Adı:
Evlilik ve Ahlak
Baskı tarihi:
Ocak 2005
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754066388
Orijinal adı:
Marriage and Morals
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Evlilik ve Ahlak
Evlilik ve Ahlak
Evlilik ve Ahlak
Geçmiş zamanlardaki, ya da günümüzdeki bir toplumun özelliklerini belirtirken, son derece önemli, birbirine yakından bağlı iki unsur görürüz: Biri ekonomi sistemi, öteki aile sistemi. Günümüzde iki faal düşünce ekolü var: Bunlardan biri herşeyi ekonomiye bağlıyor, ötekiyse aileye ya da cinsel birleşmeye: İlki Marx'ın ekolü, ikincisi Freud'un. Ben ne birine bağlıyım, ne de ötekine, çünkü cinsiyetle ekonomi arasındaki bağıntılar, tesir edici sebep bakımından, birbirinden üstün değil gibime geliyor.
(Kitabın İçinden)

Ödüller : 1950 Nobel Edebiyat Ödülü
200 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
" Russel ne diyorsa haklıdır." bu sözü Gelecek Bilimde kanalında duymuştum. Sonraları Russel okudukça bunun doğru olduğunu öğrendim. Bu adam kesinlikle zamanın ötesinde biri. Evlilik ve ahlak görüşleri zamanının ötesinde olduğunu kanıtlıyor. Bu adama katılmamak mümkün değil.

Tek eleştirim her mevzuyu Klise ve Hristiyanlığa bağlaması artık beni çok sıkmaya başladı. Her olay dönüp donaşıp Tomas'a falan geliyor.
208 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Bertrand Russell, Evlilik ve Ahlak kitabında “Bu konuda Marks ve Freud’un öğretileri var fakat ben bunlardan hiç birine bağlı değilim” diyor fakat evlilik üzerine onlardan çok da farklı şeyler söylemiyor.
Evet. Onlar evliliği gereksiz ve kadınlar için bir fahişelik olarak görürken Russell evliliği gereksiz görmüyor fakat onun önerdiği evlilik türü de evlilik sayılır mı, mutluluk getirir mi pek net değil.
Zira Russell, “Evlilik ve tek eşlilik babanın mirasının kendi çocuğuna kalması ile ilgilidir, servet edinme yokken, kadın da erkek de istediği kişiyle birlikte olurdu.” diyor. Oysa hayvanlarda miras kavramı olmadığı halde, isteyenin istediği ile birlikte olabilme özgülüğünün onlarda bile olmadığı bir gerçek.
Yazar: “Eşler arasında ara sıra aldatmalar, “eğer bir gecelik aşktan çocuk edinilmemişse” boşanma sebebi olmamalı, aşk gibi soylu bir duyguyu denetlemektense, kıskançlık gibi saldırgan ve sınırlayıcı bir duyguyu dizginlemek daha iyidir.” diyor.
Fakat kulağa hoş gelen bu önermelerin uygulanabilirliği olup olmadığı, “bir gecelik” diye başlanan aşkların ne ayrılıklara, acılara, cinayetlere sebep olduğu konusu üzerinde hiç durmuyor.
Russell’in evlilik ve ahlak anlayışını öğrenmek, bu konu üzerinde farklı bir bakış açısı görmek isteyenlerin sıkılmadan okuyabilecekleri bir kitap.
Evli kadınlar, tıpkı fahişeler gibi, cinsel çekicilikleriyle hayatlarını kazanırlar, bu yüzden sadece içgüdülerine kulak veremezler.
Daha sonra evlenip herkes tarafından saygı gören kızların çoğu, gençliklerinde çoğu zaman türlü aşklar yaşamışlardır. Tam bir cinsel birleşme olmadığı zamanlarda bile, o kadar oynaşma oluyor ki, tam cinsel birleşme devede kulak kalıyor.
Bir zamanlar kadınlar arasında çok yaygın olan bir inanç vardı, cinsellikten daha az zevk duyduklarından, erkeklere nazaran daha üstün sanıyorlardı kendilerini. Bu davranış, karı koca arasındaki samimi açık arkadaşlığı imkânsız yapıyordu. Bunun tutulur tarafı yoktu, çünkü cinsellikten tat almamak, namuslu olup olmamak bir yana, bayağı fizyolojik ve psikolojik bir eksikliktir; tıpkı yemek yemekten tat almamak gibi bir şey; işte yüz yıl önce kibar dişilerden beklenen buydu.
Evlilik, iki kişinin birbirinden zevk almalarından daha ciddi bir şeydir; öyle bir kuruluştur ki bu, çocuk meydana getirmesi olgusu toplumun dokusunun bir parçasıdır ve karı kocanın kişisel duygularından öte giden bir önem taşır. Romantik aşkın, bir evliliğin sebebi olması iyi bir şey sanıyorum, ama anlaşılması gerektir ki, mutluluk getiren ve sosyal amacını gerçekleştiren aşk cinsi, romantik değildir, daha bir samimi, sevgi dolu ve gerçekçi olandır. Romantik aşkta, sevilen iyi görülemez, çevresinde aldatıcı bir sis vardır. Elbette, belli bir tipte kocası olduğu süre, bazı kadınların evlilikten sonra da bu sis içinde kalmaları mümkündür; ama bu, kadın kocasıyla tamamıyla samimi değilse, düşünce ve duygularının arkasından sfenks gibi bir sır saklarsa, vücudunu uluorta göstermezse olur.
Victoria çağının başında bir kadının ayak bilekleri insanı baştan çıkarmaya yeterdi, ama günümüzdeki insan baldıra kadar bir şey duymamaktadır. Bu sadece giyim modasına bağlı. Çıplaklık moda olsaydı bizi kışkırtmazdı, kadınlar da bazı vahşi oymaklarda olduğu gibi, kendilerini cinsel bakımdan çekici göstermek için elbise giymek zorunda kalırlardı. Aynı düşünceleri edebiyat ve resme de uygulayabiliriz. Victoria çağında heyecan veren şey, daha açık bir çağda heyecan vermez. Aşırı namusluluk taslayan kimseler cinsel çekiciliğin, izin verilecek derecesini ne kadar çok sınırlandırırsa, insanları kışkırtmak için, o kadar az şey yeter. Müstehcen edebiyatın çekiciliği, yüzde doksan ahlakçıların gençlere aşıladığı edepsizlik duygusundan ileri geliyor, geri kalan yüzde onsa, fizyolojik; kanun ne olursa olsun, bu nasıl olsa ortaya çıkacaktır.
(Eski) Kadınların, genel olarak erkeklerden daha bilgisiz olduğu inkâr edilemez sanırım, bunun sebebinin büyük bir kısmının da kadınlardaki cinsel bilgi merakının daha etkili bir şekilde bastırılmış olmasından ileri geldiğini sanıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evlilik ve Ahlak
Baskı tarihi:
Ocak 2005
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754066388
Orijinal adı:
Marriage and Morals
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Evlilik ve Ahlak
Evlilik ve Ahlak
Evlilik ve Ahlak
Geçmiş zamanlardaki, ya da günümüzdeki bir toplumun özelliklerini belirtirken, son derece önemli, birbirine yakından bağlı iki unsur görürüz: Biri ekonomi sistemi, öteki aile sistemi. Günümüzde iki faal düşünce ekolü var: Bunlardan biri herşeyi ekonomiye bağlıyor, ötekiyse aileye ya da cinsel birleşmeye: İlki Marx'ın ekolü, ikincisi Freud'un. Ben ne birine bağlıyım, ne de ötekine, çünkü cinsiyetle ekonomi arasındaki bağıntılar, tesir edici sebep bakımından, birbirinden üstün değil gibime geliyor.
(Kitabın İçinden)

Ödüller : 1950 Nobel Edebiyat Ödülü

Kitabı okuyanlar 89 okur

  • Fehime ERGÜN
  • Fatma Nur YETİŞKİN
  • Emrah Sakci
  • Mehmet Yılmaz
  • Murat
  • Vüsal Hüseynov
  • İsmail Sen
  • Kübra Ebru Alioğlu
  • halit cengiz
  • Onur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%8.7
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%47.8
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45
Erkek
%55

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (3)
9
%13.3 (4)
8
%36.7 (11)
7
%20 (6)
6
%6.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0