Evliyaullah'dan Tasavvufi Hikayeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
29
Gösterim
Adı:
Evliyaullah'dan Tasavvufi Hikayeler
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
3002356100419
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Osmanlı Yayınevi
Nakşi ve kadiri üstazlarının menkıbelerini anlatan son derece iç ferahlatan güzel bir eser. Büyüklerimizi sevdiren bir kitap. Sevdiklerimizle beraber oluruz inşaallah... 
Okuyun, okutun...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
𝐀𝐧𝐧𝐞𝐲𝐞 𝐇𝐢𝐳𝐦𝐞𝐭...
Elinde olmadan iki sefer annesinin arzusunu yerine getiremedi. Bu husûsu büyük pişmanlık içinde şöyle anlatır:

-Hayâtımda yalnız iki defâ annemin arzusunu yerine getiremedim. Her defâsında mutlaka bana zararı dokundu. Birincide düştüm burnum ezildi. İkincisinde ayağım kaydı düştüm, omuzumdaki su testisi kırıldı.

Soğuk ve dondurucu bir kış gecesi idi. Annesi yattığı yerden oğluna seslenip su istedi. Bayezid-i Bistami hemen fırlayıp su testisini almaya gitti. Fakat testide su kalmamış olduğundan çeşmeye gidip, testiyi doldurdu. Buzlarla kaplı testi ile annesinin başına geldiğinde, annesinin tekrar dalmış olduğunu gördü. Uyandırmaya kıyamadı. O halde bekledi. Nihâyet annesi uyandı ve:

-Su, su! diye mırıldandı.

Bâyezîd elinde testi bekliyordu. Şiddetli soğuk tesiri ile eli donmuş, parmakları testiye yapışmış idi. Bu hâli gören annesi;

- Yavrum, testiyi niçin yere koymuyorsun da elinde bekletiyorsun? dedi.

Bayezid-i Bistami;

-Anneciğim uyandığınız zaman, suyu hemen verebilmek için testi elimde bekliyorum, dedi.

Bunun üzerine annesi;

-Yâ Rabbî! Ben oğlumdan râzıyım. Sen de râzı ol! diye cân u gönülden duâ etti.

Belki de annesinin bu duâsı sebebiyle, Allahü teâlâ ona evliyâlığın çok yüksek mertebelerine kavuşmayı ihsân etti.
Bayezid-i Bestami (k.s) Hazretleri, Allahü teâlânın aşkı ile öyle bir hâlde idi ki, O'ndan başka hiçbir şeyi hatırlamazdı. Yirmi yıl yanında bulunan ve hiç ayrılmayan talebesine her çağırdığında; "Yavrum ismin nedir?" diye sorardı. Bir defâsında, o talebe dedi ki; —"Efendim. Yirmi yıldır hiç ayrılmadan, hizmetinizde bulunmakla şerefleniyorum. Lâkin her defâsında ismimi sormanızın hikmetini anlıyamadım." Bâyezîd-i Bestamî ;
—"Evlâdım, kusura bakma. Her defâsında ismini soruyorum. Allahü teâlânın muhabbeti kalbime gelince, beni öyle bir hâl kaplıyor ki, O'ndan başka her şeyi unutuyorum. Senin ismini de hatırımda tutmaya çalışıyorum, fakat böyle hâl olunca unutuyorum. Sen hiç üzülme." buyurup talebesinin gönlünü aldı.
Bayezîd-i Bestamî bir gün yolda giderken yanından geçen bir köpeği gördü. Köpeğe değip necaset bulaşmasın diye eteklerini topladı. O onda köpek dile gelip, şöyle dedi;
_"Benden sana bulaşacak kir, üç defâ yıkamakla temiz olur. Ama senin nefsindeki kibir kiri yedi deryada yıkansa temiz olmaz.“ Bunun üzerine Bâyezîd-i Bestamî, köpeğe;
__"Senin dışın pis, benim ise içim. Gel berâber olalım da belki birbirimize faydamız olur." dedi. Köpek de;
_"Sen benimle yoldaş ve arkadaş olamazsın. Zîrâ halk beni horlor, sana tâzim eder. Beni gören taşlar, seni gören ise iltifâta başlar ve “Arifler sultânına selâm olsun! " der. Benim yarına yiyecek bir kemiğim bile yok, ama senin bir ambar buğdayın var." cevâbını verdi. Bayezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, bu cevaptan kederlendi. Bir köpeğin yol arkadaşı olmaya bile lâyık değilim, diye Üzüldü.
Kendisine:
- Bulunduğunuz şu derecelere nasıl kavuştunuz?’ diye sordular.
Cevâbında buyurdu ki:
"Her yerde Allahü teâlânın gördüğünü ve bildiğini düşünüp edebe riâyet etmekle" buyurdu.
Şah Nakşibend Hazretleri Buyurdular ki'
- Kul, sizin yolunuza nasıl girebilir; nereden girebilir?
Şöyle buyurdular:
- Rasulüllah '(s.a.v) Hazret-i' Muhammed Mustafa’nın sünnetlerini izlemek yolundan.
Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, kabristanda çok dolaşırdı. Bir gece yine kabristanda gezerken, gece bekçisi elindeki sopayla ona vurdu. Bâyezîd-ı' Bestâmî (k.s.) Hazretleri, '
---"Lâ havle velâ kuwete illâ billahil aliyyil azîm." dedi. Bekçi birkaç kere daha vurunca sopa kırıldı. Bâyezîd hazretleri eve dönünce talebelerine sopanın fiyatını sordu. O kadar parayı bir keseye koyarak, bir mikdar da tatlı ile berâber, o bekçiye gönderdi. Bir de mektup yazdı.
Mektup şöyle idi:
-"Muhterem Bekçi efendi, belki beni hırsız sanarak dövdün. Kabahat bendedir. Gece kabristanda gezmeseydim, dövmezdin. Sopanızın kırılmasına da sebeb oldum. Gönderdiğim parayla kendine bir sopa o|!
Sopanın kırılma Üzüntüsünün kalbinden girmesi için de, yolladığım tatlıyı ye! Allahü Teâlânı'n selâmı üzerine olsun."
Bekçi mektubu okuyunca, gelip özür dileyerek tövbe etti. Onunla birlikte birkaç bekçi daha hak yola girdi. bekçi daha hak yola girdi.
Bir gün yolda yürürken, bir gencin kendisini takib ettiğini farketti.
O gence doğru dönüp:
_”Niçin benî tâkip ediyorsun, istediğin nedir?“ dedi. Genç, edeple;
--"Efendim, sizin gibi olmak, yolunuzda bulunmak istiyorum. Lütuf elinizi uzatıp himmet buyurun da ben de kazanayım.“ dedi. Buyurdu ki.
---"Benim yaptıklarımı yapmadıkça, benim derimin içine girsen istifade edemezsin."buyurdu..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evliyaullah'dan Tasavvufi Hikayeler
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
3002356100419
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Osmanlı Yayınevi
Nakşi ve kadiri üstazlarının menkıbelerini anlatan son derece iç ferahlatan güzel bir eser. Büyüklerimizi sevdiren bir kitap. Sevdiklerimizle beraber oluruz inşaallah... 
Okuyun, okutun...

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Meryem Betül A
  • Ümran yılmaz
  • Sükût Mühendisi
  • ✔☪  Pinhânî ☪ ✔
  • yıldırım kerem çambel
  • ✎ Asilsoy ✎
  • İlme Vefa Kütüphanesi
  • Namütenâhi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0