamış ve o da yazmış. Çarpıcı, vurucu, çoğu piyasa kitabına göre dolu dolu ve etkileyici ama sonuçta piyasa kitabı... Bu başarısından sonra diğer kitapları da yayınlandı mı bilmiyorum ama onlar için umutluyum.
256 syf.
Sarsıcı bir kitap, sarsıcı bir son. Okuduğunuz şiddet afallamanıza neden oluyor. Bu şiddetin bir çocuk tarafından yapılması etkiyi arttırıyor sanırım. Aslında hüzünlendiriyor ama bir yandan da isyan ettiriyor.
Hikayede baş kahramanımız Frank ve onun ağzından hayatını, yaşadığı küçük dünyayı dinliyoruz. Kardeşine, kuzenlerine ve hayvanlara yaptığı şiddete tanık oluyoruz, tuhaf olansa farkında olmadan seviyoruz bu Frank'i. Geçmişinde yaşadığı travmatik olayın kendi kurduğu dünyasındaki etkilerini izliyoruz bir nevi. (İzliyoruz demişim, düzeltmek istemedim anlatımın benim üzerindeki başarılı etkisini gösteriyor çünkü).
Bir çırpıda okunup bitirilecek bir kitapmış gibi dursa da oturup üzerine bütün gün kafa patlatılacak cümlelerle de karşılaşıyoruz.
Çok beğendim efenim, okunacaklar listenizde bulunsun isterim.
256 syf.
·2 günde·4/10
Yazarın kendi dediği gibi .aslında bu kitabı yazmayı hiç istememiş ..yazdığı 3 bilimkurgu kitabı yayınevlerinden geri cevirilince oturmuş "eşekarisi fabrikasını "yazmis...kısacası o yazmasa bende okumasam olurmuş. ..
256 syf.
·8/10
Oldukça ilginç bir kitaptı: işlediği cinayetleri, nedenleri, hele de sonuyla. Ancak sıkıcı bir tarafı olduğu da bir gerçek. Bir çocuğun vahşiliği işlenmemiş bir konu değil sonuçta. Mesela William Golding bunu anlatmayı çok da iyi başarıyor. Bu kitap ise daha çok çirkinliği vurguluyor; durum onu gerektirdiği için değil de saf kötülükten. Belki bir kitabı olağanüstü yapacak bu sebep bence bu kitabın olağanüstü olmasını engelliyor.
Anlatım tarzı daha çok Çavdar Tarlasındaki Çocuklar gibi: birinci tekil şahıs, şimdiki zaman, geriye dönüşler, sevilen bir kardeş... Tabii daha boğucu ve kasvetli bir hikaye. Yine de korkutucu diyemiyorum. Sadece tuhaf, oldukça tuhaf bir kitaptı ve buna rağmen okumasam da olurmuş gibi hissediyorum.
256 syf.
·Puan vermedi
Eşek Arısı Fabrikası, @koridoryayinlari .
Eşek arısı fabrikası bir saat gibi çalışıyor.Bir düzenek içerisine bırakılan eşşek arısı hangi yolu seçerse seçsin sonu ölüm oluyor.İlgisiz bir baba,sorunlu bir abi,ölümü normal bir şeymiş gibi gören etrafında tehdit olarak gördüğü çocukları öldüren Frank.Bu ailede normal hiç kimse yok.
.
Sürpriz bir sonla bitiyor ve oldukçada farklı bir kitap mutlaka okuyun
.
.
256 syf.
Cocukların yetişme ortaminin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seren bir kitap.

Nitekim yazar kitabın sonunda yazar: " çocuklara özgü masumiyetin, çoğu insanın hayal ettiği gibi olmadığını ne şimdi ne de öncesinde konusuna dikkat cekmeye çalıştım. Cocuklar da muhtemelen yetişkinler kadar şiddet düsuncesine yatkınlar; sadece bunları koyabilecekleri sofistike bir ahlaki cerceveleri yok o kadar." diyor.

Çocukların da tıpkı yetiskinler gibi eksik olduklarını düşündükleri yerde bir tatminlik aradıklarını , kendi eksikliklerini baskalarina zarar vererek bastırdıklarını ele alan bir kitap. Siddetin doruklarını yaşatıyor. Bir çocuğun cinayeti planlama sekli bunu saklamak icin büründüğü rolleri dehset verici. Cocuklara atfetmek yanlış, yetiskinlikte cocuklara kazandırdigimiz erdemleri sorgulatacak bir kitap.

Yetişkinliğe yüruyen bir çocuğun gözlerinden eksik olmanin psikolojisini ve cevrenin etkilerini görebileceginiz bir kitap. Okunması gerekir diye düşünüyorum, ebeveynler, öğretmenler ve yetişkinler... Çünkü her kitap bir empatidir ve çocuğun yaşamına onun gözüyle bakmak iletişimi anlamlı ve etkileyici kılacaktır.

Keyifli okumalar!
256 syf.
·Beğendi·9/10
Ürkütücü ve gerçekçi roman kahramanları olan gotik bir eser.
Çocuk ve şiddet vurgusu rahatsız edici derecede iyi.
Basımı olmadığı için ingilizcesini okumuştum ancak şu an yeni basımı mevcut. Çevirisi de iyidir eminim.
256 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Öyle ilginç bir kitap okudum ki, nasıl bir yorum yazsam diye kafa patlatıyorum dakikalardır. Açıkçası, oldukça iç bulandırıcı bir kitap. Ama bunca korkunç manzaraya karşın nasıl oldu da elimden bırakmadan okudum, o da Bay Banks'in başarısı artık. Gerildim mi? Gerildim. Mideme ağrılar girdi mi? Hem de nasıl! Gel gelelim sonu, kitabın hızına ayak uyduramadı bence. Bu kadar çılgınca ilerleyen bir kitabın böyle sessiz sedasız bitmesi, biraz hayal kırıklığına uğrattı da diyebilirim. Konusundan özellikle bahsetmiyorum, berbat etmeyeyim hiçbir anını. Her şeye rağmen okumanızı tavsiye ediyor, ama +18 uyarısı veriyorum. =)
256 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
LEVEL 1- (Dikkat uzun yazı içerir)

Eşekarısı Fabrikası için dört beş sayfa yazı yazmayı planlıyorum. Tabi bu sadece şimdilik plan. Bundan sonraki incelemelerde de bu yolu izlemek istiyorum. Çünkü hemen yazmak isteyince biraz bölük pörçük oluyor ve kitaba haksızlık olabiliyor. Zaman sorunum olduğu için bu yolu izlemeye karar verdim. Lafı uzattım biliyorum ama gerekliydi biraz :)

Şimdi gelelim 1001 kitaba dahil olmuş bu vahşet kitabına. Kitabın verdiği izlenim tamamen bu olsa da vermiş olduğu derin felsefe asla bu değil. Bazen, bazı şeyleri şiddetle anlatmak isteyebilirsiniz. Toplumun temel yapı taşlarındaki ahlaki değerlerin ne kadar sorgulandığıyla ilgili milyonlarca kitap vardır belki. Yazarın başlarda bilim kurgu yazarı olmak istediği ama hep ret yediği için artık daha düşük seviyede bilim kurgu olmayan ama fantastik tarzda bir eser vermek istediğini kendi de belirtmiş. Aslına baktığınızda yazar hayal gücünü bu kitapta tatmin etmek istemiştir bana göre.

Kitaba giriş yapacak olursak; 16 yaşında Frank’ın akıl almaz zekasının yanında insanları anlamsızca öldürme isteğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu bir spoiler değil çünkü kitabın arkasındaki konuda yazıyor. Bu anlamda kitap sizi bir anda içine çekiveriyor. (Bu arada kitabı en iyi 101 kitap listesine acımasızca dahil ettim) Baş kahramanımız Frank 16 yaşında olupta nasıl bu kadar acımasızca cinayetler işleyebiliyor. İşte kitabın en merak edilesi yeri de burası oluyor. Kitabın sonuna kadar bunu merak ederek okuyorsunuz. Kitabın sonlarında yazar öyle bir final yapıyor ki, sizi kelimenin tam anlamıyla alt üst ediyor. Ben şahsen öyle bir şok oldum ki, ağzım açık kaldı diyebilirim. Tekrar tekrar okuduğum yerler inanılmaz sarsıcıydı. Yazar sizi kitabın sonuna kadar uyutup, bir güzel sol kroşeyi indiriveriyor. Ben bu kitaba muazzam muhteşem falan demek istemiyorum. Çünkü tam anlamıyla bir sanat eseri.
Frank niye öldürüyor? Yazar burada çok ince konuları üstü kapalı işliyor. Bunu kendiniz çözerseniz bence daha güzel olur. Belki benim anladığım bu şekildeydi belki başka bir eleştirmen bu kitap için farklı şeyler söyleyebilir. İleriki yazılarda bu durumları biraz daha açmak isterim. Şimdilik üstü kapalı geçmek istiyorum.

Frank öldürmeye devam ediyor. Bir, iki, üç. Üçte kalıyor. Kurgu tamamen flash backlere dayalı olduğu için gündelik hayatının yanında arada işlediği cinayetleri nasıl planladığını ve nasıl işlediğini en ince ayrıntısına kadar okuyucuya aktarıyor. Sizi uyarıyorum tüyleriniz diken diken olabilir. Çok fazla etkilenecek olanlar bu kitabı okumayabilir. Belki yazar burada bunun nasıl his olduğunu okuyucuya vermek istiyordu. Frank öyle bir öldürüyor ki, siz o anı sanki karşınızda görüyor muşsunuz gibi yaşıyorsunuz.

Olaylar tamamen bir adada geçtiği için sizi bir alana hapsetmiş oluyor. Biraz da bilim kurgu temasını burada yakalamış oluyorsunuz. Yazarın her üç ölümü de ne kadar düşündüğünü fark etmeniz fazla zaman almıyor. Aylarca hepsi özenle çalışılmış. Şimdilik Level-1’i burada sonlandırıyorum. Biliyorum tadı damağınızda kaldı. Benim de öyle. :)
256 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Eşekarısı Fabrikası , gerçekten sert ve rahatsız edici bir kitap.Okumak isteyenler bunu göze almalı ve mutlaka 18 yaşından büyük olmalı.Açıkçası kolay rahatsız olan biri değilim ama bu roman irrite ediciydi benim için.
Konuya gelirsek ; önümüzde Frank adında aşırı derecede zedelenmiş sosyopat bir çocuk var ve Frank herşeyin kaderinin önceden yazıldığı inacına tutkuyla bağlı bu yüzden de otizme benzer bir sürü ritüel geliştiriyor.
Hayvalara işkence etmek ve çocukları öldürmek konusunda tipik duygusuz psikopati davranışları sergilese bile Frank aslında çok derin yaralara sahip bir çocuk .Kitabın sonu çok güzel ve gariptir ki ana karakteri hem seviyor hem de ondan nefret ediyorsunuz.
Uyumak zorunda değilsin. Senin üzerinde egemenlik kurmak için söyledikleri bir şey bu. Kimse uyumak zorunda değildir, küçükken uyumayı öğretirler sana. Gerçekten de kararlıysan bunu aşabilirsin.
Her şeyi az da olsa söz sahibi olduğumuz belli bir plana göre yapıyoruz. Güçlüler kendi planlarını yapıp diğer insanlarınkini de kendilerininkine uyduruyor, zayıfların takip edecekleri yol önceden belirlenmiş. Zayıfların, şanssızların ve aptalların.
Hayatımız simge. Her şeyi az da olsa söz sahibi olduğumuz belli bir plana göre yapıyoruz. Güçlüler kendi planlarını yapıp diğer insanlarınkini de kendilerininkine uyduruyor, zayıfların takip edeceği yol önceden belirlenmiş. Zayıfların, şanssızların ve aptalların.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eşekarısı Fabrikası
Baskı tarihi:
Mart 1996
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391304
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wasp Factory
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Eşekarısı Fabrikası
Eşekarısı Fabrikası
Fay Weldon’ın “çağdaş İngiliz edebiyatının büyük beyaz umudu” diyerek selamladığı İskoç yazar Iain Banks’in ilk romanı Eşekarısı Fabrikası, 1980’li yıllarda İngiltere’de yayımlanan tüm romanlar arasında en çok tartışılan kitaplardan biri oldu.

Kitabı okuyanlar 807 okur

  • Kenan Şahbaz
  • Cem Çınar
  • irem basli
  • jülide
  • Volkan Pekşen
  • Barış Kaşka
  • Morpheus
  • cansel
  • Murat Yücel
  • Ozlem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.7 (6)
9
%0.6 (2)
8
%1.5 (5)
7
%3.8 (13)
6
%0.6 (2)
5
%0
4
%0.6 (2)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları