Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.025
Gösterim
Adı:
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ada Yayınları
Baskılar:
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, yalnızlığın romanı, dostluk özleminin, iyi insan özleminin romanı. Ferit Edgü, Çakır’ı anlatırken, su yolunda kırılan testileri anlatırken, hepimizin yalnızlığını, hepimizin dostluk özlemini dile getiriyor. Şu iyice bunaldığımız koşullarda.. Ve yalnızlığa, dostluğa, iyiliğe denk düşen bir anlatımla... Bir de bakıyorsunuz... Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, günümüz Türkiye’sinin gayrıinsanileşmiş durumunun izdüşümü oluvermiş... FETHİ NACİ
Çakır, kambur, yoksul bir arabacıdır. Anasız babasız büyümüştür hayatta hiç kimsesi yoktur. En büyük varlığı ve aşkı atlarıdır. Ev içinde değil de atlarıyla ahırda uyumayı seçer. Sevgiyle doludur Çakır, sadece atları değil insanları ve yaşayan her şeyi sever.

"Çakır, ölüm döşeğinde. Gözleri yarı açık.
Sanki ölürken aklına bir şeyler gelmiş (örneğin bana anlatacağı bir masal).
Gülümsüyor.
Bana mı?
Anlatacağı masala mı?
Yoksa birazdan ardında bırakacağı masala mı?
Yoksa, soluğunu ensesinde duyduğu ölüme mi?

Ölüme olmalı.
Ölüme: "benimki gibi bir yaşam üzerinde senin ne hakkın olabilir ki?"
Ferit EDGÜ – Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı*

Ferit EDGÜ kesinlikle sıradışı bir kalem. Kısa öyküleri ve novellaları oldukça sağlam. Okunulması gereken bir kalem olduğu düşüncesindeyim.

Kitap üç ayrı bölümden oluşuyor;

1. Çakır'ın Öyküsü
2. Ara
3. Su Testileri

Her bölümün başı Fernando PESSOA ile başlıyor ki bu da ayrı bir lezzet elbette..

1.Bölümde en sıradışı olay; fotoğraflar olmadan fotoğraflar anlatılıyor ve okuyucu, kafasında o fotoğrafı kendisi çekiyor. Yani ilk bölüm fotoğrafsız bir fotoroman gibi.. Çok güzel idi..

● Foto 26; “Çakır, odanın ortasında. İki elinde birer sandalye var. Ünlü sandalye akrobasilerinden birini yapıyor.” gibi..

Ara bölüm; romanın konusuna değinilen bölüm..

2.Bölüm de ise roman, bağlarına kavuşuyor. Bu bölümün özelliği ise olaylar tek bir kişinin ağzından değil, romanda yer alan bütün kişilerin konuştuğu, kendini anlattığı, anlatırken yarım kalan konuşmalar ve bu konuşmaların yutkunamamaya dönüşmesi... Yarım bırakılan cümleleri okuyucu olarak bizler bağlıyoruz.. Bu da derin bir etki yaratıyor.

Sonsuz ve sınırsız bir dünyaya hoşgeldiniz...

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.328 Oy)19.086 beğeni43.462 okunma3.028 alıntı183.268 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.567 Oy)8.847 beğeni28.768 okunma844 alıntı139.907 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.302 Oy)9.266 beğeni25.686 okunma1.834 alıntı118.984 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.426 Oy)3.925 beğeni12.997 okunma1.225 alıntı53.087 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.472 Oy)8.053 beğeni22.834 okunma834 alıntı89.984 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.912 Oy)8.865 beğeni26.379 okunma2.666 alıntı115.009 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.672 Oy)5.778 beğeni19.713 okunma847 alıntı101.418 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.735 Oy)13.441 beğeni34.595 okunma3.421 alıntı146.356 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.585 Oy)9.092 beğeni25.396 okunma1.545 alıntı126.923 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.004 Oy)5.411 beğeni17.350 okunma1.006 alıntı60.277 gösterim
Bu eseri bana hediye eden kitap dostum değerliEdaY Hanımefendi ye teşekkür ederim.

Yüklemlere kramp girmiş işte dertli adamlarının yaralı adamların sabırsız tahammülü yok... Işte diyorum anla, yüklemi sen tamamla... Yılgın hayatlar ölümü ceplerinde taşıtanlar...
Yaşamaktan yorulmuş insanların hikayesi...

Aşk cahile de uğrar alime de... Göğsünde söndürenler kazanır, kor edip harlayanlar divaneden mecnuna döner.

İlk defa fotoğrafları kaleme alma söze dönüştüren bir yazar var karşımda.
Fotoğrafı anlatma gözde canlandırma var evet fazla detaya girmeden anlatmış.
Bir roman değil de bir hikaye gibi, o kadar derin anlatmamış sade grift değil az ve öz... Birinci bölüm çakırı anlatıyor. Sonra su testisi diye bir hikaye var.
Bu aralar arka sokakların çocukları konuşuyor eserler de ya da karşıma çıkanların çoğunda algıda seçicilik...

Ferit edgü yü ne zamandır okumak istemişimdir.:)
Tam isabet buna derim :))
Şimdi size Çakır ın hikayesini anlatacağım diyor ve giriyor yazar. Hiç olmayan bir insanın, hiç olmayan resimlerinden hikayesini anlatmaya koyuluyor. Sözlerinde de belirttiği üzere ;
...Ona bir geçmiş uyduruyordum. Çünkü geçmişi hakkında çok az şey biliyordum. Yıllar boyunca düşleye düşleye ona gerçek bir hayat kurdum...
Böylelikle Çakır ın hikayesi başlıyor. Daha doğrusu yazarın yarattığı Çakır ın hikayesi. Anlatabilmiş mi ? diye sorarsanız. Gerçeğini aratmayacak kadar sahici Çakır ve hikayeye sonradan katılanların hikayesi.
Yalnızlık üzerine derin bir düşünüş ve düşündürüş. Bitirilmemiş cümlelerle okura da kendi gerçekliğini yaratma imkanı vermiş. Bambaşka bir üslup bambaşka bir teknikle kimsesizlik ve yalnızlığı tasvir etmiş.
Şimdi nerden başlayacagımı bilemiyorum.Böyle şiirsel bir tarzla bu kadar mükemmel bir roman oluşturmak muhteşem birşey.Çakır başlı başına mükemmel ''Bİr kambur hiçbir zaMAN kahraman olamaz''demesi bile başlı başına bir kitapdır.Ben çakır'ı kahraman görüyorum,insanlıgın, doğanın,yaşamın kahramanıdır çakır.Çakır diğer kötü işlere bulaşmış insanların (Kıni,esat vb) aslında iyi insanlar olduğunu dile getiriyor,olaya robotlaşmış halkın gözüyle bakmaması ayrı bir kahramanlık.Her türlü kategoride anında bir masal anlatması ayrı bir güzellik.Aşık'dı çakır;kuşa,at'a,meyveye,sebzeye doğada var olan herşeye... Aslında diğer karakterlerde çok güzel işlenmiş,ancak çakır'ı bu kadar eksik anlatırken diğerlerini anlatmak içimden gelmiyor.
Farklı hayatların sonlara doğru kesişiminden yola çıkan akıcı, yormayan bir kitap. Ancak yazarın tarzı - en azından kendi adıma - alışılmış olmadığından olsa gerek fazlaca kullandığı yarım cümleler, kısa kısa kesitler beni rahatsız etti. Beklendik bir sonuca varıp geleneksel herkesin cezasını çektiğini gördüğümüz bir kapanışı var.
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü ile tanıştığım kitap...

Hani bazı filmler olur ya, görüntü gözünüzün önünde akarken arkadan etkileyici bir ses bir şeyler anlatmaya başlar. Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı kitabını okurken bende oluşan his de tıpkı bunun gibiydi. Gözlerim satırların üzerinde dolaşırken o ses kulağıma geliyor ve adeta yazılanları seslendiriyordu.

Kitabın ilk sayfalarından itibaren Ferit Edgü’nün hem biçim hem de anlatım açısından farklı bir üslubu benimsediği görülüyor. Cümleler kısa, dizeyi anımsatan bir yapıya sahip ve tıpkı şiir dizeleri gibi alt alta sıralanmış. Okumaya başladığım zaman yazarın bu farklı yazım şeklini biraz garipsemiş olsam da sayfalar ilerledikçe bu anlatım tarzının anlatılanları daha akıcı hale getirdiğini ve aynı zamanda daha etkileyici kıldığını farkettim.

Kitap üç bölümden oluşuyor: birinci bölüm, ikinci bölüm ve ara bölüm. Birinci bölüm ve ikinci bölüm bir iki ufak nokta dışında birbirinden farklı olayları ve kişileri anlatıyor ara bölüm ise birinci bölümde anlatılanları yazarın nasıl öğrendiğinden bahsediyor.

Birinci bölümün anlatıcısı olan kişi bir gün aile albümüne bakarken babasının arabacısı olan Çakır’ın bir tane bile fotoğrafı olmadığını farkeder. Bunun üzerine Çakır’a dair bildiklerini, hatırladığı anıları kafasında kurguladığı ve olmasını hayal ettiği durumlarla birleştirip Çakır’ın sözcüklerden oluşan fotoğraflarını oluşturur ve bunları bir albüm haline getirir.

Yazar, ara bölümde birinci bölümde anlattıklarının bilgisine nasıl ulaştığına dair anısını anlattıktan sonra ikinci bölüm başlar. Burada ise kankardeş olan Esat ve Kıni’nin hikayesi anlatılmaktadır.

Bu kitap Ferit Edgü’nün dili ve üslubu hakkında bilgi sahibi olmamı sağladı. Yazarın diğer kitaplarını da okumanın faydalı olacağını düşünüyorum.
Eylülün gölgesinde okunsa yeridir..Eski bir sonbahar fotoğrafına bakarken akla gelenler gibi..Kurgusu ve öyküsüyle Ferit Edgü'nün bence en güzel kitabıdır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Farklı bir kalemi var Ferit Edgü’nün. Anladığım fakat kelimelere dökemediğim bir tarz. Kitaba gelirsek; dostluk özlemini, kötü insanların da içinde iyilik olabileceğini, kambur kahramanımız Çakır’ın hayat öyküsünü sade, derine inmeden, fotoğrafsız fotoroman ile anlatmasıyla okuması keyifli bir kitap.
Muhteşem bir fikir, muhteşem bir sunum... Ferit Edgü fotoğrafsız bir fotoroman yazmış. Olmaz demeyin yarattığı etkiyi fotoğraflarla yaratamazdı. Okuyun, okutun...
Ferit Edgü’nün eğer vapur sahnesi gerçekten yaşanmışsa en güzel kitabı. Hikayeyi öykü veya roman gibi değil de şiirsel bir dille anlatıyor. Anlatım teknikleri açısından diğer kitaplarına nazaran benzersiz buldum.

"bir yalnızlığı,
ahırda atlarla paylaşmak ne demek bilir misin?
bilemezsin.
hiç kimse bilemez.”
Biz bu dünyanın insanları değil miyiz? diye sordu.
Başını bir taş duvara dayadı.
Değil miyiz?
Ferit Edgü
Sayfa 76 - Sel Yayıncılık
Biz bu yaşamın içinde bir başka yaşamın yolcusuyuz ve bu yolculuk çok uzun sürmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Baskı tarihi:
1988
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ada Yayınları
Baskılar:
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, yalnızlığın romanı, dostluk özleminin, iyi insan özleminin romanı. Ferit Edgü, Çakır’ı anlatırken, su yolunda kırılan testileri anlatırken, hepimizin yalnızlığını, hepimizin dostluk özlemini dile getiriyor. Şu iyice bunaldığımız koşullarda.. Ve yalnızlığa, dostluğa, iyiliğe denk düşen bir anlatımla... Bir de bakıyorsunuz... Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, günümüz Türkiye’sinin gayrıinsanileşmiş durumunun izdüşümü oluvermiş... FETHİ NACİ

Kitabı okuyanlar 182 okur

  • Zeynep

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%1.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0