Eski Dünya Seyahatnamesiİlber Ortaylı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.277
Gösterim
Adı:
Eski Dünya Seyahatnamesi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050816686
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Eski Dünya Seyahatnamesi
Eski Dünya Seyahatnamesi
"Eski Dünya Seyahatnamesi rastgele bir isim değil. Henüz Balkanlar ve Ortadoğu'nun eski havasını muhafaza ettiği günlerdeki gezilerimi içeriyor. Tarih, gezginin vazgeçemeyeceği bir değerlendirme alanı… Benim eski dünyam, bugün artık değişiyor."
İlber Ortaylı

Atalarımızın Anadolu'ya gelmeden önce kaç asır oturduğu ve hâlâ da nüfusunun önemli bir kısmını kuzenlerimizin teşkil ettiği, edebiyatımızın ve dilimizin istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de atamayacağımız yüzde 40'ını oluşturan Ortadoğu'dan köşe bucak buram buram tarihimiz kokan Balkanlara; havasını yakaladığınız zaman kocaman bir coğrafyanın ve uzun bir tarihin küçülüp sizinle kucaklaştığı bir tiyatro olan Akdeniz'den okumakla, filmle, resimle anlaşılamayan Asya dünyasına; tezatlar içinde gelişen kapalı kutu Uzakdoğu'dan pek çok ünlü sanatçıyı bağrında yetiştiren sanatın ve tarihin merkezi Avrupa'ya kadar bir uçtan bir uca Eski Dünya üzerinde seyahate çıkmaya hazır mısınız?
Isfahan, Venedik, Kudüs, Kırım, Tokyo, Yemen, Barcelona, Bosna, Girit, Hindistan, Berlin, Japonya, Kafkasya, Türkiye… Günümüzün Evliya Çelebi'si İlber Ortaylı'nın dünya üzerindeki adımlarına eşlik ederken Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidecek ve geçmişinizle yeniden usulca buluşacaksınız.

İlber Ortaylı'dan okurlarına keskin gözlemleri ve nesnel tespitleriyle zamanın derinliklerinden, tarihin katmanlarından bugünün dünyasını daha doğru anlama imkânı: Eski Dünya Seyahatnamesi.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı okurken kendime ufak ufak notlar aldım. Aynı bağlamda yorumumu da kısa kısa notlar şeklinde yazacağım...

Kitabın edebi yönü de güçlü olsaydı çok harika bir eser olurdu. Betimlemeler ve tasvirler yok denecek kadar az fakat çok yoğun miktarda bilgi içeriyor.

Bu kitap ile İlber Hocanın tam bir yaşayan ansiklopedi olduğunu gördüm. Bir inansan hem çok okuyup hem de çok gezince böyle bilgin oluyor demekki.

Anlatılan yerlerin tarihi hakkında bilgi vermesi bende ciddi tarih merakı uyandırdı...

Bu kitap sayesinde hiç duymadığım Isfahan şehrinin çok tarihi, büyük ve güzel bir şehir olduğunu öğrendim.

Rusya, İskoçya ve Çek Cumhuriyeti kısımları sıkıcı geldi fakat diğer yerlerin hepsi ilgi çekiciydi ve okuması hoştu.

İlber Hocanın Macaristan'dan bahsederken Estergon kalesinden bahsetmemesine çok şaşırdım... Ama belki bizzat gidip görmediği için anlatmamıştır çünkü Estergon kalesi Budapeşte'nin yaklaşık 60 km dışında...

Bu arada bende bir gezgin sayılırım ama yalnızca Avrupa gezgini. Gördüğüm şehirler; Tiran, İşkodra, Bükreş, Köstence, Burgaz, Varna, Budapeşte, Saraybosna, Madrid, Barselona, Milan, Strazburg, Stuttgart, Cenevre, Zürih, Paris, Londra...
Kitabı okumaya başlamadan önce Doğu kültürüne biraz tepkiliydim açıkçası. Özellikle de Arap sahasına. Ancak İlber ORTAYLI'nın yorumlarıyla ve bakış açısıyla biraz daha içselleştirdim sanki. Her ne kadar Batılının politikaları olsun ya da hükumetlerin kendi politikaları olsun bir tarih tahribatı söz konusu olsa da hala bizden bir şeylerin oralarda var olduğunu öğrenmek güzel.
Hoca Evliya Çelebiyi aratmayacak kadar yer gezmiş. (Hatta imkanlar neticesinde daha çok yer) Birçok yeri entelektüel ve büyük tarih/siyaset bilgisi sayesinde güzel yorumlamış.

Gezdiği yerlerle ilgili yorumlara eski yeni karşılaştırması da yapmış. Özellikle Türkiye ile bağ hakkında yorumlarını ve Türklere ders niteliğinde öğütlerini çok beğendim.

Fazla teferruatı olmayan kısa notlardan oluşan güzel bir kitap. Okunması gerektiğini düşünüyorum.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap vaktim olsaydı daha kısa zamanda bitirebilirdim.İlber hocam gezdiği, gördüğü ülkeleri bölüm bölüm anlatmış ben ilk olarak en çok merak ettiklerimi okudum :) hatta bazı ülkeler hakkında önyargılarımdan kurtuldum(bkz Rusya,İran) İlber hocamın "evlenip mobilyacı gezeceğinize dünyayı gezin" sözünü bu kitapla tekrar pekiştirdim.HARİKA!
Gezip gördüğü yerler hakkında kendi görüşlerini vermiş Ortaylı.Anlattığı çoğu coğrafya Osmanlı toprakları.Ve kadim zaman medeniyetlerinin toprakları.
Yeni Dünya Seyyahı İlber Ortaylı. Tarihçi kimliği ile Ortadoğu'dan Balkanlara, Avrupa'dan Kafkasya'ya, Rusya'dan Uzakdoğu'ya kadar dünyanın pek çok ülkesini eski ve yeni halleriyle kıyaslama da yaparak o her zamanki konuşma diliyle kaleme almış. Tarihi, sanatsal ve kültürel açıdan birikimlerini aktarmış. Benim için, yazdığı her şeyi okumak keyifli.
Eski Dünya Seyahatnamesi, İlber Ortaylı

İlber Ortaylı'nın, gezi izlenim-seyahatname türündeki bu kitabının ilk baskısı başka bir yayınevi tarafından Mart 2007'de basılmış, ancak ben 2016 basımı ile tanıştım bu kitapla.

Eski Dünya Seyahatnamesi, İlber Ortaylı’nın, yıllar önce eline bavulunu alıp gerçekleştirdiği, Asya, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu ve çoğunlukla eski Osmanlı diyarlarına yaptığı ziyaretleri ve gözlemlerini/karşılaştırmalarını anlattığı kitap.

Ortaylı gene kendi anlatım tarzıyla sadece gördüklerini değil, ülkemizdeki ilgililerin ders çıkarabileceği çok iyi noktalara parmak basan bir tarih kitabı yazmış.

Kitabı okumaya başlarken kendinize not alacağınız bir defter unutmayın. Uçan bir halıya binin, gözlerinizi kapatın ve başlayın dünyayı gezmeye.

Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da sürükleyici bir anlatımla bizleri tarihin sayfalarında gezdiriyor İlber Ortaylı. Elinizden bırakamadan okuyup bitirdiğiniz, enfes seyahat kitaplarından biri oluyor böylece. Mutlaka okunması gereken kitaplardan, tavsiye ederim.

️Kitaptan çıkarılabilecek en güzel ders; Uygar milletler geçmişi inceler, dersler çıkarır. Geçmişten intikam almak hem etik değil hem de kimseye fayda sağlamaz. Osmanlıya ihanet edenleri unutmayalım ancak onlardan da kopmayalım..
Merhaba arkadaşlar. Oldukça güzel bir kitabımızı daha sona erdirirken hemen söylemem gereken bir durum var. Bu kitap 304 sayfa değil, 192 sayfa. Maalesef yetkili olduğum halde bu durumu değiştiremiyorum ama olsun ziyan yok. Tarih sevmeyen arkadaşlar bir de uzun diye merak ettikleri kitabı bırakmasınlar. 192 sayfa nedir ki, hemen bitiyor gözünüz korkmasın.
Ayrıca burada bizimkilerin sevmediği birine (şimdi neden öyle dediğimi anlarsınız) ben teşekkür edeceğim. Hatta kocaman teşekkür edeceğim. O kişi Editör İsmail Küçükkaya. İlber Hoca ne derse tamam deyip kolları sıvayan bu kişi, el attığı kitapları o kadar güzel düzenleyip sunuyor ki, sayfalar su gibi akıyor, gayet düzenli ve pratik. Her şehirde bir resim çalışması yapmış ve İlber Hoca’yı da mutlaka araya sığdırmış. Böyle bir emeğe de teşekkür etmeden geçmek; sadece ve sadece yobazlık olurdu.
Şöyle bir bakacak olursak bizim en büyük dertlerimizden biri olan Kırım üzerinden başlıyoruz. Neden en büyük derdimiz Sadık Koçak? Bu soruyu soracak olursanız da birazdan bahsedeceğim.
Akabinde Orta Doğu üzerinden konuşuyoruz. Suriye, Şam, Halep, Kudüs, Irak, Lübnan. Bunlardan bahsediyoruz. Ben özellikle bir konuya değineceğim. Biz neden bu topraklarda halen bizleri bekleyen Irkdaşlarımızla iletişime geçmiyoruz? Benim tüm problemim bu aslında ve bu yıl sınava girdim. Girdiğim sınavda çok da kötü olmayan bir puan alsam da tercihimde sadece Coğrafya ve Tarih bölümlerini yazdım. Çünkü en büyük amacım eğer bir Coğrafya yahut Tarih bölümü mezunu olabilirsem; o topraklara gidip araştırmalar yapmak, tarihimize katkıda bulunabilmek ve geçmiş dönemimizin aydınlatılmasını sağlayarak geleceğe ışık tutan insanların yanında bulunmak. Allah nasip ederse olacak.
Mısır, Bahreyn, Yemen gibi ülkeler ve burada yaşadıklarımızdan da konu açtık. İskenderiye Kütüphanesi olsun, Osmanlı Mirası olsun, bize çok sıkıntı yaşatan ve adına türküler yazdığımız Estergon ve Yemen üzerine bahsettik.
Bir Yunan kültürüne giriş yaptık. O konuda halen sıkıntımız var ama medyanın yansıttığı gibi Yunanlarla değil; kendi ırkdaşımız Türklerle. Sıkıntı şu. Hristiyan diye onları Mübadele zamanı Yunana zorla gönderdik. Gidecek olanlar Hristiyan olanlar değil Türk olanlardı ve kendi amcalarımız, dayılarımız bize düşman kesilmiş gibi düşünün. Durum tam olarak böyle oldu. Onlar suçsuz, gönderen de CAHİL olunca sonuç böyle yansıdı işte. Girit, Atina, Ayranoz ama bir Türk için en önemli şehirlerden olan Selanik bizim bahsettiğimiz yerler. Selanik neden önemli diyen bu konuda ciddiyse Türkiye Cumhuriyetini kuran zatı muhteremin doğum yerine bir baksın diye tavsiye ediyorum.
Arnavut, Makedon ve Bosnalı kardeşlerimiz; Budapeşte gibi gezilen görülen yerlerin hem tanıtımı hem kültürel özellikleri üstünde iyi durduk. Akabinde bir İran girişi vardı ki, gerçekten İran ile neden düşman olunduğunu anlamıyorum ben. Biri diyor çok savaştık, biri diyor İslam doğru yaşanmıyor falan. Arkadaşlar, ona bakacak olursak dünyanın en çok birbiriyle savaşan kuzenler diyebileceğimiz milletler kendi arasında AB denilen birliği kurdular. Yani bu kafadan artık çıkılması gerekiyor. Aynı kafa Osmanlı gibi bir İmparatorluğun sonunu getirdi. Bu artık bağnazlık olmaz mı yani? Gelişen dünyaya göre biz de komşularımızla iyi geçinmeliyiz. Zaten en çok etkilendiğimiz kültür bunlar olduğuna göre bunlara düşman olursak bir yerde kendi kültürümüze de düşman olmuş olmaz mıyız? Çok karışık bunlar çok.
Aynı şeyi Rusya bahsinde de söyleyeceğim ama fazla tekrar etmeye gerek yok. Zaten şu son olaylar artık işin siyasi boyutunu tamamen kenara bırakarak konuşacak olursak, bizlere Batı ve Doğu’nun tamamen kopmaya yakın olduğu ve Doğu ülkelerinin kendi arasında dayanışmaya gittiğini gösteriyor. Burada da devlet adamlarının zekası belirleyici rol olacaktır. Rusya da özellikle Kültür anlamında Türklerle askeri ve eğitim hatta evlilik alanında da oldukça birleşik bir ülke olduğundan bu etkileşim kaçınılmaz olacaktır ve bizler bunun iyi tarafını almalıyız. Rusya dendiğinde aklımıza ne zaman ki sapıkça kadınları getirmezsek; işte o zaman kendimizi kültür anlamında zenginleşmiş bulacağız. Ayrıca işlenen bir konu da Kafkasya.
İtalya ve İspanya ile etkileşimler, İtalya ile süregelen yılların ilişkisi zaten ortada. Bu konuda paylaşım da yaptım zaten çok detaya girmeyeceğim. İspanya tamamen farklı bir konu. Çok sevdiğim bu Latin ırkı tam manasıyla çözdüğümde daha net bahisler üzerinden ve onlar üzerine yazılmış bir kitaptan sonra daha net bilgilerle bahsedeceğim onlardan.
Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Hindistan bahislerimizden sonra asıl konumuz Japonya ve Çin’e geliyoruz. Şimdi Japonlar zaten çok başka Irk. En son döviz bürosunda bir Japonun aynı paraya sürekli daha fazla TL alması muhabbetiyle intihar ettiğini anımsayınca hani onların karakteri hakkında yorum yapmanın fazladan bizlere katacağı unsur sadece Kültür. Biz kültürsüz değiliz; bazı toplumlar fazla kültürlü.
Son konumuz da Çin. Bilinen tarihimizden beri çekiştiğimiz ve kopamadığımız tabiri caizse bizim Amcaoğulları. Aramızda bitmeyen savaş, askeri deha, eğitim ve kültür. Bitmiyor. Bitmez de. Benim onlarda en hayran olduğum konu ise saygı. 1 Milyardan fazla nüfus ile trafik yok eziyet yok.
Heh şimdi şu konuya gelelim. İşte Çinliler şuna işkence yapıyorlar, şöyle böyle falan duyuyoruz değil mi? Şimdi İstanbul’a gelen Çinli gruplara ara sıra Sultanahmet civarına gidince göz atmanızı isteyeceğim. Ellerinden ekmeklerini alsanız gider bir ekmek daha alır onu da size verirler. Hani bu bizim ülkemizdeki tecavüzcülerin, pedofililerin basına yansıması gibi. O şerefsizler var diye hepimiz öyle değiliz sonuçta. Tabi biz sadece işimize gelen tarafı aldığımızdan gerisini önemsemiyoruz, sonra da neden geriyiz? Geri olursun tabi. Bak bakalım insanlar hangi yüzyılda. 21. Yüzyıl toplumunda halen Milatı geçememiş insanlarla yaşayanınız vardır. Allah asıl sizlere sabır versin.
Böylece güzel bir kitabı daha bitirdik. Sizlere çok net bir şey ekleyerek bitireceğim. Hani İlber Ortaylı ya da Tarih konusu size zor, sıkıcı, uzun falan gelebilir. Doğaldır. Bazen bende bayılıp gidiyorum. Ama kitabı düzenleyen isimlere bakın. Asıl iş o isimlerde. O düzenleme işini yapanlar bu işin ehliyse kolay kolay sıkılmazsınız. Böylece tatilin son gününde sizlere mutlu okumalar ve bol gezmeler diliyorum. Gördüğüm kadarıyla kimse evde değil. Keyifli ve mutlu günler dilerim..
İlber hoca farkıyla çok keyifli bir kitap olmuş. Keşke daha uzun olsaydı.
Tam anlamıyla tarih alanında yazılmış bir eser değil. Ilber Ortaylı'nin bugüne kadar gezip gördüğü yerlerle ilgili dusuncelerini paylaştığı bir eser. Açıkçası alırken üslubu daha akıcıdır diye düşünmüştüm ama yer yer insanı sıkıyor. Yine de kitapta yer alan ülkeler hakkında az da olsa fikir sahibi olmak adına okunabilir.
Evliya Çelebi Seyahatname'sinde; Bosna halkının nitelik ve güzelliklerini anlata anlata bitiremez. Bosna'nın doğası kadar insanların boyu posu, yüz güzellikleri de dünyayı gezen seyyahı büyülemiştir.
Açıktır ki, İskenderiye Kütüphanesi eski çağların en eski kütüphanesiydi ama kütüphaneciliğin başlangıcı değildi.
İsrail'de arkeolojik mirası korumak daha da şiddetlidir.Eski eser kaçakçıları düşman, iştirak edenler vatan haini olarak görülür.
İlber Ortaylı
Sayfa 220 - timaş yayınları
Kafkasya'yı General Yermolov orduları değil, Puşkin'in mısraları fethetti. Aynı Rusya, Lermontov'un, Tolstoy'un, Puşkin'in kaleminde Kafkaslara teslim oldu... Dostoyevski'nin hiçbir karakteri "Tatarin Ali" dediği Dağıstanlı Ali kadar müsbet değildir. Ama Rusya, Kafkasya'da ne kadar kaldı ve ne kadar etkili oldu ise o derece de düşmanlık uyandırdı. Kafkasya halen bir barut fıçısı değilse de devamlı sızlayan bir yaradır.
Venedik kendisini istilalardan deniz sayesinde koruyan akıllı adamların şehridir..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eski Dünya Seyahatnamesi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050816686
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Eski Dünya Seyahatnamesi
Eski Dünya Seyahatnamesi
"Eski Dünya Seyahatnamesi rastgele bir isim değil. Henüz Balkanlar ve Ortadoğu'nun eski havasını muhafaza ettiği günlerdeki gezilerimi içeriyor. Tarih, gezginin vazgeçemeyeceği bir değerlendirme alanı… Benim eski dünyam, bugün artık değişiyor."
İlber Ortaylı

Atalarımızın Anadolu'ya gelmeden önce kaç asır oturduğu ve hâlâ da nüfusunun önemli bir kısmını kuzenlerimizin teşkil ettiği, edebiyatımızın ve dilimizin istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de atamayacağımız yüzde 40'ını oluşturan Ortadoğu'dan köşe bucak buram buram tarihimiz kokan Balkanlara; havasını yakaladığınız zaman kocaman bir coğrafyanın ve uzun bir tarihin küçülüp sizinle kucaklaştığı bir tiyatro olan Akdeniz'den okumakla, filmle, resimle anlaşılamayan Asya dünyasına; tezatlar içinde gelişen kapalı kutu Uzakdoğu'dan pek çok ünlü sanatçıyı bağrında yetiştiren sanatın ve tarihin merkezi Avrupa'ya kadar bir uçtan bir uca Eski Dünya üzerinde seyahate çıkmaya hazır mısınız?
Isfahan, Venedik, Kudüs, Kırım, Tokyo, Yemen, Barcelona, Bosna, Girit, Hindistan, Berlin, Japonya, Kafkasya, Türkiye… Günümüzün Evliya Çelebi'si İlber Ortaylı'nın dünya üzerindeki adımlarına eşlik ederken Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidecek ve geçmişinizle yeniden usulca buluşacaksınız.

İlber Ortaylı'dan okurlarına keskin gözlemleri ve nesnel tespitleriyle zamanın derinliklerinden, tarihin katmanlarından bugünün dünyasını daha doğru anlama imkânı: Eski Dünya Seyahatnamesi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 141 okur

  • Sadık Kocak
  • sevgi baykal
  • Orkun Aykut Öztürk
  • Zeynep
  • Bayındır Han
  • Amine
  • GoldenBrown
  • Recep
  • Fatma COŞKUN
  • SSEYMA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.3
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%25.3
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%24
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38
Erkek
%62

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (16)
9
%20.8 (10)
8
%27.1 (13)
7
%6.3 (3)
6
%6.3 (3)
5
%2.1 (1)
4
%2.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%2.1 (1)