Esir Şehrin İnsanları Esir Şehir Üçlemesi 1. Kitap

8,2/10  (90 Oy) · 
303 okunma  · 
83 beğeni  · 
1.974 gösterim
"Esir Şehir Üçlemesi" edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok problematiği mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan "Esir Şehrin İnsanları"nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Osmanlı aydınının ve İstanbul'unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz bir fotoğrafını çekmektedir.

Kurtuluş Savaşı öncesinin anlatıldığı pek çok roman yazılmıştır kuşkusuz, ama hiçbiri bu denli edebi ve ölümsüz olamamıştır.

"Türkiye'yi, Türkleri sahiden tanımak isteyen yerli yabancı herkes Kemal Tahir'i okumak,
anlamak zorundadır."

 
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    448
  • ISBN:
    9789752730762
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Fırat Çağlar MANTAŞ 
19 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

1. dünya savaşı sonrasında Anadolu’da ve özellikle İstanbul’da yaşananları dile getiriyor kitap. O dönemleri elbette hepimiz defalarca okumuş dinlemişizdir fakat Kemal Tahir o kadar farklı ve gerçekçi yaklaşmış ki… Kâmil Bey, çok iyi çizimler yapan, yabancı dil konusunda başarılı, kibar bir beyefendidir. Yurtdışından dönmüş, ülkenin durumuna ve halkın yaşam tarzına yabancıdır. Bir anda kendisini Kurtuluş mücadelesinin içinde buluyor ve üzerine düşeni layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Karakterler o dönemde yaşanan sıkıntıları, ikiyüzlülükleri, fedakarlıkları anlatıyor. Mücadele döneminde halkın ne kadar korku ve güvensizlik içerisinde yaşadığını, kime sırtını dayayacağını hatta kime yardım etmesi gerektiğini bile bilemeyişini görebiliyoruz. İkinci İnönü zaferinin hemen sonrasında bitiyor kitap. Serinin ikinci ve üçüncü kitabını da ilk fırsatta okuyacağım. Herkese tavsiye ederim.

Merve Şahin 
01 Oca 23:58 · Kitabı okudu · 66 günde · Beğendi · 8/10 puan

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti devletine geçiş dönemini çeşitli sosyokültürel görüşlere sahip bireylerin yaşadıklarını, olaylara bakışını anlatan muhteşem bir kitap. Zaman ve mekan betimlemelerinden daha çok karakterlerin söylemleri, düşünceleri üzerine yazılı bir eser. Karşılıklı uzun konuşmalar fazla olduğu için, uzun süre kitaba adapte olmakta zorlandım. Hem bu sebepten, hem de özel hayatımda geçirdiğim yoğun bir dönemden dolayı, bitirmem birazcık zaman aldı. Kapağı kapattıktan sonra "iyi ki sindire sindire okumuşum" dedim. Serinin diğer iki kitabını da en kısa sürede okumayı planlıyorum. İyi okumalar :)

Halil Yavuz KAYA 
17 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

İstanbul'un işgalinden itibaren, tarih kitaplarının, yüzeysel anlatısı dışında bu kitapta İstanbul'un o günlerdeki gerçek yaşamını ki, sokak da , evlerde, yangınlarda, çıkmazlarda, mahallelerde, semtlerde, kahvehanelerde, hastanelerde, zindanlarda, evet gerçek yaşamda; ihaneti, baskıyı, zulmü, entrikaları, çıkarcılığı, işbirlikçiliği, vatanseverliği, fedakarlığı tüm çıplaklığı ile bir anı tadında, hatıra nefasetinde harika yorumları ve diyalogları ile okuyorsunuz .
Kitabın kahramanı Kamil beyin "Karadayı" gazetesi içerisinde gözlemleri ki, O günlerde gazeteler, gazeteciler, aydınlar halk, İstanbul- Anadolu varyasyonlarını, söz konusu kimliklerin esaret ile birlik de aldıkları hal ve tavırlar, işgal kuvvetlerinin ve işgal kuvvetlerindeki yetkililerin yarınlarda belirlenecek Ortadoğu, Anadolu, Avrupa haritasının alçağı şeklin, tahmin ve hakim görüş doğrultusunda yerli işbirlikçilerle çıkar ve menfaat çalışmaları ne güzel kurguyla dile getirilmiş.
İstanbul dan, Anadolu ya ve Kuvvayi Milliye ye bakışı, Bekirağa bölüğü zindanındaki göz altıları, işkenceleri, Tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermiş yazar.
Anadolu da ki kurtuluş hareketine İstanbul dan yardımcı olmaya çalışan yurt severlere, hırçınca, sadistçe davranan, "hain" "çapulcu" yaftası ile damgalayan devlet erkanı, subaylar, askerler, burunlarının ucundaki işgal kuvvetlerini görmemekteler seyretmek de hatta omuz desteği vermekteler...
Harika kurgularla gerçek bir Anadolu romanı... Okumalı...

Bilge Nur 
16 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

İşgal altında olan bir şehirdeki insanların hikayesi...
Burjuva sınıfından olan Kamil Bey'in hikayesi...
Anadolu'da büyük bir savaş varken düşmanlara yaranmaya çalışan çıkarcıların hikayesi...
Mücadelenin, azmin, zorluklara karşı eğilmemenin hikayesi...
O kadar gerçekçi ki sanki gerçeklerin hikayesi...
Gerçek olunca tabi acıların hikayesi...
Birbirinden güzel tespitlerle bizi bize anlatan bir Kemal Tahir klasiği...

Nurten Ulaba 
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Kemal Tair'in bütün kitaplarını aldım ilk okumaya bu kitaptan başladım. Kurtuluş Savaş'ı döneminde işgal altındaki İstanbul'u anlatıyor . Her dönemde olduğu gibi o dönemde gerçek vatanperverler iktidarın yardakçıları ayrı ayrı mücadele veriyor halk esaret altında korkusuz insanlar anadoluya her türlü desteği vermeye çalışıyor . Mutlaka herkes bu kitabı ve devamı olan öbür kitapları da okumalı. Hem bilgi veriyor hem de okuma zevkini yaşatıyor. Sade ve akıcı bir dil yalın bir anlatım. Çok etkilendim herkes mutlaka kendinden bir şeyler bulabilir ve kendini öyle bir kaptırıyorsun ki sanki o günler tekrar yaşanıyor .

Ömer Faruk Gönülalan 
07 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yazarı Kemal Tahir olan bir kitabı daha fazla anlatmaya gerek var mı? Sadece Yakup Cemil bölümü bile okumak için yeterli. Kemal Tahir o dönemin ruhunu en iyi anlatan yazarlardan biri. Sade bir dil, akıcı cümleler. Sağlam bir kurgu ve Milli Mücadele.

Hüsamettin Çalışkan 
20 Şub 20:03 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kemal Tahir tarihi romanların üstadı desek abartmış olmayız. Özellikle diyaloglar şeklinde olay akışı bence çok harika..Konu, İngilizlerin isgal ettiği İstanbul'da geçer. Kuvva örgütlenmesi anlatılmış..

Ahmet Özaysın 
22 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları eserinde işgal sonrası İstanbul’u anlatır. Savaş bitmiş ve ateşkes anlaşması yapılmıştır. İtilaf devletleri orduları İstanbul’u işgal etmiştir.
Romanın başkahramanı Kamil Bey Osmanlı imparatorluğunun çok değerli paşalarından biri olan Selim Paşa’nın oğludur. Savaşın başladığını İspanya’da bir arkadaşının evinde misafirken öğrenir. Savaştan sonra karısı Nermin ve kızı Ayşe ile birlikte İstanbul’a dönerler. Kamil Bey babası sayesinde o güne kadar çok zengin bir hayat sürmüştür. Hiç çalışmak zorunda kalmamıştır. Eğitimini Avrupa’da tamamlayan, üç dört dili çok iyi derecede bilen Kamil Bey’in ömrü oradan oraya gezmekle geçmiştir. İstanbul’da çıkan büyük yangınlar neticesinde birçok mülkünü kaybetmiş, çeşitli hukuki sorunlardan dolayı babasından kendisine kalan mirası alamamış olması onu işgal altındaki, kendisine kısmen yabancı bir şehirde fakirlikle yüz yüze bırakır. Bu parasızlık durumu Kamil Bey’i hayatı ve insanları daha yakından tanımaya ve öğrenmeye sevk eder.
Bu sıkıntılı günlerde eski bir okul arkadaşı Ahmet’in vesilesiyle Milli Mücadele ile tanışır. Ahmet ondan, yine okuldan arkadaşı olan İhsan ile birlikte çıkardıkları Karadayı adlı Ankara yanlısı gazetede çalışmasını teklif eder. Kamil Bey’den istedikleri aslında gazete ile ilgili teknik konularda yardım etmesidir. Ancak zamanla işler farklı bir hal alır. Çünkü Karadayı yalnızca Milli Mücadele yanlısı yazılar yayınlayan bir gazete değil, aynı zamanda Ankara’daki Mustafa Kemal ve ekibi ile bağlantılı istihbarat akışının da olduğu ve sürekli hafiyeler tarafından göz hapsinde bulunan gizli bir birimdir. Gazetedekiler Kamil Bey’den bu işlerle ilgili yardım istemeseler de Kamil Bey zamanla kendisi gönüllü olarak vatanın kurtuluşu için uğraşan kahramanlardan biri olur.
Bir gün gemide sarayın hafiyelerinin baskını ile suçüstü yakalanır ve tutuklanır. Yunanlıların taarruz planlarını içeren çok önemli evrakların bulunduğu bir sandığı teslim ederken yakalanmıştır. Bundan sonrasında ise hapishanede geçen ve Yunanlıların mağlubiyetine kadar sürecek olan sıkıntılı günler başlar.
Roman bir Osmanlı aydını olan Kamil Bey’in kendi içindeki dönüşümü üzerine kuruludur. Ömrü refah içinde geçmiş ve Avrupa’da müzelerde ve balolarda dolaşarak, sürekli bol para harcayarak yaşayan bir Osmanlı aydının kendi insanını, kendi kültürünü ve hatta körü körüne hayran olduğu Batıyı hakiki manada tanıması ele alınır. Kamil Bey karakteri üzerinden miskinleşmiş, kendi milletine yabancılaşmış, uygarlığı ve ilerlemeyi yalnızca Avrupa’yı bire bir taklit etmekte arayan aydınımız eleştirilir. Gerçek bir aydının nasıl olması gerektiğine dair çok çarpıcı tespitler yapılır. Özellikle de böylesine zorlu dönemlerde aydınlarının sorumluluklarının çok daha büyük ve vazifelerinin çok daha meşakkatli olabileceği vurgulanır.
Dönemin aydınının gerçekçi bir portresi çizilir. Romandaki başkarakter Kamil Bey sadece Avrupa’yı değil dünyanın birçok ülkesine gitmiş, gezmiş olduğu halde gidip görmediği tek yer Anadolu’dur. Hakikaten de dönemin önde gelen aydınları Üsküdar’dan öteye gitmemiştir. Cumhuriyet dönemi yazarlarımızdan bu gerçeği ilk itiraf edenlerden biri Yakup Kadri’dir sanıyorum. Onun Memleket Hikâyeleri kitabını okuduğumda çok şaşırmıştım bu duruma. Anadolu’dan bihaber yazarlarımız, düşünürlerimiz…
Kemal Tahir 1910 doğumlu. Bu kitabı 1956’da yayınlanmış. Aradan geçen onca seneye rağmen Türk aydınının bu anlamda çok ciddi bir gelişme kaydettiğini söyleyemeyiz. Nedeni ise çok net: Türk aydınının kendi toplumuna hala büyük ölçüde yabancı olması ve değişen dünyada ülkemize yön verecek atılımlar yapmaktan çok uzak olmaları. Bir de kalemi satılık sözde aydınlarımız var ki o konuya hiç girmek istemiyorum. Böyleleri maalesef her dönem olmuştur.
Kemal Tahir’in çok açık ve sade bir anlatımı var. Yabancı kelimeleri ya da daha doğrusu eski kelimeleri daha az tercih etmiş. Bu anlamda Y. Kadri, Peyami Safa, H. Edip gibi yazarlarımıza göre daha anlaşılır bir anlatım söz konusu. Bunu günümüzün sınırlı kelime kapasitesine sahip (aşırı sınırlı) gençleri için söylüyorum. Yoksa benim için bu eserlerin hepsi çok kıymetli.
Dört yüz küsur sayfayı sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Betimlemeler az ama etkileyici. Bol miktarda diyalog kullanımı akıcılığı artırmış. Kimi yerlerde çok güzel atıflar yapılmış ki bu romanlarda çok hoşuma giden bir anlatım zenginliğidir. Yazar kitapta Don Quichotte’tan bahsettiği bir bölümde şöyle diyor:
“Zati bunlar hep aynı tipler değil mi? Karagöz, ortaoyunundaki Kavuklu, tuluattaki İbikli, Sancho, Figaro… Keloğlan, Kerem’deki Sofu… Kısacası çağının gerçekçi adamı. Gerçekçi olduğu için de, gerçekçi olmayanlara karşı sırasına göre hem merhametli, hem kıyıcı…” (S. 207)
Tasavvuftan bahsettiği bir bölümde ise Kamil Bey’in arkadaşı, kendisini tarikatlara adayan Derviş Fuat Mahir Bey karakteri şöyle diyor:
“Araplar mezhep kurucusudurlar. Biz Türkler tarikat kurucusuyuz. Arap mezhepleri Sufiliğe, Türk tarikatları tasavvufa dayanır. Tasavvufa göre dünyada her şeyden önce güzellik vardı… İbadet bu güzelliğe tutkunluktur. Bu sebeple Türk’ün bağlanacağı inanç, Allah korkusundan değil, Allah sevgisinden gelir. Okudukça tasavvufun yalnız Türk’e mahsus bir yol olduğunu anladım. Türk illerinde doğmuş, Anadolu’da gelişmiştir. Türk tasavvufu şamanlıkla İslamlığın karışımıdır. Buna biraz da yeni Platonculuk katılmış Roma Anadolu’sundan kalıntı… Daha doğrusu Stoizm…” (S. 81)
Betimlemelerde ise son derece sade bir şıklık ve etkileyicilik söz konusu. Anın ve dekorun ruhunu okuyucunun dimağına işleyen bir yalınlık.
“Kamil Bey kapıyı örttü. Çantasını duvarın dibine, ayıp bir şeymiş gibi adeta sakladı. Yağmurluğunu çıkardı. Üstündeki ıslaklıkla uğraşır gibi yaparak etrafa göz attı, gördüğü hazin manzarayı bir daha hiç unutmadı. Buna manzara demek bile hata… Ne manzara, ne bir şey… Sefaletin ta kendisi… Tam bir oda dolusu çıplaklık… Bir eski masa… Oturulacak yerleri hasır örme iki çarpık iskemle… Camekânları çıkarılmış –ya da kırılmış- bir dolap… Köşelerde, kitap, kâğıt, dergi, gazete yığınları… Bir saç soba… Tenekeden, bilek kalınlığında borular…” (S. 160)
Esir Şehrin İnsanları, Cumhuriyetimizin kuruluşu öncesi Milli Mücadele dönemi aydınlarını çok iyi tahlil eden, günümüz aydınları ile çok benzer yönler bulabileceğimiz, akıcı, gerçekçi, etkileyici, okunması gereken bir klasik.
http://www.kitapvedusunce.com

Birgül Alkan 
07 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kurtuluş savaşı yıllarında İstanbul 'daki aydınları anlatan güzel bir eser. Genelde kurtuluş savaşı yıllarında halkı anlatan kitaplar okumuştum. Aydınların nelere yaptığını görmek de güzel oldu ...

ihtiyar 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Üçlemenin ilk kitabı olan esir şehrin insanları, kesin bir sonuca bağlanmadan, devamının geleceğini haber verircesine bitmekte ve Türkiye tarihinde çok önemli bir dönemin panaromasını sunmaktadır.

2 /

Kitaptan 90 Alıntı

Halil Yavuz KAYA 
17 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir yerde okumuştum. İnsanlar acıya sevinçten daha fazla dayanıyorlar.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 247)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 247)
Bilge Nur 
13 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sevgili Allahım! Türk milletine güç ver! Kurtulmasına yardım et!

Esir Şehrin İnsanları, Kemal TahirEsir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir
elif 
26 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İntihar eden bir şair: " Ölmek, biliyorum, orjinal bir şey değil ama, yaşamak da orjinal bir şey sayılmaz," gibi bir laf etmiş... Hata etmiş... Bazen ölmek de, yaşamak da pekala "orjinal" olur.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal TahirEsir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir
Merve Şahin 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kadın her zaman, aklıyla, namusuyla, merhametiyle, cesaretiyle güzeldir. Boyayla, ipekle, hele etiyle cilvesiyle değil...

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 204 - İthaki Yayınları)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 204 - İthaki Yayınları)
Halil Yavuz KAYA 
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Seni zenginlik mahvetti. İnsan biraz fakir olmasa hayatı olduğu gibi göremiyor.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 120)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 120)
Bilge Nur 
15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Amerikayla sen oyun mu oynamaktasın? Amerika bildiğin madrabazdır...

Esir Şehrin İnsanları, Kemal TahirEsir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir
Halil Yavuz KAYA 
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bağışlanmaz suçumuzu sormuştum size geçenlerde. İşte suçumuz! suçların en büyüğü, en bağışlanmazı: UTANMAZLIK!

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 28)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 28)