Ezop Masalları

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.964
Gösterim
Adı:
Ezop Masalları
Yazar:
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052005668
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap
184 syf.
Ezop, fabl denen öyküleriyle ünlüdür. Anlattığı öyküler yaşama ilişkin bir öğüt ya da ders verir. Kahramanları ise hayvanlardır. Ezop'un öykülerinde hayvanlar konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Öyküden çıkarılacak ders, sonunda okura öğüt biçiminde verilir
Bir tane paylaşmak istiyorum....

AKREP VE KURBAĞA
Akrep nehrin kenarında durmuş karşı kıyıya bakmaktadır. Geçmek istemekte ama suyu geçmek için yaratılmamıştır, korkar. Dostu olan kurbağaya seslenir:

-Kurbağa kardeş, seninle dostuz biz, dostluğumuz hatırına beni karşı kıyıya geçirir misin?

Kurbağa kendinden emin bir şekilde:
- Yapamam akrep kardeş, evet seninle biz dostuz ama uzak durmalıyım senden. Sen bir akrepsin ve
zalim bir iğnen var, çekinirim senden.

Akrep, kurbağanın endişesini anlar, ama vazgeçmemiştir. Bak kurbağa kardeş; şimdi sen beni sırtına alıp karşıya geçirirken seni sokabilir miyim hiç? Bunu ancak bir aptal yapar. Ben yüzme bilmem ki, seni sokarsam ben de boğulur ölürüm.

Mantıklı gelmiştir kurbağaya. Hem eski dosttular, neden soksun ki? Kabul eder. Akrep yaklaşır ve kurbağanın sırtına biner. Suyu geçmeye başlamışlardır yavaş yavaş. Derken, tam da suyun ortasında, kurbağa sırtında bir yanma hisseder. Akrep sokmuştur. Acı içerisinde başını çevirir:

Neden? Neden yaptın bunu, bak şimdi sen de boğulup öleceksin...Akrep üzgün ve pişman bir şekilde şöyle der:

Elimde değil. İŞTE BENİM TABİATIM BU...

Bu ezop masalını nereye çekersen çek her yöne gider. Akrep "Akrepliğinin" farkındadır, kurbağa "Kurbağalığının" "Dost" kelimesini ağza sakız edince inanıverir kim olsa... Masaldaki diğer bir ilginçlik de olayın derenin ortasında son bulması. Akrepteki nasıl bir karakterse artık... Hem kendini hem kurbağayı ölüme götürecek kadar acımasız! Öbür kıyıya geçmeyi bekleyemeyecek kadar sabırsız...
Cahilce bir gözü karalık...
Uzun lafın kısası; hikayeyi okuyan anlayacağını anlamıştır... (diye ümit ediyorum.) Ne akrep tükenir bu memlekette ne de kurbağa. Dere olduğu yerde durur, sıradakileri bekler. Zamanı geldiğinde de bulanır da bulanır... Akrebe kurbağa olmamanız dileğiyle...
Keyifli okumalar.
184 syf.
·10/10
Seni deliler gibi özlüyorum çocukluğum. Yalvarsam dön desem dönmezsin bilirim. Affan dedeye istediği kadar para sayarım keşke satsa keşke.

Özgür'ü, Ali'yi ve Tayfun'u andım çocukluğumun temel taşları. Keşke olsalar yanımda, yine onlarla okulda öğrendiğimiz, ölenler mücevherleriyle gömülür bilgisiyle gerçek bir mezarı kazıp hazine avlamak istedim. Gerçi ne ölü bulmuştuk nede mücevherini.

Oysa sen ne güzel şeydin hiç bitmeyecek zanneder, kıymetini bilmezdim. Hep daha büyük olmak isterdim. Kaça gidiyorsun diye soranlara 3 yerine 5 derdim. Bilmezdim ki büyük olmak büyük acılar getirirmiş en yakın gördüğü insanlar en derin yaraları açarmış yüreklerde.

Bu yüzden bugün seni tekrar yaşamak istedim. Dövmeli sakızlardan aradım bulamadım. Parka indim salıncakta sallandım biraz. Ne kadar da özlemişim. Kumlara uzanıp üstümü kirletmek istedim. Sonra gittim pamuk şeker aldım kendime. Nasılsa annem şeker yeme dişlerin çürür demeyecek.

Bugün her zamankinden daha bir başka özledim seni. Yine taş atıp pencere kırmak istedim kırılan kalplerin intikamını almak istedim. Ama o kadarına cesaret edemedim. Zillere basıp kaçtım bende. Balkonlardan kim o diye bağırmıyor insanlar. Diafonlar var artık teknoloji çok gelişti. Küçükken ne kadarda özgürdük.

Demirci Güven abi seni bile düşündüm bugün. Sen çekicinle bir şeylere dan dan vururken ben arka tarafa gider çay paketini şeker poşetine döküp birbirine karıştırırdım hep. Yakaladığında kızmamıştın hiç. Büyüyünce bana bir çay demlersin ödeşiriz demiştin. Sonraki günlerde çay ve şekeri yüksek yere koyduğunu da biliyorum tabi.

Hastaneye uğradım yine şırınga çalıp çocukları ben doktorum iğne yaparım diye korkutmak istedim. Acilde bir koşuşturma bir telaş çocuğun biri sara krizine girmiş bende döndüm.

Sonra o caminin önüne gittim. Biraz seyrettim. Yine eskiden olduğu gibi o kilitli odanın anahtarını bulup mikrofonla onun arabası var güzel mi güzel şarkısını söyleyip mahalleyi şaşkına uğratmak istedim. Peşimden koşarken sarığı düşüp merdivende tökezleyen hoca senden de özür dilerim. Umarım ah etmemişsindir.

Ve Arif amca, seyyar sebze meyve arabasına binip uçarken farlarını kırmıştım nasılda dövmüştün acımadan üstelik paranı da almıştın. Sana değil özür rahmet bile yok.

Yapabileceğim fazla bir yaramazlık kalmayınca sahile geçtim. Karadeniz'in hırçın dalgaları yüreğime yüreğime vurup beni ferahlatırken bu kitabı okumaya başladım. Hayaliyle, gerçeğiyle, çoğu düşüncemde sınırlı kalan geçici çocukluğumun üstüne, serserinin biri gelip yalnızsanız bir çay ısmarlayayım dedi ve yine eski büyük halime döndüm.

Kitabımda yarım kaldı, çocukluk anılarımda yarım kaldı, hava bile çok çabuk karardı. İnsan cinsinin çok kötü olduğunu bir kez daha anladım ve eve dönüş yoluna girdim.
48 syf.
·Beğendi·10/10
Ezop masalları adlı kitabı çok güzel ve zevkli bir kitap buldum. Her masalı ayrı güzel ve heyecan verici. Okudum ve beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim :)
48 syf.
·Puan vermedi
Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış Ezop'un hikayelerini, Türkiye'de birçok edebiyat ödülü almış olan büyük yazar Tarık Dursun K., özgün Türkçe'siyle dilimize tekrar uyarladı. Çocuklara okumayı sevdirecek okurken onların duygu ve dil dünyasına zenginlik katacak bu eşsiz kitabın ebeveynler tarafından ilgiyle takip edileceğine inanıyoruz
64 syf.
·8/10
Fabl tarzında olan Ezop masalları çocukların ve büyüklerin ilgisini oldukça çeker. Hayvanlar konuşur ve insanlar gibi davranır.
Her öykünün sonunda yaşama dair bir öğüt ya da ders verilir.
Kurbağa ile Fare, Maymun ile Kaplumbağa, İki Horoz, Tilki ile Leylek gibi bir sürü ders çıkaracağımız öyküler vardır.
Ve size bir kaç öğüt..
•Dertlerden kurtulmak için ölüm çare değildir. İnsan her çeşit güçlüğe katlanır, yeter ki ölüm olmasın.
•Dünyada belaların en belası, en kötüsü fitnedir. Araya fitne girdi mi, nice dostluklar yıkılır, nice felaketler meydana gelir.
•Kazma kuyuyu,kazarlar kuyunu.
•Görünüşe aldanmamalı. İyi görünüş altında nice kötülüklerin de bulunacağını unutmamalı.
•Tek başına olan her güç cılızdır. Birlikten kuvvet doğar.
184 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bu aralar 9. sınıflarda masal-fabl konularını işliyoruz. Kitabı çocuklara değişik örnekler verebilmek adına okumak istemiştim aslında ama okudukça o kadar hoş örneklerle karşılaştım ki seve seve bitirdim.

İçerisinde çok kısa ve çok basit fabllar var. Hatta birçok kişiye çocukça gelebilir belki ama altında yatan anlamlar gerçekten çok derin. Bazıları çok komik, bazıları ibretlik ve hepsi bilindiği gibi ders verici nitelikte.

Benim en dikkatimi çeken konu ise buradaki fablların çoğunu zaten küçüklüğümüzden beri biliyor oluşumuzdur. Yani ben çoğunu çocukken annemden dinlediğimi hatırlıyorum ki annem ilkokul mezunudur. Ne kadar içimize işlemiş, ne kadar bizim olmuş siz düşünün. Örneğin Yavuz Sultan Selim'in kendi ırkını tuzağa düşüren kekliğin başını kopardığı hikayeyi bilirsiniz, meğer Ezop masalıymış. Bir adamın bütün çocuklarına bir çubuk destesi verdiğini ve çocukların desteyi kıramayışını, daha sonra çubukları tek tek kırmayı denediklerinde kolaylıkla kırabildiklerini anlatan ve birlik-beraberliği öğütleyen hikayeyi de bilmeyen yoktur, o da Ezop masalıymış. Daha neler neler...

Özellikle küçük çocuğu olan anne-babalara ve öğretmenlere tavsiye edebileceğim bir kitaptı. Bu da bu yılın son kitabı ve son incelemesi oldu.

Herkese çok mutlu, çok güzel, dopdolu, bol okumalı bir yıl dilerim. Mutlu yıllar. :)
200 syf.
Aisopos'un masalları ilköğretim döneminde okutulurdu ve ardından bunların sınavına girerdik. Dolayısıyla hepimizin zihninde bu masalların çocuklara hitap ettiği fikri oluşuyor, ki masal diye adlandırdığımız bu kısa yazıları okuduğunuzda, durumun hiç de öyle olmadığını görüyorsunuz. Evvela, şu hatayı düzeltelim: masal değil, mit demek daha doğru olur. Masal terimi sıkça kullanıldığı için kitabın basımında da bu isim kullanılmış fakat içeriğin masal olduğunu savunamayız. MÖ'de yaşadığı düşünülen Ezop yüksek bir zümrenin üyesi değildi, kendisi rivayetlere göre köleydi. Bence kendisinin, hayatın realist yönünü bu kadar ustalıkla ele almasını sağlayan temel şey de, hayatın bu boyutunu adam akıllı görmesidir. Neredeyse tüm mitlerinde hayvanları kullandığını görürsünüz. Her bir hayvanı belirli tiplemelerle önünüze koyan Ezop, kimi zaman bu tiplemeleri tamamen değiştiriyor ve özgün bir mit yaratıyor. Esasında, insana ait olan özellikler, Ezop'ça tüm hayvanlara dağıtılmış ve aralarında bağlar kurulmuştur. Tiplemelerin değişmesi, esasında, insanın da tek bir tip olmadığını belirten, iyi ve kötünün bir arada olduğunu anlatmaya çalışan bir durumdur. Zira bir hayvandan aldığınız dersin tam tersini, yine aynı hayvandan alabiliyorsunuz. Bu arada, yaptığım bu yorumların hepsini, mitlerin bütününe bakarak yapıyorum. Tek tek yapmaya kalkışmam olanaksız, zira eserin içinde 350'den fazla mit bulunuyor. Milattan önce bir dönemde, teşhis ve intak sanatını, günümüzdekilerden dahi, muazzam başarı ile kullanan Ezop, sadece bununla da değil, söz oyunlarıyla da ilgi çekiyor. Birkaç mitte rastlayacağınız hafif kinayeler, uçtan uca topluma dokunan tarizlerle okurken tebessüm etmemizi sağlıyor. Eserin edebi yönüne dört dörtlük diyebiliriz. Düşündürme açısından ise, her şey gayet kısa ve öz. Bilhassa, birtakım mitlerine çok fazla önem verdim çünkü içlerinde insanın var oluşuna kadar uzanan bir bağ gördüm. Derin konuları dahi basitçe işleyebilen Ezop, hayata nereden bakarsak bakalım, aslında her şeyin birkaç cümleyle bile ifade edilebileceğini ortaya koyuyor, yeter ki doğru seyredilsin ve aktarılabilsin. Kelimelerin yüceliğini ve büyücü özelliğini, Ezop'ta görmek mümkündür. Ben bu mitleri okurken çokça keyif aldım. Kimi yerde yapılan siyasi eleştiriler bile öylesine yerinde olmuş ki, bu kadar basit bir mit, günümüzde süregelen sorunları bile gün ışığına çıkarabilecek düzeydedir. "Küçük Prens" kitabını bir çocuk kitabı olmaktan ziyade, her yaşa hitap eden bir kitap olarak görüyorsak Ezop'u da aynı konuma koymak gerekir. Hatta daha yükseklerde bile olabilir, zira bu mitlerin hepsi milattan önce söylenmiş. Platon'dan tutun da, Fransız La Fontaine'ye kadar, birçok sanatçının etkisinde kaldığı Ezop, dünya edebiyatı için belki de dönüm noktalarından biridir. En zevk veren şey de, hayatın gerçekliğini hayvan simgeleriyle aktarmaya çalışan Ezop'un, bu mitlerini hayatınıza birer ders olarak sokabilmesidir. Herkesin kesinlikle okuması gereken bu yapıt, La Fontaine'nin "eserlerimin babası" olarak nitelediği Ezop'un büyük bir mitidir.
184 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
358 masaldan (aslında kıssadan hisse hikâyesi) oluşan kitap, Ezop'un (Aisopos) tüm masallarını barındırıyor. Buradaki masalların pek çoğunu çocukluğumuzdan beri okumuş ya da duymuşuzdur. Bununla birlikte, bir hikâyeyi kaynağından okumanın haz ve değerine paha biçilemez. Bu masallardan yarısı size hitap etmeyebilir ama diğer yarısı tatmin edecektir. Bu yarı, hangi yarıdır siz karar verin :) Çevirmenin kitabın başında verdiği şu bilgi masal ya da hikâyelerin insanlar için önemini gösteriyor: "La Fontaine, kitabının önsözünde şöyle der: 'Bir masal iki parçanın bir araya gelmesiyle yapılır: Bu parçalardan biri masalın bedeni, öteki canıdır denebilir. Beden masalın kendisi, can ondan çıkan derstir.'" Bu kitaptaki masallardan birkaçını öğrenmek, sohbetlerin daha zevkli geçmesine yardım edebilir.
184 syf.
·2 günde
Yoksul bir ailenin çocuğu olduğuna inanılan Aisopos, Batı Edebiyatı Fabl türünün öncüsü olarak kabul edilir. M.Ö. 6. yy. da yaşayan Aisopos bir şekilde esir düşmüş ve köle tüccarları tarafından satın alınmış. Zekası ve komikliğiyle ilgi görmüş. Bu yeteneği ile sahibini etkilemiş ve özgürlüğüne kavuşmuş. İnsanların gülerken düşünmelerini sağlamış ve söylemek istediklerini fablları aracılığıyla aktarmış. Bazı kaynaklarda çirkin, kekeme, kambur ve ince bir zekaya sahip olduğu bilgisi verilir. Aisopos'un hayatı bir iftira sonucu ölüme mahkum edilip dağ tepesinden itilerek son bulmuş.

Aisopos fablları, bulunduğu dönemden önce bir örneği bulunmadığı için özgün ve orijinal bir yapıdadır. Fabllarında tabiattan ve çevresinden etkilenmiş, bunları ders çıkararak oluşturmuştur. Fabllar kısa ama öz biçimde tek paragraf ve o fablın ana fikrini ifade eden kısa cümlelerden oluşuyor. Her fablın başında olayın kahramanları olan karakterler başlık olarak yer alıyor. Konuları açısından ders ve mesaj verme niteliğinde olduğu için uzun zaman önce yazılmış olsa bile günümüzde karşılaşacağımız öğretilere dayanıyor. Aisopos fabllarında bize öğretilenin aksine karakterlerinde hayvanların yanı sıra bitkiler, cansız varlıklar, tanrılar, insanlar, doğaya ait birtakım unsurlar, duygular ve soyut kavramlardan oluşuyor. Aisopos fabllarında zaman ve mekan tam olarak belirtilmez. Fabllarının asıl amacı mesaj vermek olduğu için bu ögeler arka planda kalmış. Fabllar kısa ve basit yapıda olduğu için herkes tarafında kolaylıkla okunup anlaşılabilir.

Kitapta çoğu komik ama doğru mesajlar veren fabllar var.
Örneğin:

Katır
Çok arpa yemekten şişmanlayan katır, "Aynı annem gibiyim, uzun boylu ve güçlü, koşmakta üstüme yoktur," deyip böbürlenmeye başlamış. Bir gün koşmak zorunda kalmış, ama hemen yorulup dili sarkınca, "Babamın da eşek olduğunu şimdi hatırladım," demiş.
Fabl insanların görünüşlerinden aldanıp gerçek kimliklerini unutmamaları gerektiğini vurgulamak istiyor.
Herkese keyifli okumalar.
184 syf.
·2 günde
Asırlar önce yazılan bir masal kitabı nasıl hala okunabilir? Bu masallarda da çoğu karakter hayvanlar ise?

Ezop masalları çocukluğumuzda bizleri derin etkilerken okuduğumuz çoğu masalın belki de Ezop'a ait olduğunu bile bilmiyorduk belki de. Kitabı okurken hatrıma gelen pek çok masalla karşılaştım. Bu masalları tekrar ve Ezop'un dilinden okumak çok keyfliydi benim açımdan. Bunu diyorum çünkü pek çok Ezop masalı günümüzde yeniden yazılarak daha uzun bir hale getiriliyor. Kitapta göreceğiniz üzere aslında masallar daha kısa.

Kitaptaki isimlendirmelere de değinmeden edemeyeceğim. Karga ile Tilki, Kaplumbağa ile Tavşan, Ağustos Böceği ile Karıncalar... Bütün masallarda isimlendirmeler hikaye içerisinde geçen hayvanlardan oluşuyor. Bu da oldukça farklı geldi bana.

Son olarak kitabı bulabilirseniz mutlaka alıp okumalı varsa da çocuklarınızı da bu masallarla tanıştırmalısınız.
155 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap çokk komik.Okurken eğlendiriyor. Akıcı bitirmem yarım saat sürdü. Komik ve ilginç hikayeler var. İyi ve güzel bir kitap. okumayanlara
İYİ OKUMALARRR
Nice kimseler vardır: "Biz şunu yaparız! Biz bunu yaparız!" diye böbürlenirler ama ellerinden hiçbir şey gelmez.
Aisopos
Sayfa 190 - e-kitap
Prometheus insanı balçıktan yoğurup bitirdikten sonra boynuna bir heybe asmış, heybenin bir gözüne her insanın kendi kusurlarını, öteki gözüne de başka insanların kusurlarını koymuş. Ama içinde başkalarının kusurları bulunan göz öne, ötekiyse arkaya düşmüş; bunun içindir ki her insan başkalarının kusurlarını kolayca görür de kendininkileri göremezmiş.

Bu masal, kendi işlerini başaramayan, gene de başkalarının işine burunlarını sokmaya kalkan beceriksizler için söylenmiş.
Aisopos
Sayfa 178 - e-kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ezop Masalları
Yazar:
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052005668
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap

Kitabı okuyanlar 689 okur

  • Duygu
  • MarjanFarsadSever

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0