Evrenin Sonundaki Restoran (Otostopçunun Galaksi Rehberi 2. Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9bin
Gösterim
Adı:
Evrenin Sonundaki Restoran
Alt başlık:
Otostopçunun Galaksi Rehberi 2. Kitap
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715094
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Restaurant at the End of the Universe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Evrenin Sonundaki Restoran
Evrenin Sonundaki Restoran
Evrenin Sonundaki Restoran
The Restaurant at the End of the Universe
Milliways Öğlen Menüsü, editörünün iznini alarak, Otostopçunun Galaksi Rehberi’nden bir pasaj aktarmaktaydı. Pasaj şöyleydi: Belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. Bu aşamalar Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli Düşünmedir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak da bilinirler. Örneğin, ilk aşama Nasıl Yiyebiliriz? sorusuyla, ikinci aşama Neden Yiyoruz? sorusuyla, üçüncü aşamaysa Öğle Yemeğini Nerede Yiyelim? sorusuyla tanımlanmaktadır.
Menü daha sonra Milliways’in, Evrenin Sonundaki Restoran’ın bu üçüncü soruya çok uygun ve seçkin bir cevap olduğunu söylüyordu.
Altın Kalp’in yolcuları sabahtan itibaren altı tamamen imkânsız işi başarmışken, günü gerçekten layık olduğu bir şekilde taçlandırmaya karar vermişlerdi: Gidilebilecek en iyi restoranda, seyredilebilecek en iyi manzaraya karşı mükellef bir yemek.
Bu arada gidiyoruz, ama aranızda rezervasyon yaptıran oldu mu?
264 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Eğer bir gün biri çıkıp da Evren'in hangi nedenle ve niçin var olduğunu keşfederse, evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini daha garip ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını ileri süren bir teori vardır.

Bir başka teori ise bunun zaten gerçekleştiğini ileri sürer.”


Otostopçununun Galaksi Rehberi serisinin ikinci kitabından merhaba. Değişen pek bir şey yok. Tam gaz eğlence ve buram buram zekâ kokan göndermeler tekrardan her sayfasında mevcut. Buradan sonrası bol miktarda spoiler içerir.




Evrenin Sonundaki Restoranı, ben sürekli genişleyen Evren ile hareket eden bir mekan olarak almıştım öncelikle. Nasıl olsa bu evrende her şey mümkün. Ama Douglas Adams muhteşem bir hareketle bunu zamansal bir mekan olarak tasarlamış kitapta. Nasıl mı? Zamanda yolculuk yaparak gidilebilen, bir kalkanla korunan ve bu nedenle evrenin sona ermesini izleyebileceğiniz bir restoran. Bu seriyi okurken en sık sorduğum soruyu yinelemek durumdayım. Bu neyin kafası ya? Muhteşem.

Restoranın bir diğer çılgın hizmeti günün yemeği ile tanışabilmeniz. Sığır şeklindeki bir hayvanının gelip, “belki bir parça kolumdan alabilirsiniz, butum da güzeldir, kollarımı sık sık çalıştırıyorum ve bol bol ot yiyorum o yüzden oradaki etlerim güzeldir, belki bir güvecimi alırsınız” şeklinde öneriler sunup, siparişinizi aldıktan sonra gidip kendini vurduğunu ve garsonların o hayvanın etini masanıza getirdiğini düşünün. Kitapta bu tarz üstüne konuşulacak çok nokta var, hepsine değinmeye kalksam uzadıkça uzar inceleme. Gezegendaşımız olan Arthur’un tepkisi ve ona gelen tepki beni düşündürdüğü için özellikle değinmek istedim. Ben böyle bir durumda ne yapardım, oldukça merak ettim.

“Sadece önümde durup da beni, kendisini yemeğe davet eden bir hayvanı yemek istemiyorum o kadar, dedi Arthur. “Bu insafsızlık.”

“Yenmek istemeyen bir hayvanı yemekten iyidir,” dedi Zaphod.



Ekibimiz ilk kitaba göre oldukça sık ayrı düşüyor. Buradan sonra ikiye ayrıldıkları hikayelerine değineceğim sadece. Tüm olayları beraber yaşasalardı daha fazla malzeme çıkardı gibime geliyor. Ama Adams’ın zekâsından şüphe etmiyorum. Vardır bir bildiği. Yalnız en favori karakterim olan Paranoid Android Marvin’e çok yükleniyor. Yine akıbetini bilmiyoruz sevimli robotumuzun maalesef. Her söyleminde aynı anda hem derinlik hem de bir hüzün saklı. Hastasıyım. Üzmesinler Marvin’i artık.



Zaphod ve ekibinin, Evrenin gerçek hükümdarı ile yani bir nevi Tanrı ile görüşmesi ve Adams’ın ortaya koyduğu tanrı tasviri muhteşemdi. Daha önce birçok kitap, dizi ya da filmde, genelde bir noktadan sonra bezmiş, insanların sürekli yarattığı şeyleri ve kendilerini mahvetmesinden bıkmış ve işleri oluruna bırakmış tanrı tasvirlerine rastlamıştım. Ama en sevdiğim kesinlikle bu oldu. Hiçbir sorumluluk kabul etmeyen, evrenden, yarattıklarından bile ölümüne şüphe eden bir Tanrı kesinlikle hoşuma gitti. Umarım diğer kitaplarda da karşımıza çıkar. Tüm bölümü buraya geçirmek istesem bile, şu alıntıyı paylaşsam sanırım yeterli olur:

#41664772




Bir gezegen halkının hiçbir işe yaramayan üçte birlik kısmını kandırıp, bir gemiye bindirerek başka bir gezegene postaladığı (iyi fikir kabul edelim, ama sonu iyi bitmiyor) o gemiye ışınlanan Arthur ve Ford’un sonrasında yaşadıkları ve yapılan göndermeler yine müthişti. Gönderildikleri mavi-yeşil gezegenin Dünya çıkması ve hiçbir işe yaramayan bu aptalların, insanlığın iki milyon önceki ataları olmasını hiç beklemiyordum. Arthur gibi ben de pek kabullenmek istemedim. Daha hiçbir şey icat etmeden, direkt başka kıtalara savaş açmaya, yakıp yıkmaya, birbirleriyle tartışmaya başladıklarını gördükten sonra maalesef atalarımız olduğundan emin oluyoruz ister istemez.


Hiç bitmesin istiyorum bu seri, o yüzden neler olduğunu çok merak etsem bile tadını çıkara çıkara, araya zaman koyarak okumaya devam edeceğim.



“KIRK İKİ.”
280 syf.
·2 günde·10/10 puan
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 2. kitabı Evrenin Sonundaki Restoran ikinci kitap sendromunu kendinde kesinlikle bulundurmuyor. Hiç sıkıcı değil hatta ilk kitaba göre bir kaç tık daha eğlenceli. Yazarın hayran olunası hayal gücü, alttan alttan verdiği mesajlar, aralara serpiştirilmiş felsefi göndermeler kitabın kalitesini arttırdıkça arttırmış.İlk kitaba göre olay örgüsü daha sağlam, kurgusu daha bir oturmuş.Son olarak Evreni yöneten adam kısmı beni benden aldı, adamın verdiği cevaplar alkışlanacak türdendi, anlamak için üzerinde baya düşünülmesi gereken bir bölümdü.Dörtlünün sonlara dogru ayrılması beni üzdü umarım bir sonraki kitapta yine bulusurlar. Ben çok beğendim, okumayan varsa okusun kesinlikle pişman olmazsınız.
264 syf.
·3 günde·8/10 puan
İlk kitaba göre bir tık daha az eğlenceli ama az dediğim bile gayet güldüren ve eğlendiren bir eser. Çay hazırlama ile ilgili bölüme bayıldım. Tam Türkleri anlattı dedim içimden. 1 çay yapmak için o kadar zaman ve bilgi harcadılar ki. :) Kahkaha attım yani. Eğlendirici özelliğinin yanı sıra felsefik bir eser. Yine ara cümlelere serpiştirilmiş gayet güzel bilgiler ve düşünceler mevcut. Absürd komediye daha fazla yakışan arsızlık, görgüsüzlük, sonradan görmelik konularını çok iyi işleyen bir devam kitabı. İlk kitaba göre eğlence, hareketlilik ve olaylar gayet güzel örgüde. 3. kitabı bekliyoruz okumak için.
264 syf.
·12 günde·10/10 puan
Bu sabah altı imkansız şey yaptıysanız, bunu milliways'de, evrenin sonundaki restoran'da bir kahvaltıyla tamamlamaya ne dersiniz?

Çok güzeldi gerçekten. İlk kitapta bıraktığı dorukta devam ettiriyor maceraya. Okurken aşırı eğlendim. Çok anlamlı bölümler vardı. Özellikle Ford'un yeryüzüne gönderilmiş bir grup istenmeyen halk kitlesine derdini anlatmaya çalıştığı kısımlar iyi birer alegori örneğiydi. Yazarın çok ince noktaları mizahla anlatması. İnanılmaz harika
264 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Merhaba sevgili okur,
Evrenin Sonundaki Restoran, Otostopçunun Galaksi Rehberi serîsinin ikinci kitabı. Yazarın alışılanın dışında ve oldukça derin esprileri olan bir üslubu var. Felsefi derinliği olan bir kitap ve bu felsefi yaklaşım kitaba şahane şekilde yerleştirilmiş. Sistem eleştirisi dahil birçok konuya bambaşka bakış açıları sunarak çok keyifli ve düşündürücü bir okuma sunuyor.

Kitap öyle farklı bir ortamda geçiyor ki, başta kitabı gözümde canlandırmakta biraz zorlandım ama okudukça alışılıyor.

Kitabın kapağındaki görseller ve kapakta kullanılan kağıdın dokusu çok hoş.

Peki “6*9=?” sorusunun cevabı nedir?

Oldukça keyifli olan bu kitaba puanım 9/10 efenim. İlgilenenlere tavsiye ederim.
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Eğer insanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, beyinleri çalışmaya başlıyor.

“Eski ben öldü!” “Kendini öldürdü! Ölüler öyle ortalıkta dolaşıp yaşayanların işlerine karışmamalı!”
264 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Film serisi de olsa kitap serisi de olsa sanırım en başarılı ürünler ikinciler oluyor. Kitap üç günde bitti ve aksiyon/tempo hiç düşmedi. Özellikle zaman yolculuğunun işin içine girmesi beni daha da heyecanlandırdı. İki kafadar (Arthur Dent ve Ford Perfect) bu sefer Zaphod'un yanında biraz sönük kalmış. Aklı karışık Zaphod ise ekibi bir oraya bir buraya sürüklüyor. Kitabın ismini yazar, dinlediği bir şarkıdan esinlenerek vermiş. Kendisinin de sürekli ifade ettiği gibi yazarken mutlaka bir şeyler dinlermiş. Yalnız canımı sıkan yerler var. Çeviriden kaynaklı düşük cümleler ya da anlatım bozuklukları okuma hızını ve zevkini sekteye uğratıyor.
264 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10 puan
Herkese selammm arkadaşlar, otostopçunun galaksi rehberi kaldığı yerden tam hız devam ediyor karakterlerimiz maceradan maceraya koşuyor ilk kitaba göre çok daha fazla olay oldu fakat ben yinede ilk kitabı daha çok beğenmiştim yer yer sıkıldığım noktalar oldu ki bu seri için bu durum beni üzdü biraz zoraki okudum desem yalan olmaz kitapta eleştiri çok fazlaydı yer yer anladım yer yer anlamadığım kısımlar oldu sonu merak uyandırıcı bitti bu iyi oldu çünkü seriye devam etmemi sağlayacak, kitapta okumaktan keyif aldığım tek karakter sanırım Marvin onu daha çok okumak isterdim kısaca kitap için diyeceğim beklentimin biraz altında kalması umarım devam kitapları fikrimi değiştirir şimdilik bu kadar sevgili 1 k ailesi :)
264 syf.
·Puan vermedi
ayh! okurken nefes nefese kalıp "ne oluyor ben neredeyim şimdi ne yaşıyorum yahu?!" diye serzenişlerde bulunduğum bir kitap bu.
her şey o kadar hızlı ve o kadar ani oluyor ki bir sayfa sonra ne okuyacağımı asla ama asla kestiremiyorum. kendimi gerçekten arthur gibi hissediyorum. okuduklarımın hızına ben yetişemiyorken arthur nasıl yetişiyor bilemiyorum doğrusu.
seri kitapların çoğunda devam kitapları ilk kitabın etkisini veremiyor. bir tık daha yavaş ilerlediğini gözlemledim ve fakat bu kitapta asla böyle bir şey yaşamadım. kitap ne ara bitti anlamadım bile. ne zaman bir kitapta böylesine güldüm anımsamıyorum.
yine yol arkadaşım Zek . e tabi, aksi inkar dahi edilemez. onun canlı mavi ve benim soluk pembe havlularımız her daim hazır. yo asla panik de yok.
264 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
-Ya ne diyebilirim bilemiyorum. O kadar keyifli ki! Her cümleden 42 cevabını çıkarabiliriz! Okuduğum en iyi kitaplardan biri. Bazen okurken çok ciddiye aldığımı fark ediyorum ama o kadar içine alıyor ki. Asla asla bitsin istemiyorum bu seri. Herkesin sevebileceği bir kitap zaten. İçinde her şey var. İlk kitaptan daha çok sevdiğimi söyleyebilirim ama onun da ayrı bir tadı vardı. Herkes okumalı!!
Aşağıda incelememizden kesitlere göz atabilirsiniz.
İncelemeye linkten ulaşabilirsiniz: https://bloggerzadeler.blogspot.com/...-restoran-1-ksm.html
-Otostopçu'nun Galaksi Rehberi'nin 2. kitabıyla karşınızdayım. Her ne kadar felsefik bir kitap olsa da absürt alaycı anlatımı ciddi bir inceleme yapılmasına da engel oluyor. Serinin tarihi hakkında D. Adams'ın kitabın orijinaline çok sadık olduğunu görüyoruz. İlk kitabın sonuna konulmuş mektuplarına ayrıntılara ne kadar önem verdiğini görüyoruz çünkü dijital kol saatlerinin Amerika baskısında değiştirilmesi sonucu pek rahatsız olmuş kendisi.
- İlk kitap grubun Evrenin Sonundaki Restoran'a gitmeye karar vermesiyle bitiyordu. Ancak tahmin edilmesi mümkün olmayan birtakım olaylar silsilesi sonucu hiçbir şey planlandığı kadar kolay olmuyor tabii ki. Birkaç ölüm tehlikesi atlattıktan sonra yemek yenilebilecek en yakın yer olan (milyarlarca yıllık zaman farkını kolaylıkla görmezden gelmek suretiyle en yakın) Evrenin Sonundaki Restoran'a varıyorlar. Kendi kendini pazarlayan yiyecekler mi dersiniz, vergi borçları nedeniyle bir senesini ölü geçiren evrenin en çılgın rock starı mı yoksa Zarquon'un geri dönmesi mi...
264 syf.
·6/10 puan
İlk kitapta başlayan hikayemiz devam ediyor. Mizah unsuru eksilmemiş, benim çok hoşuma gidiyor. Okurken güldüğüm birçok an oldu. İlk kitaba göre eksilmemiş kurgu. Ekibimizin maceralarına yelken açıyoruz. Arada gülmeyi hatırlatan bir kitap.
264 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Douglas Adams, şu ana kadar okuduğum en tatlı, en orijinal, hayal gücü en geniş ve en iyi mizah anlayışı olan yazar. Özellikle karakterler müthiş. Aslında karakterlerin birbirine benzediği noktalar vardı. Örneğin ben bazen Zaphod ve Ford'u şebeklik ve sersemlikleri açısından birbirlerine benzetiyorum. Sadece Zaphod daha egolu bir karakter. Zaten kitapta en sevdiğim iki karakter Marvin ve Zaphod. Adams aşırı eğlenceli kitap ve karakterlerin yanı sıra Marvin gibi depresif bir karakere de yer verebilmiş ve çok başarılı olmuş. Bir robot olmasına rağmen duygularını belirgin şekilde yaşayan tek karakter Marvin. Yazarın burada bir ironi yapmaya çalıştığı düşüncesindeyim. Kitabı bu kadar övdüm ama neden on vermedim. Çünkü kitabın bazı yerleri bana inanılmaz sıkıcı geldi. Yani bu biraz olay örgüsünün olmamasına da bağlı. Yani birisi size bu kitap ne anlatıyor diye sorsa apışıp kalırsınız çünkü konusu yok gibi bir şey. Ayrıca yazar bazı yerlerde betimleme ve düşüncelere aşırı yer vermiş. Yani geçen diyaloglarda bile araya çok fazla düz metin veya açıklama sıkıştırmış çok gereksiz şeyler bence. O yüzden ben sadece diyalogları okuyup geçtim çünkü açıklamalar genel olarak diyalogla alakalı bilgiler vermiyor size. Havadan sudan şeylerden bahsediyor gibi. Son olarak da kitabı okuyup anlamak çok zor bence. Anlaşılması zor bir dille yazılmış yani. Benim yayınımın çevirisinden kaynaklı da olabilir ama özellikle uzun cümleler hele içlerinde bir de terimimsi kitaba özgü kavramlar varsa hiçbir şey anlamadan öbür cümleye geçtiğim oluyordu. Dediğim gibi ufak tefek sorunlar var benim gözümde ama okuduğum en orijinal kitaplardan biri olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece hayat evren ve her şeye geçmeden önce biraz bu seriye ara vermem gerekecek.
"Söylentiye göre, denizin bulutların üzerinde olduğu nasıl doğru değilse, Vogonlar’ın rüşvet ve ahlaksızlığa karışmak istemedikleri de aynı şekilde doğru değildi ve olayımızda bu yargı tereddüde hiç yer bırakmayacak bir şekilde doğrulanmaktaydı."
"O, “iffet” veya “ahlak güzelliği” gibi sözcükler duyduğu zaman, sözlüğünü aramaya başlar, çok miktarda hazır paranın şıngırtısı kulağına geldiğinde ise ahlak kuralları kitabını tuttuğu gibi fırlatıp uzaklara atardı."
“sanırım, bir Vogon için bu tamamen normal bir davranış şekli, değil mi? Yani, saldırgan dürtülerin, doğal ve sağlıklı bir biçimde, anlamsız şiddet hareketlerine kanalize edilmesi.”
"Bundan hoşlanacağımı sanmıyorum."
"Hayır hoşlanacaksın," dedi heyecanla Zaphod, "önünde yepyeni bir hayat uzanıyor."
"Öff, başka bir hayat daha mı?" diye inledi Marvin.
Eğer bir gün biri çıkıp da Evrenin hangi nedenle ve niçin burada var olduğunu keşfederse, Evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini çok daha gari ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını öne süren bir kuram vardır. Bir başka kuramsa bunun zaten gerçekleştiğini öne sürer
İlk kuramı insanoğlu denen yaratıklar, dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa ağızlarını bir daha hareket ettiremezlerdi. Birkaç ay süren dikkatli gözlemim sonucunda ikinci bir kuramla ortaya çıkmıştı ki o da şuydu - eğer insanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, beyinleri çalışmaya başlıyor.
"Uyduruyor muyum?" dedi Marvin, bir şaşkınlık parodisi içinde başını döndürerek. "Niye bir şey uydurmak isteyeyim ki? Hayat başka bir şey uydurmaya kalkışmadan da yeterince kötü zaten."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evrenin Sonundaki Restoran
Alt başlık:
Otostopçunun Galaksi Rehberi 2. Kitap
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715094
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Restaurant at the End of the Universe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Evrenin Sonundaki Restoran
Evrenin Sonundaki Restoran
Evrenin Sonundaki Restoran
The Restaurant at the End of the Universe
Milliways Öğlen Menüsü, editörünün iznini alarak, Otostopçunun Galaksi Rehberi’nden bir pasaj aktarmaktaydı. Pasaj şöyleydi: Belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. Bu aşamalar Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli Düşünmedir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak da bilinirler. Örneğin, ilk aşama Nasıl Yiyebiliriz? sorusuyla, ikinci aşama Neden Yiyoruz? sorusuyla, üçüncü aşamaysa Öğle Yemeğini Nerede Yiyelim? sorusuyla tanımlanmaktadır.
Menü daha sonra Milliways’in, Evrenin Sonundaki Restoran’ın bu üçüncü soruya çok uygun ve seçkin bir cevap olduğunu söylüyordu.
Altın Kalp’in yolcuları sabahtan itibaren altı tamamen imkânsız işi başarmışken, günü gerçekten layık olduğu bir şekilde taçlandırmaya karar vermişlerdi: Gidilebilecek en iyi restoranda, seyredilebilecek en iyi manzaraya karşı mükellef bir yemek.
Bu arada gidiyoruz, ama aranızda rezervasyon yaptıran oldu mu?

Kitabı okuyanlar 1.359 okur

  • gökçe sezer
  • defne
  • pal
  • Beril
  • Dariru
  • melis aral
  • Büşra Çatalbaş
  • Yücel Ceyhan
  • pluto pluto
  • Mazlum yazan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6
13-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%26.5
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.8
Erkek
%48.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.2 (115)
9
%20.8 (99)
8
%22.7 (108)
7
%13.9 (66)
6
%4.8 (23)
5
%0.4 (2)
4
%0.2 (1)
3
%0.4 (2)
2
%0
1
%0