·
Okunma
·
Beğeni
·
4.628
Gösterim
Adı:
Eugenie Grandet
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753790239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eugénie Grandet
Çeviri:
Nesrin Altınova
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Engin Yayıncılık
ugenie Grandet, Balzac'ın yapıtları içinde önemli bir yer tutar. Yazarın büyük bir esin bolluğu içinde gerçekçiliğini derinleştirip, son derece etkileyici biçimde insan simgelerini (tipler) çizdiği iki başyapıttan ilkidir. Eugenie Grandet (1833), Le Pere (Goriot Baba - 1834-1835)
224 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Zweig'in Balzac incelemesini okuduktan sonra elime aldığım ilk Balzac kitabı. Kitabı okurken, Zweig'in Balzac için sarfettiği sözler hiç aklımdan çıkmadı ve her cümlede Zweig'in ne kadar doğru bir gözlemci olduğunu ve ne kadar doğru tespitler yapmış olduğunu hissettim.

Balzac'ın kendi döneminin toplum yapısını anlattığı ve adına ''İnsanlık Komedyası'' adını verdiği serideki kitaplardan biri. Yazar burada cimrilik, her ne yoldan olursa olsun zengin olma isteği ve eylemi yanında aynı zamanda da iyi niyetlilik, saf ve temiz bir aşk duygusu temalarını ele alıyor.

Kitapta yazar, Fransa'nın bir taşra kasabasında yaşayan, cimriliği ve zenginliğiyle adeta ünlenmiş olan Grandet baba ve ailesinin yaşadığı olayları bize anlatıyor. Karakterine verdiği özelliği o kadar güçlü bir şekilde veriyor ki cimriliğin en ufak ayrıntısını bile atlamadan bize olayları aktarıyor. Grandet baba'nın kızı Eugenie ise iyilik ve insani duygularla dolu duygusal bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki saf ve temiz bir aşkın dramatik öyküsünü ise yine Eugenie'nin kendisinde buluyoruz.

Dönemin toplum yapısından bize bir örnek sunan aynı zamanda dönem insanının yapısını da çok güçlü özelliklerle bize anlatan, yazarın bu kitabını da ben beğenerek ve keyifle okudum, okunmasını da tavsiye ederim.
208 syf.
·33 günde·Beğendi·8/10
Eugenie Grandet, Balzac'ın Goriot Baba Romanı ile başlayan, Vadideki Zambak, Otuzunda Kadın ile devam eden İnsanlık Güldürüsü (İnsanlık Komedyası) şeklinde adlandırdığı eserleri arasında yer almaktadır.

Honore de Balzac'ın taşra yaşamı üzerine ağır bir eleştirisi olarak kabul gören bu romanı en başarılı romanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Yazar bu romanında büyük servetlerine rağmen fakir insanlar gibi yaşamayı tercih etmiş olan taşra insanlarının cimrilik ve alışkanlıklarından kaynaklanan olumsuz yaşantılarını, servetlerini yaşam kalitelerine yansıtamayışlarını ve bu yüzünden heba olan hayatlarını, ikiyüzlü ve çıkarcı insanların gerçek kişiliklerini ortaya koyan bir olaylar zinciri içinde dile getirmiştir.

Romanın özetine geçmeden önce hikaye kahramanları hakkında biraz bilgi vermek isterim:

Felix Grandet; kısa sayılabilecek boyda, güneş yanığı, çiçek bozuğu tenli tıknaz , az konuşan, çok cimri ve çok kurnaz istediği her şeyi elde etmeye alışmış bir adamdır. Kazandığı para onu yüksek mevkilere taşımış ve Saumur’de sevilenden çok yukarıda saydığım özellikleri sebebi ile elde ettiği başarılardan ötürü sayılan bir kişi olmuştur.

Koca Nanon: uzun boylu, oldukça çirkin, hiç kimseyi incitmeyen efendisine sadık bir uşaktır. Ev işlerini yapmaktan sosyal bir çevre edinememiştir.

Bayan Grandet kuru, zayıf, sakar, ağır bir kadındır..Oldukça bakımsız olan bu kadın dişleri kapkara, ağzı buruşuk, çenesi de pabuç çene denilen biçimli perişan görünümlü dindar biri olarak betimlenmiştir. Kendisi için hiçbir şey istemeyen, sosyal bir çevresi bulunmayan ,kendi halindedir.

Eugenie; İnce belli, beyaz yüzülü, kıvırcık saçlı, uzun boylu genç bir kızdır. Babasının baskısı altında yaşamını sürdür, Charles’a aşık olduktan sonra dünyası değişmiş, hırçın bir kız olmuştur. Evden dışarı çıkmayan ve ve arkadaş çevresi de olmayan Eugenie bütün hayallerini Charles merkezli kurmuş, ihanete uğrayınca da doğal olarak büyük hayal kırıklıkları yaşamıştır.

Başkan De Bonfons; Bay Grandet’in mirasına konmak için Eugénie ile evlenmek isteyen, aç gözlü, sosyal çevresi de geniş bir adamdır.

Roman, bize hayatın bir yanlışlar silsilesinden ibaret olduğunu, sadece öz sevgiyi ve maddi ilgiyi bilen bu dünyada mutlu olamak için her şeye sahip olan genç bir kızın çektiği acıları anlatmaktadır.
Zalim ve yalancı olan Baba, mutluluğun ne olduğunu bilmiyor, karısına, kızına ve hizmetçisine sürekli acı çektiriyor, maddi ve manevi anlamda mağdur ediyor. Ara sıra daha yumuşak bir tutum sergilese de yaşamak için tek nedeni olan parası için yapamayacağı iş ve kırmayacağı gönül yoktur.

Çok dindar ve kırılgan karısı ve saf kızının hayatı küçük ve harabe bir evde sefalet ve mutsuzluk içinde süregelmektedir. Kuzenin Charles'ın gelişi ile birlikte bu yaşam ciddi değişikliklere gebe kalacak, bir aşk doğacak ve bununla birlikte isyan bayrakları göndere çekilecektir.
Bir süre sonra bu kuzen servet yapmak, çalışmak için Eugenie'nin altınları ile Hindistan'a gider. Genç kızın hayatı, geçmişte olduğu gibi, anlamsız ve boş devam eder. Annesini ve babasını kaybeden kahramanımızın üzüntüsü
Charles'ın Hindistan dönüşü bir başkasıyla evleneceğini öğrenmesi ile katlanır. Sonsuz olduğuna inandığı sevgi kocaman bir yalan olmuş, bu da erkeklere olan güveni azaltmıştır. Babasının ölümü ile sahibi olduğu servetle Charles'ın ödemeyi reddettiği amcasının borçlarını öder, Başkan Bonfons'la evlenir. Eşinin zamansız ölümünden sonra, Eugenie parasını hayır kurumlarına ve fakirlere dağıtır.

Bu hikaye bizim sevebileceğimiz kadar güzel, mutlu sonu olan bir aşk hikayesi olabilirdi, ancak gençliğin de verdiği saflıkla yapılan tercihler ve insanlara kulak vermeler sonucu bu gençlerin yolu ne yazık ki ayrılır... hem üzgün hem de zengin.
Bu trajediden öğrenmemiz gereken; dolu çantayı ciddiye almak mı, kalbinin sesinini dinlemek mi?... Keyifli okumalar.
224 syf.
·Beğendi·9/10
Öyle bir baba figürü vardır ki kitapta, ne düşüneceğinizi, ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. Öylesine cimri ki, gelen misafire verilecek şekerin bile bir ölçüsü var. Eğer fazla şeker ikram edildiyse çayın yanında, misafirden çekinmek yok, pat pat söyleyip kızıveriyor. Charles var bir de, çok kızarım kendisine. Eugenie'ye de üzülürüm, çok üzülürüm.

Bir çırpıda biten, akıcı, ilginç karakterlere sahip bir roman. Benim sahip olduğum kitap da oldukça eski bir baskıdır, pek severim.
Tavsiye ediyorum, mutlaka okunmalı.
224 syf.
·4 günde·Puan vermedi
"Gelecekte başka bir hayatın olacağına inanmayan pintiler için her şey içinde bulundukları yaşamdan ibarettir." diyor Balzac.

Ne de güzel demiş. Günümüzde sayısı gitgide artan, paradan gözü dönmüş insanları Grandet baba modeliyle bizlere sunuyor kitap. Yani 19.yüzyıl Fransa'sında tasvir ettiği bir insanı günümüzde bulmak mümkündür. Zaten klasikler bu yüzden klasik değil midir? Hangi dönemde olursanız olun kendinize çıkaracak bir şeyler mutlaka bulursunuz.Yeter ki oradaki durumu mevcut duruma uyarlamayı bilin. Belki günümüzde yiğeninin kahvesine kaç şeker attığına karışan, üşüse bile şömineye fazladan odun atmayan, eşi hasta olduğunda masraf olmasın diye doktora götürmeyen cimri modeli fazla yok ;fakat sokakta dilenen bir çocuk görünce para veren, yanıbaşındaki komşusu zordayken ona yardım eden, borca ihtiyacı olan arkadaşına karşılıksız borç veren insan da yok. Çünkü para çoğumuzun hayatının merkezi durumunda. Haksız da sayılmayız. Sonuçta isteklerimize, ihtiyaçlarımıza, hayallerimize ulaşmada para önemli bir araç. Kimileri bunu abartarak "aracı" "amaç" haline getiriyor ve çevresine duyarsız bireyler dolayısıyla çevresine duyarsız bir toplum yetişiyor.Nitekim insan mezara eli boş gidiyor ve hayat boyu uğrunda koştuğumuz para bizimle beraber gelmiyor. Yaşamını buna adamış insanlar elindeki zenginliğin tadına varamadan hayata gözlerini yumuyorlar.


Grandet babanın hikayesi bu şekilde yorumladım gelelim Eugenie'mize...

"Hangi durumda olursa olsun kadınların erkeklerden daha fazla acı çekme nedenleri vardır, bu yüzden erkeklerden daha çok acı çekerler." Hayatı boyunca babasının baskıcı tutumu altında büyümüş bu masum kızın yüreğinde kelebekler uçuşmasına neden olan Charles... İki gencin ilişkisi, güneşin döngüsü gibiydi. Doğmaya başlayan güneş gibi aralarında kıvılcımlar doğdu, en tepedeyken olduğu gibi ışık(aşk) her yanı sardı ve hüzünlü kısım:batış. Sevdiğinin sözlerine, emanetlerine canından çok değer veren adeta onları ulvileştirmiş Eugenie'miz masum umutlarla sevdiğini beklerken yüreği para tarafından kirlenen Charles... Güneş tek taraf için batmıştı. Parlak güneş, doğmamak üzere karanlığa gömülmektense ay olup sessizce parlamaya devam etti... (Eugenie aşkını kalbine gömdü)
224 syf.
·7 günde
Cimriler cimrisi Grandet Baba ile dünya malında gözü olmayan iyi yürekli kızı Eugenie'in hikayesi Balzac'ın eşsiz anlatımıyla hayat buluyor.

Balzac, betimlemeleri ile, usta bir ressam gibi en ince detaylarına kadar tablolar çiziyor. Kitapta cimrilik, dalkavukluk, çıkar ilişkileri anlatıldığı gibi, masumiyet, saflık, aşk gibi güzellikler de anlatılıyor. İnsanların ve toplumun çirkin yanları hicvediliyor. Saf aşkın güzelliği içinizi dolduruyor.

Vadideki Zambak'ı severek okumuştum, bu kitabı da severek okudum. TavsiyeEderim...
224 syf.
·9/10
Muhteşem bir Balzac eseri daha. Kelimeleri o kadar güzel kullanıyor ki insan okuduğu süre boyunca takdir etmekten kendini alamıyor. Kurgu bakımından biraz boşluklu bir yapısı var bence. Konu bakımından ise herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Genel olarak yorumlamaya gelirsek. Yazarın bu kitapta ana konusu para hırsı ve cimriliğin en uç noktası. Sadece bu kısmıyla kalmıyor. Çok temiz bir aşkla da tanışıyorsunuz (Balzac da olmazsa olmazdır aşk ama bu kitaptaki beni daha çok etkiledi.). Toplumsal değerleri ve toplumsal zekayı iğnelemeyi çok ustaca bir şekilde kitaba işliyor. Son olarak da Felix Grandet ve Eugénie Grandet karakterlerini kesinlikle tanışmalısınız.
224 syf.
·5 günde·9/10
Eugénie Grandet, insanın hem habis, cimri yönlerini hemde en saf hallerini bir arada okura sunan bir eser. Okurken iki zıt tutumla da karşılaşıyorsunuz. Grandet, çok zengin ama bir o kadarda cimri bir fıçıcıdır. Kitapta bir yandan Grandet Baba'nın servetini nasıl elde ettiğini ve koruduğunu okurken, bir yandan da kızının masum aşkına ve saf duygularına tanıklık ediyoruz. Kitabı okurken karakterler sizi sık sık şaşırtıyor ve cimriliğin, kötü duyguların insanlarda yol açtığı tahribatı size gösteriyorlar, inanmak istemeseniz de okuduklarınızın gerçek olma ihtimalinin yüksekliği kan dondurucu bir etkiye sahip.

Eugénie Grandet, iyi ve kötüyü insana aynı anda sunan, insanlığın çeşitli hallerini size gösteren ve okurken hem öğreten, hem düşündüren güzel bir kitap. Klasiklerden hoşlanıyorsanız mutlaka seveceğiniz bir kitap.
224 syf.
·Beğendi·9/10
Her türlü durumda kadınların acı çekmek için erkeklerden daha çok sebebi vardır ve onlardan daha çok üzülürler. Erkekler kuvvetlidirler ve güçlerini sürekli geliştirirler; etkendirler, gelip giderler, meşguldürler, düşünürler ve geleceğe sarılıp tesellilerini orada bulurlar. Charles da böyle yapıyordu. Ama kadın olduğu yerde durur, hiçbir şeyin dağıtamadığı acılarıyla baş başa kalır, erkeğin açtığı uçurumun en dibine kadar iner, derinliğini ölçer ve uçurumu gözyaşları ve sözlerle doldurur. Eugénie de böyle yapıyordu. Alınyazısını öğrenmeye başlıyordu. Hissetmek, sevmek, acı çekmek, kendini feda etmek her zaman kadınların hayatının teması olacaktır. Eugénie de her şeyiyle bir kadındı, onu teselli eden şey dışında. Mutluluk anları, Bossuet'nin muhteşem deyimiyle, duvara serpiştirilmiş çiviler gibi, toplasan bir avuç etmezlerdi. Acılar insanı bekletmezler, Eugénie'ninkiler de yakında geleceklerdi.
225 syf.
·5 günde·Beğendi·3/10
Romanda gerçekçilik akımının öncüsü olarak nitelendirilen Balzac, kitaplarında Fransız toplumundaki karakterlere saraylarından ,yoksul mahallelere kadar hepsini kendi mekanlarında ve onlara özgü yaşayış biçimi ve eşyalarla birlikte eksiksiz bir biçimde yer verir.
Eserlerinde realizmi şiirsel bir uslupla harmanlayarak ( Birinci İmparatorluk I. Napolyon ) Napolyon Bonapart (Bourbon Hanedanı) XVIII. Louis , X. Charles (Orlí©ans Hanedanı ) Louis-Philippe dönemlerinde geçen Fransa toplumunun yapısını anlattığı ''İnsanlık Komedyası'' adını verdiği ve tamamlayamadığı serideki eserlerinden biri olan Eugénie Grandet, 17.yüzyılda Saumur adında bir taşra köyünde Fransız devrimininin sosyo-ekonomik ve kültürel sonuçlarını ele aldığı hiciv kitabıdır.

#spolier
Dönemin şartlarını; kurnazlığı ve fırsatçılığı ile değerlendirerek zenginliğe ulaşan ama cimriliği ile kendi ve ailesine sıkıntı ve yoksukluk çektiren Grandet baba, habis karakterli, merfaatçi ve para için eşi ve kızını dahi gözü görmeyen melun biridir. Karısı varlıklı olduğu halde sönük karakteri yüzünden kendini karanlığa boğmuş , çocuğu ise annesi ve babasının kişiliklerinin karışımı bir genç kızdır. Kitaba ismini veren karakter Grandet babanin tek çocuğu olan Eugenie, karşısına ilk kez gözterişli bir erkeğin çıkmasıyla gözleri kamaştı, taşıdığı hissin aşk değil takıntıdan ibaret olduğunu düşünüyorum ve başkasını seven bir erkeği içinde bulunduğu çaresizlikten faydalanarak bile bile kendine çekmeye çalışıp,annesinin hayatına mal oldu , babasının sevgiden ve insanlardan bile üstün tuttuğu ,kendisine kullanmaması ama saklaması için hediye ettiği altınlarını vermesiyle hayatını tamamen mahvetti. Masum olarak gösterilen, aslında fettan olan bu genç kız, zor durumdaki kuzeninin düştüğü durumdan istifade etmeye çalışan, bunun uğrunda anne ve babasını gözden çıkaran, sonucunda da ettiğini bulup yapayalnız kalmaya mahkum olan talihsizlikten ziyade meş'um biridir. Babasının aşırı cimriliği, annesinin ezik karakterleri arasında sıkışıp kalan Eugénie Grandet hayatını bedbaht olarak sürdürdü. Eugenie Grandet'in aşkının tarifi, birlikle olamamasina rağmen sadakatle beklemesi neticesinde saf temiz değil ,amacına ulaşamadığı fitne ficuflugunun boş çıkmasıdır.

Balzac’ın kendi döneminin koşullarını, halkın yaşamını aktardığı yergi kitabı Eugénie Grandet bugün bile güncelliğini koruyor .Etrafta cimri babanın ziyan ettiği hayatlara şahit olmayan ne Fransız ne İngiliz ne Türk ne Alman ne de diğer milletten insan vardır. Babanın sindirmeye çalıştığı yaşamı toparlayabilen güçlü bir anne yoksa kendinde soluk ve sönük biriysen mutsuz olarak ömür geçirmemen işten değil.
224 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Honore De Balzac Fransız edebiyatının en çok tartışılan yazarı.Olumlu eleştirilerin yanında oldukça insafsız ağırları da var ama bizim konumuz ve haddimiz değil.

Eugenie Grandet,Honore De Balzac'ın baş yapıtı olduğunu okumuştum bir yerde.Vadide ki Zambak okuduğum ilk eseriydi ve çok etkilenmiştim.Bu eseri de çok beğendim.

Fransız edebiyatının bir ismin 5-6 değişik hali ve ona ilave bir sürü ünvan ve sıfatının boğuculuğu burada da yakamızı bırakmasa da eser konusu ve mesajı itibari ile harika.

Cimrilikte zirve bir babanın yüce gönüllü kızı bataklıkta açan bir çiçek gibi.
Bu güzel yürekli kız için kıyasıya bir rekabet, cimri babanın bunu fırsata dönüştüren inanılmaz ayak oyunları, sadakatsiz bir aşk.
Bu keyifli kitap için çok daha fazla şeyler yazmak isterdi ama spoiler vermeden bu çok zor.Bu yüzden bu riske girmiyorum.

Ama hikayedeki bütün kahramanların karakterleri ancak bu kadar güzel okuyucuya geçirilirdi demekle yetiniyorum.
Özellikle Baba Grandet ve Eugenie Grandet'in.
Özellikle belirtmek istediğim bir konu daha var ki oda Hristiyanlık teması.Klasiklerin hemen hepsinde karşımıza çıkan bu yoğun tema Balzac'ta biraz daha fazla. Bir şey söylemeden geçemeyeceğim bizim klasiklerde bu kadar din teması özellikle İslam ve Müslümanlık teması işlense herkes taşlardı.Hatta ilk taşı da bizimkilerden biri atardı.
224 syf.
Distopya; bireylerin baskı altına alındığı, kişisel özgürlüklerin yok edildiği ve yaratıcılığın bastırıldığı bir topluma karşılık gelir. Bir distopya, hepimizin bildiği gibi, insanlığın umutları ve özlemleri karşısında duygusuz devlet mekanizmasının zalimliğini anlatır.Tıpkı baba Grandet'nin eşine, kızına ve onların beklentilerine, umutlarına karşılık bencil zalimliği gibi. Eugénie Grandet (Öjani Grande) de bu bakımdan bir distopya olarak düşünülebilir. Balzac bu distopyan görüşün karşısına, -Tanrı için değil de değmeyecek bir aşk için kendini feda ettiği gerçeğini bir yana bırakırsak- melek gibi olan Eugénie'yi koyar. Kırılgan, naif kalbi, babasının ibretlik "Her zaman insanların kendi bencil hesaplarına maruz kalmak..." cümlesi ile geri dönülmez bir biçimde kararan Eugénie. Peki ya bundan hangi vakit kurtulur - ya da biz kurtuluruz? .
.
.
Dystopia today corresponds to suppressed individuals and creativity, exterminated individual freedom. A dystopia - as we all know- describes humanity's longings & hopes against an unfeeling govermental mechanism; just as Father Grandet's selfish cruelty toward his wife, his daughter and their expectations. In this respect, Eugénie Grandet can be considered as a Dystopia even if it is not in this genre. Against this dystopian vision, Balzac puts the angelic figure of Eugénie — except that her sacrifice is made for love, not God (and an unworthy love, at that), while her “noble heart,” tender as it is, has been irrevocably tainted by her father’s example, “always to be subject to the calculations of human selfishness.” So where does that leave her — or us?
237 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Goriot Baba'yı hâlâ tek geçsem de, ikinci Balzac favorim Eugénie Grandet oldu. Kitabı ortalarına kadar zorla okuduğumu burada itiraf etmem lazım öncelikle. Çünkü çok bilindik bir hikaye koymuş önümüze Bay Balzac: Cimrilikle zenginleşmiş bir çiftçi ve bu çiftçinin kızını oğullarına almak için çevresinde el pençe divan duran orta tabaka soyluları... Ama hikayenin ikinci yarısı, benim duyarlı kalbime dokundu doğrusu. Özellikle diğer kitaplarında kadın karakterleri iffetsiz gösteren Balzac'tan beklemediğim bir incelikle karşılaşmak, oldukça ilgimi çekti. Balzac'ın yazdığı sonları mutsuz bulduğum için sıkıntıyla kapatsam da kitabın kapağını, kendimi sorguladığımda genel olarak beğenmediğimi söyleyemem. Benim gibi dünya klasiklerini seven arkadaşlarıma tavsiye ederim. =)
Bir kadının yanlışları hemen hemen her zaman onun iyiliğe inancından, içtenliğe güveninden kaynaklanır.
''....Tanrım küçük hanım, gözlerinizde sanki ruhunuz yıkılıyor. İnsanlara böyle bakmayın.''
Honore de Balzac
Dionis Yayınları 2016 çeviri: Canan Nur Polat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eugenie Grandet
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753790239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eugénie Grandet
Çeviri:
Nesrin Altınova
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Engin Yayıncılık
ugenie Grandet, Balzac'ın yapıtları içinde önemli bir yer tutar. Yazarın büyük bir esin bolluğu içinde gerçekçiliğini derinleştirip, son derece etkileyici biçimde insan simgelerini (tipler) çizdiği iki başyapıttan ilkidir. Eugenie Grandet (1833), Le Pere (Goriot Baba - 1834-1835)

Kitabı okuyanlar 424 okur

  • Deniz Gokay
  • Metin güler
  • G. İlke

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.8 (1)
7
%0.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0