Fahrenheit 451 (Bilim-Kurgu Klasikleri)Ray Bradbury

·
Okunma
·
Beğeni
·
35.182
Gösterim
Adı:
Fahrenheit 451
Alt başlık:
Bilim-Kurgu Klasikleri
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053751670
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fahrenheit 451
Çeviri:
Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

NOT: Kitap, 1984 yılında "Dilara Özman" çevirisiyle Başkan yayınlarından "Fahrenheitt 451" adıyla da yayınlanmıştır.
Efsane bir kitap, severek okudum. Distopik düşünmeye ve sorgulamaya iten, bilim-kurgunun kitapla da olabileceğini gösteren bir eser. Yazarın kitap ismine karar verme aşaması çok hoşuma gitti.
Ayrıca birilerinin çöp toplaması, çocuk bakması gerekiyorsa birilerinin de çok okuması gereklidir. Okuyan insan başkalarını neden kitap okumuyorsun diye yargılamaz. Neden kitap okumuyorsun diye tavsiyede bulunur. Okumadıysanız size Fahrenheit 451’ i öneriyorum.
“Bu bir uyarı kitabıdır. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin bazen kıymetini bilmediğimizi hatırlatır. Bu böyle sürerse... öyküsüdür.”
  • Satranç
    8.7/10 (8.492 Oy)8.436 beğeni22.899 okunma1.456 alıntı105.921 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.123 Oy)17.515 beğeni39.570 okunma2.120 alıntı165.701 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.874 Oy)8.160 beğeni26.068 okunma628 alıntı126.963 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.840 Oy)7.372 beğeni20.670 okunma692 alıntı79.928 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.020 Oy)12.497 beğeni31.810 okunma2.798 alıntı132.817 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.538 Oy)5.820 beğeni15.270 okunma2.250 alıntı78.755 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.241 Oy)8.160 beğeni24.029 okunma1.944 alıntı102.731 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.985 Oy)8.376 beğeni23.279 okunma1.152 alıntı113.152 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.265 Oy)5.370 beğeni18.182 okunma688 alıntı92.483 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.162 Oy)10.826 beğeni26.602 okunma1.386 alıntı139.933 gösterim
Televizyon ve teknolojinin hüküm sürdüğü, kitap okumanın ise tarih olmaya başladığı disütopik bir roman. 

Televizyon insanların hayatlarının odak noktasına yerleşmiş ve izleyenler ile izlenenler bir bütün olmuş. Öyle ki televizyonda yer alan karakterlerden ailelerinden biri, akrabalarıymış gibi söz ediyorlar. Bununla birlikte izledikleri kişilerin kim olduğu sorulduğunda "Onlar... şey, onlar... onlar kavga etti, anlarsın ya." şeklinde belirsiz bir cevap verecek kadar izlediklerinin farkında değiller.

Uçakların arabaya dönüşebildiği bir teknolojik gelişim var. 

Kitaplarınsa anlaşılmayan, okumanın kafa karışıklığına yol açtığı nesneler olarak görülmeye başladığı bir dönem. Cahillik mutluluktur, okuyup araştırarak kafa karıştırmaya gerek yok felsefesinden hareketle okumak isteyen kişilerin ellerindeki kitaplar ise itfaiyeciler tarafından yakılmakta. Yani günümüzün aksine itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil, kitleleri cehaletten kurtaracak olan kitapları, inşa edilen yangına dayanıklı evlerin içerisinde yakmak. 

Böyle bir dönemde çalışmaktan arta kalan tüm zamanlarını televizyon ile dolduran bir itfaiyeci olan Guy Montag'in yeni komşusu ile tanışmasından sonra hayatının akışını değiştirecek düşüncelerin esiri olmuş.

Bir disütopya olduğundan okurken çokça George Orwell'in yazmış olduğu 1984 ile kıyasladım. Konu oldukça ilgimi çekse de maalesef okurken 1984'teki kadar keyif almadım.
RAY BRADBURY↔️FAHRENHEIT 451


Fahrenheit 451:Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı....
Kitap distopya türünün başta gelen örneklerinden birisi..
(Distopya ile ütopya arasındaki fark kısaca:ütopya hayal edilebilecek güzel bir dünya iken distopya bir o kadar kötü bir dünya)
Guy Montag bir itfaiyecidir.Lakin su değil,evleri yakmak için petrol taşımaktadır.Sorgulamadan tüm itfaiyeciler gibi sıradan yaşamına devam etmektedir.Bir gün komşusu Clarisse ile karşılaşır,kız ile Montag arasında bir arkadaşlık başlar.Kızın farkında olup Montag'in farkında olmadığı çok şey vardır.Üstüne bir de kitapları ile birlikte yakılan bir kadın.Montag'in sorgulamaya başlayıp,aklına gelmeyen şeylerin başına gelmesiyle devam eder olaylar.
Ben en çok kitaptaki Neil Gaiman'ın önsözünü ve Harold Bloom'un sonsözünü sevdim.
Farklı bir kurgu,bir distopya örnegi olarak #okudumokuyun.
Sadece eğlenme odaklı bir dünya..Çünkü düşünme yok, düşünme kalıpları yok ve bunun nedenine bakarsak kitaplar yok.Aslında yönetenlerin bizim sadece eğlenmemizi istediklerine göre kitapların olmamasına şaşırmamalılar..Belki bizim bir kaç yüzyıl olacağımız burda yazılanlardan belirlenmiş.Düşünmüyoruz,odaklanmıyoruz sadece eğleniyoruz.Aslında biz yaşamıyoruz bizim için yaşayan nesneler ve dünya var ama biz değil.Uçan araba,kapsül,mikro çipler,sonsuzluk ve sadece teknoloji,
ilk okuduğunda kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi? Ama değil çünkü düşünme,zihin,hissetmek,yaşam ve doğa yok...Ve düşünmenin olmadığı yerde kitaplar olur mu olmaz.Eee kitapları nasıl yok edeceksin? Toprağa mı gömeceksin gömemezsin ki çünkü yeşerirler.Yırtacak mısın peki?Yırtamazsın ki çünkü birleşirler en iyisi ne biliyor musun yakmak...Yak ki küllerini sonsuzluğa savur ve asla birleşemesinler..Kitaplar kendi kendi yakmayacağına göre nerde bu itfaiyeciler!!!
İtfaiyecilerin görevi kitapları yakmak :) İlginç gelebilir.
Televizyon programları ile beslenen bir toplum. Kitap okumanın ve bulundurmanın suç sayıldığı bir ütopya. Ve suç sayılmasına rağmen bir grup kişinin kitaplara olan merakı... Kitabın sonu çok iyiydi. Herkesin okuması gerek.
Distopik roman klasiği öne sürdüğü fikirler ve yazıldığı dönem itibariyle oldukça önemli. Hem bir dönem eleştirisi hem de geleceğe yönelik bir öngörü niteliği taşıyor. Edebi açıdan ise çok güçlü bulmadım. Olay örgüsü zayıf geldi. Distopik romanlarda olması gereken kasvetli havayı ise güzel yansıtmış. Kitap, okumanın önemi üzerine zaten, fazla da bir şey söylemeye gerek yok.
Büyük heverlesle okumaya başladığım kitap daha yarıya gelmeden hayal kırıklığına dönüştü. Nedendir bilmiyorum ancak yazarı pek samimi bulmadım. Güzel bir kurgu aslında ama kitaba yerleştirilememiş gibi geldi bana. Yinede sabredip tamamını okumayı başardım. Kitap bitince şu an şöyle düşünüyorum, "başka bir şey okuyarak zamanımı daha iyi değerlendirmiş olabilirdim, daha akıllıca olurdu".

Gelelim kitaba...

Kitapların tehlike olarak görüldüğü günümüzden çok uzak bir yüzyılda teknoloji oldukça gelişmiştir. İtfaiye yangın söndürmek için değil kitap olduğu ihbarı gelince ev yakmaya giden bir birim şeklindedir. İtfaiye çalışanlarından biri kitabın kahramanı Guy Montagdır. Ve hasta karısıyla yaşamakta ve hergün düzenli olarak işine gidip gelmektedir. Fakat günler bu minval üzeri seyrederken bir gün Montag yaptıları işi sorgulamaya başlar. Ve gittiği bir yangın çıkarma görevinde bir kitap çalar.
Yaptığı işin saçma olduğunu düşünmeye başlar. Ve evde başka kitaplarda bulur. Tüm yasaklara rağmen kitapların hoş şeyler olabileceğini düşünür. "yakmaya değer olduğuna göre içinde birşeyler olmalı" der kendine.

Bir süre önce parkta karşılaştığı ihtiyar pröfesör gelir aklına ve ona giderek içinden geçenleri ona anlatır. Profesör şaşırır. Montaga itiraz eder. Ama sonunda Montag'ın kitap basma fikrini kabul eder.

O gün Montag eve döndüğünde evde komşu kadınları görür ve onlara şiir okumak gibi bir hata yapar. Akşam işe gittiğinde ihbar gelir. Araçlara biner ve ihbar edilen eve giderler. Bu ev Montag'ın kendi evidir. Montag iş gereği evi karısıyla birlikte yakar. Amiri olan yüzbaşı zaten hep montagdan şüphelendiğinden bı duruma pek şaşırmaz. Ve yakma işleminden sonra Montag'ı tutuklamak ister.

Montag bir yolunu bulur ve nehir aracılığıyla kaçmayı başarır. Uzaklarda 5 profesör ateş yakmış olarak onu beklemektedir.

Kitabın sonunda Montag düşünceler içindedir...

Vesselam.
Önce hayal edilir sonra gerçeğe dönüşür. Umarım böyle bir roman sadece burada kalır.
İşini seven bir itfaiyeci televizyon ve teknoloji nin hüküm sürdüğü karanlık bir dünya.
Kitabın hikayesi oldukça değişik, sürükleyici ve başarılı.
Clarisse ile çok kısa süre konuşmasına rağmen Montag'ın hayatını 1 hafta içinde değiştirdi. Faber çok hoş bir karakter olmuş. Yüz başı ve Mildred'in yaptıklarını unutmayacağız!
Tek eksi yanı bazı kısımları anlamak için bir kaç kez okudum, çeviriden midir yoksa benden mi kaynaklanıyor bilemiyorum.
Yakmak bir zevkti...
Kitap böyle başlıyor. Distopik tarza yazılmış kitapların en iyilerinden. Kitapların yakıldığı,yok edildiği ve televizyonun insanları hapsettiği bşr dünya. Bu dünyada itfaiyeciler söndürmek yerine yakıyorlar. İşi kitapları yakmak olan,hatta kitapla birlikte kitapların sahiplerini de yakmak olan,itfaiyeci Guy Montag'ın hayatı üzerinden anlatılıyor. Guy Montag komşusu olan bir genç kız sayesinde kitapların değerinin farkına varıyor ve sisteme karşı çıkıyor. Yakması gerekirken kitapları okumaya başlıyor ve gerçekler hakkında uyanmaya başlıyor. Çevresinde sakıncalı görünmeye başlıyor ve ilk darbeyi televizyon bağımlısı karısından alıyor. Şefi tarafından hem kitapları hem evini yakması isteniyor ve yapıyor. Yakılma sırası kendine gelmişken şefi ve arkadaşlarını ve teknoloji ürünü olan metal tazıyı yakıp kaçmaya başlıyor. Artık o bir kanun kaçağıdır ve şehrin her yerinde onu arıyorlar. Kendisi gibi şehir dışında ve dağlarda yaşayan insalarla karşılaşıyor. Abiden patlak veren bir savaşın sonunda şehrin yerle bir olmasıyla hikaye sona eriyor.

Yazar distopik bir dünyayı kitaplar üzerinden anlatmış. Kitap okumanın ve yazmanın suç olduğu bir dünya.. Kulağa çok hoş gelen birşey değil hatta korkunç birşey.

Okudukça seveceğiniz,böyle bir dünyanın var olmaması için fikirler geliştireceğiniz,üzerinde çok düşüneceğiniz bir kitap.
Fahrenheit 451, adıyla, zamanında yasaklanan kitaplardan biri olmasıyla ve her şeyden daha önemlisi konusuyla her zaman okumak istediğim bir kitaptı. Neden ertelediğim hakkında hiçbir fikrim yok... Her neyse, Fahrenheit 451sonunda okudum.

Çoğunuzun bildiği üzere kitap bir distopya ve itfaiye teşkilatının amacının tamamen değiştiği bir dönemi konu alıyor. Bu dönemde itfaiyeciler kitapları yakıp yok etmekle görevliler. Kitap okumak, kitap bulundurmak kesinlikle yasak ve bir ihbarla itfaiye kapınıza geliyor, kitaplarınızla birlikte evinizi de yakıyor. Kulağa korkunç geliyor değil mi? Zaten okurken de kendimi çok rahatsız hissettim.

Fahrenheit 451, görece kısa bir kitaptı ve mesaj verme kaygısının ağırlıklı olduğu bir hikayesi vardı. Bu yüzden eminim ki orijinal dili sade ve anlaşılırdır. Benim okuduğum çeviride ise kesinlikle bir sorun vardı, bundan eminim. Çeviride bir problem olması akıcılığı bozuyordu ve çoğu yerde anlamsız gelen cümleler okuma zevkini de yok etti ne yazık ki.

Uzun lafın kısası, bilgiye ve kitaplara erişmek bu kadar kolayken okuyun, düşünün, sorgulayın.

* Bu arada Fahrenheit 451, kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu ısı derecesiymiş
... kulak kabartıyorum ve biliyor musun?
"Neyi?"
"İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor."
"Ah, bir şeylerden bahsediyorlardır mutlaka!"
"Hayır hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Genellikle bir sürü araba veya giysi markası yada yüzme havuzu firması sayıp ne güzel diyorlar!
"Ama en çok da insanları seyretmeyi seviyorum," dedi kız. "Bazen bütün gün metroyla gezip onlara bakıyorum, onları dinliyorum. Kim olduklarını, ne istediklerini ve nereye gittiklerini öğrenmek istiyorum sadece..."
... ama biliyor musun, asla soru sormuyoruz, en azından çoğumuz sormuyor; yanıtları bing bing bing diye veriyorlar sadece, biz de dört saat daha film-öğretmenin karşısında oturuyoruz.
"Eh, sonuçta tek kullanımlık mendillerin çağı bu. Burnunu bir insana doğru sümkürürsün, kağıt mendille silersin, mendili atıp sifonu çekersin, sonra bir başkasına uzanırsın..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fahrenheit 451
Alt başlık:
Bilim-Kurgu Klasikleri
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053751670
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fahrenheit 451
Çeviri:
Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

NOT: Kitap, 1984 yılında "Dilara Özman" çevirisiyle Başkan yayınlarından "Fahrenheitt 451" adıyla da yayınlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 4.004 okur

  • Merve
  • sevgi kara
  • Alıntı  Defteri
  • Deniz Uluyurt
  • Enes Patir
  • Burak Atlı
  • Emel Topçu
  • Sabire Ozturk
  • Esen Tunç
  • Hilal T

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.8
14-17 Yaş
%10.5
18-24 Yaş
%28.7
25-34 Yaş
%29.5
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.8
Erkek
%37.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (472)
9
%22.7 (399)
8
%26.3 (462)
7
%14.2 (250)
6
%5.7 (100)
5
%2.1 (37)
4
%1 (18)
3
%0.4 (7)
2
%0.5 (8)
1
%0.2 (3)

Kitabın sıralamaları