Evrenin Yüzde Dördü (Karanlık Madde, Karanlık Enerji ve Kalan Gerçeklik İçin Keşif Yarışı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
429
Gösterim
Adı:
Evrenin Yüzde Dördü
Alt başlık:
Karanlık Madde, Karanlık Enerji ve Kalan Gerçeklik İçin Keşif Yarışı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
332
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754039856
Çeviri:
Zeynep Çiftçi Kanburoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
Gazeteci ve yazar Richard Panek bu kitapta bilim insanlarının, evrenin yüzde 96'sını oluşturan "karanlık maddeyi" ve bununla bağlantılı olarak "karanlık enerjiyi" arayışını anlatıyor. Karanlık madde ve karanlık enerji belki de tüm bilim tarihinin en büyük gizemi. Bu gizemi çözmek için fizik ve gökbilim araştırmacılarının verdiği zorlu ve uzun soluklu mücadele, onlara 2011 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü getirdi. Panek, konuyu, uzman olmayan okurların da kavrayabileceği bir dille anlatırken bilim dünyasındaki rekabeti ve işbirliğini, ekip çalışmalarının sınırsız coşkusunu ve dinamizmini de renkli ayrıntılarla gözler önüne seriyor.
332 syf.
·7 günde·8/10 puan
Bugüne kadar bildiğimiz her şey, keşfedilen ne varsa evrenin sadece %4'ünü oluşturuyor. Bilim insanları bilinemeyen %23 oranındaki gizemli şeye karanlık, %73 oranındaki daha da gizemli şeye karanlık enerji diyorlar. Klasik olarak tabir edilen "Biz okyanusta bir su damlası, sahildeki bir kum tanesiyiz" kavramları kitap boyunca hissediliyor. Bu uğurda bilim insanlarının karanlığı, yani bilinemeyeni ve büyük oranda da bilinemeyecek olanı keşfetme maceralarını anlatıyor.

2010 yılı başlarında WMAP' nin evrenimizi tanımlayan sayılara ilişkin çalışmaları sonuçları:
- Evren 13,75 milyar yaşında,
- Evren düz ve
* %72,8 oranında karanlık enerjiden,
* %22,7 oranında karanlık maddeden,
* %4,56 oranında baryonik maddeden (bizi oluşturan madde) oluşuyordu.
Bu veriler cehaletimizin derinliğini ortaya koyuyor.

Merak, bilinmeyene olan ilgi, gizemli olanı keşfetme arzusu sürekli yeni araştırmaları da beraberinde getiriyor. Evrenin o büyük okyanusunda hala neler var, nasıl oluşuyor söyleyemiyoruz. Bilim insanları her gün daha da ötesini görebilmenin nasıl mümkün olacağını araştırıyor.

Gökbilimciler bir anda parlayıp soluklaşan bir yıldız tanımladıklarında buna yeni yıldız anlamına gelen nova adını vermişler. Patlayan yıldızlara ait bir sınıflandırma yapmışlar, süpernova ismi böylece ortaya çıkmış.

90'lı yıllarda iki süpernova ekibi çalışmalarının çoğunu, Hawaii'de Kea Dağı'nda 4000-5500 metre yükseklikte sersemlemiş halde teleskopların kontrol odasında yaparken, 90'lı yılların sonlarında ise aynı teleskopları kullanan gökbilimciler artık deniz seviyesindeki bir kontrol odasında çalışmışlar. 2007 yılına gelindiğinde ise Hawaii'de Kea Dağı'ndaki 223 santimetrelik teleskobuyla evdeki bilgisayarla gözlem yapabilmeye başlamışlar. Teknoloji ilerledikçe daha iyi şartlarda çalışıp ve daha derinlemesine bilgilere ulaşılırken bugün hala evrenin büyük kısmı aydınlatılamıyor. Tam anlamıyla bilinemeyecek olan bir "karanlık" mevcut.

Süpernovaları keşfetmek öncesinde ne kadar zorsa zaman içinde yerlerini tespit edilebilmeleri kolaylaştı. Sonraları ise en yüksek kırmızıya kayma oranlarına sahip en fazla sayıda süpernovayı nasıl elde edebileceklerini sormaya başladılar. Kırmızıya kayma oranıyla, bizden uzaklaşan süpernovaların ışığının dalga boylarındaki artışlar da ölçülebiliyor. Süpernovaların uzaklıklarının kırmızıya kaymaları ile karşılaştırılması sonucunda, evrenin tarihi boyunca genişleme hızının nasıl değiştiği ortaya çıkarılabilir.

Yazarın dili sade, teknik olan konuları anlaşılır bir şekilde aktarmış. Kolaylıkla teknik kavramları anlıyorsunuz, bilim insanlarının maceralarını bazen hayatlarındaki özel bir kesitten de bahsederek harmanlayarak anlatmış.

Geçen yüzyıldaki bilgimiz bir ada evrenden yüzlerce milyar gökadaya, uzayda sonsuza kadar kendini tekrar eden hareketlerden yapısal evrime doğru gelişti. Şimdi elde bir karanlık var, karanlık madde ve karanlık enerji en büyük çözümlenmesi gereken bir gizem. Ve bugüne baktığımızda geçtiğimiz nisan ayında gerçekleşen bir gelişme olduğu için kitapta yer almayan, Dünya'nın farklı kıtalarında bulunan 8 farklı teleskobun görüntülerinin birleştirilmesi sonucu M87 galaksisinin merkezindeki süper kütleli karadeliğin fotoğrafı. Kim bilir belki de bu yüzdelik dilimden biraz daha aydınlanma yaşamanın adımı olabilir.

Evrenin karanlık yüzünü ortaya çıkarmak için keşifler birbirini izledi. Kopernik'in güneş merkezli sistem kuramından Galileo'nun Jüpiter ve Venüs gözlemlerine, Newton'un evrensel kütleçekim formülünden ay, gezegen ve yıldızların keşfedildiği döneme ve bu da Einstein'ın genel görelilik kuramına esin oldu. Bu da Büyük Patlama, Tip Ia süpernova gözlemlerine yol açtı ve sonunda karanlık enerjiye çıktı kapılar. Belki de parçaları birleştirmemiz için bir Einstein daha olması gerekiyor diye bahsediyor yazar.

Newton'un bir sözüyle bitirmek istiyorum:
"Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum, ama ben kendimi deniz kıyısında oynayan, büyük hakikat okyanusu keşfedilmemiş önümde uzanırken şurada daha düzgün bir çakıl, burada daha güzel bir kabuk bulduğu için eğlenen bir çocuğa benzetiyorum yalnızca. (Hakikat okyanusu : Evrenin anlamadığımız %96'lık kısmı)
332 syf.
Büyük gökbilimci Galileo'nun, yıllar sonra adına 'teleskop' denilecek yeni bir aletle evreni gözlemleyip, sanıldığından daha engin olduğunu ortaya koymasının ve Ay'daki dağları, yeni yüzlerce yıldızları, Jüpiter'in uydularını bulmasının üzerinden tam 406 yıl geçti.

Geçen dört yüz yıl süresince diğer gökbilimciler yaptıkları keşiflerle Galileo'nun evrenine yeni gezegenler, yıldızlar eklemeye devam etti.

Ve günümüze gelindiğinde, bildiğimiz ve gözlemleyebildiğimiz gezegenler, yıldızlar, dünyamız, tüm insanlar, bilinen herşey, kısacası bizler, evrenin sadece % 4'ünü kapsamaktayız, geri kalan % 96'lık 'karanlık' kısmın keşif sürecini ve esrarını, efsununu Richard Panek müthiş bir sürükleyicilikle kitaba aktarmayı başarmış.

Kitabın kapağını açınca;

"Biliyorum," dedi Nick.
"Bilmiyorsun," dedi babası.

- Ernest Hemingway.
332 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Arkasında 50 sayfa kaynakça ve notlar olan bir kitap bu. Sadece bu bilgi bile kitabın değerini anlatmaya yetiyor. Kitap, bugünkü kozmolojinin birkaç on yıl gibi kısacık bir sürede nasıl geliştiğini anlatıyor. Özellikle karanlık enerjinin keşfiyle sonuçlanan iki ayrı grubun süpernova araştırma projelerini en ince detayına kadar gözler önüne seriyor. Kitapta çok fazla isim var, bu durum açıkçası kitabı okurken beni zorladı.

Kitapta araştırmalar, keşifler ve bilim insanlarının psikolojik ve sosyal durumları bir roman gibi anlatılıyor. Bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okuyorsunuz kitabı, bilimsel keşifleri anlatan bir kitaptan beklenmeyecek şekilde olaylar kurgulanmış gibi. Ancak kurgu yok, tamamen gerçek keşifler, zaten kitap sizi sonunda bir nobel ödülüne götürüyor.

Çok sevdiğim bir deyiş vardır: Gerçek, kurgudan daha yaratıcı ve heyecanlıdır. Bu kitabı okurken bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Kitap akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış, bilimsel bilgiler olay örgüsü ile sarılmış. Cosmosu seven ve merak eden insanlara başlangıç seviyesi için uygun
332 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap çok teknik bir konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir kişinin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir dil ile anlatılmış. Ekiplerin kendi içindeki rekabet, bireylerin kendi hikayeleri bir edebiyatçı niteliğinde öyküleştirilmiş. Mevcut verilere ışığında evrenin geleceği hakkında da bilgilendirme yapılmaktadır.
Kuramcılar her zaman bir şeyler söyler. Bu onların işidir. Kuramcıların hedefi haklı olmak değil, mantıklı olmaktır; kendi içinde tutarlı bir iddiada bulunmaktır.
Bir şey bulmak için çalışıyorsanız, iki can sıkıcı bir sayıdır. İstatistiksel olarak iki, boşuna umutlandıran ve bir keşif iddiasında bulunmak için yeterli olmayan bir sayıdır.
Doğduğunuzu bilirsiniz öldüğünüzde ne olacağını merak edersiniz.
Ancak merak ettiğiniz sadece bu değildir bir yürüyüşe çıkarsınız ve yıldızlara bakarsınız yürüyüş yaptığınızı bildiğiniz için devam eden bir öyküye katıldığınızı anlarsınız.
Bir ışık kaynağından iki kat uzakta olan ve aynı parlaklık da ki diğer ışık kaynağı, yakın olana göre 1/4'ü kadar parlak görünür. Aynı şekilde dört kat uzağa koyarsak 1/16 kadar parlak görünür.
Teknik anlamda, Kutup bir çöl iklimine sahiptir. Kar nadiren yağar. (Kutup'taki kar milyonlarca yıl boyunca kıta çevresinde esen rüzgarların savurmasıyla oluşan birikimin sonucudur.)
Kutup'ta ellerinizde oluşan çatlakların iyileşmesi haftalar sürebilir ve terleme diye bir sorun yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evrenin Yüzde Dördü
Alt başlık:
Karanlık Madde, Karanlık Enerji ve Kalan Gerçeklik İçin Keşif Yarışı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
332
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754039856
Çeviri:
Zeynep Çiftçi Kanburoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
Gazeteci ve yazar Richard Panek bu kitapta bilim insanlarının, evrenin yüzde 96'sını oluşturan "karanlık maddeyi" ve bununla bağlantılı olarak "karanlık enerjiyi" arayışını anlatıyor. Karanlık madde ve karanlık enerji belki de tüm bilim tarihinin en büyük gizemi. Bu gizemi çözmek için fizik ve gökbilim araştırmacılarının verdiği zorlu ve uzun soluklu mücadele, onlara 2011 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü getirdi. Panek, konuyu, uzman olmayan okurların da kavrayabileceği bir dille anlatırken bilim dünyasındaki rekabeti ve işbirliğini, ekip çalışmalarının sınırsız coşkusunu ve dinamizmini de renkli ayrıntılarla gözler önüne seriyor.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Orhan kaya
  • mr.nobody
  • Yalın Tunalı
  • Bremsstrahlung
  • Abdullah Baki Yılmaz
  • Veli Bulutbeyaz
  • İrem KILIÇ
  • Derya
  • Ece Çelik
  • Günseli Ediz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (1)
9
%12.5 (1)
8
%37.5 (3)
7
%12.5 (1)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%12.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0