·
Okunma
·
Beğeni
·
119
Gösterim
Adı:
Evlilik Mahkumları
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kadın Çevresi Yayınları
Baskılar:
Evlilik Mahkumları
Evlilik Mahkumları
336 syf.
·7 günde·Beğendi
Evlilik Mahkumları
Toplumsallasma
Evlilik meslegine dogru
Ev kadini
Analik
Aile ve
Daha iyi yarım insanlar mı?
Yoksa butun insanlar mı?
Basliklari altinda dolu dolu bir kitap.
Kadının hayatın her alaninda yaşadıklarını örneklendirip, başka kaynaklardan da yararlanarak gayet anlaşılır bir dille sunuyor yazar bize bu kitabi. Feminist yazın icin cok bilinmeyen ama degerli buldugum bir eser.

Kız cocugu doğduğu andan itibaren toplumun onay verdigi rollere göre yetişmeye başlar. Giyecegi kıyafetin rengi, oyuncağın ceşidi, oynayacağı oyunlar daha o doğmadan yüzlerce yıl önce belirlenmistir. Secim şansi yoktur, olurda bebekle değilde başka oyuncakla oynarsa işte bu çok tehlikelidir hemen mudahele edilip tedavi edilmelidir.
Okumasina gerek yoktur nasıl olsa evlenecektir, neden boşa masraf yapılsın ki, "biz okutacaz maaşını el yiyecek yok daha neler". Ha birde okutulan kız varsa evlendirirken karsıdan yüklu miktarda para, altin istenir "biz bu kızı okuttuk, okuttuk!"
Kadınların seçim şansları yoktur. Onlara sorulmaz çünkü onlar, evi temizler, yemek yapar, çocuk bakar. Okumamıslardır, eğitim almamıslardır akılları yetmez zaten kadın degil mi aklı kıttır! seçim yapamazlar.
Biz erkekler yapıyoruz herşeyi, mühendis, doktor, mimar, cerrah, avukat, hakim, m.vekili biziz çünkü biz yapabiliyoruz herşeyi.
Eğer kadınların önüne devlet, din, toplum gibi aşılmaz derecede örgülü setler koymasaydınız.
Eğer kadınlara "sen ögretmen olmalısin, "sen hemsire olmalısın", "sen kadın doğumcu olmalısın", çünku "kadınlar icin en iyi kolay meslekler bunlar" diye diye belli kalipları empoze etmeseydiniz, diger meslek kollarında önune setler koymasaydınız, bugun "herseyi biz yapiyoruz, hersey biziz" diye nasıl boburlenecektiniz?
Eğer kadınlar hayatın içinde daha fazla varlık gosterebilseydiler, eğer "nede yapsam en sonunda zaten evlenip cocuk yapacam",  dısinda alternatifleri olsaydı o zaman hersey cok daha farkli olurdu. Ne yazik ki artik ürettiginiz hicbirsey olmadığı gibi, sömurmek ve yikmaktan baskada bisey anladiginiz yok baylar. Talan ve tecavuz size doğal geliyor çünkü herşeye hakkınız olduğu öğretilmis size.
Erkege her seye hakkı olduğu, kadına edilgen olması gerektiği, her zaman bakımlı, temiz, kac cocuk yapmıs olursa olsun, evden cıkma ozgurlugu olmasa bile fit, saglikli ve formda olması gerektigi, başına ne gelirse gelsin katlanması gerektiği, eger katlanmazsa babasının evine dönmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığı. Babasının adının kirlenecegi soylenir. Kız çocugu okutulmaz, ev işleri öğretilir, kocanın ve onun ailesine hizmete hazır konuma getirilir sonra istenilen altın ve para ile mubadelesi yapilır. Çünkü ona damızlık gözüyle bakılır. Önemli olan güzel ya da çirkin olması, iyi is yapıp yapmaması ve doğurganlığıdir deger ölçutleri bunlardır.
Evden çıkarken "burdan gelinlikle çıkan kefenle döner" derler. Bir kapının arkasında o küçücuk kız çocuguna öğut verilir. "Kocan seni dövebilir bizde dayak yiyoruz bu gayet normal, aman ha sesini çıkarma, guzel yemek yap, evin temiz olsun, saygıda kusur etme ailesine" derler ve birkaç tiksinç cinsel öğut verir beline bekaret kemerini dolayip kocaya emanet ederler. Bu kız çocugu gelismeden kadın, sonra ana olur. Toplumumuz henüz büyümemiş annelerle doludur. Toplumumuz mutsuz ve huzursuzdur. Bu yazdiklarım sadece bolgeye, ulkeye mi ozgudur? Hayır ne yazik ki!
Bu kitapta anlatılanlar o batı dediğimiz, modern ve gelişmiş sandığımiz ülkelerden veriyor örnekleri ama burdaki yaşamın aynısı kadın heryerde kadın.
Hep kendisi adına karar verilen, hep birseyler dayatilan, alınıp satılan, savaşlarda tecavüz mağduru olan çünkü o ülkenin kadınlarına tecavüz o ülkenin namusunu kirletir o ülkenin hakkından gelinir kadınlarina tecavüz edilip,
ganimet olarak alınınca.
Deprem ve sellerde en çok kim olür, kim sakat kalır? Tabiki kadınlar çünkü hep o dört duvar arasındadırlar. Kadınların ufku neden gelişmez diyorlar gidin bir bakın nasıl yaşadıklarına sonra bir süre yerlerine gecin belki anlarsınız.


Bir kadının kendine ait hayati yoktur.
Çocuklara bakması gerekir. Kocasına karşi sorumlu olduğu görevler vardır.
Ne? Annenleri mi ozledin? Ne? Bir hafta mi kalacaksin? Çıldırdın mi? Biz ne yapacagiz peki? Çocuklarda mi gelecek? Tamamda ben ne yapacam? Ne zıkkım yiyecem? Bana yemek yapta oyle git oyleyse.

Ev kadınısın Ev'in kadinı, heryere herkesle gitmek zorundasin. Arkadas mi? Ne arkadasi? Senin komsu kadinlar disinda arkadasin olamaz, hele hele erkek mumkun degil evet isyerinde erkekler olabilir ama "erkekten arkadas olmaaaz" hayati boyunca abi, baba, koca dışinda baska erkekle konusmamis, carsida, pazarda gordugu kaba, hort, zört tiplerden, esnaftan baska erkek tanımayan kadınlar var.

Evde işyerinde kadıni aşağılamaya alışık erkek cinsi o kadar yüzsuz ve kendinde hak görüyor ki tanımadığı bir kadına bağırip, direktif verebiliyor, kaba hareketlerde, söylemlerde bulunup ve hatta şiddete başvurabiliyor.

İsyerinde, evde, sokakta, karakolda hep haksız çıkan kadındır. Neden baş kaldırdin ki! Herkes böyle ne yapacaksin! Hadi bosandin peki ne yapacaksin? Boşver, dön evine, katlan kader bu ne yapalım!.

Kadınlar, çocuklara ve yaşlılara, hic kimseden yardım almadan bakmanın ne demek olduğunu bilirler; hastalara bakmanın, sağlığa zararlı koşulları olan işyerlerinde çalışmanın; sokakta laf atılıp ıslık çalınmasının, cinsel saldırılara uğramanın; kadın olarak bayağı iyi, ama insan olarak işe yaramaz olduklarını duymanın; çirkin ya da sadece "hoş" diye nitelenip bir kenara itilmenin; cinsiyetleri nedeniyle suçlanıp yenilmenin, ama yine de evde ve iste erkeklerin iki katı çalışıp, yarısı kadar ücret almanin; istenmeyen gebeliklerden korkmanın, kurtaj hakkını, sağlıkli ve guvenli doğum kontrolu hakkını istediklerinde reddedilip zorunlu doğumlara mahkum edilmenin; vücutlarıni tüy dökücülerle, cimbızlarla, makyaj malzemeleriyle, kozmetiklerle, vajina deodorantlarıyla harap etmenin, klitorislerin değil vajinalarının asıl cinsellik mihrakı olarak tanımlanmasının; ünlü adamların özel, zayıf yönlerini görerek erkeğin "gücünün" hikaye olduğunun; ezildiklerini dile getirdiklerinde susturulup alay edilmenin ve çoğu kez cümlelerinin bile kocaları tarafından tamamlanmasının ne demek olduğunu bilirler. Sayfa. 323

Bu senin kaderin degil!
Başka bir dunya yok! Cennet yalan!
Sen yaradılanın en özelisin Kadın!
Kalk, kendin icin birseyler yap.
Bilinçlen, kendi haklarıni koru.
Mücadeleden vazgecme! Yilma!
Evişi, işi yapanın sadece ve sadece işi yapmasını gerektirir, başka bir şey değil. Etkin biçimde yapıılması ise biteviye ve beyinsizce bir dikkat sarf ederek mümkündür. Sonunda elde kalan, yıllarca kullanılmamanın yara izlerini taşıyan bir kafa, ve hep başkaları için girişilmiş alelade faaliyetlerle oluşan bir kişiliktir.
Yaşı birbirine yakın iki çocuğa sahip aileye ideal aile gözüyle bakılır. Bunun mantığı şöyle işlemektedir: Arka arkaya yaparsanız aradan çıkar (bu aradan çıkma, en küçük çocuk okula gidene kadar en az yedi yıl sürer) ; çocuklar birbirine oyun arkadaşı olur (bunun da garantisi yoktur) ; tek çocuk nasılsa sınırlayacaktır aileyi, bari iki çocuk sınırlasın. Oysa, ikinci çocuğun gelişinin varolan iş yükünü sadece iki katına çıkarmakla kalmayıp -bir çocuk bile fazlasıyla iştir zaten- kadının tam gün annelikten başka bir etkinliğe yönelme olanağını da ortadan kaldıracağı unutuluyor. Bir çocuk, bir öğleden sonra komşuya bırakılabilir, ama iki çocuk?
Utangaçlık ve romantizm elele gider; biri diğeri olmadan düşünülemez. Bu dergileri okuyan kızın, güzellik için çekilecek acıyı göğüsleme cesaretinden daha fazlasına ihtiyacı olacak : Pembe kurdelalı küçük bir kızken kırışık yüzlü yaşlı bir kadın olana dek izleyeceği yolu çizen, kendini hor görme duygusuyla birlikte yaşama cesaretine.
Erkeklerin egemenliğindeki 'bir dünyada, tek giriş bileti kadınlığı olan bir kızın varlık sürdürmesinin tek yoludur bu. Dişiliğin temel özellikleri tüm bir «kadın davranışı» dağarcığında ifadesini bulur: utangaç gülümsemeler, gözlerini yere indirmeler, siliklik, dünyaya gelmiş olduğu için hep özür diler gibi durmak, bastırılmış kıkırdamalar, bir erkek konuştuğunda ilgi göstermek, aynanın önünde geçirilen saatler, baştan çıkarma taktikleri, civarda erkek varken birden beceriksizleşmek, erkeklere hep destek güç olma eğilimi ve en önemlisi erkeklerin arkadaşlığını kendi cinsinden olanlarınkine tercih etmek. Bunlar kadını erkeğe göre ikincil ve ona m bağımlı olarak tanımlayan toplumsal işaretlerdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evlilik Mahkumları
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kadın Çevresi Yayınları
Baskılar:
Evlilik Mahkumları
Evlilik Mahkumları

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Razmuhi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0