Adı:
Eve Dönmenin Yolları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Yayıncılık
Baskılar:
Eve Dönmenin Yolları
Eve Dönmenin Yolları
Genç Latin Amerika edebiyatının parlak bir örneği

"Bir keresinde kayboldum. Altı ya da yedi yaşındaydım. Aklım başka yere gitmişti, birden annemle babamı kaybettim. Korktum ama sonra yolumu buldum ve eve onlardan önce vardım - ümitsizlik içinde beni arıyorlardı. Ama bence o akşamüstü esas onlar kaybolmuştu. Çünkü ben eve dönmeyi biliyordum ama onlar bilmiyordu."

2010 yılında Granta'nın İspanyolca yazan en iyi yirmi iki romancı arasında gösterdiği Şilili genç yazar Alejandro Zambra, üçüncü romanı Eve Dönmenin Yolları'nda belleğimizdeki lekeleri kazırken geçmiş ve şimdiki zaman arasında bocalayan insana kendine dönüş yolunu gösteriyor. Eve Dönmenin Yolları'ndaki yazar adayı anlatıcı tek başına yaşıyor, bolca sigara içiyor, kadınlarla birlikte oluyor, romanını yazmaya çalışıyor. Bu sırada da geçmişin izini sürüyor. Anlatıcıyla birlikte okur da Pinochet diktatörlüğünde yaşanan zor zamanlara, büyük 1985 depreminin acı kayıplarına, çocukluk aşklarına, hayal kırıklıklarına dönüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
146 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yine bilinmeyen ama güzel olan bir kitap. Kitap içinde kitap olan da bir kitap. Bir yazarın kitap yazmasini, yazdığı şeylerin neler olduğu, karakterler ve bunlar kendi yaşamından örneklerle harmanlanmış. Kitabın türü roman mi öykü mü günlük mü çözemedim. Hepsinin tadı da vardı. Tek kötü yön kopukluklarin olması.
146 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Tanıdık birilerine benzetme ihtiyacı duyarsam; Barış Bıçakçı naifliğinde, o "usul usul edebiyat" tadında diyebilirim.

Çocukluğun, depremin, diktatörlüğün izleri... Bunları odağa almadan, kıyısında yaşamış insanların çocukluk hikayesinden okumak bence daha etkileyici. Basit insanların hayatında bir diktatörün ayak sesleri; oldukça vurucu.

Okuduğum ilk Zambra kitabıydı ve diğerlerini okumak için de iştahla bekliyorum açıkçası. O hafifliği- naifliği çok sevdim, çocukluk anıları ve güncel yaşamı arasında gidip gelip bocalayan insanın ruh halini, kafasından geçenleri basit ancak etkili cümlelerle çok güzel anlatmış sanırım beni en çok etkileyen de bu oldu.

Bazı kitaplar vardır, kitapla değil yazarla aranızda bağ kurarsınız: işte beni anlayan bir insan! işte hislerimi kelimelerle ifade etme şansını yakalamış biri!

Sanırım zambra için böyle düşünüyorum...
146 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
“Şimdi düşünüyorum da zemine duyulan güveni kaybetmek iyi bir şey,her şeyin bir anda tepetaklak olabileceğini bilmek şart.Ama biz bütün olan bitenin ardından öylece her zamanki hayatımıza geri döndük.”
1985 depremi.diktatörlük altında bir ülke,ebeveynler ve anılarını yazmaya çalışan bir yazar.Zambra yine sakin bir şekilde yaraları deşiyor özellikle kendi hikayesindekileri.
“Okumak yüzünü kapamaktır.Yazmaksa yüzünü göstermek.”
Maskesiz ve sahip olduğu tüm renkleriyle~
146 syf.
·1 günde
'Konu itibariyle cezbedici olsa da, 'oku beni' diye göz kırpsa da kimimizin teline dokunamayan, kimimizinse iliklerine işleyen bir kitapla karşılıklı bir masada oturup sohbet ettim. Ben onu can kulağımla dinledim de o biraz konuşmakta zorluk çekiyordu sanırım.'

Bu kitaba yapabileceğim en kapsamlı yorum yukarıdaki sözlerim olsa da birkaç noktaya değinmeden geçemeyeceğim.

Öncelikle kimi bookstagramlarda bu kitabı görmüş ve okuyacaklarıma eklemiştim. Kitabı iyi ki temin etmedim de kütüphaneden edindim. Çünkü anlaşamadığımız noktalar vardı. Beğenemedim. Sevemedim.

Konu itibariyle yaşantımız boyunca içinden geçtiğimiz hayatın hafızamıza kazıdıklarını ve bu kazınanları belleğimizden anlattığımızı düşünelim. Zaten kusurlu bulduğum noktalar da bu kısımdan itibaren başlıyor.

Özellikle karakterin bir çocuk veya ergen olması anlatımı durağanlaştırmış, vermesi gereken duyguyu alamadım. Tabi o küçük yaşına göre başından geçmeyen şey kalmıyor. Bu yönü dile getiriş açısından sıcak bulmadım.

Anlatım kopuk, sentaks olarak yavan ve her biri bir yanda.

Kitabın içerisinde bir alt metin var. Bu yönünü beğendim, fakat alt metnin sahibiyle iletilmek istenen metnin sahibi bir bütün olunca mesajlar havada kalıyor.

Konuya bir yetişkin karakterin penceresinden değil de çocuk veya ergen bir karakterin açısından el attığı için dikkat çekici bir eser. Takdire şayan görünebilir. Konu olarak albenisi var.

Fakat ben bu kitapla anlaşamadım. Pufff

İlk defa bir kitap hakkında net olumsuz yorum yapıyorum. Sanırım biraz dengemi bozdu bu yorum. Neyse ki sakinleşmeye gidiyorum.
146 syf.
İlginç bir kurgusu olan, okuma bakımdan çok kolay bir kitap diyebilirim ilk başta.

Romanın içerisinde zaman kavramı karmaşık bir şekilde ilerliyor. Dün, bugün birbirinin içine girmiş durumda. Düz bir okuma isteyenlere hitap etmeyebilir ama o kadar da karmaşık değil.
Yazar kitap içerisinde bir kitap yazma ile başlıyor hikayeye. 1985 Şili depremi sonrasında (bu durum bir cocuğun ağzından anlatılıyor) yaşanan sürece değiniyor. Evlerinden olanlar, dışarlarda kalanlar, insanların hali vs. O dönemde çocuğun tanıştığı bir aile ve o ailenin bir ferdi olan Claudia. İkisi arasında ilginç bir anlaşma oluyor ve bu sürüp gidiyor. Bu aralarda Pinochet döneminin sancılarına değiniyor yazar. Bu ikili arasındaki anlaşmanın temeli de zaten o döneme dayanıyor.
Sonrasında kitap içinde kitap yazan yazarın kendi hayatını okuyoruz kendi ağzından.
Sonrasında ise tekrardan o çocuğun gençlik dönemleri ve Claudia ile olan ilişkisinin detaylarını öğreniyoruz. Sonrasında bu çocuğun kim olduğunu öğreniyoruz. Tabii ki çocuğun kim olduğunu yazmama gerek yok :)
Bu çocuk ve Claudia'nın özellikleri de genç yaşlarında ailelerinden ayrı olarak yaşaması ve hayata tutunma çabaları diyebilirim.

Gerçekten kendini okutuyor kitap.
Kurgusu bana farklı verdi ve okurken keyif aldım. Okuma zorluğu çektiğiniz bir dönemdeyseniz bu kitap size ilaç olabilir.
146 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Çok sıkıldım bu kadar sıkıldğım bir kitap bilmiyorum. Çabucacık okunuyor olsa da çatladım okurken. Kitabı yarım bırakamama huyum vardır. Çünkü bazı kitaplar öldürücü vuruşu sona saklar fakat bu kitap oku-geç kitabı. Kitap ne anlattı neyi önerdi ana fikri neydi hiç anlamadım.
Sanki yazar aklına geldikçe yazmış.
Aklıma şu geldi yazayım. Bu geldi bunu da yazayım. Konuyla alakalı/alakasız yazmış. Ekşi sözlüğe güvenerek okudum fakat hata etmişim. Bu kadar neyini övmüşler anlamadım. Velhasıl ben hiç bir şey anlamadım bu kitaptan.
146 syf.
·Puan vermedi
"Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek."

Zengin bir dile sahip ama sade, abartısız, keyifli cümleleriyle çok hoş ama inceleme yapmak için de bir o kadar zor kitap. O kadar zor ki ilk okuduğum sıralarda bu kitapla ilgili yazdığım notlarıma baktığımda şimdi tekrardan okurken aldığım notlar arasında dağlar kadar fark olduğunu söyleyebilirim ama yine de değişmeyen tek şey aynı anda satırları birlikte okumak istediğim birilerinin yanımda bulunmasıydı. İnsan Zambra'yı okurken bir samimiyet arıyor çünkü bolca.

Eve dönüş yolları bazen çok umutludur ancak döneceğin yolları bilebildiğin müddetçe tabii. Şili tarihinin geçmişine, siyasi ve toplumsal yaşamına isimsiz dokuz yaşındaki bir çocuğun gözünden aktarılan bir depremle konuk oluyoruz. Sarmal bir şekilde yazılan iki farklı roman mevcut kitabın içinde. Zambra roman içinde roman yazmayı seven yazarlardan. Birkaç kitabında da aynı tekniği uyguladı ve bence de kendini tekrar etmiyor bilakis okuyanı içine dahil ediyor. Değerini bileceğini düşündüğüm her yakın arkadaşıma muhakkak okumasını isteyeceğim yazarlardan birisidir kendisi. O yüzden olur da bu incelemeyi okuyorsanız bilmelisiniz ki sizler de bu azınlık içindesinizdir.
146 syf.
·Puan vermedi
merhabalar :)
roman; şilili yazar alejandro zambra'dan çiğdem öztürk'ün, ispanyolca aslından yaptığı tertemiz bir çeviri. kurgusu değişik. ayrıca iki sayfada bir güzelinden aforizmalar hasıl oluyor. yer yer de beni alsın götürsün diyebileceğiniz bir eser isterseniz, okuyun derim.
alıntı hakkımı da kullanacak olursam:
"dün gece saatlerce yürüdüm. yeni bir sokakta kaybolmak istiyor gibiydim. mutluluk içinde tamamen kaybolmak. ama kaybolamadığımız, kaybolmayı beceremediğimiz anlar vardır. her ne kadar yanlış yönlere sapsak da. bütün kerterizleri kaybetsek de. geç olsa da ve yola devam ederken söken şafağın ağırlığını hissetsek de. ne kadar uğraşsak da kaybolmayı beceremediğimiz, kaybolamadığımız anlar vardır. ve belki de kaybolabildiğimiz zamana özlem duyarız. bütün sokakların yeni olduğu zamana."
146 syf.
·3 günde·5/10
Bu kitapta tam olarak tanımlayamadığım bir şeyler var. Bir yanım çok sev diyor bir yanım dur yaa eksik bir şeyler var der gibi... Hangisine kulak vereceğimi bilemediğimden oturup enine boyuna düşündüm. Sonuç olarak fonetik açıdan bozuk olan bir şeylerin olduğuna karar verdim.
Çeviriden dolayıdır diye umuyorum çünkü kitabın anlatmak istediği şey çok hoşuma gitti.
Ne anlatıyor derseniz: 1985 Şili depreminin hemen ardından bir çocuğun hayal kırıklıklarını, aşklarını ve doyumsuzluklarını anlatıyor. Yalnızca bu değil, o çocuğun büyürken, ileride yazması gereken en mühim kitaplardan birini yazarken izlediği yolların takipçisi oluyoruz.
Altını çizdiğim çok cümle olmasına rağmen çok sevdim diyemem sevmedim de diyemiyorum siz anladınız beni...
kimse kimsenin adına konuşamaz. Çünkü her ne kadar bir yabancının hikâyesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikâyemizi anlatırız.
Edebiyat okudum, sonunda türlü çeşit işte çalışmaya mahkûm olanların okuduğu bölüm.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eve Dönmenin Yolları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904685
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Yayıncılık
Baskılar:
Eve Dönmenin Yolları
Eve Dönmenin Yolları
Genç Latin Amerika edebiyatının parlak bir örneği

"Bir keresinde kayboldum. Altı ya da yedi yaşındaydım. Aklım başka yere gitmişti, birden annemle babamı kaybettim. Korktum ama sonra yolumu buldum ve eve onlardan önce vardım - ümitsizlik içinde beni arıyorlardı. Ama bence o akşamüstü esas onlar kaybolmuştu. Çünkü ben eve dönmeyi biliyordum ama onlar bilmiyordu."

2010 yılında Granta'nın İspanyolca yazan en iyi yirmi iki romancı arasında gösterdiği Şilili genç yazar Alejandro Zambra, üçüncü romanı Eve Dönmenin Yolları'nda belleğimizdeki lekeleri kazırken geçmiş ve şimdiki zaman arasında bocalayan insana kendine dönüş yolunu gösteriyor. Eve Dönmenin Yolları'ndaki yazar adayı anlatıcı tek başına yaşıyor, bolca sigara içiyor, kadınlarla birlikte oluyor, romanını yazmaya çalışıyor. Bu sırada da geçmişin izini sürüyor. Anlatıcıyla birlikte okur da Pinochet diktatörlüğünde yaşanan zor zamanlara, büyük 1985 depreminin acı kayıplarına, çocukluk aşklarına, hayal kırıklıklarına dönüyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 115 okur

  • Hüseyin Karacalar
  • Mehmet Çetin
  • zeynep
  • Berkay Tekin
  • Hiç kimse
  • Fatih Ulutaş
  • Jean Louise Finch
  • Eda Gülberk
  • Laptus'
  • Öznur Düzgün

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.3 (1)
9
%0
8
%7 (3)
7
%4.7 (2)
6
%4.7 (2)
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0